Restoran ve kafelere hayvan yasağı yürürlüğe girerse yanlarında aksesuar gibi taşıdıkları poddlelar artık işe yaramayacağı için bir dolu terk edilen poddle dolacak her yer.
Bu twit de burada dursun.
Deniz Göktaş neden tutuklu yargılanıyor?
Kaçacak mı? Kendi geldi.
Delil mi karartacak? Delil YouTube'da yüklü zaten.
İlle yargılayacaksanız dışarıda yargılayın. @idgoktas'ı rahat bırakın. Deniz Göktaş'ı serbest bırakın.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın#DenizGöktaş
Erzurum'da Ayının başını ve pençesini kesip vücudunu yakmışlar...
Vahşet...
Ruh hastaları...
Bunun sorumluları , ayı nüfusu arttı insanlara saldırıyor diye haber yapan troller ve tık peşinde koşan sözde sosyal medya mensupları...
Yalanların sonu vahşet....
Bunu yapanlar aramızda...
Ayı kış gelir dağa çekilir...
Bu pislikler hep içimizde...
Ayı nüfusunun arttığını gösteren hiçbir bilimsel araştırma yok....
@ibrahimyumakli@milliparklar
https://t.co/rL3DjHYA5p
İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında bugün yaşananlar, ceza yargılamasındaki usuli güvencelerin yok sayıldığı hukuka aykırı uygulamalar olup adil yargılanma hakkının açık ihlalidir.
Sanığın yargılamaya etkin biçimde katılması, müdafilerin savunma görevlerini bağımsız ve özgür biçimde yerine getirmesi, çelişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkesinin ön şartıdır.
Ceza yargılamalarında bu usul güvenceleri vazgeçilmez olup, keyfi uygulamalarla esnetilemez ve zayıflatılamaz. İlgili mahkeme savunma hakkını sınırlayan ve adil yargılanma hakkını ihlal eden uygulamalarına hemen son vermeli, duruşma düzenini sağlamaya dönük yetkisini hukuk devleti ilkesiyle uyumlu kullanmalıdır.
Sayın TEKİN,
1. Bir Kişinin, büyük mücadele verdiği ve kazandığı bir Savaşın adını koyma hakkı yok mudur?
2. İsim değişikliği (Gazi Üniversitesi - Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Osmanlı Devleti - Osmanlı İmparatorluğu) merakınızın nedeni nedir?
3. Kurtuluş'u, Osmanlı Devleti'nden kurtuluş olarak nasıl algıladınız? Çevremdeki en az 1.000 kişiye sordum, bu şekilde algılayan görmedim.
4. Millî Eğitimin en büyük sorununun bir savaşın ismini değiştirmek olduğunu mu düşünüyorsunuz?
5. Adını değiştirmeyi düşündüğünüz başka kurum var mıdır?
Türkiye'de her şey gibi laiklik de özelleştirilmiş durumdadır.
Ancak parası olan kişiler, çocuğuna dinsel olmayan laik bir eğitim aldırabilir veya "beach" ücretini ödeyebilenler sahilde içkisini yudumlayabilir.
Garibana reva görülen şey tahakkümdür.
MUTLAK BUTLAN KONUSUNDA
Mutlak butlan kararı %100 politik bir karar. Kararın tutarlı bir hukuki açıklaması yok. Hatta ben meselenin hukuk tartışmasına boğulmasının kitleleri apolitize edeceği kanısındayım.
Bu şerhi düştükten sonra, yine de hukuk kamuoyunda mesele hararetle tartışıldığı için konuyla ilgili bilgi vermek isterim.
Karar, en az on nedenle sorunlu:
1-) Bu vakada, asliye hukuk mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi görevli değildi. Seçim yargısı görevliydi.
2-) Bir an için adli yargı görevli sayılsa bile, görülen davada (olsa olsa) "tespit" sonucuna ulaşılabilirdi. "Kesin hükümsüz" şey bir an bile geçerli bir sonuç doğurmayacağı için ortada "iptal" edilecek bir şey de yoktur. İptal kararı verilemez.
3-) Eğer bir davada "iptal" kararı veriliyorsa, bu durumda kaçınılmaz olarak süre tartışması yapılması gerekirdi. Bu tartışma yapılmadan "iptal" kararı verilemez.
4-) Temel haklara etki eden konularda kıyas yapılırsa, dar yorum esastır. Medeni Kanun'un kıyasen kullanılan 83'üncü maddesi "kararın iptali" ile ilgilidir. "Kararın iptali"ne dair hüküm, "kurultayın iptali" için kullanılamaz.
5-) Yerleşik içtihat uyarınca; tedbir kararları, uyuşmazlığın esası hakkında bir hüküm kurmaz. Söz konusu tedbir kararı, adeta davacıların talebini karşılamaktadır. Bu, usul hukukunun yerleşik kabullerine aykırıdır.
6-) Tedbir kararında, davanın tarafı olmayan kişiyle ilgili belirleme yapılması/işlem tesisi edilmesi, sorun teşkil ettiği gibi, konuyla ilgili müstakil inceleme yapılmaması (kişinin kendisine verilen görevi kabul edip etmediği veya kişinin güncel hukuki statüsü vb.) da sorunludur.
