Adalet Bakanı Akın Gürlek ile Irmak Öğretmenimizin Hayatına Son Vermesine Neden Olan İddiaların Araştırılması Talebimizi Görüştüm
Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan üyemiz anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan’ın elim vefatı, eğitim camiamızda derin acıya neden olmuştur.
Hayatına son veren genç öğretmenimizin ölümü sonrası iddialar üzerine çeşitli girişimlerde bulunmuştuk.
Milli Eğitim Bakanı Sn.Yusuf Tekin’in iddiaları araştırmak üzere merkezden müfettiş görevlendirmesi önemli bir adım olmuştur.
İzmir teşkilatımızın Irmak Öğretmenimizin annesini ziyareti esnasında Öğretmenimizin Validesi Sultan Hanım ile telefonla görüşmüş, acıyı paylaşmış ve Milli Eğitim Bakanı ile görüştüğümüz gibi Savcılık boyutuyla sürecin hassasiyetle takibi için Adalet Bakanı Sn. Akın Gürlek ile görüşeceğimizi ifade etmiştim.
Adalet Bakanımız Sn.Akın Gürlek ile bir araya gelerek Irmak öğretmenimizin hayatına son vermesi hakkında kamuoyuna yansıyan çeşitli iddiaların aydınlatılması için Savcılık Soruşturmasının titizlikle yürütülmesi talebimizi ilettim.
Bakan Sn.Gürlek’e konuya ilişkin göstereceğini ifade ettiği özel ilgi ve kabulleri için teşekkür ediyor, Irmak Öğretmenimize tekrar Allah’tan rahmet diliyorum.
Genel Başkanımız Ali Yalçın, Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ile “Üniversite İdari Personeline Yer Değişikliği” talebimizi görüştü
Görüşmede, Toplu Sözleşme kararımız gereği önceki yıl atılan adımın geliştirilmesini, üniversite idari personelinin yer değişikliği konusunda objektif kriterlere dayalı, şeffaf, merkezi, kapsayıcı, köklü bir yer değişikliği sisteminin hayata geçirilmesi talebimiz ve çözüm önerilerimiz konuşuldu.
Üniversite idari personelinin yer değişikliği konusunda geciktirilmeden adım atılması ve soruna kalıcı çözüm getirilmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
@tcbestepe | @YuksekogretimK
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎MANZARA-İ UMUMİYE ZİYADESİYLE İBRETLİK BİR HAL ALMIŞTIR!▪︎▪︎▪︎
“O sendikayı fetöcüler kurdu. Vekil,
...., kurucu genel başkanın ceza almaması için kefil oldu, cesaretleri varsa çıkıp yalanlasınlar.”
“Rakı parasını sendikadan karşılayan daha ne yapmaz ki? Onca suçlama karşısında ben böyle bir şey yapmadım, ispat etmeyen şerefsizdir, haysiyetsizdir demiyor.”
“Genel Başkan, fetöcü değilim diye dava açmadı, benim bilgilerime nereden ulaştın, diye dava açtı.”
“Üyelerini PKK’lı diye yaftalayan bir sendika başkanı düşünülebilir mi?”
“Temsil hakkı ve ek ders ödemesi dört ay öncesine kadar 50.000 lira ödeniyordu, benim teklifim ve talebimle 10 bine indirilmiştir.”
“MHP Bolu İl Başkanı, Türk Sağlık-Sen Bolu Şube Başkanının görevden alındığını duyurarak, liderine sadık olmayan hiçbir kimseyle yolculuğumuz yok, dedi.”
…
Ülkemizde, memur sendikacılığının, acilen ele alınması gerektiği, gecikilmesi halinde sendikacılığın, telafisi mümkün olmayan şekilde zarar göreceği ile ilgili tespitimizde ne kadar haklı olduğumuz anlaşılmıştır sanırım.
Büyük laflar ettiler. Fark edilebilmek için en galiz küfürler, iftira ve çarpıtmalarla saldırdılar. Bizim üzerimizden kendilerini ifade etmeye çalıştılar. Eleştiri adına, yaptıklarımızı değersizleştirmeyi denediler. Ortaya bir şey koyamadılar ve artık kendi sicillerinde boğulma evresine sürüklendiler.
