🔞🔥🚨AZİZCİLERİN LİDERİNDEN İSYAN🔥🔞
❗️Aziz yıldırım İstifa Tagı açanlara ağır gider.
❗️O…ları varsa yüreğiniz Stadyumda Aziz yıldırım istifa diyin G….. K…
Leao İsmail Fenerbahçe Galatasaray Talisca Fofana transfer Cihan kamer Aziz yıldırım
Camavinga Beşiktaş Trabzonspor
@ahmetkonanc Kardeşim bu kadar kışkırtırsanız milleti olacağı bu son yıllardaki en düzgün kadro bu kadar acımasız olmayın takımı düşürüyorsunuz kendi takımımızı sürekli aşağı çekiyoruz bu gidişle biden yine olmaz maalesef.
Şu Mars’a gitme, Mars’ta koloni kurma, başka yıldızlarda medeniyet arama haberlerini okuyunca gerçekten sinirleniyorum.
Bilime, keşfe karşı değilim. İnsan elbette merak edecek, araştıracak, öğrenecek. Ama insan kendi kendine sormadan edemiyor:
Biz daha şu güzelim dünyada yaşamayı becerebildik mi ki başka gezegenlerde hayat arıyoruz?
Önce çocukların korkmadan uyuyabildiği, insanların aç kalmadığı, kimsenin kimseyi dili, dini, rengi, kimliği yüzünden ezmediği bir dünya kurun.
Dünyanın her yerinde savaş var. İnsanlar ölüyor, çocuklar ölüyor. İnsanlık ölüyor.
Siz önce bu savaşları durdurun.
Mars’a gitmek yerine çocuklara korkusuz, adil bir gelecek bırakın. Sömürgecilikten, kolonicilikten vazgeçin.
Dünyayı diktatörlerden, zalimlerden, yolsuzluk yaparak zenginleşip kendi halkına yoksulluğu reva görenlerden kurtarın. Her türlü silahı üreten, bundan para kazanan ve o silahları insanlara karşı acımadan kullanan katillerden arındırın.
Sonra Mars’a gidersiniz.
Çünkü mesele Ay’a, Mars’a gitmek değil.
Mesele bu gezegende insan kalabilmek.
Mesele yeni nesillere başka bir gezegen aramak değil, onlara iyi bir yaşam ve yaşanacak güzel bir dünya bırakabilmek.
APTAL DEĞİLSENİZ;
Galatasaray’ın sezon öncesi hazırlık maçında olmayan penaltısı bile verilirken, daha ligin ilk maçında Fenerbahçe’nin iki penaltısının verilmemesini yalnızca sportif gerekçelerle açıklayamazsınız.
Senelerdir kurbağa ile akrebin hikâyesindeki gibi aynı döngüyü yaşıyoruz.
Her defasında akrebi sırtımıza alıp nehri geçmeye çalışıyoruz. Akrep bizi soktuğunda ise dönüp kurbağayı suçluyoruz:
“E, daha iyi yüzseydi.”
Gençlerbirliği maçında ilk iş İsmail Kartal’ı ve futbolcuları tartışmak tam olarak bu.
Hâlbuki kurbağa dünyanın en iyi yüzücüsü olsa da sırtındaki akrep onu sokmaya kararlıysa nehrin ortasında yine batarsınız.
‼️Ayrıca 18 yıldır katılamadığımız Şampiyonlar Ligi öncesi bu maçın erteleme talebi neden kabul edilmedi, bilen var mı? ‼️
Daha sezonun ilk haftası. Önünde bütün bir sene var, yani takvim müsait. Üstelik geçmişte defalarca uygulanmış bir ertelemeden söz ediyoruz.
E, Fenerbahçe’nin Avrupa’da oynayacağı bu maç yalnızca Fenerbahçe için değil, ülke puanı açısından Türkiye için de önemli.
SONUÇTA NE OLDU PEKİ;
Hem maç ertelenmedi hem de iki penaltısı verilmedi.
İşte benim itirazım tam olarak buna.
Peki isimler değişirken neden yıllardır aynı döngü değişmiyor?
Çünkü mesele yalnızca futbol değil de ondan.
