@Kizilay İnsanlar yolda mahsur saatlerdir hamileler var çocuklar var yakıtlar yok hava buz. Bu insanları da maraş depremindeki gibi kendi kaderlerine mi bırakacaksınız? Bu mu gücünüz?
27 yaşında bildiğim ama keşke 18 yaşındayken öğrenseydim dediğim hayat hileleri:
•Yerinde olmak istemeyeceğiniz insanlardan tavsiye almayın.
•Çok çalışmak yeterli değil. Doğru fırsat üzerinde çalışmalısın.
•Geliştirebileceğiniz en büyük beceri, fikir ile uygulama arasındaki süreyi azaltmaktır.
•İyi bir yaşamla yetinmeyin. Olağanüstü yapın.
•Yediğiniz yemeğin tadı değil, vücudunuz için beslenmesi önemlidir ( fast food, şeker, işlenmiş gıda ve diğer zehirleri yemeyi bırakın).
•Kendinizi asla diğer insanların sahte hayatlarıyla karşılaştırmayın. Özellikle sosyal medyada.
•Hayatta istediğiniz her şeyi elde edebilirsiniz. İlk adım, kendinize karşı kurşun geçirmez bir inanca sahip olmaktır.
•Sen mükemmeliyetçi değilsin... sen bir erteleyicisin. Şimdi kusurlu eylemde bulunmaya başlayın.
•Her şeyi sorgulayın ve kendiniz için düşünün.
•İnsanları memnun etmeyi bırakın ve fikirlerinizi ve bakış açınızı ifade etmekten korkmayın.
•Öğrenmeyi asla bırakma. Henüz bir bok bilmiyorsun.
•Satışta ustalaşın ve bir daha asla para için endişelenmeyin.
•Tükettiğinizden fazlasını yaratın.
•Kendi işinizi kurmak, zengin olmak için en iyi bahistir.
•Çevreniz her şeydir.
5 kaybedenle takılırsan 6. olursun.
5 kazananla takılırsan 6. olursun.
Akıllıca seçin.
•Akıl hocaları edinin. İstediğiniz sonuçları alan insanları bulun ve size yardımcı olmaları için onlara ödeme yapın. Bu yatırım size çok zaman kazandıracak.
•Senin favorin hangisiydi?
Bu konuyu beğendiyseniz:
Bunlardan daha fazlası için beni takip edin @egitimvegeIisim
Kimsenin şüphesi olmasın; hukukunu müdafaa edemeyecek tarihi büyüklerimizin savunmasını tarihçiler ve tarih bilenler yapacaktır. Bu sene Atatürk’ün ölümünün 85. yılını idrak edeceğiz; anısı hâlâ böyle baş tacı edilen bir başkası yoktur. Hayatının hiçbir safhasında zamanın ve zeminin olumsuzluklarına teslim olmayan Atatürk’ü tartışmak kimsenin haddi değildir.
Anadolu’dan asla çıkmayacağımızın belgesi olan 26 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin yıldönümünün yaklaştığı şu günlerde başlayan tartışma tarihin hiçbir zaman geride kalmadığının göstergesidir.
Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Bu gerçeği dünyanın önde gelen tarihçileri kabul etmekte ve kitaplarında detaylarına girmektedirler. Sağlığında ve ölümünden sonra tüm dünyaya örnek gösterilen bu tarihi şahsiyet dün olduğu gibi bugün de sahipsiz değildir.
Mesele sadece uluslararası bir şirketin çektiği diziyi yayından çekmesi değil, yakın tarihimizin ülkemizin kurucusu Atatürk’ümüz üzerinden tartışmaya açılmasıdır. Bu konu üyelik iptali veya kanal kapatmayla geçiştirilecek bir olay değildir. Biz ne kadar meseleleri görmezden gelsek de dünyada birtakım çevreler, son zamanlarda özellikle Almanya, yakın tarihimizi tartışmaya açmak istemekte, kendi soykırım utancına ortak aramaktadır. Çabaları nafiledir; nice yabancı tarihçi Osmanlı Arşivi’ne girdikten sonra Türkiye’nin sadık dostları olmuştur.
Türkiye’nin aciliyetli olarak enternasyonal nitelikli bir araştırma grubu, ki buna Ermeni alimleri de dahil, kurması ve çalışmaya başlaması şarttır.
Devletin imkanları Osmanlı’nın kuruluş dönemleri kadar yakın tarihimiz ve kurucumuz Atatürk için de kullanılmalıdır. Bugünlerde sinema dünyasında merakla beklenen Ridley Scott tarafından yönetilen Napoleon filmi gibi kaliteli bir film neden Atatürk için yapılmasın? Bu kaliteyi yakalayacak yönetmenimiz de senaristimiz de oyuncumuz da var. Eğer bu ülkenin kurucusunun hayatını, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okuyuşumuzun hikayesini başkalarına bırakırsak sadece protesto etmekle kalırız. Türkiye hem kahramanlarını koruma hem de tarihini anlatma gücüne sahiptir. Yeter ki nitelikli insan gücümüz kullanılsın ve işi uzmanlarına bırakalım.
Kimseye açıklama yapmak zorunda olmadığımı anladığımda hayatım değişti.
O eleştiri dilleri, imalar, sürekli sizi yargılamaya hazır insanların tahakkümünden kurtuldum.
Ben buyum, ister sev ister sevme.
Zaten benim de seni sevdiğim söylenemez, benim için önemli olan bu.
Geçmişte bir yanlış anlaşılma varsa uzun uzun açıklama yapardım, aslında öyle değil, şöyle böyle diye. Tüm samimiyetimle hem de. Sonra anladım ki bu yanlış anlamaların çoğu kasıtlı. İnsanlar sizi sadece izah sunarken görme hazzını istiyorlar. Bunu bıraktım, artık daha mutluyum.