Seviyeli olacaklardı, ilk sınavda çakıldılar. Temiz dil kullanacaklardı, eğitimcilerin yüzünü kara çıkaracak manzaralar sergilediler. Apolitik olacaklardı, muhalefet vekillerinin önce oyuncağı sonra da maskarası oldular.
Şeffaf olacaklardı, maaş bordrolarını yayınlıyor, temsil hakkı, ek ders vs. başka hiçbir ödeme almadıklarını ilan ediyorlardı. Gördük ki kamuoyunu yanıltmışlar, dürüst davranmamış, açık açık yalan söylemişler.
En ibretlik olanı ise, bize yıllar yılı, “sendikamsı yapı” diye saldırıp, camiamızın bütün vakıf, dernek ve teşkilatlarını “sakıncalı” ilan edenlerin içine düştükleri acınası durumlarıdır.
Şimdi kamuoyu, eylem kararı alması yasaklanan, aldığı eylem kararı iptal ettirilen, şube başkanının parti il başkanı tarafından görevden alınabilen hilkat garibesi bir yapıyı görüyor ve hayretle izliyor.
Bütün bunlar olurken biz ise, bir taraftan ülkemizdeki sendikal gündemi belirliyor diğer taraftan Cenevre’de bir katliamcıyı susturmak için fitili ateşliyor; bakanlık, işveren ve emek kesimi temsilcilerini harekete geçiriyorduk.
Seviyesizliği ve açmazları ile sürekli bölünen, üyesinin iradesini genel yönetim kurulu üyeliği için pazara çekip satışa çıkaran, bir partinin iç kargaşasında taraf olup siyaset yapan ve siyasetin esiri olanlara inat;
Yakında başlatacağımız yeni eğitim hamlesiyle, uluslararası sempozyum ve diğer etkinliklerle bir sendika, seçim sürecinde bile üreterek nasıl kardeşlik ve eğitimci duruşu ile yönetiyor kamuoyuna göstereceğiz.
Bizi izlemeye ve farkımızı fark etmeye davet ediyorum.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]@EgitimBirSen
Memur-Sen Heyeti Olarak Başlattığımız Protesto Genel Kurul’da Büyük Destek Gördü: İsrail Susturuldu
Katiller topluluğu İsrail’in, Filistin’in ILO’daki “Üye Olmayan Gözlemci Devlet” statüsünü hedef alan ve Filistin’in uluslararası platformlardaki meşru temsilini zayıflatmayı amaçlayan girişimi, sosyal tarafları temsil eden delegelerin online oylamasında 17 kabul oyuna karşılık 394 ret oyuyla ezici bir çoğunlukla reddedildi. Böylece Filistin’in ILO bünyesinde elde ettiği temsil ve katılım hakları bir kez daha uluslararası toplum tarafından teyit edilmiş oldu.
Ancak İsrail bununla da yetinmedi. Genel Kurul’da bu kararı protesto etmek için söz alan İsrail temsilcisini, Memur-Sen/Türkiye heyeti olarak başlattığımız ve dünyanın dört bir yanından gelen delegelerin güçlü destek verdiği protestolarla susturduk. Salonda masalara vurularak yükselen tepkiler, açılan Filistin bayrakları ve adalet çağrıları, insanlığın ortak vicdanının sesine dönüştü. İsrail temsilcisinin konuşması defalarca kesintiye uğradı.
Bu tablo, yalnızca bir oylamanın sonucu değil; yıllardır işgal, zulüm, katliam ve hak ihlalleriyle mücadele eden Filistin halkına verilen güçlü bir dayanışma mesajıdır. Filistin davası, sadece Filistinlilerin değil; adalete, insan haklarına, emeğe, özgürlüğe ve insan onuruna inanan herkesin ortak davasıdır.
Uluslararası emek hareketi, hakkı ve hakikati hedef alan girişimlere karşı susmayacağını, mazlumun yanında yer almaya devam edeceğini bir kez daha göstermiştir. Filistin’in meşru temsil hakkını yok saymaya çalışanlar kaybetmiş; adalet, dayanışma ve insanlık kazanmıştır.
