15 Temmuz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşı karşıya kaldığı büyük tehlikeyi, demokrasimizi ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak isteyen emperyalist tehlikenin ciddiyetini ve kardeşliğimizin her şeyin üzerinde olduğunu hepimize acı bir tecrübeyle gösteren tarihi bir dönüm noktasıdır.
Devlet ve siyaset kurumunu içeriden çürüten, liyakati yok ederek sadakati illegal odaklara bağlayan paralel yapıların ülkemize verdiği zararlar, bağımsızlığımızın en büyük tehdididir.
Üniter devlet yapımızın teminatı; ortak kader bilincimiz ve tavizsiz bir demokrasidir. Akılla, liyakatle ve adaletle devletimizi yüceltmek; tek bayrak altında, kardeşçe geleceğe yürümek hepimizin asli görevidir.
Emperyalizmin emrindeki paralel yapıların darbe girişimine karşı demokrasimizin ve milli birliğimizin yanında yer alan her bir vatandaşımıza teşekkür ediyor, 15 Temmuz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Demokrasi zeminini kaybetmemek ve Cumhuriyet değerlerini korumak adına;
1-) Kışlaya, ibadethanelere ve adliyeye siyaset yasağı getirilmeli, devletin en hassas kalelerine siyaset sokulmamalıdır.
2-) Bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmelidir. Adalet mülkün temelidir. Yargı sadece vicdana ve hukuka bağlı kalmalıdır.
3-) Üniter ve laik devlet korunmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan laiklik, toplumsal barışın çimentosudur.
4-) Devlette liyakat tesis edilmelidir. İşi ehline teslim etmek, “bizden-sizden” ayrımını bitirmek çağdaş devletin ilk şartıdır.
5-) Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkılmalıdır. Fırsat eşitliğinin ve birliğimizin teminatı Cumhuriyet ilkeleridir.
6-) Devletin ve milletin geleceği adına siyasi uzlaşı ve kardeşlik tesis edilmelidir. Kavgaya değil, soylu ve milli bir uzlaşıya ihtiyacımız vardır.
7-) Güçlü Parlamenter Sistem, demokrasimizin teminatıdır. Gazi Meclis’in iradesi ve saygınlığı her şeyin üzerindedir.
8-) Demokrasinin nefes borusu olan bağımsız ve özgür medyanın sesi kısılmamalıdır.
9-) Sorgulayan eğitim sistemi inşa edilmelidir. Aklını kiraya vermeyen; fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeliyiz.
10-) Özeleştiri yapabilmek erdemdir. Geçmiş hatalardan ders çıkararak tarihi tekerrür ettirmemeliyiz.
11-) Kumpas mağduriyetlerinin giderilmesi önemlidir. Geçmişte haksızlığa uğrayanların hakları ve itibarları iade edilmelidir.
12-) Hukuk zemininden ayrılmamalı, darbecilerle ve suçlularla mücadele ederken adaletten ve hukuktan sapılmamalıdır.
15 Temmuz’un bize öğrettiği en büyük hakikat şudur: Devlet, hiçbir yapıya, cemaate, gruba veya zümreye teslim edilemez. Devletin sahibi millettir; millet iradesinin tecelligâhı ise Gazi Meclis’tir.
Bu bilinçle; hukuk içinde kalarak, demokrasiyi büyüterek, Cumhuriyetimizi güçlendirerek ve kardeşliğimizi koruyarak geleceğe yürümek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Filenin Sultanları, azmin, emeğin ve takım ruhunun en güzel örneklerinden birini daha sergileyerek çeyrek finale yükseldi.
Yürekten mücadele eden tüm sporcularımızı ve teknik ekibi kutluyor, çeyrek finalde de aynı inanç ve kararlılıkla ülkemizi gururlandıracaklarına inanıyoruz.
