Merak ettim FETÖ elebaşısının 2010 Referandumunda "gerekirse ölüleri bile mezarından kaldırıp 'evet' oyu kullandıracaksınız" dediği sahne yer alıyor mu dizide
baban, üniversiteli gencecik çocukları katletmiş, eroin ticaretinden hüküm giymiş, öldüğünde yanında metresi,
üzerinde kokoin çıkmış, sen kimin dibine düştün?
LIVERPOOLLU
İşçi takımı dersin slogan atarsın
Klüp hissesini amerikana satarsın
Ulan yavşak sen ne boka yararsın
Boş konuşuyorsun Liverpoollu
Salataya verirsin beşyüz lira
Lordsun ya yanına ithal bira
Ulan liman işçi düşse dara
Umurunda olmaz Liverpoollu
Arabesk misin nesin hep bi acı
Ağlayıverirsin hakem verse tacı
Kıvırcık saçlı Salah piçi
Sana derman olamaz Liverpoollu
Gece gündüz içersin bi galon
Yanına pastırmaya sarılı melon
Bağır be you'll never walk alone
Hakkaten boş adamsın Liverpoollu
O Van Dijk'ın villası var adada
Etiler'de Levent'te Moda'da
Liman işçisi aç yatar odada
Sen solculuk satarsın Liverpoollu
Kırkbeş yaşına geldin de yaşlandın
Motor alırım geçer dedin aldandın
Çıkış aradın da Liverpool'a bağlandın
Aslında gençliğini özlersin Liverpoollu
Bırakın bu işleri önümüze bakalım
Şu romantik tayfayı yerlere çalalım
Arne Slot'un ağzına sıçalım
Azıcık insan ol Liverpoollu
Çataydır adım eyledim akın
Acımam yoktur kızmayın sakın
Liman işçilerini yedirmem bakın
Ağzına sıçarım Liverpoollu
Eylül 2025
kemal kılıçdaroğlu ‘hdp ile görüşüyor’ diyerek şehit cenazesinde kılıçdaroğlu’na yumruk atan adam ile 2023 seçimlerinde ‘bunlar hdp ile işbirliği yapıyor’ diyerek ekrem imamoğlu’nu taş yağmuruna tutarak seçim otobüsüne saldıran erzurumlular acaba şuan ne düşünüyorlar?
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
ECEVİT’İN KEHANETİ
"Sayın Clinton,
Eğer ABD Irak'a girerse, Ortadoğu'da en az 30 yıl sürecek savaşlar dönemi başlar. Milyonlarca insan ölür.
Türkiye böyle bir olayın parçası olamaz.
Irak operasyonunun kuzeyden Türkiye'den yapılmasına bu nedenle onay ve yardım veremeyiz."
Bu cümlenin konuşulmasından 15 dk. sonra, aşağıdaki malum fotoğraf,
Türk basınına servis edildi.
Fotoğraf, "Ecevit Clinton önünde el pençe" manşetleri ile sunuldu.
(27 Eylül-2 Ekim 1999 tarihleri arasında Ecevit'in Başbakan olarak yaptığı ABD ziyareti.)
Kısa bir süre sonra Ecevit Hükümeti düştü. Başka bir Hükümet geldi.
Yeni Hükümetin ilk işi, Irak operasyonu için 60.000 ABD askerinin Türkiye'de konuşlanmasına ve Karadeniz limanlarının bile ABD kullanımına izin veren tezkereyi Meclise sevk etmek oldu.
Meclis tezkereyi çoğunluk oyu kabul demesine rağmen, usul gereği (daha yüksek oy çoğunluğu gerektiği için) red etti. (1 Mart 2003)
ABD, red kararından ordunun sorumlu olduğunu ilan etti.
Kısa bir süre sonra, ABD askerleri tarafından Irak'taki askerlerimizin başına çuval geçirildi. (4 Temmuz 2003)
Bir süre sonra da malum Silivri davaları başladı.
Ecevit'in o lafı söylemesinden (1999) bu yana, 25 yıl geçti.
Kaldı 5 yıl!...
Doğan subaşı