Füze yaparız karşı çıkar,
Savaş uçağı yaparız karşı çıkar,
Havalimanı yaparız karşı çıkar,
Hızlı trene karşı,
Yollara karşı,
Çocuk yapana karşı,
Evlenene karşı,
Düşmandan bahsetmiyorum...
Anadolu Kartalı Konyaspor’umuz yarı finalde. 👏🏻👏🏻👏🏻
Ortaya koyduğu mücadele ile hepimize büyük bir sevinç yaşatan takımımızı yürekten kutluyorum.
Yolun sonu kupa olsun. 🏆 💚🤍
#KONvFB
📌An itibariyle kimseye hakikati konuşturmazlar, görülmedik bir lince maruz bırakırlar❗️
📌Asıl suçluyu, arkasındaki bataklığı konuşmanıza müsaade etmezler❗️
📌Saldırılar sonrası ailelerin korkusunu, endişesini çoğaltmak için kolları sıvadılar buradan siyasi rant devşirecekler❗️
📌Her okula polis yerleştirmekten bahsedenler, bataklığı kurutmak isteyenlere hunharca saldıracak❗️
📌Bu şiddeti sosyal medyada pişiriyorlar, müdahale edildiğinde 'özgürlük ' diye yeri göğü inletiyorlar❗️
📌Psikolojik sorunlu bu iki çocuğu ellerine silah aldırıp katliam yapmaya sevk eden 'etki ajanlarını' konuşmamıza izin vermeyecekler. 'Yine mi dış güçler' diyerek alay konusu yapacaklar❗️
📌Birileri fırsat bu fırsat 'radikal islam, dindar, Ramazan.. ' diyerek saldırının sorumluluğunu bir kesime yıkmaya çalışacak❗️
📌Başkaları da 'saldırganın ailesi seküler' diye yırtınacak. Bu esnada saldırının gerçek failleri unutulmuş olacak❗️
📌ve asıl mevzu!!!
Birileri Türkiye'ye sokaklarını karıştırırım diyor‼️
Ticaret Bakanlığı’nın anlamadığı ya da anlamak istemediği şu.
Sizin bilmem kaç tane markete kestiğiniz 96 milyon lira ceza ÇEREZ PARASI.
Bu marketler kesilen cezayı beş ürünün raftaki fiyatını değiştirirse üç günde çıkarır zaten.
Yapılması gereken belli:
KAPATMAK, MÜHÜRLEMEK!
Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı engellenemez.
Bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. İslam dünyasının buna en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifesidir.
Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir.
Orta Doğu coğrafyasının tıpkı bir asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını, ameliyat masasına tekrar yatırılmasını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.
İran Türkiye’ye ve Azerbaycan’a saldırmadığını, saldırıları İsrail’in yaptığını açıkladı.
Böyleyse, İsrail, NATO üyesi Türkiye’ye saldırdıysa ve hatta füzeyi NATO düşürdüyse, 5.madde devreye girmeli, NATO İsrail’e saldırmalıdır.
Tabi İsrail, NATO’nun Komutanı değilse! @NATO
“SIRADA TÜRKİYE VAR” diyorlar.
Öyle mi?
Dışarıdan nasıl görünüyoruz bilmiyorum.
Ama içeriyi çok iyi biliyorum.
Bu millet normal zamanda tartışır.
Eleştirir.
Kavga eder.
Ama söz konusu VATAN olunca…
Bir saniyede saf tutar.
Bayrağa uzanan el mi?
O el kırılır.
Ezanı susturmaya niyet mi?
O niyet gömülür.
Bağımsızlığa gölge mi?
O gölgeyi doğrudan güneşe çevirir bu millet.
Burada mesele parti değil.
Mesele seçim değil.
Mesele isim değil.
Mesele MEMLEKET.
Bu topraklar sıradan değil.
Bu toplum refleksini kaybetmiş bir kalabalık hiç değil.
Tarihte kaç kez denediler?
“Bitti” dediler.
“Yıkıldı” dediler.
“Dağıldı” dediler.
Ne oldu?
Her defasında küllerinden değil, ateşin içinden çıktı bu millet.
Kimse savaş istemez.
Hiç kimse gençlerin toprağa düşmesini istemez.
Ama biri yanlış hesap yaparsa…
Şunu iyi bilsin:
Bu ülkeye dışarıdan bir taş atıldığında sadece bir yönetim savunulmaz.
Bir bayrak savunulur.
Bir inanç savunulur.
Bir tarih savunulur.
Ve o zaman siyaset susar.
Millet konuşur.
Soruyorum şimdi:
Gerçekten “sırada Türkiye” mi var?
Yoksa birileri yine bu milletin damarındaki o cevheri test mi etmek istiyor?
Dışarıdan bakınca Türkiye: 85 milyon.
İstatistikte bir sayı.
Ama Türk Devleti tehlikeye girdiğinde
o sayı büyür.
2 Milyarı aşar...
Devletimizin gücü, milletimizin birliği ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliğiyle Türkiye yoluna güvenle devam ediyor.
#KüreselLiderErdoğan 🇹🇷 @RTErdogan
NASIL KUTUPLAŞILIR :
Uzun yazdığımı biliyorum ama şiir değil ki bu.
Eskiden böyle değildik, cümlesiyle başlamak istiyorum. Evet, değildiniz. Eskiden bizim adımız yoktu, bir kenarda sessiz sessiz bekliyorduk. Dizilerle, filmlerle, kitaplarla beynini yıkamaya çalışıp asker postalıyla sessizleştirdiğiniz bir kitle olarak bizi cesaretlendirecek bir lider bekliyorduk. Zira biliyorduk ki, bu düzen böyle gitmezdi. Sonra sesimiz çıktı ve ağlamaya başladınız "Kutuplaşıyoruz!" diye. Dünyanın iki kutbu varken hem de. Piller bile artı ve eksi kutuplar olmadan çalışamazken, aynı eldeki beş parmak bile farklıyken. Farklılıklarımıza rağmen bir ve beraber bir ülke olabilirdik ama durmadınız, susmadınız. Farklılıklara saygı göstermek yerine onları aşağıladınız. Tek kutup olsun istediniz. İsteğiniz eşyanın tabiatına o kadar aykırıydı ki, olmadı, olamazdı. Bu sefer istediği abur cubur ya da oyuncak alınmamış şımarık çocuklar gibi dükkânın ortasında bağıra çağıra ağlamaya başladınız. Derdimiz kutuplaşmak değildi, olduğumuz gibi görünmekti, çok gördünüz. Sürekli yaşam tarzımıza müdahale edilecek hezeyanlarıyla bizim yaşam tarzımıza müdahale ettiniz. Baktınız ki size dokunan yok, o zaman sinir uçlarıyla oynayalım dediniz. Okullara gönderilen masum bir genelge üzerinden bu sefer kendinizi bile aşarak saldırıya geçtiniz. O genelgede neler var, bilmiyorsunuz bile. Kimsenin çocuğuna zorla oruç tutturulmuyor, kimsenin çocuğu namaza zorlanmıyor. Sadece "iyi ve ahlâklı insanlar olma" fikri yerleştirilmeye çalışılıyor zihinlere. Çocuklarınızın iyi ve ahlâklı olmasından korkuyor olamazsınız. O zaman derdiniz ne?