Zafer Partisi Genel Başkanı Prof.Dr. Ümit Özdağ’ın hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmasını kınıyoruz.
Öcalan’a umut hakkının konuşulduğu siyasi iklimde siyasi parti liderlerinin hukuksuz biçimde susturulmaya çalışılması demokratik açıdan kabul edilemez!
Ceza hukukunda, CMK 12.madde hükmüne göre; suçun işlendiği iddia edilen yerin bağlı olduğu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma yapmakla yetkili kılınmıştır.
Antalya konuşması suç unsuru ise, soruşturmanın Antalya Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılması gerekmektedir.
Neden İstanbul Cumhuriyet Savcılığı yetkili sıfatı ile hareket etmektedir!
Ağır bir hukuk garabeti yaşanmaktadır!
Demokrasiyi baltalama, Türk Milliyetçilerini susturma gayretine rağmen demokrasimize sahip çıkacak Prof. Dr.Ümit Özdağ’ı yalnız bırakmayacağız.
Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet!
#ÜmitÖzdağYalnızDeğildir
YETER Kİ UYAN
Tökezliyoruz. Kalelerimiz bir bir sarıldı. Fikirlerimiz bir bir eritiliyor. Sırtımız terzilerdeki iğnedenlik gibi hançer doldu. Nerede ne hata yapıldı, bu önemsiz. Cumhuriyet ve 100 senede yarattığı ayrıcalıklı insanlar ulaştıkları çağdaş hayat ile şımardıkça gevşediler. Kaybedecek şeyleri arttıkça yozlaştılar. O fedakar ilk nesillerin torunları köklerinden koptu, tarihlerinden habersiz, insanaltı ideolojilerin kölesi ve sosyal medyanın keşleri oldular. Vatansever halkçı cumhuriyetçiler sınıf atladıkça yerlerini fırsatçı cahil siyasetçilere bıraktı. Neden mi? Çünkü keyifli letafetleri, zorlu sorumluluklara tercih ettiler. Kendi yurtlarındaki nöbet kulelerini bırakıp, elin ülkesine hizmetçi olarak göçmeyi yeğlediler. Cumhuriyet temelleri zayıfladıkça bize feci bir yol gözüküyor. Bu yolun ufkunda hüsran denizleri var. O karanlık suların altında bacaklarınızı koparmaya iştahlı canavarlar yukarı yüzüyor. Bu son dönemeç.
Gün kara. Her yerden sarıldık. İçimizden dışımızdan oluk oluk kanıyoruz. O kadar rehavete kapıldık ki, bize takılmak isteyen tasmaları, bileklerimize kilitlenen prangaları sezemiyor hale geldik.
Yılma! Tutsağız ama henüz esir olmadık. Zaten esareti kabullenirsek, hizmetkar olursak tarih sahnesinden silinelim daha iyi. Esarete alışan köledir, köleliğe şükür diyen de; Türk değildir. Sor kendine, sen köle misin?
Geçmişine bak, seni sadece o uyandırır. Unutma! Çünkü unutkanlık en büyük zaafın! Bin cefa ile bir sefa kazanarak yazdığımız tarih, her şey tükenince sığındığımız anamızın ihtimamı, çaresizken Tanrı misafiri diye sana evini açan, sofranı kuran nine; hepsi bu bıçkın ama sevilesi millet tarafından yaratıldı. Sen onlardan mısın? Yabancı mısın? Cevabı iyi düşün. Senden önceki o eskiler, hürriyetleri için her şeyi göze almıştı. Ülküler, uğruna ölüm göze alınırsa güçlüdür. Korkaklar ve ürkekler er meydanında ne ülkü koruyabilir, ne utku tadabilir.
Sen farklısın! Başka milletler tarih uydurur, biz tarih unuturuz. Benim halkım yoksul ama asildir, gönlü tüm hazinelerden zengindir. Onun hakkı olan aslan payını çalan itlere bile hakkını helal eder, öyle yücedir. Biz saf ve temiz olabiliriz, ama gerektiğinde de kıpkızıl bir tufan getiririz.
Anla kardeşim! 100. yıl bir kutlama degil!