Memur-Sen olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistin’in haklı davasını her platformda savunmaya, uluslararası kuruluşlarda adaletin, özgürlüğün ve insanlık değerlerinin sesi olmaya devam edeceğiz.
Filistin özgür olana, adalet yerini bulana kadar...
#Filistin #ILO #FreePalestine #JusticeForPalestine
HAKİKATİN SESİ SUSTURULAMAZ!
Gazze’de yıllardır süren insanlık dramına dikkat çekmek, ablukanın kaldırılması ve insani yardımların ulaştırılması için yola çıkan Global Sumud Flotilla kara konvoyundaki aktivistler, Hafter kontrolündeki bölgede Hafter güçleri tarafından 7 gündür özgürlüklerinden mahrum bırakılmış durumda. Aralarında farklı ülkelerden vicdan sahibi insanların bulunduğu 10 aktivistten günlerdir haber alınamıyor.
Silahsız, barışçıl ve insani bir amaçla hareket eden bu insanların alıkonulması sadece onların değil, insanlığın ortak vicdanının da esir alınmasıdır.
Filistin davasını sahiplenmekten söz edenler bugün neden sessiz? Mazlumların yanında olduğunu söyleyen uluslararası kuruluşlar, İslam ülkeleri ve insan hakları savunucuları neden bu hukuksuzluğa karşı güçlü bir ses yükseltmiyor?
Gazze için yola çıkan insanların özgürlüğü; siyasi hesaplara, diplomatik sessizliklere ve konjonktürel çıkar hesaplarına kurban edilemez.
Bugün mesele sadece 10 aktivistin özgürlüğü değildir. Mesele; adaletin, insan haklarının ve vicdanın nerede durduğudur.
Başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm vicdan sahibi insanları bu hukuksuzluğa karşı ses vermeye, yetkilileri harekete geçmeye ve aktivistlerin derhal serbest bırakılması için çağrıda bulunmaya davet ediyoruz.
Ayrıca tüm siyasi partilerimizden, sendikalarımızdan, meslek kuruluşlarımızdan, sivil toplum örgütlerimizden ve toplumun bütün kesimlerinden bu konuyu gündemde tutmalarını; eylem, açıklama ve farkındalık çalışmalarıyla sürece destek vermelerini istirham ediyoruz.
Bugün susmak, yarın vicdanlarda ağır bir yük olarak kalacaktır. Çünkü sessizlik zulmü büyütür; adalet ise cesur insanların yükselttiği sesle hayat bulur.
Gazze için yola çıkan bu insanlar suçlu değil; insanlık adına sorumluluk alan, vicdanlarının sesini dinleyen onurlu insanlardır.
Hakikatin sesi susturulamaz. Vicdan esir alınamaz. Adalet er ya da geç yerini bulacaktır.
#FreeTheActivists
#GazzeİçinAdalet
#İnsanlıkOnuru
#SessizlikZulümdür
#GazzeyeÖzgürlük
#HakikatinSesiSusturulamaz
#VicdanEsirAlınamaz
T E Ş E K K Ü R L E R
Eğitim-Bir-Sen olarak 444.454 üye sayısına ulaşarak tarihi bir rekora imza attık.
Geçtiğimiz yıl 428 bin 618 olan üye sayımız, bu yıl yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının ailemize katılmasıyla;
📌 Milli Eğitim Bakanlığında 394 bin 705’e
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49 bin 749’a
📌 Toplamda ise 444.454’e yükselterek tüm zamanların zirvesine taşıdık.
.
Eğitim-Bir-Sen’i tarihi zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyorum.
Teşkilatımıza, emek , ömür ve gönül verenlere yürekten teşekkürler.
“Bugünün,Yarınların Kalıcı İş ve Eylemlerin Adresiyiz”
https://t.co/0HBXCHhlHU
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
EMEK VARSA BAŞARI VARDIR
Destansı Yürüyüş, Umudun Zaferi, Birliğin Gücüyle Büyüyen Başarı Hikâyesi
4200 üye sayısına ulaşmamızda gece gündüz demeden, bazen bir kişi için uzun yollar geçen, tepeler aşan fedakâr ilçe başkanlarıma, bütün yönetim kurullarımıza, işyeri temsilcilerimize, bütün üyelerimize, tüm gönül dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum
Bu büyük tabloda, ilk atandığı köyde konaklayacak yeri olmayan öğretmenimize ev buluncaya kadar evinde misafir ederek hem evini hem de yüreğini ona açan işyeri temsilcimizin misafirperverliği var.