Konu yalnızca futbol olsa;
Takım otobüsü kurşunlanır, failleri 12 yıl boyunca elini kolunu sallayarak dolaşabilir mi?
Üzerinden alçak uçuş yapan savaş uçağı geçirilir mi?
Şimdi bütün bunların yanına yıllardır saha içinde yaşananları da koyun ve kendinize sorun:
BUNLARIN HEPSİ BİRBİRİNDEN
BAĞIMSIZ OLAYLAR MI?
Bence değil.
İşte bizim “yapı” dediğimiz şey tam olarak bu.
Ama benim “yapı” derken kastettiğim yalnızca Fenerbahçe’ye karşı kurulmuş bir futbol düzeni de değil.
Asıl anlatmak istediğim başka.
Herkes sorunun Fenerbahçe’nin Atatürk ve Cumhuriyet’le kurduğu tarihsel bağda, temsil ettiği değerlerde ve toplumsal olarak konumlandığı yerde olduğunu söylüyor.
Ben ise meseleyi biraz daha farklı görüyorum:
Bu yapı Fenerbahçe’ye karşı kurulmadı; Fenerbahçe’nin de içinde bulunduğu, temsil ettiği değerlere sahip kişi ve kurumların karşısında zaman içerisinde oluşturuldu.
Yani bir zihniyetten, zaman içerisinde oluşmuş ilişkilerden ve kendisine benzemeyeni sistemin dışına itmeye çalışan bir düzenden söz ediyorum.
Bu yüzden ne kadar inkâr ederseniz edin, suyuna ne kadar giderseniz gidin sonuç değişmeyecektir.
Akrep yine sokacaktır.
Çünkü varlıkları buna bağlıdır.
Kiminin “dava”, kiminin “müesses nizam”, kiminin ise bizim gibi “yapı” dediği bu yeni düzende Fenerbahçe’ye yer yok.
Üstelik mesele her zaman yalnızca rant ya da para da değil.
Bir örnek vereyim; ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.
‼️Kadıköy Rıhtım’da dolgu bir alan var. Siyaset istese oraya beş yıldızlı bir otel de yapabilirdi. Fakat yakınında beş tane cami bulunmasına rağmen aynı bölgede yeni bir cami projesi başlatıldı.‼️
Meseleye yalnızca “rant” üzerinden bakarsanız bunu açıklamakta zorlanırsınız.
Ama mesele bir zihniyet ve alan hâkimiyeti meselesiyse tablo değişir.
Çünkü benim anlatmaya çalıştığım tam olarak şu:
Kadıköy’e bakışla Fenerbahçe’ye bakış arasında çok büyük bir fark yok.
Tıpkı ODTÜ’ye ve Boğaziçi Üniversitesi’ne bakış gibi…
Ça��daş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bakış gibi…
Barolara bakış gibi…
Örnekleri çoğaltabilirim.
‼️Kurdukları yeni düzen, kendisine benzemeyen; bağımsızlığını, kimliğini ve toplumsal gücünü koruyan kurumlarla sürekli bir çatışma hâlinde.‼️
Onları dönüştürmek, etkisizleştirmek ya da zayıflatmak istiyor.
Fenerbahçe’nin yaşadığı meselenin de bundan bağımsız olduğunu düşünmüyorum.
Bu nedenle yaşadıklarımızı yalnızca kötü hakemlere, kötü federasyonlara, yanlış başkanlara veya başarısız teknik direktörlere indirgemek bizi sürekli aynı yere götürüyor.
Akrebi sırtımıza tekrar tekrar alıyoruz.
Sonra;
‼️Başkanı değiştiriyoruz
‼️Hocayı değiştiriyoruz.
‼️Futbolcuyu değiştiriyoruz.
‼️Ama akrep hep aynı yerde duruyor.
Hâliyle Fenerbahçeliler olarak bu düşmanlık karşısında çoğu zaman öfkeleniyoruz.
Fenerbahçelilere naçizane tek tavsiyem şudur:
Varlığıyla gurur duyduğumuz Fenerbahçe’mizin arkasında duralım.
Önce karşı karşıya olduğumuz gerçeği doğru tarif edelim.
