@boyneronline tüketici hakem heyeti tarafından ayıplı ürünün değişimi kararı verilmesine rağmen, elimizde stok yok diyerek ürünün 1 yıl önceki fiyatını iade etmeyi teklif etmek nedir? Bu yıl 18 bin tl’ye sattığınız ürün için 6.300 tl iade nasıl teklif ediyorsunuz?
@boyneronline geçen yıl aldığım Jeep marka ceketi bu yıl giymek için dolaptan çıkardığımda bu durumdaydı. Size yolladığımda cevap red geldi. Kabul edilmesi için daha ne olmalıydı.
Ernesto Che Guevara, bir çobanın yetkililere yerini ihbar etmesi üzerine saklandığı yerde tutuklandı.
O sırada bir subay çobana:
➖Hayatının tamamını sizin haklarınız ve özgürlüğünüz için mücadeleye adamış bu adamı neden ihbar ettiniz, diye sordu.
Çoban:
➖Çünkü savaş koyunlarımı ürkütüyor, diye cevap verdi.
Ve birkaç yüzyıl önce Mısır'da Muhammed Karim adında bir asker, General Napolyon Bonapart önderliğindeki Fransız işgaline karşı direnişe önderlik etmişti.
Karim esir düştüğünde Napolyon onu ölüme mahkûm etti. Yanına çağırdı ve ona şöyle dedi:
➖Ülkesi için senin gibi cesur bir adamın ölmesini görmek beni çok üzüyor. Tarihin beni ülkelerini savunan cesur adamların katili olarak hatırlamasını istemiyorum. Bu yüzden seni affedeceğim ama kaybettiğim askerlerin tazminatı olarak bana 10 bin altın para vermen gerekiyor.
Muhammed Karim gülümsedi ve ona şöyle dedi:
➖Benim yeterli param yok ama kasabamdaki tüccarlar bana 100 binden fazla altın borçlu.
Böylece Napolyon, Karim'e ödeme yapması için kısa bir süre verdi ve onu zincirleyip Fransız askerleri eşliğinde kasabasına gönderdi. Çünkü uğruna fedakarlık yaptığı kişilerin onu hayal kırıklığına uğratmayacağı umuduyla doluydu ancak hiçbiri ona borcunu ödemedi, bunun yerine hepsi onu ülkeyi ve İskenderiye ekonomisini mahvetmekle suçladı.
Muhammed Karim, Napolyon'a kalbi kırık bir şekilde geri döndü.
Napolyon eli boş dönen Karim'e şöyle dedi:
➖Fransa'ya karşı savaştığın için seni idam etmeyeceğim ancak hayatını para kazanmakla meşgul olan ve ülkelerine karşı görevlerini unutan korkaklara feda ettiğin için seni idam edeceğim.
📌Uğruna fedakârlık yaptığınız insanlarda bir karşılığınız yoksa; cesaret, boşluğa atlamaktır.
✔️Tarihçi Muhammed Raşid Reda şöyle diyor;
"Cahil bir topluma isyan eden kişi, körlerin yolunu aydınlatmak için kendini yakan kişiye benzer!"
İktidarda olmak yetmiyor. İçlerindeki hınç dinmiyor. Bu yüzden yalnızca bastırmakla kalmıyor, sadistleşiyorlar. Cezalandırdıkça rahatlıyorlar sanıyorlar ama rahatlamıyorlar da. Doyumsuz patolojik bir mağduriyet anlatısına sarılarak sadece daha derin bir otoriterliğe iniyorlar. ++
"Bir yerlere gelmek" zor değil artık.
Popüler olmak zor değil.
Zengin olmak zor değil.
Güzel/yakışıklı/çekici olmak zor değil.
Başarılı olmak zor değil.
Güçlü olmak zor değil.
O gelinen yerde itibarla, istikrarla, "istikrarlı bir itibar"la kalmak ve onuruyla gitmek zor artık.
Dindarım diyen hırsız,
Osmanlı torunuyum diyen sahtekar, Milliyetçiyim diyen terörle yoldaş,
Atatürkçüyüm diyen komisyoncu çıktı.
Türk milleti dünyanın en büyük maskeli balosunu izliyor..
Yeni bölüm yayında.
Herkes aynı dünyada mı yaşıyor? Yoksa herkes kendi zihinsel evrenini mi kuruyor? Yeni videoda, dilin bu uzaklıkları nasıl aştığını konuşuyoruz. @AtolyeFildisi@avangart_tv
SEMBOLİK BİR DÜNYADA MI YAŞIYORUZ? I Yalın Alpay https://t.co/xFVRWgXTEb
@SKILICASLAN54 Senin küçük siyasi dünyanda kendine göre verdiğin büyük mücadelelerin aslında çok da büyük bir önemi yoktur. (Ben bu kısmı çok beğendim)
Hitler açıkça nasıl yapılacağını anlatıyor:
“Genellikle siyasal liderlerin bütün becerisi halkın dikkatini tek bir düşmana çekmekten ibarettir. (...) Halkı çeşitli düşmanların aynı safta olduklarına inandırma becerisi siyasal liderlere özgü bir yetenektir. Çünkü düşmanın çok ve çeşitli olduğu inancı, zayıf ve kuşkulu kafalar için kendi davalarından şüpheye düşmelerine sebep olur. Halk, birçok düşmanla mücadele halinde bulunması durumunda kendine şu soruyu sorar: ‘Diğerlerinin hepsinin haksız, yalnız bizim hareket ve davranışımızın haklı olması mümkün müdür?’ İşte bu soru sorulduğu zaman, taraftarların kuvveti felçli bir duruma girer. Bunun için, daima çeşitli ve sayıca çok olan düşmanı, kendi taraftarlarımıza tek bir düşmanla mücadele ediliyormuş şeklinde göstermek gerekir. Bu kendi halkımızın inancını kuvvetlendirir ve bu inanca saldıranlara karşı toplu hareket gücünü arttırır.”
Adolf Hitler (1997) Kavgam, Toker Yayınları, s.123.