İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı seçimi adayı Sn. Ekrem İmamoğlu'nun diploması iptal edildi. Bu konuya dair hukuki değerlendirmem soruluyor. Bu konuda hukuki değerlendirmede bulunmak, bu işlemin hukuki temelde yürütüldüğü tiyatrosuna aktörlük etmek olur.
Bugün üniversiteden bir hocamla konuştuk. “Kendinde çok emeğin var, bu kadar mütevazı olma” dedi. Saatlerce konuştuk ama o cümlenin etkisinden çıkamadım. “Kendimde çok emeğim var”..
"Vermeyenin sonu Filistin gibi olur" demeye insan utanır. Filistin bugün bu durumda ise herhalde halkı fedakarlık yapmaktan kaçındığı için değil. Filistin'e somut destek verebilecek bütün ülkelerin siyasetçileri boş lafla puan peşinde koştukları için bu durumda.
2024 senesinde Yunan ve Ermeni kelimelerini küfür zannederek kullanan, toplumun hangi kesiminin iç düşman olduğunu ilan etmeye kalkışan, insanların borçlanma limitlerinden yola çıkarak alım gücü varsayan ve aldığı küçücük oyla mevcut güce eklemlenip vatandaşa tepeden bakan bir siyasetçi için bile, bugün şu yaşananlar yaşanırken ve Filistin'in yalnızlığının sebepleri bu kadar belliyken Filistin örneğini şu şekilde Filistinliyi kabahatlendirerek kullanmak, fahiş bir hata.
Hangi suçu işlerse işlesin bir devlet hiç kimseye işkence mahiyetindeki şu muameleyi yapamaz. Kabile devletlerinde bile polis böyle bir muamele yapmaz. Polislerin bu tür keyfilikleri korkutucu boyuta gelmiştir. Daha korkutucu olan ise kurumların bu keyfilikleri adeta teşvik edercesine görmezden gelmesidir.
Jahrein'i sırf kameralar başı öne eğik çeksin diye aynı koridorda tekrar yürüten polisler hakkında soruşturma açıldığına dair Antalya İl Emniyet Müdürlüğü veya Emniyet Genel Müdürlüğü veya İç İşleri Bakanlığı bir açıklama yapmadığına göre soruşturma açılmadı diye tahmin ediyorum. Eğer polislerin bu tür keyfi davraşlarını devlet kurumları ve amirler görmezden gelip soruşturma açmayarak yol verirse keyfilikler böyle artarak devam eder. Bugün şüpheliye çöp poşeti giydirilirse ve hayvan nakil aracına bindirilirse yarın daha neler yapılacağı polisin hayal gücüne ve keyfine kalmıştır. Yargılaması devam eden şüphelilerin hakkında el koyma tedbiri uygulanmış araçlarının polis otosu olarak kullanılması zaten keyfiliğin kurumsallaştığı ve bir sınırının kalmadığı anlamına gelir.
Ölen masum kadına herkes gibi üzüldüm. Yakınlarına sabırlar dilerim.
Ancak hukukçuların cezasını yargının vereceği bir şüpheli hakkında şüphelinin çöp poşeti ve hayvan gözleme aracına bindirilmesini övgüyle karşılamasını hayretler içinde okudum. Bu işkence suçudur, insanlık onuruyla da bağdaşmaz. Bence böyle düşünmeyen hakim savcı ve avukatlar ellerindeki hukuka dair ruhsat ve diplomarını derhal yırtıp çöpe atsınlar. Çünkü hukuka başlangıç seviyesinde bile hukukçu değiller.
az önce “prenses gibi hissettiğim nişanım” tarzında bi tweet gördüm.2 hafta önce evlendim ve katıldığım en kötü düğün kendiminkiydi..eşimle masada sinirden gülüyorduk ve sonrasında gelin odasında hüngür şakır ağlıyordum..paralel bir evrende peri masalı gibi geçebilirdi.. olmadı..
Avukatlığın %50’si insanları dinlemek, anlamak, çokça sabretmek ve idare etmektir.
- Farkındalığınız ne kadar güçlü olursa o kadar kolay iletişim kurarsınız. Diğer yandan bu özelliğiniz; kötülüğü, çiğliği, çirkinliği de daha çok görmenize sebep olur.
- Yaptığınız işi ne kadar umursarsanız o kadar başarılı olursunuz. Ancak çok umursamak aynı zamanda olumsuzlukları da daha çok hissetmek demektir.
Özetle; meslek hayatınız boyunca her olumlu özelliğinizin olumsuz bir etkisi de mutlaka olacaktır. Sorunsuz bir avukatlık hayatı mümkün değildir. Zira avukatlık; zaten sorun çözmeyi, bu uğurda mücadele etmeyi amaçlayan bir meslektir. Öznesi insan olduğu için, müvekkillerinizin, muhatap olduklarınızın sıkıntısı da ister istemez size yansıyacaktır.
Birlikte çalıştıklarınızı, müvekkillerinizi doğru seçebilirseniz, doğru prensipler belirleyip koruyabilirseniz ve en önemlisi olumsuz duygular hissettiğinizde kontrol edip size zarar vermelerini önleyebilirseniz, icra ederken zevk alınabilecek, güzel bir meslektir.