Hatalar yaparak geçirilen bir hayat, hiçbir şey yapmadan geçirilen bir hayattan sadece daha onurlu değil, aynı zamanda daha faydalıdır.
George Bernard Shaw
1 Milyon Dolarlık Kitap
Cem Ummak
"Kaç hata yaptığınızın ya da ne kadar yavaş ilerlediğinizin hiçbir önemi yok. Hiçbir şey denemeyen herkesin önündesiniz." Tonny Robins
Hayatım boyunca maddi özgürlüğümü kazanmak için çok çalıştım. Bir süre sonra beni mutlu hissettirecek kadar param olduğunda, paranın sadece bir araç olduğunu ve zenginliğin para ile olmadığını öğrendim. Bu uğurda edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim. Mutluluk, zenginlik, sağlık yolunda hayatınızda bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız, hoş geldiniz.
“Hayat, ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir.
Bu, alkışı olmayan tiyatronun perdesi kapanmadan;
gülün.
şarkı söyleyin.
dans edin.
âşık olun.
Hayatınızın her anını değerlendirin.”
Charlie Chaplin
@otdergi Mayıs Sayisi
@DizaynKafa
Jean-Louis Fournier, Kuzeyli Annem
Sayfaları çevirdikçe, insan kendi içindeki çocukla karşılaşıyor. Bazen bir annenin sessizliğiyle, bazen de kuzeyin soğuk ama dürüst rüzgârıyla.
Bu kitap sana “anlatılanı” değil, “hatırladığını” gösteriyor. Bir yerlerde unutulmuş duyguları yavaşça masaya geri koyuyor.
Okurken acele etme.
Çünkü bazı cümleler ilerlemek için değil, durup dinlemek içindir.
Ve belki de en garip yanı şu:
Kitap bittiğinde bitmiyor... sende, senin cocuklugunda ve hatta senin annen ile ilgili hatıralarında devam ediyor.
Eğer bir acı ruhsal düzeyde temsil edilemiyorsa, yani zihin o acıyı bir "düşünce" haline getiremiyorsa, acı sahipsiz kalmaz; doğrudan bedene transfer edilir.
Joyce McDougall
"Eğer bir acı ruhsal düzeyde temsil edilemiyorsa, yani zihin o acıyı bir "düşünce" haline getiremiyorsa, acı sahipsiz kalmaz; doğrudan bedene transfer edilir." Joyce McDougall
🌅 Dul / Jean-Louis Fournier
Bir adam, kırk yıl boyunca yanında uyuduğu kadını kaybettiğinde, dünya bir anda hem çok büyük hem de dayanılmaz derecede küçük kalır.
Jean-Louis Fournier’in Dul’u, tam da bu boşluğun içinden yazılmış bir mektup. Ne abartılı yas feryatları ne de ucuz teselliler. Sadece dürüst, çıplak, zaman zaman gülümseten, çoğu zaman içini acıtan bir ses.
Fournier, eşi Sylvie’yi kaybedince kalan yarısıyla nasıl yaşadığını, markete giderken, araba kullanırken, sessiz akşamlara bakarken hissettiği her şeyi, o kendine has keskin mizahıyla ama aynı zamanda derin bir şefkatle anlatıyor.
"Bu yıl indirimlere birlikte gidemeyeceğiz," diye başlayan cümleler, insanı hem güldürüyor hem de boğazında kocaman bir yumru bırakıyor. Çünkü gerçek yas böyle bir şey: hem çok sıradan hem de dünyanın en büyük felaketi.
#KitapTavsiyesi