İran’da olası bir çatışma senaryosunda sınır hareketliliği ihtimali göz ardı edilemez.
İran’daki Türk nüfusun güvenliği elbette önemlidir.
Ancak Türkiye göçü duyguyla değil, devlet planlamasıyla yönetir.
Sınır güvenliği, insani sorumluluk ve ulusal çıkar dengesi birlikte korunur.
ABD’li analistlerin dahi kabul ettiği bir gerçek var:
Türkiye sıradan bir bölge ülkesi değil.
Gücü kapasitesi ve donanmasıyla bölgenin en caydırıcı askeri gücüne sahip.
Türkiye tehdit üretmez; ama kendisine yönelen tehdidi karşılıksız bırakmaz.
Bu coğrafyada denge, güçle korunur.
ABD'li emekli albay ve analist Douglas Macgregor:
• Türkler çok acımasız savaşçılar.
• İsrail için asıl tehdit Türkiye'dir.
• Türkler bölgenin en büyük hava ve askeri gücüne sahip.
Bir liderin ölümü tek başına jeopolitik sonucu belirlemez.
Asıl soru şu: İran’da güç kimde toplanacak ve hangi eksene kayacak?
Türkiye gelişmeleri isimler üzerinden değil, denge üzerinden okur.
İran meselesi bir ülke meselesi değil, bölgesel denge meselesidir.
Dış müdahale ile oluşacak her kırılma, sınırlarımızın hemen ötesinde yeni bir jeopolitik tablo doğurur.
Türkiye bunun farkındadır.
Devlet aklı; duyguyla değil, uzun vadeli güvenlik hesabıyla hareket eder.
Türkiye’nin İran’a bakışı ideolojik değil, stratejiktir.
Komşuda dış müdahale, sınırda istikrarsızlık demektir.
Türkiye yangının yayılmasını değil, dengede kalmasını ister.
Çünkü bu coğrafyada güvenlik zincirleme reaksiyondur.
Bin yıldır bu coğrafyada varız.
Ne Haçlısı bitirebildi, ne işgali, ne darbeler…
Türkiye’yi “bir sonraki hedef” diye konuşanlar şunu bilsin:
Bu topraklarda devlet yıkılmaz, yeniden ayağa kalkar.
ABD'li emekli albay Douglas Macgregor:
-İran'ı başarıyla yok ettikten sonra, dikkatler Türkiye'nin yok edilmesine çevrilecek.
-Kaçınılmaz olarak Türkiye, İsrail ile karşı karşıya gelecek, bu muhtemelen Suriye'de olacak.
*Türkiye birçok açıdan İran'dan iyi.
*Gerçek bir donanması var.
*NATO'nun en iyi ordusuna sahip.
*Bir sonraki adım Türkiye'yi yok etmek.
*O yüzden kendimizi kandırmayalım, mesele bundan ibaret.
Bölge ateş altındayken herkes şunu görüyor:
Caydırıcılığı olmayan devletin sınırı tartışılır.
Türkiye’nin askeri gücü sınır değil, denge çizer.
Bu coğrafyada Türkiye hesaba katılır.
Ankara’yı Tahran’la kıyaslamak kolay.
Ama Türkiye’nin devlet kapasitesi, ittifak ağı ve ekonomik entegrasyonu bambaşka bir seviyede.
Bu coğrafyada her ülke aynı kırılganlığa sahip değil.
Türkiye, senaryo yazılan değil; senaryoyu yazan ülkedir.
İran’daki yönetim tartışılabilir.
Ama İran’ın dış müdahale ile yeniden inşa edilmesi, Türkiye’nin güneydoğusunda yeni bir jeopolitik gerçeklik yaratır.
Bu durumda Türkiye ile İsrail fiilen sınır komşusu olur.
Bunun adı sadece rejim değişikliği değil; bölgesel denge kırılmasıdır.
İran, Türkiye 🇹🇷 hariç neredeyse tüm komşu ABD üslerini hedef aldı.
İran’ın hedef haritasında Türkiye yok.
Çünkü bu bölgede Türkiye’ye dokunmanın bedeli hesaplanamaz.
Türkiye krizlerin parçası değil; gerekirse kaderini belirleyen güçtür.
Bu coğrafyada denge Türkiye’dir.
Orta Doğu yeni bir geniş ölçekli çatışmayı kaldıramaz.
Gerilimi tırmandıran değil, düşüren aktörler bölgenin geleceğini şekillendirecektir.
Türkiye bu çizgide durmaya devam edecektir.
Orta Doğu’da yükselen İran–İsrail gerilimi sadece iki ülke arasındaki bir kriz değildir.
Bu, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirme riski taşıyan bir kırılmadır.
Uluslararası hukuk ve diplomatik kanallar devre dışı bırakıldığında, kısa vadeli askeri kazanımlar uzun vadeli stratejik maliyetlere dönüşür.
Türkiye’nin yaklaşımı; itidal, denge ve diplomatik çözüm arayışıdır.
Türkiye açısından mesele nettir:
Sınır güvenliği, enerji hatlarının güvenliği ve bölgesel istikrar hayati önemdedir.
Kontrolsüz bir savaş Türkiye’nin ulusal çıkarlarına hizmet etmez.
İsrail’in son dönemde artan askeri hamleleri, güvenlik perspektifiyle açıklansa da, bu yaklaşım gerilimi sınırlamak yerine yayma potansiyeli barındırmaktadır.