William Shakespeare der ki;
Tüm kalp kırıklıklarının kaynağı beklentidir.
Mesele hiç beklentiye girmemek değil, asıl mesele kimden ne beklediğini iyi bilebilmekte.
fakat 6 yaş altı ölümcül olabilecek bu gibi bir durumu başka çocuklar yaşamasın, başka aileler bizim yaşadığımız korku, endişe ve paniği yaşamasın diye. Çocuğumuz verilmesi gereken panzehir zamanında verilmedi diye ellerimizden kayıyordu.
ilgili yöneticilerle konuştuktan sonra bize "tedavimizde herhangi bir hata olduğunu düşünmüyoruz" diye dönüş yaptı.
Biz de hukuki süreci başlattık. Neden başlattık biliyor musunuz? Bizim oğlumuz ölümden döndü, Allah'a şükürler olsun ki iyi,
takibe alındık.
Şu an oğlumuz sağlıklı. Fakat tüm bu olanlardan sonra Bodrum Acıbadem Hastanesi ile tekrar görüşmeye gittik. Önce başhekimle yaptığımız görüşmede bu gibi bir durumda çocuğumuza yapılmayan tetkikleri duyan ve yanlış teşhisi şok içinde dinleyen başhekim hastanede
bakımda kaldık.
Allah Aydın Çocuk Hastanesi'ndeki doktorlardan, hemşirelerden razı olsun. Onlar sayesinde 6 gün sonra çocuğumuzu sağlığına kavuşmuş şekilde bizi taburcu ettiler. Tabii 1 ay boyunca kalp ve ciğerleri için ek tetkikler yapıldı ve herhangi bir hasar kalmaması için
Sonra mı ne oldu? Hemen verilmesi gereken panzehir Bodrum Acıbadem Hastanesi tarafından farklı teşhis konması sebebiyle yapılmayarak 1 gün geciktiği için 5 yaşındaki oğlumun ciğerlerinde ve kalbinde tutulama sebebiyet verdi ve biz Aydın Çocuk Hastanesi'nde 6 gün boyunca yoğun
yol boyunca doktor hanımın talimatıyla çocuğuma sürekli Ventolin veriliyor.
Aydın Çocuk Hastanesi'ne girer girmez ciğer, kalp tüm tetkikler yapılıyor ve HEMEN PANZEHİR veriliyor. Ordaki doktordan duyduğumuz ilk yorum "1 SAAT GEÇ GELSEYDİNİZ ÇOCUĞUNUZU KAYBETMİŞTİNİZ" oldu.
15 dk sonra doktor hanım "oğlunuzu tam teşekküllü bir devlet hastanesine nakledeceğiz" diyor.
Bodrum Acıbadem Hastanesi tarafından TABURCU EDİLDİKTEN tam 1 saat sonra @Aydın Çocuk Hastanesi'ne naklediliyoruz, bu arada doktor hanım hala tam inanmamış olsa gerek ki yol boyunca
Ortalığı birbirine katıyoruz, bizi nasıl taburcu edersiniz diye. Elimize reçete veriyorlar "antibiyotik, zyrtec, ateş düşürücü". Bronşitte bunlar olur diyorlar.
O esnada gerçekten Allah bize acıyor ve gündüz hemşiresi duruma uyanıyor. Doktor hanımla tekrar konuşayım diyor.
Neticede 27 saatin sonunda "tedaviniz uygulandı sizi taburcu edeceğiz" diyorlar, çıkış kağıtlarımıza bir bakıyoruz tanı "bronşit, güneş çarpması". Çocuğumuza bakıyoruz, hala nefesi düzgün değil, hastaneye girdiğimizden beri nabzı 135-155 arası, çocuk bembeyaz.
Tabii o arada zehirlenme sonucu dolaşım bozukluğu başladığı için alet bir türlü ölçemiyor, ama bunu da değerlendiremiyorlar. Bunları tabii hep sonradan öğreniyoruz. Sonra tutuyorlar batın ultrasonu falan çekiyorlar ama hala kalpe bakmak yok, kimsenin aklına gelmiyor.