İşçinin hakkını vermek yerine çöpü kendi toplayan Cemil Tugay’a siktiri çekmek yerine destek verenler de umarım akıllanmıştır. Siyasetçinin karşısında işçi varsa her zaman işçinin emekçinin yanında olacaksınız.
Şimdi gidin çöpünüzü tenekeye değil sokağa atın, Cemil toplasın!
Lafı dolandırmayalım, kalabalıkların barbarlığına bir davetiyedir bu. Sanata, edebiyata, sinemaya, tiyatroya, felsefeye maruz kalmayan bir bilin�� yaşamın değerine dair bir ufku nasıl çizecek? Kedileri, köpekleri parçalayan, okulları tarayan çocuklar nereden çıkıyor sanıyorsunuz?
‘Kaçtığım bütün savaşların yaralarını taşıyorum’ der Pessoa. Yeri geldiğinde söylenmemiş bir söz, çıkılmamış bir yol, ifade edilmemiş bir sevgi içimizde sızlayıp durur.
Özellikle "Odyssey filmine gideceğim ama hikâyeyi hiç bilmiyorum" diyenler için iyi bir başlangıç videosu: Odysseus'un çileli hikâyesinin baştan sona felsefi derinliğiyle birlikte anlatımı, Luc Ferry'den.
Çok eskiden yayınladığım bu videonun çevirisini bugün tekrar elden geçirdim. Yeni versiyonu daha derli toplu oldu.
İyi seyirler :)
Hasan’ın çalıştığı işyerini arayan bir kişi, Terörle Mücadele Şubesi’nden aradığını söyleyerek Hasan Gülünay’ın gözaltında olduğunu bildirdi. Ancak ailesinin savcılığa ve İstanbul Emniyeti’ne yaptığı başvurulara, Hasan’ın gözaltına alınmadığı, yalnızca arandığı cevabı verildi.
Bunun üzerine aile, hemşerileri olan ve o dönem İstanbul Emniyeti’nde üst düzey görev yapan Hüseyin Kocadağ ile görüştü. Kocadağ aileye, “Hasan Gülünay sağ, içeride. İşkence izleri iyileştikten sonra gözaltına alındığını açıklayacaklar.” dedi. Aile bu bilgiyi kamuoyuyla paylaştı.
#CumartesiAnneleri1110Hafta
Çorum Katliamı’nın da yıl dönümü. Unutmayalım.
46 yıl önce, “camilerde bomba patlattılar” yalanları ile Çorum’daki Alevi yerleşimlerine saldıran çeteler hamile kadınları, çocukları, onlarca masumu katletti.
Dertleri “kurtarılmış bölge” yaratarak Alevileri ve solcuları bir nevi sürgün etmekti. Devrimciler barikatlar kurdu ve silahlarla karşılık verdi. Yaşanan kayıplara rağmen saldırganları planı bozuldu. Dönemin Adalet Partili vekili bile katliamı Ülkü Ocakları’nın tertiplediğini söylemişti.
“Kral suçluysa, mutlaka tepki verecektir” diyen Hamlet, gerçeği anlatmak için bir gösteri sahneye koyar.
Çünkü bazen sahne, hakikatin kendini ele verdiği tek yerdir.
Birkaç hafta önce "Mahkeme kararlarını sevmesek de uymak zorundayız" diyen Kılıçdaroğlu Deniz Göktaş'ın duruşmasına neden gidiyor?
Olası bir tutuklama kararında Deniz Göktaş'a "sevmesen de bu karara uymak zorundasın" demek için mi.