Bana, 'sen kimsin' diye soran olursa şayet;
Bende'nizin tasviri aşağıdaki gibidir... ⬇️ Bilin isterim.
.....
Büyük hesaplarım yok benim. Küçük ama samimi bir dünyam, emekle karılmış bir hayatım ve sıradan hayallerim var.
Bir de kırık dökük cümlelerim...
Sanat tüm disiplinleriyle birlikte insanın zamana ve onun acımasızca işlettiği yok ediciliğine karşı bir ölümsüzlük mücadelesidir. Beden ölür, eserler yaşamaya devam eder.
#AHMETTELLİ anısına saygıyla...
İnsan konuşur ve bir gün susar. Ama bazıları sustuktan sonra da konuşmayı sürdürür. Sözü hâlâ yankılanıyorsa, yaşamaya devam ediyordur. Ahmet Telli, şiirleriyle yaşamaya devam edecek.
Vazgeçenlere....
Bilmediğim bir dili konuşuyorum
Adlarını öğreniyorum çiçeklerin
Bilmediğim bir zamana akıyorken ben,
"Yaşam" kutsanmış bir sözcük oluyor dilimde...
Başka bir dünya mümkün....
Egemenlerin dayattığı her türlü ezberden kurtulup, aklımızı özgürleştirmek "başka bir dünya" için atacağımız ilk adım olabilir.
Ünlü bir sinir bilimci var: Robert Sapolsky.
“Zebralar Neden Ülser Olmaz?” adlı kitabında tam da taşı gediğine koyuyor.
Doğada bir zebra düşün.
Bir aslan tarafından kovalandığında inanılmaz bir stres yaşar. Kalp atışı hızlanır, kortizol yükselir, beden alarma geçer. Ama bu kriz kısa vadelidir. Ya kaçıp kurtulur ya da ölür. Eğer kurtulursa birkaç dakika sonra yeniden otlamaya başlar.
Aslan da bir sonraki hafta ne yapacağını düşünmez.
Emeklilik fonunu hesaplamaz.
Sosyal statüsünü sorgulamaz.
Modern insana geldiğimizde işler değişir.
Fiziksel bir tehdit olmadan, sadece düşünce gücümüzle geçmişi ve geleceği şimdiye taşıyarak bedenimizi sürekli alarm halinde tutmayı başardık. Bravo bize.
İşte insan stresini hayvanlardan ayıran temel fark burada başlıyor: bilinç.
Bu noktada bir başka önemli isim devreye giriyor: Antonio Damasio.
“The Feeling of What Happens” kitabında çok net bir ayrım yapıyor.
Diyor ki:
Duygular (emotions) biyolojik ve bedensel tepkilerdir.
Hisler (feelings) ise bu tepkilerin zihinsel deneyimleridir ve bilinç gerektirir.
Yani korku bir duygudur.
Ama “ya tekrar olursa?” diye zihinde dönen endişe bir histir.
Zebra aslanı gördüğünde korku yaşar.
Aslan gittikten sonra korku biter.
Ama insan…
O aslan gittikten sonra da zihninde yaşamaya devam eder.
“Ya yarın yine gelirse?”
“Ya bir dahaki sefere kaçamazsam?”
“Ya herkes benim zayıf olduğumu anlarsa?”
Biz duyguyu zamana yayarız.
Tehdidi zihinsel olarak üretiriz.
Henüz olmamış olana karşı bedenimizi savaşa sokarız.
Literatürde buna “öngörüsel endişe” denir.
Yani ortada gerçek bir aslan yoktur.
Ama beden yine de koşuyormuş gibi yaşar.
Sorun stres değil.
Sürekli açık kalan alarmdır.
Ve modern insanın en büyük paradoksu şudur:
Zekâ sayesinde geleceği planlayabiliyoruz.
Ama aynı zekâ yüzünden hiç gelmemiş tehditler için bugünümüzü yakıyoruz.
@pelindilaraclk 'dan alıntıdır.
@UmmuhanAr21 Bilinen yaşam formlarının tümü -biri hariç- doğaya mutlak uyum sağlayarak yaşamlarını sürdürür. İstisna olam - İnsan-hariç. O aksine doğayı kendi yaşam konforuna uydurmayı medeniyet olarak tanımlar. Herşeyi yok etma pahasına bir medeniyet iddiası...
Leyla Zana'ya yapılan gayri ahlaki ve gayri insani tezahüratı kınıyorum. Fikirlerine katılırız, katılmayız bu başka bir durum. Ama önce bir kadın, sonra da onurlu bir siyasetçi olduğu unutulmamalıdır.
Irkçılığa, nefret söylemine geçit yok!
Bu topraklarda barış mutlaka yeşerecek.
Dinlemeyi bilmek gerek. İnsanın kendini ifade ediş biçimlerinden biri olan konuşmak fiili, doğal olarak bir dinleyiciye ihtiyaç duyar. Temel insan haklarından biridir, konuşmak. Temel beklentilerden biridir dinlenilmek, konuşan için.
Devriyesini kusursuz bir şekilde
Bugün de tamamladı, güneş.
Birazdan
Geceyi temizlemeye çıkar
Lacivert düşler.
Sokaklar ıssız ve tedirgin!
Gecenin koynunda
Artık birer gölge olmuş
Sakinlerini bekler
Metruk bir köşk.
Pencerelerinin boşluğundan Hüzzam bir ıslık çalıyor rüzgar...