Bu tabloda, zor zamanlarda araçları kundaklanan, bedel ödeyen, tehditlere eyvallahı olmayan ilçe başkanlarımızın dik duruşu var.
Bu tabloda, atandığı ilçeye gelen öğretmenleri tek tek karşılayan, her birine okullarına varıncaya kadar özel aracıyla eşlik eden ilçe başkanlarımızın özverisi var.
Bu tabloda, başka bir sendika üyesi olan ve işyerinde haksızlığa uğrayan öğretmene eğitimci kimliğini önceleyerek, sendikasının yalnız bıraktığını duyunca onu bulup onun sorununu çözen ve üyeliğini alan şube yönetiminin gönül sendikacılığı var.
Bu tabloda, sayıca azken dahi “Bu su boyumuzu aşar, kıyıdan yürüyelim” demeyip mücadelenin ortasına dalan, sayımız yüz binlere ulaşınca da rehavete kapılmayıp mahalle, mezra, köy, kasaba demeden okul okul dolaşıp üye yapmaya devam eden teşkilatımızın her mensubunun döktüğü alın teri var.
Bu tabloda, tatlı su sendikacılığı yapmayan, rüzgarın fırtınanın kasıp kavurduğu zamanda ben varım diyerek meydana çıkan ve zorluğu göğüsleyen kahraman teşkilatımız var.
Bu tabloda, ilçe başkanımızın annesinin etrafını sarıp oğlunuza söyleyin ya bulunduğu sendikadan ayrılır yada önce ceza sonra infaz ederiz diyenlere hadi ordan diyerek bedenini ortaya koyan yiğitler var.
Bu tabloda, öğretmenler odasında önümüzde diz çöküp yalvaracağınız günde hesaplaşacağız diyen ne idüğü belli olmayan kırtasiyeci kılıklı ideolojik çakallara, yerim belli yurdum belli varsa yüreği yeten gelsin diyen sendikacılar var.
Bu tabloda, çocukları ile imtihan edilmeye çalışılan, dönemin militanlarının cebinden çıkan çocuklarının isimleri ve okulları olmasına rağmen önüne konulan A4 kağıdına istediğin ili yaz gönderelim diyenlere, tamda bunların istedikleri bu diyerek teklifi red eden mangal yürekli sendikacılar var.
.
.
.
Bu tablo, kendisini davasına adamış bir teşkilatın mücadelesinin, emeğinin, tutkusunun ürünüdür.
Bu başarı, hakikatin gördüğü teveccühün, savunduğumuz değerlerin milletin değerleriyle örtüşmesinin sonucudur.
Bu başarı, üyelerimizden işyeri temsilcilerimize; engelli, gençlik ve kadın komisyonlarımızdan ilçe ve üniversite yönetimlerimize, şube yönetimlerimizden genel merkezimize kadar herkesin emeğinin, alın terinin ortak ürünüdür.
Bu başarıda, Eğitim-Bir-Sen’in özgür ve özgün duruşu var.
Özgür ve özgün duruşun olduğu yerde mücadele var, umut var, zafer var.
Umut varsa her daim çözüm var.
Emek, ömür ve gönül verenlere, ter akıtanlara, “mesuliyetimiz mensubiyetimizdir” deyip kendini bu kutlu davaya adayan teşkilatımıza ve 4200 üyemizin her birine yürekten teşekkür ediyorum.
📍 Teşekkürler Şanlıurfa...
*BİNLERLE BAŞLAYAN YÜRÜYÜŞÜMÜZ ONBİNLERİ AŞTI...*
Eğitim Bir-Sen Şanlıurfa 1 Nolu Şube olarak 2026 yılında üye sayımızı 11.053’e ulaştırmanın gururunu yaşıyoruz.