Hayır! İkinci yüzyıl için önlem almak, hatalarımızdan öğrenmek ve bünyemizdeki kanser dokularını zerre ve tohumları kalmayana de yakmak olmalı. Acımayacağız. Bu sefer acımak yok. Bu sefer merhamet yok. Bu sefer büyüklük yok. Allah onları affetsin, biz değil. Bizi bu hale getiren dalkavukları, fırsatçıları, vatanını peşkeş çeken arsız kaltakları unutmayacağız. Bu intikam senin kendi çocuklarına borcun. Unutursan soyun unutulsun. Unutturursan ocağın kurusun.
Ey Cumhuriyet düşmanı! Kurucu unsurlarla barışık olmayan veba irini! Ortalığı karıştırmak isteyen fırsatçı devşirme ve yüce atalarının mirasını heba etmeye niyetli sözde muhalif dalkavuklar! Hiçbiriniz yüce Türk yargı erkinden kaçamayacaksınız. Duy beni mikrop! Senden iğreniyorum, ama seni anlıyorum. Cumhuriyet fikrini yozlaştırmaya çalışıyorsun, çünkü korkuyorsun! Kibirli maskenin altında dehşet içindesin. Hıyanetinin kesif ve çürümüş kokusu artıyor ve durduramıyorsun! Teneffüs et o havayı Türk evladı! Al o kokuyu! Bu art niyetliler namusunun şah damarına değdi, buna eyvallah mı diyeceksin?
Genç kardeşim! Neşter olacaksın, cerrah olacaksın ve bizi iyileştireceksin. Çünkü o ameliyathanedeki masada sen yatıyorsun sen! Pes etmeyeceksin, gerekirse haykırarak, azap çekerek, kendini deşeceksin ama o düşmanları bünyenden atacaksın. Cumhuriyet kurumlara değil, sana, gençliğe emanet edildi. Her şey yozlaşabilir, ama gençliğin alevleri asla!
İkinci yüzyılda yüreği aynı aşk için farklı ritmlerde atanları ayrıştırma. Sağ sol ayrımı yerine, vatansever ve hain ayrımı yap. Ezanından alışıp tekbire geleni de, vicdanında inanç göremeyenleri de bağrına bas. Surlarında gedikler olan kale ayakta kalamaz. Komşunu hor görme, ona sevgini ikram et, gör ne oluyor! Benim için kökenin, inancın, siyasi görüşün önemsiz. Türklük dağlarında zirvelerinde seni izleyen atalarına layık ol yeter! Toy gibi buluş, haykır fikrini, ama kalp kırma. Birleşeceğiz ama, zayıf, basiretsiz, kaybetmeye bağımlı şuursuz dalkavuklar gibi değil. Birbirimiz için birleşeceğiz. Devletin desteğe ihtiyacı olduğu yerde ona sırt vereceğiz, ama devlete de halkın kulu olduğunu hatırlatacağız. Devlet, en zavallı Türk vatandaşına kul olduğu sürece devlettir. Yoksa o devlet Türk devleti değildir.
Korkma, umut hala var. O kor hala yanıyor. Pes etmeyi bilmeyen ataların torunlarıyız. Bu tarihimizde ilk defa olmuyor. Daha önce de hak yiyenler, hak sahiplerini sindirdiklerini sandılar. İçimize sızan cariye tohumları hüküm sürerken, köylü Türk milleti evlatlarını at üstünde ölüme gönderiyordu. Üzüm yiyen köpekler, üzüm yetiştiren kurtları kul ettiğini sandı. Yaylalardan kovulup, bataklıklarda sıtma olduk. Kadın eli değmemiş gençler savaşlarda kan kustu. Biz en büyük haksızlıkları kendimize yaptık kardeşim. Biz kendimizi perişan etmeye alışığız. Ama işte; dirilmeye de alışığız.
