Altı yıldır ülkenin dört bir yanına yayılan Kültür Yolu Festivalleri için ayrılan devasa bütçeler, ne yazık ki manevi yozlaşmayı körükleyen geçici eğlencelere harcanıyor.
Geçim derdiyle boğuşan öğrenciler, huzurlu yuva kurmak isteyipte imkanı olmayan ve işsizlik sarmalında kaybolan yüz binlerce gencimiz var.
Bu kaynaklar gösterişe değil; doğrudan gençlerin istihdamına, geleceğine ve eğitimine aktarılmalı.
Birkaç günlük sahne ışıkları uğruna hem maddi kaynaklarımızı hem de bizi biz yapan manevi değerlerimizi hızla tüketemeyiz.
Emperyalist güdümlü 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti.
Allah’ın yardımı ve kahramanca direnen milletimizin fedakârlığıyla püskürtülen sadece bir darbe teşebbüsü değil, özünde bir emperyalist işgal planıydı.
Meş'um darbe girişiminin yıl dönümünde, şehitlerimize ve ahirete irtihal etmiş gazilerimize Allah'tan rahmet; hayatta olan gazilerimize de sıhhat ve afiyet diliyorum.
Geçmişten günümüze 15 Temmuz teşebbüsü dâhil ülkedeki tüm askeri darbelerin ya azmettiricisi, ya destekleyicisi ya da bizzat planlayıcısı ABD'dir. Bu gerçek asla unutulmamalıdır.
ABD gibi bir dostunuz varsa düşmana ihtiyacınız kalmaz; çünkü başınız beladan kurtulmaz.
ABD'nin israilden başka dostu yoktur. Kendisinin veya tek dostunun çıkarları uğruna müttefiklerini(!) tek kalemde harcamaktan da geri durmaz.
Bugün, toplumsal olarak yaşadığımız sıkıntıların çaresi, kendi medeniyet değerlerimize, inancımızın şekillendirdiği öz kimliğimize yeniden çok güçlü bir şekilde sahip çıkmaktır; o kimliğin hayatın her alanında neşvünema bulması için gayret etmektir.
Emperyalist işgale geçit vermeyen şehitlerimize sonsuz rahmetler diliyorum.
Milleti korumak ve vatanı savunmak için kullanılması gereken silahlarla kendi halkını vuran darbecileri, arkalarındaki küresel emperyalizmi ve bütün uşaklarını lanetliyorum.
13 Temmuz 1930'da, Zilan Deresinde binlerce kadın, çocuk, yaşlı Kürt vatandaşımız acımasızca katledildi.
Bu Katliamının üzerinden yaklaşık bir asır geçmesine rağmen acısı halen tazeliğini korumaktadır.
Devletin gücünü arkasına alıp kendi halkını katledenden daha zalim kim olabilir?
Zilan katliamıyla yüzleşip geçmişte yaşanan mağduriyetler masaya yatırılmalıdır. Tek parti zihniyetinin milletimizin yüreğinde açtığı yaralar onarılmalıdır.
Bu vesileyle Zîlan’da hayatını kaybeden bütün mazlumları rahmetle yâd ediyorum.
Haluk Levent'in büyük bir vurgun yaptığına dair ciddi iddialar bulunmakta ve bu konuda bir soruşturma yürütülmektedir.
Talebimiz, bu iddiaların üzerine şeffaflıkla gidilmesi ve deprem dönemi başta olmak üzere toplanan her bir kuruşun hesabının sorulmasıdır.
Hiçbir kötü örnek yüzünden, ihtiyaç sahiplerine yardım elini uzatmaktan vazgeçmemeliyiz.
Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent’in bağış paralarını kumarda yediği, yolsuzluk yaptığı yönündeki iddialar, çok vahim.
Söz konusu şahsın kabahatinden daha vahim olanı, iyiliğin istismarıdır, toplumsal güvenin zedelenmesidir.