Son 4 yılda gerçekleştirdiğimiz üyelik artışı; yönetim kurulumuzun, icra kurulumuzun, kadınlar komisyonumuzun, Genç Memur-Sen teşkilatımızın ve 13 ilçedeki yol arkadaşlarımızın samimiyetinin, fedakârlığının ve dava şuurunun en güçlü göstergesidir.
13 ilçenin tamamında yetkili sendika olmak, masa başında değil; okul okul, kurum kurum verilen emeğin, sahadaki alın terinin ve gönül bağının sonucudur.
Bugün eğitim iş kolundaki 56 sendikanın toplamından daha fazla üyeye ulaşmış olmamız ve en yakın sendikaya 5 kat fark atmış olmamız; teşkilatımızın güven veren duruşunun, birlik ruhunun ve özverili mücadelesinin açık bir göstergesidir.
Bu büyük aileye emek veren, gece gündüz demeden çalışan tüm teşkilat mensuplarımıza ve üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. Dün olduğu gibi bugün de aynı inanç, aynı heyecan ve aynı dava bilinciyle yürümeye; eğitim çalışanlarımızın sesi olmaya devam edeceğiz.
Birlikte yürüdük, birlikte büyüdük, birlikte güçlendik…
Bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.
@_aliyalcin_@ebs1sanliurfa@memursenurfa
#Sanliurfa
***AKADEMİ EĞİTİMLERİ***
Bir eğitimden istenilen sonucun alınabilmesi için o eğitimin:
● İhtiyaç haline gelmesi,
● İyi planlanması,
● Kolay ulaşılabilir olması,
● Mecburi değil gönüllü olması,
● Puan veya belge gibi güçlü teşvik unsurlarıyla desteklenmesi gerekir.
Milli Eğitim Akademisi tarafından, dört ve sekiz yılı dolan eğitim yöneticilerine verilen eğitimler, uzun vadede zorunlu tutularak değil teşvik edilerek daha verimli hale getirilebilir.
Yöntem ve yaklaşım değişikliğine gitmek gerekiyor.
SUMUD AKTİVİSTİ BAŞKANLARIMIZLA BULUŞTUK
Özgürlük ve Sumud Filosu’nda yer alıp siyonist rejimin Akdeniz’de uluslararası hukuku hiçe sayan müdahalesiyle durdurularak alıkonulan ve ardından ülkemize dönen başkanlarımızı, Genel Başkanımız Ali Yalçın, sendikalarımızın genel başkanları, çalışanlarımız ve üyelerimizin katıldığı törenle karşıladık.
Genel Başkanımız Ali Yalçın:
“İnsanlık filosu yoluna devam edecek. Filistin özgürlüğüne kavuşana kadar siyonist barbarlığa, korsanlığa ve haydutluğa karşı insanlık sesini yükseltmeyi sürdürecek. Memur-Sen olarak Gazze’nin kurtuluşu için insanlığın ortak vicdanını harekete geçirecek her türlü girişime dün olduğu gibi bugün de öncülük edeceğiz.”
EĞİTİME BAKIŞ RAPORUMUZ EĞİTİMİN GELECEĞİNE YOL HARİTASI SUNUYOR
Eğitime Bakış raporlarımız, ulusal ve uluslararası veri kaynaklarına dayalı olarak hazırlanmakta ve yaptığı analizlerle eğitim sistemimizi küresel bağlamda değerlendirme imkanı sunmaktadır.
Rapor, eğitimde fırsat eşitliği, kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik gibi temel alanlarda politika yapıcılara ve karar vericilere önemli bir referans oluşturmaktadır.
Onuncu sayıya ulaşan Eğitime Bakış 2025: İzleme ve Değerlendirme raporumuzun eğitim sistemimizin iyileştirilip geliştirilmesine katkı sunacağına inanıyoruz.
SUMUD SALDIRI ALTINDA
Uluslararası hukuku yine yok sayan israil, sivil gönüllülerden oluşan Sumud Filosuna açık sularda müdahale etmiştir. Katil israil bir insani girişime değil, ortak insanlık değerlerine saldırmıştır.
