Boğaziçi’ni bölüm birincisi olarak bitiriyorsun. Bölümün yüksek lisansa kabul ediyor, adını ilan ediyor. Sonra anayasal hakkını kullanıp protestoya katıldığın gerekçesiyle tek imzayla kabulün iptal ediliyor. Eğitim hakkın, TÜBİTAK bursun ve akademik geleceğin elinden alınıyor.
📍Muğla’daki Akbük Koyu’na giden bir vatandaş:
"Burası tam bir pişmanlık; tek artısı denizinin temiz ve serin olması…
-Otomobilinizi zorunlu olarak otoparka çektiriyorlar ve 500 TL ücret alıyorlar, yani bir nevi giriş ücretli yapılmış. -
-Adım attığınız şeyden para istiyorlar.
-Şezlong fiyatları tamamen kafalarına göre ayarlamışlar, bir tarafta 1.200 TL istenirken diğer tarafta 500 TL isteniyor
-Kırık dökük bir masaya ücret istiyorlar.
-Buraya adım attığınız andan itibaren minimum 1.000 TL harcayarak başlıyorsunuz.”
🎥 fethiyehabermerkezii
Kendilerini ocağa kilitleyen madencilerden haber alınamıyor
Özşen Maden işçileri direnişlerinin 25'inci gününde kendilerini yeraltına kilitleyerek açlık grevine başladı. Ocakta kendini kilitleyen ve açlık grevindeki madencilerle kontrol merkezi üzerinden düzenli iletişimlerinin kesildiğini duyuran sendika, kontrol merkezinin patron tarafından devre dışı bırakıldığını duyurdu
https://t.co/oVDjsfN2Ue
📍Bu kötülüğü, bu ahlaksızlığı herkes duymalı, bilmeli:
Yerebatan Sarnıcı, İBB'den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredildi ve ziyarete kapatıldı!
İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın:
"— Restorasyondan bugüne 11 milyon kişi ziyaret etti.
— 18 Nisan'da Türk vatandaşlarına giriş ücretini 1 TL'ye düşürmüştük. O kapsamda da 500 bin vatandaşımız ziyaret etti.
— Bugün itibariyle Sarnıç'ı Vakıflar'a devrediyoruz."
Vatandaşın faydalandığı, istifade ettiği her şeye karşılar. Çünkü insanların mutlu olmasını, gözünü açmasını istemiyorlar.
İşte AKP zihniyeti tam olarak budur!
Bodrum'da bir vatandaş, sahilde halka ayrılan yarım metrelik alana tepki gösterdi.
"Burada denize girerken dikkat etmek gerekiyor, kalçanız müşterinin tabağına girebilir."
📢 Artvin’in Borçka ilçesinde dereye düşerek akıntıya kapılan 11 yaşındaki çocuğun hayatını kurtaran Kemal Ateş:
▪️Kızımı kursa bırakmıştım. Mahalleden geçerken insanların koştuğunu ve ambulans seslerini duyunca hemen durdum.
▪️Bir çocuğun dereye düştüğünü söylediler. Hemen köprünün alt tarafına yöneldim ama göremedim. Sonra karşı tarafa geçince yüzüstü yatan çocuğu fark ettim.
▪️Derenin derin olmadığını varsaymıştım. En fazla ayağımız kırılırdı. Çok da düşünemiyorsun o an ve atlıyorsun. Yüzüstü yatan bir çocuk vardı. Başka türlü oraya inemezdik, zamanımız da yoktu. İnsanın bir şey düşünmeye vakti olmuyor.
▪️Yapılması gereken belliydi, hiç düşünmeden suya girdik. İlk yardım müdahalesine başladık.
▪️Sağlık ekiplerinin yönlendirmesi çok faydalı oldu. Suni teneffüsten sonra tepki vermesi hepimize umut oldu.
Soma Katliamı'nın 12. yılı.
Cezaevinde hiç sanık kalmadı.
En yüksek ceza alan sanıklar, ölen her madenci için sadece 6 gün hapis yattı.
Şu anda tek tutuklu, katledilen madencilerin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay.
Özgür Özel'den Türkiye’yi sarsacak iddialar:
“Ben diyene kadar Erdoğan'ı Cuma gidip Hz.Ali Camii'nin VIP odasında buluyordu. Ben onu dediğimden beri konuşmuyorsunuz."