Hayır ve yardım organizasyonlarını şeffaf ve güvenilir bir şekilde yürüten STK'ların, bu istismarın yol açtığı güvensizlik ikliminden etkilenmemesi, en büyük temennimiz.
Toplum olarak, "iyilikte yardımlaşmalı, hayırda yarışmalıyız." Hiçbir istismarcı yüzünden iyiliğe ve hayra yüz çeviremeyiz.
8.372 Müslümanın, Sırplar tarafından barbarca katledildiği #Srebrenitsa'dayız.
11 Temmuz 1995’te dünyanın gözleri önünde, Avrupa'nın göbeğinde, Birleşmiş Milletler'in "güvenli bölge" ilan ederek insanları silahsızlandırdığı bölgede çocuk, yaşlı demeden Sırplar tarafından vahşi bir soykırım işlendi.
Aradan geçen 31 yıla rağmen acısı hala ilk günkü gibi taze. Soykırımda katledilen ve kimlikleri yeni tespit edilen 10 şehidin cenaze namazını bugün kıldık.
Bilge Lider Aliya “Soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır” demişti. İslam ümmeti, başına gelen musibetlerden dersler çıkarsaydı belki bugün Gazze'de tarihin en acı soykırımlarından biri daha yaşanmazdı.
Srebrenitsa’da olduğu gibi, bugün Gazze'deki soykırım da seyrediliyor. Her iki katliam da Batı'nın ve uluslararası toplumun ikiyüzlü ve çifte standartlı tutumunu gözler önüne seriyor.
Bu iki yüzlü tutum karşısında, Müslümanlar bir araya gelerek kendi birliklerini kurmalıdır. Uluslararası hukuku, kurum ve kuruluşları, kendi çıkarlarına hizmet etmek için kurgulayan ve insan haklarını sadece kendileri için isteyenlerden Müslümanlara da insanlığa da hayır gelmez. Ümmetin vahdeti, ertelenemez bir zorunluluktur.
#SrebrenitsaKatliamı’nın yıl dönümünde, mazlum şehitlere bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum; soykırımcı, vahşi katilleri lanetliyorum.
"...Emrolunduğun gibi dosdoğru ol..."
ayetine perde olmaya yeltendiler. Öncüleri de benzerini yapmışlardı.
"İnkâr edenler dediler ki: Bu Kur'an'a kulak vermeyin, okunurken gürültü çıkarın, belki bastırırsınız." (Fussilet Suresi, 26)
Herkes karakterine göre davranır.
"Allah'a çağıran, salih amellerde bulunan ve "Ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim vardır?" (Fussilet, 33)
Yeditepe Üniversitesi'nde neler oluyor?
Bir öğrenci, hukuk fakültesinin mezuniyet töreninde Rabbimizin bize emrettiği “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hûd Suresi, 112. Ayet) yazılı bir pankart açıyor.
Ancak kendi köklerine yabancılaşmış ve Batının bataklığına hayran kalmış bir grup, dosdoğru olmayı emreden bu ayet-i celilenin görünmemesi için önünü kapatmaya çalışıyor.
Dosdoğru olmayı red eden bir zihniyetten nasıl adalet beklenir? Bu zihniyet, hukuki görevini hangi ölçülere göre yapar?
Bu ayete ve Rabbimizin emirlerine ancak hırsızlar, arsızlar ve yolsuzlar karşı çıkar.
Bu ayeti Hukuk Fakültesi'nde pankartla dalgalandıran kardeşimizin yüreğinden öpüyorum.
Batı'nın bir bataklık olduğunu Gazze’deki soykırımdan sonra kendi halkları bile gördü.
Bizim zavallılarımız ise hayatın anlamını hâlâ kendi köklerine düşmanlık etmekte buluyor.
Ayrıca evlatlarımızı kendi köklerine düşman eden eğitim sistemimiz de baştan sona gözden geçirilmelidir.
Batıcı eğitim değil milli eğitim olmalıdır.
Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, İran’da ve Gazze’de yüz binlerce kardeşimizi katleden ABD’ye karşı vatandaşımızın tepkisini ortaya koymasından daha doğal ne olabilir ki?