Gazze’de süregelen ağır kuşatmayı kırmak ve oradaki insanlara nefes olmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu, bugün hukuk dışı bir güç kullanımının hedefi olmuştur.
Sumud; kararlılığın, haysiyetin ve vicdanın adıdır.
Ama biz geri çekilmeyeceğiz.
Sessizliğe teslim olmayacağız.
Doğrunun ve adaletin tarafında durmayı sürdüreceğiz.
Vicdan sahibi herkesi, bu haksızlığa karşı sözünü söylemeye; adaleti ve insan onurunu savunmaya davet ediyoruz.
#SumudSaldırıAltında
23 Nisan, çocuklarımıza milli irade bilinci kazandırmanın, milli ve manevi değerlerle tezyin etmenin, yüksek ahlak ve düşünce sahibi olarak yetiştirmenin ana gündem yapıldığı ve bu hedeflere uygun iş ve eylem kararlılığının gösterildiği bir gün olmalıdır.
Milli irade bilincini kuşanıp, sahip olduğu milli ve manevi değerlerle parlayacak, yüksek ahlakı ve düşüncesi ile örnek alınacak çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
Açıklamamızı okumak için: https://t.co/VOauj4McfS
***KAOSA İZİN VERMEYECEĞİZ!***
Öğretmene şiddet görüntüsüyle başladı, arkasından çok daha büyük bir plan çıktı. Şer odakları, dijital ortamda tuzağa çektiği çocuklarımızı, oyunlar ve sapkın inançlarla, arkadaş ve öğretmen katili haline getiriyor.
İstanbul, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar, hepimize çok daha büyük sorumluluklar yüklüyor.
Gün suçlu arama günü değil, aklıselimle düşünüp milletçe yaşadığımız bu kötü günleri atlattıktan sonra, ortaya sivil toplum, üniversiteler ve devletimizin bütün birimlerinin katkısıyla kalıcı çözüm üretecek bir eylem planı koyma günüdür.
Karşı karşıya kaldığımız problem, işi bilen bilmeyen herkesin bir çırpıda söylediği tespit ve önerilerle çözülecek kadar basit bir problem değildir. Çok yönlü ve uzun soluklu bir çalışma gerekmektedir.
Zorunlu eğitim süresinden, geç kaldığımız dijital terörle mücadeleye, öğretmenin toplumda yıpranan saygınlığı ve rehberlik hizmetlerinden disiplin yönetmeliğine, okullarda eğitimli profesyonel güvenlik personelinden mesai saatlerinin düzenlenmesine kadar geniş bir alanı uzmanlarıyla çalışmak ve sisteme dönüştürmek gerekmektedir.
Uzun vadede çalışacağımız bu görevimizden önce bugün okullarımıza sahip çıkmaya, insanlığın düşmanı şer odaklarının sergiledikleri kirli oyunlara karşı dik durmaya ihtiyaç vardır.
Devletimizin bütün birimleriyle hızlı reaksiyon verdiği, binlerce dijital bataklığa erişimin engellendiği, zehirlenip zombiye dönüşen suç ortaklarının bir bir enselendiği, bizim de toplumsal duyarlılık oluşsun, gerekli önlemler alınsın diye tepkiyi yükselttiğimiz iki günlük muhasebeden sonra dipdiri görevimizin başında olacağız.
Bugün yaşanan bu elim olayları kaosa dönüştürmek için her türlü provokasyonu yapanların; okullarımızda sapkın akımları nasıl desteklediklerini, din ve maneviyat adına ne varsa nasıl karşı çıktıklarını, değerlerimize nasıl düşmanlık ettiklerini çok iyi biliyoruz. Sözde tepkilerine, içine düştükleri çelişkilerle baktığımızda maskelerinin arkasındaki kirli yüzü görmüyor değiliz.
Artık bu sapkınlara tahammül edeceğimiz günler geride kaldı. Mecliste on beş yaş altına sosyal medya kullanımına sınır getiren düzenlemeye karşı çıkıp;
Bir ay önce “Okullar karakol değildir, eğitim polis nezaretinde sürdürülemez.” Deyip, Urfa ve Maraş meydanında ise “Bakanlığın önünde polis var, okulların önünde yok. Neden okulların güvenliği sağlanmıyor?” diyerek, sorumsuzluğun dibini görenlerin gerçek yüzlerini milletimize anlatacağız.