7-) Bir soruşturma dosyasındaki kimi spekülatif belirlemeler, ceza yargılaması sonuçlanıp karar kesinleşmemişken, böyle bir karara belirleyici şekilde temel oluşturamaz.
8-) Seçimlerde kişilere, bazı vaatler karşılığında oy vermesinin telkin edilmesi irade fesadı oluşturmaz. Eğer böyle olsaydı 1950'den beri gerçekleşen tüm seçimleri hükümsüz saymak gerekirdi.
9-) Oy kullanırken irade fesadına uğrayan kişilerin bulunduğu varsayımında dahi bu durum tek başına hükümsüzlük sonucu doğurmaz. Seçim hukukunda irade fesadının sonuç doğurması için bu fesat, seçimin sonucuna etki edecek sayıda olmalı ve her bir fesat ayrı ayrı incelenmelidir.
10-) Siyasi parti özerkliği, parti üyelerinin kendi yöneticilerini kendilerinin seçmelerini gerektirir. Örgütlenme özgürlüğüne dönük hukuki belirlilik/öngörülebilirlik bulunmadan gerçekleşen bu müdahale Anayasa'ya da aykırıdır. AYM'nin geçici tedbir yoluyla devreye girmesi gerekir.
Güncel durumla ilgili not:
Söz konusu karar, yeni bir kurultay yapılmasına engel değildir. Karar, mevcut delegeler için bir sonuç doğurmadığı için bu delegelerle yeniden seçim yapılır.
- Olur da sonradan bu karar kesinleşirse yapılacak kurultayın sonucuna göre devam edilir.
- Olur da karar bozulur ve davacılar kaybederse Özgür Özel görevine devam eder.
Yani demokratik dertleri olanlar için Kurultay yapmaya engel bir durum yoktur!
Öngörüm:
Görünen o ki Kemal Kılıçdaroğlu, tedbir kararının kesinleşmesine kadar kurultay yapmamayı planlıyor. Bu karar yıllarca kesinleşmeyebilir. Örneğin Yargıtay bozabilir, istinaf direnebilir, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu nihai kararı verebilir.
Kılıçdaroğlu, tüm bu süreç askıda kaldıkça tedbir kararının hükmünü icra edeceği varsayımına göre plan kuruyor. İhtilafın çözümü zamana yayıldıkça delege yapısının değişebileceğini, hiç olmazsa müstakbel Cumhurbaşkanlığı seçiminde belirleyici olabileceğini hesaplıyor.
Yani Kemal Bey, CHP'nin içinde düşürüldüğü "usuli kapan"ın içinde kendince rahat etmeye çalışıyor.
Eğer strateji buysa, bu edimlerin günün birinde açılacak "Anayasa'yı İhlal" davasında özel olarak incelenmesi gerektiği kanısındayım.
Bu son notumu herkes aklında tutsun!
günaydın! günün Fıkrası:
"CHP'den istifa ederek AKP'ye geçen İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, mutlak butlan kararıyla CHP Parti Meclisi yedek üyesi oldu..."
Hem sokakta köpek olmaz, sahiplenin diyorlar. Sonra da sahiplenenleri linç ediyorlar. Akıl tutulması hali.
Aşırıcı, nefret oldu bir avuç insan ülkeyi esir alıyor.
Bosch, bu Anneler Günü'nde hayatını hayvanlarla paylaşanları "hedef kitle" olarak belirlemiş. Anneliğe, hayvan sevgisi üzerinden yaklaşmış. Reklam hedef gösterildi ve yayından kaldırıldı. RTÜK de inceleme başlattı. Kurul'un açıklaması neresinden tutsanız elde kalıyor. "Bir değerin ticari kaygılarla esnetilmesi, sembolleştirilmesi ve sıradanlaştırılması kabul edilemez" denmiş. İyi de kapitalizm zaten tüm değerlerin ticareti üzerine kurulu. Piyasanın kârdan başka değeri yok. O halde tutarlı olun, Anneler Günü'ne yönelik reklamları toptan yasaklayın. Çünkü tümü "annelik değeri" üzerinden ürün pazarlama stratejisine dayanıyor. Hatta özel günler için hazırlanan tüm reklamları yasaklayın. Ama bu kadar da anti-kapitalist olamazsınız değil mi? Onun yerine değer savunuyormuş gibi yapıp topluma dayatmak istediğiniz kalıplara göre yasakçılık oynarsınız. Ayrıca annelik yaşı yükseliyor, çocuk nüfusu tarihin en düşük seviyesinde. Eğer anneliği ve aileyi çok önemsiyorsanız, bu durumu yaratan sosyal ve ekonomik sorunları masaya yatırın. Tabii o da işinize gelmez.
@BEDASDestek@bedaskurumsal Bu bilgilendirmeniz ufuk açıcı yalnız ekipleriniz bu saate kadar herhangi bir çalışma yapmadı. Apartmanımızın bağlı bulunduğu elektrik tesistı hakkında artık hepimiz derin bilgi sahibi olduğumuz için sizi bu konuda temin edebilirim.