Tüm Türkiye sizinle gurur duyuyor. Yolunuz açık, başarınız daim olsun! 🇹🇷
Bugün, Srebrenitsa Soykırımı’nda yaşamını yitiren binlerce masum insanı saygı, rahmet ve hüzünle anıyoruz.
İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan bu acının unutulmaması, benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için ortak hafızamızı canlı tutmak hepimizin sorumluluğudur.
#Srebrenitsa #Unutmayacağız
Türk edebiyatının ve şiirimizin önemli isimlerinden, “Zulme direnmektir hayat.” diyen; yaşamıyla da kalemiyle de zulmün karşısında, umudun yanında duran Ahmet Telli’nin vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Kalemiyle kuşaklara umut, vicdan ve direnme duygusu aşılayan; dizeleriyle hafızalarımızda iz bırakan değerli bir edebiyatçıyı kaybettik.
Ahmet Telli’ye Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve edebiyat camiasına başsağlığı diliyorum.
Türk tiyatrosunun ve sanat dünyamızın değerli isimlerinden Zihni Göktay'ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Sanata adanmış ömrü, sahneye kattığı eşsiz emek ve geride bıraktığı unutulmaz eserlerle daima saygı ve minnetle anılacaktır.
Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, sanat camiasına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
@RTErdogan
Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin!
NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz.
Şiddet içermeyen demokratik protesto hakkının engellenmesi kabul edilemez. Keyfî gözaltılar, toplantı ve gösteri hakkını açıkça tehdit etmektedir.
Dünya liderlerinin katıldığı uluslararası zirvelerde protestolar, demokratik hayatın olağan bir parçasıdır.
Bir ülkenin itibarına zarar veren, protestoların varlığı değil; demokratik protesto hakkının engellenmesidir.
Basın özgürlüğü bir ayrıcalık değil, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez şartıdır. Tarafsız basının sustuğu yerde millet gerçeği duyamaz; gerçeğin sustuğu yerde ise demokrasi yaşayamaz.
Bugün başlayıp pazar günü final güreşleriyle sona erecek olan 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri’ne katılım hakkı elde etmiş, minik boydan başpehlivana kadar tüm pehlivanlarımıza başarılar diliyorum. Her er kişinin hayali, Sarayiçi’nde yapılan Kırkpınar Er Meydanı'nda kol bağlamaktır!
Atalarımızdan bizlere emanet ve miras kalan asırlardır yapılan Kırkpınar yağlı güreş geleneğinde son üç yıldır uygulanan lig ve puan toplama sistemi, Kırkpınar Er Meydanı’nın kapılarını pehlivanlarımıza kapatarak telafisi güç maddi ve manevi hak kayıplarına yol açmıştır.
Sporun temeli hak, hukuk, adalet ve eşitliktir. Kuralların objektif, şeffaf ve istisnasız eşit uygulanması; hem pehlivanlarımızın hukuki güvenliğini sağlayacak hem de Kırkpınar yağlı güreş geleneğinin mirasını ve ruhunu gelecek nesillere taşıyacaktır. Geçmişine ve geleneklerine sahip çıkmak, geleceği yaşatmaktır.
Atalarımızdan miras kalan bu eşsiz kültürün daha fazla bozulmaması ve etik erozyona uğramaması için Tarihi Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin her yönüyle özüne döndürülerek özel bir kanunla acilen korunması gerekmektedir. Ayrıca bu köklü geçmişi yaşatmak amacıyla bir "Tarihi Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri Müzesi" kurulması vazgeçilmez bir zorunluluktur.
"Yağlı güreş, Türk tarihi kadar Türktür!"
Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın “Ben her zaman güreşirken arkamda Türk milletinin olduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.” sözündeki ruh ve şuurla beslenerek; modern olimpiyatlarda yücelerden yüce Türk sporumuzun maddeten ve manen yenilmeyen gücünü ve istikbalini şerefle temsil eden sporcular yetiştireceğiz… 🇹🇷
Bu görüntüyü kahrolarak izledim.