Kardeşim, Cumhuriyet arı bir düş. Türklük ise o düşün teminatı. Burası bir Türk Cumhuriyeti. Tepesinde dalgalanan Türk bayrağı. Seni eritmeye çalışanlar ne yaptıklarının farkında değiller. Kin yutturarak nasıl bir dev yaratıyorlar, bilmiyorlar. Bizi öldürebilirsiniz, hakkımızı yiyebilirsiniz, ama yok edemezsiniz. Son bilinçli Türk gömülene dek, o aidiyetin fikrini yenemezsiniz. Bu imkansız gibi gözüken zorluğun hakkından gelebilecek nadir toplumlardanız. Yeter ki uyanalım. Yeterince uyuduk. Biraz daha uyursak, uykumuzda öleceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti, onu kuran halk ve koruyan devletine hissettiğim adidiyetin gururunu tarif etmem çok zor. Bazı değerler öyle yücedir ki, bin öykü bile yetmez, yüz şiir bile zayıf kalır. O övüncün tek rakibi, kendime Türk deme mutluluğumdur. Geriye baktığım dağların başında atalarımın ışıkları yanıyor. Yamaçlarında ise onların yazdığı, adeta çağlayan bir tarih var. O güzeller güzeli nehir, hiçbir şeyim kalmasa bile kimsenin çalamayacağı hazinem. Atatürk'ün nutkunu ilk okuduğumda, Fatih Sultan Mehmet'in temsil ettiğini devrimciliği ilk anladığımda, bu ırkın yüz nesil önce bile ne imkansızlıklarla neleri başardığını öğrendiğimde, gönlüm zaten kendiliğinden doldu. Benim şuurum bana kaşıkla yedirilmedi, ben kana kana içtim.
İç, o suyu iç! O suya kanını damlat ve and iç!
Çünkü ben yalnız olmadığımı çok iyi biliyorum. Sen de yanımdasın kardeşim. 100. yılın kutlu olsun.
Yeter ki uyan.
Aşağıda imzası bulunan bizler, Yüce Türk Milleti’ne sesleniyoruz!
Yüz yıl önce kan ve ateş çemberinden geçerek, yüz binlerce şehit vererek destansı bir mücadeleyle vatanımızı kurtardık ve kayıtsız şartsız Türk Milleti’nin birliğine ve hâkimiyetine dayanan Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduk.
Yüce Atatürk ve arkadaşlarının öncülüğünde bütün Türk Milleti’nin olağanüstü gayret ve fedakârlıklarıyla kurulan Cumhuriyet, dünya tarihinin en büyük başarılarından biridir ve birçok devlete de örnek olmuştur.
Cumhuriyetimizin yüzüncü yılındayız.
Böyle bir yıldönümü büyük törenlerle kutlanmalı, hatırasına abideler dikilmeliydi. Herhangi bir şey yapılmaması utanç vericidir. Atalarımızın ve şehitlerimizin aziz ruhlarına saygısızlıktır.
Dünya böyle önemli yıldönümlerini unutmamıştır. Fransa’daki Eyfel Kulesi, ABD’deki Hürriyet Anıtı önemli yıldönümlerini kutlamak amacıyla dikilmiş ve geleceğe bırakılmış âbidelerdir. Türkiye’nin, Cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yıldönümünü âbidevi eserlerle taçlandırmaması bir yana âdeta sessiz ve suskun geçirmesi kabul edilemez bir durumdur.
Bu suskunluk ve sessizlik, ülkeyi yönetenlerin üzerinde büyük bir vebal olarak kalacaktır. Sadece ülkeyi yönetenlerin değil, cumhuriyetin kurucu partisi başta olmak üzere diğer siyasi yapıların birçoğunun da hiçbir şey yapmamış olması bağışlanamaz.
100 yıl sonra Osmanlıcılık ile siyasal İslamcılık ideolojilerini diriltme heveslileri; rejimi saray istibdadına dönüştürmek, etnik ve dinî/mezhebî ayrımları sistemin esası kılmak çabasındadırlar.
Cumhuriyetimizin 100. yılında, “milletin çeşitliliğini ve zenginliğini yansıtan” anayasa yapmaktan söz edenlerin ‘’Milletin birliği ve egemenliğine’’ kastettikleri açıktır.
Bu girişim ve niyetlere karşı Türk Milletinin koyması gereken tavır net olmalıdır.
Cumhuriyetin kurucu fikri Türk milliyetçiliğinin suç sayılmaya başlandığı son zamanlarda, ülkemizi yönetenler eliyle uygulanan karartmaların en ağırını yaşadığımız ortadadır. Bu karanlığı aydınlatmak vatanseverlerin görevidir. Aksi takdirde tarih bizi de affetmez.
Türk İstiklal Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti, Türk’ün son yüzyıllardaki en büyük mucizesidir. Buna hasımlık edenler, yan gözle bakanlar, değerini anlamayanlar ve de sessiz kalanlar geçip gidecekler; Türk Milleti yeni başarı ve mucizelerle yaşamaya devam edecektir.
Türklük ebedîdir, gerisi teferruattır.
Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı da, ilkelerinin ve niteliklerinin yüzlerce, binlerce yıl daha yaşaması için verilecek mücadele de kutlu olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene.
Ahmet B. Ercilasun, Prof. Dr.
İskender Öksüz, Prof. Dr.
Ahmet Hamdi Ünal,
Ali Rıza Söğüt, Prof. Dr.
Ali Şanalmış,
Ali Uzunırmak,
Alptekin Yıldırım,
Atila Kaya,
Ayfer Uzunırmak,
Fahri Akman,
Fatih Bozaklı,
Fatma Koç,
Gazi Çevik,
Gökhan Yılmaz,
Hakan Erdem,
Hakan Paksoy,
Harun Meral,
Hasan Gömleksiz,
Kemal Aydın, Prof. Dr.
Konuralp Ercilasun Prof. Dr.
Mehmet Alagöz, Prof. Dr.
Mehmet Emin Uyartaş,
Meryem Kuz Halkacı,
Mesut Güneş,
Mustafa Celepçi,
Osman Yılmaz, Doç. Dr.
Özkul Çobanoğlu, Prof. Dr.
Paşa Kula,
Suat Başaran,
Ufuk Namalan,
Vahit Türk, Prof. Dr.
Vasıf İnanç Duygulu,
Yağmur Tunalı,
Yusuf Özkan.
Başta şehit anne ve eşleri olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş, hür ve müreffeh yarınlara taşınmasında öncü olan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar günü kutlu olsun.
#8martdunyakadinlargunu
Asıl sorun bu çürümüşlük,yüzsüzlük,şiddet,
liyakatsizlik,plansızlık,güven kaybı,eğitimsizlik,göçmen işgali,eğitimli insanların batıya kaçışı,güvensizlik,şiddet,ekonomik kriz ve bitmeyen acılar değil,sorun hepsine alışmış olmamız.
"Bir kərə yüksələn bayraq, bir daha enməz!"
Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kurucusu, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Milli Şurası Başkanı; 6 Mart 1955'te Ankara'da vefat eden Mehmet Emin Resulzade'yi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
#MehmetEminResulzade
Siyasetin "melezleştirilmesinin" sonucudur yaşanan kriz
Meral Akşener,kendisini var eden ilkelerin buharlaştırımasına boyun eğmediği
zıt kimliklerle uzlaşmaya razı olmadığı
Türkiye'nin 5 yıl daha kaybetmemesi için haysiyetli bir tutum takınıyor
Dik durun!
#iyiparti#altılımasa
Adayı masadaki herkesin ortak kararıyla, “Oy Birliği” ile karar vereceğiz demişti. Sonra da “Ben olacağım dayatması yapıp, istemeyen kalksın gitsin.” dedi.
“Anketlere bakalım, kim daha çok oy alıyorsa o’nu aday yapalım.” dedik, dinlemedi.
Masadan ayrılmadık, itildik.
Ümit Özdağ:
"Ne yazık ki Mansur Yavaş esas bağlılığının Atatürk’e değil Kılıçdaroğlu’na olduğunu gösterdi. Bu yüzden dün yaptığımız talebi geri çekiyoruz.
Size duyulan güvene bu şekilde ihanet etmeye hakkınız yoktu."
Mansur Bey, Türk Milleti’ni üzdünüz! Ancak Türk Milleti büyük bir millettir. Umutların tükendiği düşünüldüğünde mucizeler yaratır. Mansur başkan olsa da olmasa da Saray rejimi gidecek, sığınmacılar gidecek. @zaferpartisi @mansuryavas06
@ekrem_imamoglu@kilicdarogluk@mansuryavas06 İkinizde 21. YY’ın hayal kırıklığısınız. Kurtuluş savaşı olarak gördüğümüz bu seçimde sizleri göreve davet ettik ama siz bu yüce Türk Milletini yok saydınız. Millete sadakat yerine kişiye sadakati seçtiniz. Tarihin kara sayfalarında yerinizi alacaksınız. Hakkımı helâl etmiyorum!
@mansuryavas06@ekrem_imamoglu 21. YY’ın hayal kırıklığısın. Kurtuluş savaşı olarak gördüğümüz bu seçimde seni göreve davet ettik ama sen bu yüce Türk Milletini yok saydın. Tarihin kara sayfalarında yerini alacaksın. Takipten çıkıyorum ve hakkımı zerre helâl etmiyorum.