Şimdi kriptolu telefon var aranızda, Erdoğan'la kriptolu telefonla görüşüyor, bütün yargı süreçleriyle ilgili bilgiyi kriptolu telefonla veriyor.
Yakınlarına, çevresine sesini kısarak 'Erdoğan'ı da dinliyorum, bana bir şey yapamazlar' diyor. Sayın Erdoğan duymadıysa ihbar ediyorum. Kriptolu telefonu kayda aldığını söylüyor.
Akın Gürlek'in sana bilgi olarak verdiği, Ekrem İmamoğlu'nun babasının bahçesinde 10 küp altın bulduk meselesi yalan ama Erdoğan'a buldum, kanıtı bende merak etme diyor. Sayın Erdoğan'a ilan ediyorum, evet o kazı yapıldı ve hiçbir şey bulunamadı, arama tutanakları elimizde.
Akın Gürlek'in, Erdoğan'a kriptolu telefondan yarısı doğru, yarısı yalan bir çok beyanat verdiğini ve kendi ağzından talimat aldığını, örneğin 'efendim şunu yapalım mı?', o da 'tabii, tabii' dediğini ve bunları kayda aldığını, 'yarın bana bir şey yapamazlar Erdoğan'ın sesini kaydediyorum', net, bu kadar açık söylüyorum."
Avukat: Hakimin odasına nasıl giriyorsunuz?
Ferhat Murat: Hakimin odasına girmedim.
Gazeteci: Ferhat Bey, peki nereden salona girdiğinizi anlatır mısınız?
Ferhat Murat: Ben anlattım anlatacağımı, boş ver. Türkiye bir hukuk devletidir.
Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?
Az önce bir Burger King şubesinde durumu olmayan bir anne kız için makine üzerinden yemek siparişi ettim. Fişi aileye verdim.
Kendi yemeğimin siparişini de ödedikten sonra beraber sıraya girdik. Benim için bir tepsi hazırlanırken aile için hazırlanmadı. Sebebini sorduğumda ise 'onlar restoranda yiyemez, onlara paket hazırlayabiliriz' cevabını aldım.
Bu rezalet üzerine yöneticiyi çağırdım. Ben yiyebiliyorken bu aile neden restorana alınmıyor diye sorduğum da yüksek bir sesle 'kurallarımız var öyle herkesi içeri alamayız' cevabını aldım.
Diğer müşterilerin de tepki göstermesi üzerine en sonunda aileye servis yapıldı. Durumu haberleştireceğimi söylediğimde ise yönetici benimle konuşmak istedi. Tek kelime özür dilemeden haklılığını savundu.
Daha önce bu şubeye hiç girmeyen, hiçbir vukuatı olmayan, sadece FAKİR oldukları için bu muameleye maruz kalan ailenin iletişim bilgilerini aldım ve yemekleri bitene kadar restorandan ayrılmadım.
Küçücük bir kızın yüzüne 'sen burda oturup yemek yiyemezsin' diyecek kadar aşağılık olan bu zihniyeti sizlerin takdirine bırakıyorum.
Hatay'da hayvan otlattığı esnada gölün içerisindeki çöpleri toplayan 11 yaşındaki çoban, çevreyi kirletenlere tepki gösterdi:
“Hayvanlar kirletmiyor, siz kirletiyorsunuz.”
İstanbul'da kurye ile tartışan vücut geliştirme sporcusu Murat Kaan Günaydın’ın (23), kavgayı ayırmak isteyen Alican Tekin’i (35) 6 yerinden bıçaklayarak öldürdüğü olayda, Tekin’in ailesi yaşananları anlattı:
"Asansörün önünde oğlumu kanlar içerisinde buldum. Yanında iki tane komşumuz vardı. Murat Kaan Günaydın her gelen kişiyle gerek kuryelerle gerek apartman sakinleriyle herkesle kavga ediyordu.
O kadar öldürücü darbeler vurmuş ki yavruma her tarafı kan gölü içinde.
Kocaman 35 yaşında bir delikanlı. Sen nasıl katledersin ya canavarca? Ahmet Minguzzi'nin olayında da yüreğimiz yandı. Nasıl yapabilirler, tüylerim diken diken..."