Galilleo Galillei gibi "ama dünya dönüyor" diyeceksin: Savaş sebep, ölümler ve ölümlü her türlü eylem sonuçtur. Savaşı bitir devletin de gerillanın da eylemleri dursun, insanlar yaşasın.
Kısaca devletin demagojik ve psikolojik savaşına karşı durmanın biricik yolu bütün temel sorunlarda açık-seçik, iki anlama gelmeyen bir çizgi izlemektir. İktisatçılar "faiz sebep, enflasyon sonuç" diyene nasıl "enflasyon sebep, faiz sonuç" diyorsa öyle.
Bunun sonucu ne olur? "Kınamadın" diye baskıya mı uğrarsın? İster kına, ister kınama, yarım yüzyıldır baskıya uğruyorsun. Ama bu kesin çizgiyi izlersen, iktidar sana "kına, daha fazla kına" diyemez, kınamayacağını bilir. Sen de "kınama" oyununun figüranı olmazsın.
"Terörist sebeb, ölümler sonuçtur" şeklindeki devlet çizgisine karşı çıkacaksın. "Savaş sebep, ölümler sonuçtur" diyeceksin. Daha en baştan, "biz savaşı sürdürenlerle 'kınama' oyunu oynamayacağız, Savaşın sonuçlarını kınamakla oyalanmayacağız. Savaşı 'kınayacağız' diyeceksin.
Elbette "kınayanlar" şu anda tüm zorbalığa rağmen böyle sefil bir duruma düşmüş değiller.Ama önlerinde bu tehlike var. "Kınama çizgisi" kaygan bir zemindir. Çare açık/seçik bir çizgiye sahip olmaktır. Nasıl?
Bu yolun sonu CHP'nin vardığı noktadır. Bu oyuna gelen, sonunda devletin savaşının safına istemese de geçer, Kürt özgürlük hareketinin savaşına bilmeden adım adım düşman haline gelir.
"Eylemi yapanı da kınıyorum" dersen, "evet ama yetmez"i yapıştırırlar. "Madem eylemi ve onu yapanı kınıyorsun, o halde o eyleme ve yapana karşı yanıma gel, devletine destek ver" demeye başlarlar.
Kınadığınla kalsan bile iyi. Kalamazsın. Bir CHP'li kınayanlardan birine "k��na" gönderir, Soylu kınayanlardan birine, "katilsin, iğrençsin" diye küfreder. Ardından "madem eylemi kınadın, şimdi de o eylemi yapanı kına" demeye başlarlar.
Polis Evi baskını "kınamaya" zorlar. Kınadığında bu gibi eylemler son bulacak olsa, neyse. Ama son bulmaz. Ve sen devletin eyleminde susmak, PKK eyleminde "kınamak" zorunda bırakılırsın. Ve bu da işe yaramaz.
Ülkede savaş var. Savaşta her şey olur. Devlet gider Pariste üç kadını katleder. PKK de gider Mersin'de Polis Evini basar. Eğer legal bir parti, bu koşullarda "savaş sebep, paris suikasti de, Polis Evi baskını da sonuç" diyemezse, devlet onu "Paris suikastınde" susturur ve..
Kısa zaman sonra bu grup da HDP'yle ilişkinin onlara iktidar getireceğini anlayınca, yeniden Altılıya dönerdi. Şimdi ise çizgi bulanık olduğu için taban HDP'yle ittifaka olumsuz bakıyor ve "HDP'ye konuşuyorlar" denince, şüpheye düşüyor.
Bir legal partinin siyasi çizgisi net olursa, devlet o partiyi demagojiye müsait hiç bir konuda oyuncak haline getiremez.
Mesela: Altılı Masanın HDP'ye yönelik çizgisi net olsa, "üçüncü partidir, elbette onunla ilişki kurarız, seçimlerde ittifaka da gireriz" diye meydan okusa...
Platforma Jinan a Amedê ku em jî pêkhateyeke wê ne, meşeke girseyî lidarxistin. Lê weke her carî polîsên AKP-MHPê çalakvan astengkirin, çalakvan hêja li hemberî hemû astengiyan jî daxuyaniya çapemeniyê pêk anîn û ji bo şermezar kirinê ketin çalakiya rûniştinê.
JIN JIYAN AZADÎ!