Ayarlamaya çalışsan bu kadar olmaz. Tam olarak yılın yarısını TradingView ekranı başında dirsek çürüterek geçirmişim. Hayat dengelenmiş, akümüle oluyor!
#SONDAKİKA
Davos'ta Eskort Talebi Patlamış!
20 Ocak’ta açılış töreniyle başlayan zirve bu yıl ‘Diyalog Ruhu’ temasıyla düzenlendi.
Zirvede 250’den fazla oturum düzenlendi.
130’dan fazla ülkeden iş insanı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi 3 bin katılımcı bir araya geldi.
Farklı ülkelerden 64 devlet başkanı ve başbakanın da katıldığı zirvede, küresel belirsizlikler, jeopolitik ve jeoekonomik riskler, küresel ekonomi, teknolojik dönüşüm, yapay zeka ve sürdürülebilirlik gibi konular tartışıldı.
Davos’taki toplantılara, Türk iş dünyasından üst düzey yöneticiler de katıldı.
New York Post’un haberine göre zirvede seks işçilerine olan talep de patladı.
Habere göre bir kişi beş kadınla dört gün geçirmek için 114 bin dolar (yaklaşık 4 milyon 490 bin lira) ödedi.
Eğer mutsuzsanız, depresifseniz, yorgunsanız; sistem size "Dur, dinlen, bu şartlar insani değil" demiyor. Tam tersine, "Problem sende, sen bozuksun, tamir edilmen lazım" diyor. Hemen devreye devasa bir "Mutluluk Endüstrisi" giriyor. Psikologlar, yaşam koçları, antidepresanlar...
Kanada Başbakanı Mark Carney'in Davos'ta yaptığı tarihi konuşma o kadar önemliydi ki, oturup Türkçe altyazı ekledim.
Carney’nin Davos’taki bu itirafları aslında bir sırrın ifşası değil, süresi dolmuş bir illüzyonun tasfiyesi. 'Kurallara dayalı düzen hikayesinin kısmen yalan olduğunu biliyorduk' diyor adam. Yani o çok övündüğünüz uluslararası hukuk, sanığın kimliğine göre çalışan bir tiyatroydu sadece. Amerikan hegemonyasının sunduğu konfor ve güvenlik hatırına herkes o tabelayı camına astı, ritüellere katıldı ve bu kurguyu besledi.
Şimdi 'bir geçişin değil, bir kopuşun' içindeyiz. Entegrasyon artık karşılıklı fayda sağlayan bir mekanizma değil, bir tabiiyet ve tehdit aracı. Tedarik zincirlerinden finansal altyapıya kadar her şey birer koz haline gelmişse, kimse size 'serbest piyasa' masalı anlatmasın. Bu saatten sonra nominal rakamlara, kağıt üstündeki kurallara ve vitrin süslerine inanmaya devam edenler sadece gürültüde kaybolur. Gerçeklik, Carney’nin o 'sahte' dediği tabelanın çoktan yere çakılmış olmasıdır.
Sistem artık manipülasyonu ödüllendirmeyi bile bıraktı, doğrudan bir güç kavgasına döndü. Siz hala 'kurallar, kurumlar' diye sayıklarken, adamlar ellerindeki finansal altyapıyı nasıl birer baskı aracına dönüştürdüklerini açık açık anlatıyorlar. Karşılıklı fayda yalanı bitti, artık sadece kimin kimi ne kadar domine edebildiği gerçeği kaldı.
CDS (Kredi Risk Primi), bir ülkenin uluslararası piyasalardaki "sigorta primi" gibidir. Bu puan ne kadar düşerse, devlet ve şirketler yurt dışından o kadar ucuza borçlanır. Düşük CDS, ekonomiye duyulan dış güvenin en somut matematiksel karşılığıdır.
Dolar Endeksi (DXY), doların diğer büyük para birimleri karşısındaki gücünü gösterir. DXY yükseliyorsa küresel piyasada "nakit kraldır", emtia ve riskli varlıklar baskı yer. DXY düşüyorsa piyasalar nefes alır, risk iştahı artar.
Yatırımda en önemli kural "çok kazanmak" değil, önce "sermayeyi korumak"tır. Tüm birikimi tek bir varlığa (sadece dolar veya sadece hisse) bağlamak risktir. Sepet yapmak (çeşitlendirmek), piyasa fırtınalarında geminin batmasını engeller.
Ekonomiyi soğutarak enflasyonu düşürmeye çalışmak, bazen acı reçeteyi gerektirir. Talep azalınca fiyat artışları yavaşlar ama bu süreçte büyüme düşebilir ve işsizlik geçici olarak artabilir. Merkez bankalarının en zor sınavı bu ince dengeyi korumaktır.
Petrol fiyatı artınca sadece benzin pompası etkilenmez. Domatesin nakliyesinden plastiğin üretimine kadar her şeyin maliyeti artar. Petrol, küresel ekonominin kanıdır; pahalılaşırsa enflasyonist baskı tüm dünyada hissedilir.
Borsa ile reel ekonomi aynı şey değildir. Ekonomi "bugünü", borsa "yarını" fiyatlar. Bazen işler kötü giderken borsaların yükseldiğini görürsünüz; bunun sebebi piyasaların gelecekteki toparlanmayı veya faiz indirimlerini erkenden satın almasıdır.
Finansal piyasaların yarısı matematikse, diğer yarısı psikolojidir. Fiyatlar sadece verilerle değil, "korku" ve "açgözlülük" duygularıyla da hareket eder. Panik anında sakin kalıp veriye odaklanan, duygularıyla hareket edenden her zaman daha avantajlıdır.
@SaticSatirabu Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşması zamanın akışını unutturmakla birlikte geleceği de şimdiden çok uzak bir noktaya konumladı. Çok uzaktaki o noktayı baz alarak plan yapmak çok sıkıcı geliyor.