Yeniden başlıyoruz. Ayağa kalkıyor ve sahip çıkıyoruz. Tıpkı gezi olaylarında, 15 Temmuz gecesinde yaptığımız gibi.
Başlıyoruz, bir milyon yüz bin üyemizle buradayız. Bunun bir vatan savunması olduğunun farkındayız. Yeniden öğretmenin öğretmen, velinin veli, öğrencinin öğrenci olduğu günlere kavuşmaktan, taşları yerli yerine oturtmaktan başka çaremiz yoktur.
Bu arada yıllar yılı yazıp söylediklerimizi görmeyen, duymayan, CİMER’i kapatmayıp öğretmenini korumayan, veliyi şımartıp öğretmenin başına çıkaran, veli şikayeti ile öğretmenini süren, cezalandıran, okulları proje çöplüğüne döndürüp ders yapılamaz hale getiren, her gün sudan sebeplerle öğretmeni sınıftan alıp toplantı salonlarına yığan, öğrenci merkezli eğitim deyip öğrenciyi şımartanlara; sitemimiz, itirazımız, isyanımız da devam edecek. Umarım bu sefer derdimizi anlatabiliriz.
***
EĞİTİM-BİR-SEN | TÜRK EĞİTİM-SEN ŞİDDETE KARŞI ORTAK BİLDİRİ
Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan menfur saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.
Okullarımıza yapılan saldırıları milletimiz için beka sorunu olarak değerlendiriyor, milletimizin bekasını, gençlerimizin geleceğini, çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının can güvenliğini her şeyin üzerinde görüyoruz.
Sanal dünyadaki kirli oyunların yönlendirdiği saldırılar karşısında herkesi çocuklarımıza, okullarımıza ve eğitim çalışanlarımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.
📢 İŞ BIRAKIYORUZ!
Şanlıurfa Siverek'te yaşanan menfur olayın hemen ardından Kahramanmaraş'ta yaşanan ve 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan alçak saldırıya karşı tavrımızı ve tepkimizi ortaya koymak için 16 ve 17 Nisanda 2 gün iş bırakıyoruz.
EĞİTİM-BİR-SEN | TÜRK EĞİTİM-SEN
O R T A K B İ L D İ R İ
Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan menfur saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Milletimizin başı sağolsun.
Eğitim-Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak, yaşadığımız bu feci hadiseleri milletimiz için beka sorunu olarak görüyoruz.
Milletimizin bekası, gençlerimizin geleceği, çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının can güvenliği bütün mülahazaların üzerindedir.
Bu nedenle ortak tavır almayı vatani bir görev, ahlaki bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz.
Eğitim çalışanları olarak dijital dünyada çocuklarımızı hedef alan kirli oyunların farkındayız. Dijital terörün karşısında çocuklarımızı, okullarımızı, eğitim çalışanlarını yalnız bırakmayacağız.
Pazartesi günü bayrağımızla okullarımızda olacak, dua ile şehitlerimizi anacağız.
▪️Önce binlerce Siverekli ile birlikte protesto yürüyüşü yaptı.
▪️Saldırının yapıldığı okula ve yaralıların tedavi edildiği hastaneye gitti. Öğretmen ve öğrencilerle görüştü.
▪️Oradaki ziyaretleri sırasında Kahramanmaraş’tan gelen haber üzerine süratle bu şehre geçti.
▪️Hala Kahramanmaraş’ta yetkililerle görüşmelerini sürdürüyor ve yapılacaklar konusunda istişarelerde bulunuyor.
▪️ Başlarına gelen sebebiyle üzüntülü, şaşkın ve endişeli hastane önünde bekleşen ailelere, yaralı öğrencilerle, psikolojik destek vermek için ziyaret ediyor.
▪️Çocuklarını kaybeden ailelere taziyede bulunuyor, acılarını paylaşıyor.
Dün Şanlıurfa Siverekte bugün Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen menfur saldırıları nefretle kınıyoruz.
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; acılı ailelere, yakınlarına, eğitim camiasına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.