Sonra başkanımız, hocamız ya da futbolcumuz kim olursa olsun kendi içimizde birbirimizi tüketmek yerine, Fenerbahçe’yi sistemin dışına itmeye çalışan bu yapının karşısında birlikte mücadele edelim.
Çünkü mesele bir başkanın, bir hocanın ya da bir futbolcunun meselesi değil.
Mesele Fenerbahçe’nin bu düzen içerisinde nerede durduğu meselesidir.
Ve görünen o ki;
Bu düzen değişmediği sürece, bu düzenin içinde Fenerbahçe’ye yer yok.
Sevgiler.
SERDAR
@poyrazbaran1907
Butlancı Kemal Bey,
Tarih sizi seçim kazanmayı başaramayan, ama Atatürk'ün kurduğu CHP' yi tabela partisine dönüştürmeyi başaran atanmış Genel Başkan olarak yazacak.
Eserinizle gurur duyabilirsiniz!
Alevilere her defasında hatırlatılan Yavuz Sultan Selim aslında kimdir, nedir
Yavuz Sultan Selim, tarihin gördüğü en acımasız katillerinden biridir. Aslında tahta çıkışına ve sonrasına baktığımızda, adi bir katilin geldiğini anlayabiliriz. Selim, babasını öldürterek tahta geçti. Kardeşleri Ahmet, Korkut, Abdullah, Şehinşah, Şahsultan, Alemşah, Mahmut ve Mehmet olmak üzere 8 kardeşini boğdurarak öldürttü. Bunların tüm eş ve çocuklarını da öldürttü. Kardeşlerinin eşlerinden bazıları hamileydi. Yani, bırakın kundaktaki bebeği, karındaki bebeği bile öldürtecek kadar acımasız bir insandı.
Yediden yetmişe listelettiği silahsız, savunmasız ve daha başlarında her şeyden habersiz yaşayan Alevileri, çoluk çocuk demeden acımasız bir şekilde katletmiştir. İşi biten defterleri dürüp kaldırdıkları için de “defter dürmek” deyimi ortaya çıkmıştır. Bu, o kadar büyük bir katliamdır ki (özellikle de Türkmen Alevileri hedef almıştır), Anadolu’da demografinin yeniden şekillenmesine vesile olmuştur.
Alevilere tarihsel olarak bu katliamı hatırlatmak ve bundan haz duymak da ayrıca bir alçaklık ve gayri insani bir tutumdur. Temel düzeyde bile olsa ahlaki değerlere ve insani duruşa sahip olan birisi, karındaki bebeği öldürten ve 7’den 70’e insanları kırdıran birini bugün bir sembol olarak yüceltemez.
Yavuz’un yaptıklarının hayalini kuruyor ve belki de onu yapabilmeyi o kadar çok istiyor ki! Böyle kötü insanlardan hiçbir kimseye bir fayda gelemez.
Dün, bugün ve yarın Dünya'yı yöneten akıl, mantık ve strateji işte bu Yahudi sahtekârlığıdır! Öykü; ister gerçek, ister kurgu olsun, Yahudiler'in hem dünya sahnesinin önünde, hem de arka planın da, dünyayı işte bu stratejik akılla yönettiklerini çok iyi anlatmış.
Bir müslüman bunu yapabilir mi, kesinlikle hayır!
Peki bunu ve benzerini yapan müslüman yok mu, maalesef milyonlarca var 😢
■ Prof. Dr. FATMA NUR SERTER
Bay Kemal,
Hoşgeldiniz….
Ne kadar da sevindik bilseniz…
Meydanlardaki coşkuyu görüyor musunuz? Araçlar bile kornalarına basarak gelişinizi kutladılar.
Doğrusu ben bunca yıldır böyle bir coşku görmemiştim, büyülendim.
Ya atılan kutlama sloganlarına ne demeli?
Mutluluğumuz, gözyaşlarımıza karıştı, partililer ne yapacağını şaşırdı.
Yıllardır; “Ben Kemal geliyorum!” dediniz ve başardınız, sonunda geldiniz.
Gerçi hedef biraz şaştı ama olsun, geldiniz ya, özlemlerimizi giderdiniz.
İnanın tarihe geçtiniz….
