İbn Arabi, Fusus’ta İbrahim kıssasını okurken bizi vahyin en hassas noktasına götürür: Vahiy imgeyle gelir, ama imgede kalmak ıskalamaktır... https://t.co/dUUabghU8R
İbn Arabi, Fusus’ta İbrahim kıssasını okurken bizi vahyin en hassas noktasına götürür: Vahiy imgeyle gelir, ama imgede kalmak ıskalamaktır... https://t.co/dUUabghU8R
Bu metin, Ağustos 2026 ortası itibarıyla açık kaynaklara dayanan bir analizdir.
Türkiye, Levant'ta çevresel bir aktörden yapısal bir aktöre geçiyor ve bu geri dönülmez g��rünüyor. https://t.co/ID6yGJOM8v
Bugün artık kadının varlık hiyerarşisindeki yeri üzerine üretilen eşitlikçi söylemler, çoğu zaman liberal hukuk çerçevesinin ötesine geçemeyen, yüzeysel bir bireycilikte tıkanıp kalmaktadır.
İlk metinde meseleyi Marksist bir epistemolojiyle çözümlemiştim; burada ise aynı soruyu geleneğin kendi epistemolojisiyle ele alıyorum. https://t.co/mQSzfeSwWU
Teoloji çoğu zaman iktidarın üstünde, ondan bağımsız, saf bir hakikat alanı gibi tasavvur edilir. Gerçekte teoloji, düzenin en derin katmanıdır ve tam bu yüzden iktidar için en stratejik alandır. https://t.co/1dQDoEteJX
Bugün artık kadının varlık hiyerarşisindeki yeri üzerine üretilen eşitlikçi söylemler, çoğu zaman liberal hukuk çerçevesinin ötesine geçemeyen, yüzeysel bir bireycilikte tıkanıp kalmaktadır.
Teoloji çoğu zaman iktidarın üstünde, ondan bağımsız, saf bir hakikat alanı gibi tasavvur edilir. Gerçekte teoloji, düzenin en derin katmanıdır ve tam bu yüzden iktidar için en stratejik alandır. https://t.co/1dQDoEteJX
Levant'ta kırk yıldır İran'ın kurduğu "Direniş Ekseni" hüküm sürüyordu. Şam düştü, Hizbullah kırıldı, Tahran'ın Akdeniz'e uzanan kara hattı koptu. Eski düzen çöktü. Artık asıl mücadele, geride kalan boşluğu kimin dolduracağı üzerine yaşanacak. https://t.co/9uj7ChtmJT
Vahyin Teo-Politiği
Türkiye’de içerik ve üslup bakımından türünün ilk örneklerinden biri…
Vahyin Teo-Politiği, Kur’an’ı klasik tefsir kalıplarının dışına çıkararak psiko-politik bir mercekten okuyor. Vahiy, bu çalışmada gökten inmiş donuk bir metin değil; insanın travmaları, iktidar arayışları ve adalet talebiyle diyalog kuran canlı bir süreç olarak ele alınıyor.
Süleyman ile Belkıs’ta cinsiyetlendirilmiş iktidar,
Âdem ve İblis’te “öteki”nin inşası,
Yusuf kıssasında travmanın siyasal bilince dönüşümü…
Musa ile Hızır’da yasa ile istisna arasındaki gerilime uzanan bir okuma…
Bu kitap, Kur’an’ı yalnızca bir inanç ve hukuk metni olarak değil; insanlık durumuna dair felsefi bir sorgulama olarak yeniden konumlandırıyor. Modern psikoloji, siyaset felsefesi ve eleştirel teoriyle beslenen yaklaşımıyla, kutsal metni çağdaş düşünceyle yüzleştiren cesur bir deneme sunuyor. Vahyin Teo-Politiği, okuru metnin dışında değil, tam merkezinde düşünmeye davet ediyor.
https://t.co/vkTWpEi6JF
Modern dünyada İslam düşüncesinin önündeki en büyük sorunlardan biri, yeni bir teolojik dil ve ontoloji geliştirememesidir. Selefî yorumların, geleneksel cemaatlerin ve tarihsel fıkıh mirasının oluşturduğu baskı, düşünceyi sürekli geçmişin sınırları içinde tutmaktadır. Bu açmazın en görünür örneği ise kadın meselesidir. Çünkü kadına ilişkin tartışmalar, gerçekte hukukun değil, insanın ve varlığın nasıl tasavvur edildiğine ilişkin daha derin bir teolojik sorunun yansımasıdır.
Türkiye'de siyaset yalnızca seçimler üzerinden değil, devletin uzun vadeli stratejik yönelimi üzerinden de yeniden şekilleniyor olabilir. https://t.co/hrrTbHHYP2
Türkiye'de siyaset yalnızca seçimler üzerinden değil, devletin uzun vadeli stratejik yönelimi üzerinden de yeniden şekilleniyor olabilir. https://t.co/hrrTbHHYP2
Ortak bir fikir etrafında toplanmış hareketler, partileri kapatıldığında dahi tabanlarını koruyabilmektedir; nitekim Refah ve Fazilet deneyimleri bunun örneğidir. Buna karşılık bağlılığı maddi beklentiyle sağlanan yapılarda, beklenti karşılanmadığı anda bağ da çözülür.