Deniz Göktaş hakkındaki soruşturmaya rağmen, sırtında çantası, üzerinde tişörtüyle ülkesine geri dönmüş.
Varsa bir şikâyet, ifadesini alır, sonra serbest bırakırsın. Kaçma şüphesi olmadığı açık değil mi?
Arkadan kelepçelenip bu görüntülerin paylaşılması kabul edilemez.
Deniz özgür olmalı.
Madımak, yalnızca Sivas’ta yitirdiğimiz canların değil; bu ülkenin vicdanında açılan derin bir yaranın adıdır.
2 Temmuz 1993’te aramızdan koparılan aydınlarımızı, sanatçılarımızı ve yurttaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Bu acı bize; eşit yurttaşlığın, laikliğin, birlikte yaşama iradesinin ve toplumsal barışın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Onların anısı, daha demokratik ve daha adil bir Türkiye mücadelesinde yaşamaya devam edecek.
#UnutMADIMAKlımda
Pençe-Kilit Operasyon Bölgesi’nde meydana gelen elim kazada şehit düşen kahraman askerimiz Çavuş Abdurrahman Hilal’e Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabırlar diliyorum.
Aziz şehidimizin ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Milletimizin başı sağ olsun.🇹🇷
Karne heyecanı yaşayan tüm evlatlarımızı yürekten kutluyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aklı, bilimi ve eğitimi merkeze alan Cumhuriyet idealini yaşatacak olanlar; bugün sıralarında emek veren, öğrenen, düşünen ve hayal kuran çocuklarımızdır.
Onları büyük bir özveriyle yetiştiren öğretmenlerimize, emek veren ailelerimize teşekkür ediyorum.
Her çocuğun eşit, nitelikli ve çağdaş eğitim hakkına kavuştuğu; hiçbir evladımızın yoksulluk nedeniyle geride kalmadığı bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız.
Tüm öğrencilerimize iyi tatiller diliyorum.
Türk sineması yeri doldurulamayacak, çok kıymetli bir çınarını yitirdi. Ömrünü sanatına adayan, duruşu ve eserleriyle milyonların hafızasında iz bırakan Kadir İnanır’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Kendisine Allah’tan rahmet; ailesine, sanat camiamıza ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.
Hiçbir inancı, hayatımın hiçbir döneminde siyasetin ve propagandanın malzemesi yapmayı doğru görmedim. İslam inancının en müstesna zamanlarından olan Muharrem ayının ve Aşura gününün de siyasi polemiklere, gerilimlere, kavgalara, propaganda hesaplarına ve istismara konu edilmesine müsaade etmeyecek; en azından bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız.
Bizim nazarımızda toplumsal ve manevi değerler; siyasi ikbal hesaplarından ve günlük siyasi kazanımlardan çok daha kıymetlidir. Bu değerlere karşı gösterilmesi gereken özen, her türlü siyasi hesap ve beklentinin üzerindedir.
Bu anlayışla, programımızda yer almasına rağmen, içinde oluşan atmosfer nedeniyle Aşura etkinliğine fiziken katılmamanın daha doğru, daha anlamlı ve daha isabetli olacağı kanaatine vardık. Çünkü bazı zamanlarda en doğru duruş, kalabalıkların içinde görünmek değil; inancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmamaktır.
Aşura etkinliğine yönelik mesajımı, gönül birlikteliğimizin ve muhabbetimizin bir nişanesi olarak sizlerle paylaşıyor; bizi en doğru anlayacağına inandığım bütün canlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyor, Muharrem ayının ve Aşura’nın birlik, kardeşlik ve hakikat ikliminin hepimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Başta şehitlerimizin kıymetli babaları olmak üzere, ömrünü helal lokma peşinde geçiren, evine götürdüğü temiz alın teriyle bu ülkeye değerli evlatlar yetiştiren tüm babaların Babalar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.
Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.
Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.
Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.
Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
Buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.
Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!