Gelişiniz Türkiye’de bir milat oldu. Bizi hukukun üstünlüğüne ve özellikle yargı bağımsızlığına yeniden inandırdınız. Allah’a hamdolsun ki, artık rahatız, varlığınızla güvendeyiz.
Bu kadar sevildiğinizi bilmediğinize eminim. Özellikle iktidar medyası aylarca yayın yaptı. Çok şükür değerinizi sonunda anlamışlar.
Verdiğiniz son videolu mesajdaki ipuçlarını nasıl da hemen buldular. Arkanızdaki tablodan, oturduğunuz koltuğa hatta masadaki o kutsal kristal bardağa kadar ne kadar incelikle yorumladılar.
Ne de olsa keramet sahibi insanlar, kerametten iyi anlıyorlar.
Arkanız sağlam, öyle bir, iki televizyon kanalıyla yol almak zor olacaktı. Artık tüm medya avuçlarınızda. Yandaş kanallar candaş oldu.
Türkiye’nin alışkanlıklarına yeniden kavuşmasına katkı yaptınız.
Neymiş? CHP iktidara yürüyormuş, oyları %35’leri aşmış, birinci parti olmuş… Boş laflar, bırakın halk çeyrek yüzyıldır alıştığı gibi yönetilsin, değil mi ama?
Ya mutlak butlan kararına karşı Özgür Özel’e destek veren siyasi partilere ve ODTÜ’lü gençlere ne demeli?
Eminim hiç umursamıyorsunuzdur, onlar kendi işlerine baksınlar, değil mi ya?
2023’te helalleştiğiniz gruplar geldi aklıma.
Ne iyi etmiş de 6-7 Eylül mağdurları, Kahramanmaraş ve Sivas katliamı mağdurları, 12 Eylül'de idam edilen gençlerin aileleri, Sulukule’de evleri gaspedilenler, Soma maden kazasında ölenlerin aileleri hatta İsmail Korkmaz’ın ailesi ile bile helalleşmiş ve bu acılardan dolayı CHP’nin sorumlu olduğunun altını kalın çizgilerle çizmiştiniz. Gerçi CHP iktidar bile değildi ama olsun! CHP her zaman suçludur ve her şeyden de sorumludur.
Hatta Said-i Nursi’nin kitaplarına konulan yasağın kaldırılması bile sayenizde oldu. Tarikatların önünü açtığınız için bu millet, oy vermese de size minnet duydu.
CHP, sayenizde CHP’liler dışında herkesin yuvası oldu. Az iş miydi bu ?
Kimileri size Atatürk’ün CHP’sini suçlu ilan eden “1930’ların, 1940’ların CHP’si değiliz” açıklamalarınız için öfke duydu. Hatta CHP’yi dinazorlarla özdeşleştiren video çekimlerinize kırıldı.
Ama olsun, siz CHP’yi tarihin çöplüğüne atarak bir Y-CHP yarattınız. Başarıdan başarıya koştunuz. 2023 seçimlerindeki bonkörlüğünüzü kim unutabilir ki! Tam 39 milletvekilliğini dost ve müttefik olduğunuz sağ siyasi partilere armağan ederken hiçbir karşılık beklemediniz. Getirisi yoktu ama olsun varsın, götürüsü olsun dediniz.
Yine tarihe altın harflerle geçtiniz.
CHP’nin yüzyılı aşkın tarihinde sizin kadar eli açık, gönlü bol bir lider görülmedi. Sırf Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı olsun diye, onun ikinci sınıf bir replikasını Cumhurbaşkanı adayı bile yaptınız. O muhteşem seçim sloganını, 'Ekmek için Ekmeleddin'i hafızalara kazıdınız.
Aslında emekleriniz anlat anlat bitmez.
Son açıklamanız ise çok heyecan yarattı. CHP’yi kuruluş kodlarına döndüreceğinizi vadetmiştiniz.
Gerçi bu açıklama kafaları biraz karıştırdı, siz 13 yıl boyunca CHP’yi kuruluş kodlarından uzaklaştırmak için onca emek sarfetmiştiniz ya, şimdi bu emekler boşa mı gidecek derken, anladık. Bayağı da rahatladık. Ahlaki deformasyona son vermekten söz etmişsiniz meğerse....