Gazze’de yaşanan soykırımı iliklerimize kadar hissettik. Bu soykırıma destek veren her kim varsa onlara karşı büyük bir öfkeyle dolmamak, akidevi (inançsal) bir noksanlıktır.
Tepkisini ortaya koyan, protesto yapan, medyada açıklamalarda bulunanları gözaltına almak, tutuklamak ve hesaplarına sansür uygulamak tam bir hukuki garabettir.
NATO’nun bize fayda getireceğine asla inanmıyoruz. Gazze’de ve İran’da masum çocuklarımızı katleden bu kravatlı katillerin ülkemize gelmesine asla rızamız yoktur.
Kocaeli Kastamonu Adana Ankara ve İstanbul’da İslami kesimlere yönelik yapılan NATO gerekçeli gözaltılar üzüntü vericidir. Yaşanan ağır soykırımlardan sonra herkesin yasal ve makul eleştiriler gösteriler ve protesto yapma hakkı vardır. Bu hak olmalı ve engellenmemelidir.
Kardeşlerimizin bir an önce serbest bırakılmalarını ümit ederim.
33 yıl önce bugün…
PKK çeteleri, Başbağlar’da 33 canımızı katletti.
PKK çeteleri ağababalarından aldıkları talimatla, Erzincan’ın Başbağlar köyünde bir gecede; çocuklarının gözü önünde hiçbir şeyden haberi olmayan masum babaları ve vatandaşlarımızı katletti.
Yine 34 yıl önce bugünlerde, Diyarbakır’ın Susa köyünde PKK'lı teröristler, 10 Müslümanı camiden çıkararak gecenin karanlığında vahşice katletti.
On binlerce insanımızın katili olan PKK’yı lanetliyor; şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Kutsallarımıza hakaret eden bir şaklabanı savunmak için sıraya girenler, aynı hassasiyeti 5816 mağduru binlerce insan için niye göstermiyor? Kemalistlerin bu meselede ahlak öğretmenliğine soyunması hiç tutarlı durmuyor. İfade özgürlüğü çifte standartla savunulamaz. Hiç kimsenin kutsallarımızı “mizah” kılıfıyla aşağılamaya hakkı yoktur.
Bugün “sanat” diye alkışladığınız şey, yarın başka bir kesimin kutsalına yönelse aynı sessizliği mi tercih edeceksiniz?
Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’te başlayan soykırımın üzerinden 1000 gün geçti. İsrail işgal güçleri, ateşkese rağmen bölgede soykırım eylemlerini sürdürüyor. Yaşanan katliam ve saldırılara dikkat çekmek amacıyla gerçekleştireceğimiz Basın Açıklamasına tüm halkımız davetlidir.
Dünya Uyanmadı İnsanlık Ölürken.
Bin gündür dünyanın gözü önünde açıkça işlenen bir soykırım ve bu soykırıma seyirci kalan bir dünya...
#GazzeSoykırımı1000Gün
Gençlik Buluşmamız kapsamında, Gençlik ve Gazze temasıyla düzenlediğimiz Voleybol Turnuvamız genç kardeşlerimizin katılımıyla devam ediyor.
Kardeşlik ve takım ruhunun ön plana çıktığı etkinliğimize katılan tüm gençlerimize teşekkür ediyoruz.
"Rabbimizin emrine teslimiyet, iffete atılan en güzel adımdır. Her örtünen gönül, Allah'a yakınlaşma niyetinin sessiz ama en güzel ifadesidir." 🌿
Şanlıurfa'da tesettüre adım atan genç kızlarımız için düzenlediğimiz "Niyet Ettim Örtünmeye, Emrin Başım Üstüne" programından geriye kalan anlamlı kareler...
Rabbimiz, tesettüre adım atan tüm kardeşlerimize istikamet üzere bir ömür nasip eylesin. Bu anlamlı programa katılım sağlayan tüm kardeşlerimize teşekkür ediyor, hayırlara vesile olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyoruz.