•Neymiş efendim;
Camiler yıkılmamış, satılmamış, ahır yapılmamış, il başkanlığı binası olarak kullanılmamış, meyhaneye çevrilmemiş,
•Neymiş efendim;
Bugün ezanlar okunuyorsa Atatürk’ün sayesindeymiş.
•Neymiş efendim;
Ezan yasaklanmamışta Türkçeye çevrilmiş miş miş,
Bana bakın ey nadanlar topluluğu.! Siz aynaya bakın da yalan söylerken kızarmayan, kösele suratlarınızla alay edin.
Bu lakırdıları duyunca şöyle bir ayaküstü kütüphanemi ve arşivimi kurcaladımda 100 sayfadan fazla yıkılan, satılan, il başkanlığı olarak kullanılan, meyhaneye çevrilen camilerin vesikalarını buldum. Ayrıca bu vesikaların bazılarıda çok uzak değil, internetten bakınca bile bir çoğu bulunabiliyor.
İslam’a düşman, Anadolu Müslümanını iki kadeh rakı içer olarak tanımlayan, peygamber efendimizin (sav) yaşadığı döneme orta çağ karanlığı diyen, çukur bir zihniyetin, ezan hakkında konuşması kadar komik bir durum yok.
Bilin ki Türkçeye çevrilmiş ezan yok hükmündedir iadesi de vacibtir. Çünkü İslam kaidesinde Arapçanın dışında okunan ezan geçersizdir. Bunun yanında Arapça ezan okuduğu için insafsızca cezalandırılan hocaların onlarca tarihi vesikası elimizde mevcutken, bu cümleyi kuranlar yalancıların ta kendileridir.
Bu topraklarda ezan Arapça okunuyorsa öncelikle; 1071’de Anadolu topraklarını Müslümanlara yurt edinen Alpaslan dedemizle, bu toprakları Müslümanların yurdu olarak koruyan Selçuklu ve Osmanlı devletlerimizden sonra merhum Adnan Menderes’e borçluyuz. Zira bu topraklarda ezan 1071’den 1932’ye kadar İslami, yani asli diliyle okundu. 1932’den 1950’ye kadar ezana yapılan zülmü de merhum Adnan Menderes kaldırdı ve ezanı asli diline tekrar döndürdü.
Dedim ya; siz gidin aynaya bakıp kendi suratınızla alay edin. Kurguladığınız yalan dünyanızda, bataklığınızda debelenin durun. Artık bu yalanlarınıza inanmayan, hatta doğruları yüzünüze vuracak nesiller yetiştirildi.
•Sizler dizinizi dövmeye devam edin.!