EDİRNE’DE CHP MİLLETVEKİLİ’NİN CİNSEL TACİZ KONUSU:
SAMİMİYETİN SUİSTİMALİ NEDİR?
Edirne’de CHP’li Ahmet Baran Yazgan’ın cinsel taciz rezilliğine neden girmedim? Herif CHP’li Kemalist Atatürkçü her türlü atış serbest ama beni zaten biliyorsunuz, düşmanım da olsa delikanlılığımı bozmam, girmedim. Yorumumu bekleyen takipçilerime ayrıca teşekkür ederim.
📌Dün videoları izledim, dayağı atan Nuh Deligöz’ün ifadesini okudum.
CHP’li vekilin “Bir posta” ifadesinden de videoyu çeken Tuğba Aka’nın sesinden de tiksindim.
Ama 7 yer de dikkatimi çekti:
1️⃣Tuğba Ahmet yerdeyken “Ahmet bakar mısın ben Tuğba” diyor. Demek seni tanıyor ve onda isminin bir karşılığı olduğunu biliyorsun ki böyle söylüyorsun. Bu bana şüpheli geldi. Tuğba’nın evde eşinin olmadığını, boşanmış olduğunu ve CHP’li vekille temaslarının olduğunu düşündüm.
2️⃣Asansörün önünde Ahmet Tuğba’ya “Allah yolunu açık etsin” diyor. Yol?
3️⃣Tuğba Ahmet’e “Ben sana iyilik yaptım” diyor. İyilik mi? Ne iyiliği? Sen iyilik meleği misin? 2 saat evinde ağırladığın adama iyilik yapamayacağına göre geçmiş?
4️⃣ Nuh kaba dayakla geçiştiriyor. Oysa olay onun anlattığı gibi olsa o vekil oradan o şekil yürüyerek çıkamazdı.
5️⃣Emre kim? Tuğba neden Emre’ye “Polislere ne diyeceğim?” diyor? “Milletvekilimizi ilk defa gördük tesadüfen tanıştık evimize davet ettik bize sulandı dövdük” diyeceksin ne diyeceksin? Yoksa öyle değil mi?
6️⃣ CHP’li Yazgan Nuh’a yerdeyken bile küfür ediyordu hâlbuki korkması kaçması lazımdı. Tahminim Nuh’a ‘araya giren yetkisiz adam’ gözüyle bakmıştı, ‘bizim Tuğba‘yla aramızda bir şeyler oldu veya var sen kimsin de bana vuruyorsun’ diye düşündü, ondan saldırdı. Güç zehirlenmesiydi bu.
7️⃣ Bütün olay boyunca Tuğba Aka fazla soğukkanlıydı, taciz edilmek istenen bir kadındaki öfke onda yoktu, çocuğu için endişe eden ama video çekmeye devam eden bir soğukkanlılık vardı ama olması gereken öfke yoktu.
📌Sonuçta susup bekledim ve şimdi Tuğba Aka’nın ifadesi önüme geldi. Tahminim çıktı: Tuğba Aka ile CHP’li Milletvekili Ahmet Baran Yazgan geçmişte sevgiliymişler. 5-6 sene önce 6 ay sevgili olduk diyor Tuğba Aka. Daha CHP’li Yazgan’ın ifadesi gelmedi bile…
📌Bu Yazgan’ın Tuğba’yla birlikte olmak istemesini veya cinsel taciz yapmasını falan normalleştirmez ama Tuğba’nın doğum gününü kutluyorduk, mekanın önünde gördük milletvekilidir dedik evimize buyur ettik geldi arkadaşımıza sulandı falan da değil kardeşim, burada ‘samimiyetin suistimali’ var.
📌Eski sevgilini doğumgünü gecesi eve alıyorsun içiriyorsun sonra herifin canı yine seni isteyince bir anda herifi videoyu almaya başlıyorsun.
📌Madem geçmişi silmiştin o zaman eve niye aldın madem geçmişi silmedin o zaman niye cinsel taciz diyorsun?
📌Burada hiçkimse haklı değil hiçbir söz dürüst değil. “Emre evde çocuk var” dışında!…
📌Hele de “Emre evde çocuk var evde çocuk var” diyorsun da çocuğu neden kameraya alıyorsun hem de uyurken sen bir anne olarak hiçbir şekilde o çocuğunu kameraya alamazsın gösteremezsin o çocuğun olduğu eve alkollü eski sevgilini getiremezsin.
Geçmişte yaşadığınız bir şeyler vardır, canı yine seni çekebilir bunu en iyi sen biliyorsun, sen de isteyeceksen zaten ne olacaksa olur bize ne bu konu buralara gelmez ama istemeyeceksin madem sen bu rezillik ihtimalini bir kadın olarak önceden görmelisin.
📌İşte bu samimiyetin suistimalidir. Bu delikanlılığa sığmaz. Bu milletin bir vekili olmasına Millet adına çok üzüldüğüm böyle bir tipi tanımak bile istemem ama biz temiz bir mücadele vermeliyiz, adaletli ve temiz kalmalıyız.
📌CHP’li vekil “ben geçmişte bu hatunla bir şeyler yaşadım ama 5 sene olmuş peşine düşmeyeyim unutayım” demiyor, ava çıkıyor, evli mi bilmiyorum, evliyse zaten daha da kötü, kadının evine gidiyor tuvalete giderken holde karşılaşıyorlar ifadeye gör sulanıyor vs.
📌Normalde telefon numarasını telefon rehberinizde bile görmek istemeyeceğiniz tiynette bir insan şu anda TBMM’de resmen Milletvekili.
Bunu da Edirne halkı ve Atatürkçüler düşünsün!
Fahri Fatih Tezcan.
Analiz Tv Yayın Yönetmeni
Türk futbol tarihine şüphesiz ki az sayıda da olsa farklı zamanlarda dünya yıldızı, küresel marka isimler geldi
Bir çok iyi isim geldi geçti ama sözettiğim küresel klasmana göre en iyisi Roberto Carlos idi denebilir, geldiğinde de yine "prime" dönemiydi denebilir
Osimhen, kanaatim o ki, hem Galatasaray için hem de Türkiye'de oynanan futbol için, açık ara, en iyisi
Hem takımına katkısı, hem futbol zekası ve enerjisi ile Osimhen'siz Galatasaray, tatsız tuzsuz bir şeydi malumunuz
Muhammed Salah, küresel futbol marka değeri itibariyle, Osimhen'den de Türkiye'ye gelen nice yıldız isimden de çok daha önde olan bir küresel markadır
Evet dünden bu yana X taymı, "yıkılıyor", binlerce twit atıldı, evet yine gerçekten dünyanın en ince, en kaliteli mizah zekasına sahip insanlar olarak, son olarak NATO zirvesinde olduğu gibi, birinci sınıf editler ve paylaşımlar yapıldı, yapılıyor
Ama yine ilginç bir kaç not düşeyim
-Bu transferi, Galatasaray ya da Beşiktaş yapmış - yapabilmiş olsa idi, şu anda sadece X taymı değil, adeta yer gök yıkılırdı değil mi ?
-Socrates ekibinin tüm hesaplarına bakın mesela, kamera önündeki Socrates isimlerinin tamamına ama, Erman Yaşar'ından, Emre Özcan'ına, Can Önduygu'dan, İnan Özdemir'e, Socrates'in hem ana sayfa hem de ilintili futbol - kültürü hesaplarına bakın, 1 tane Muhammed Salah - Trabzonspor paylaşımı yok
Sebebi 1 değil, bir kaç şey muhtemelen, ilgilisinin malumudur
Yazdığım yazmadığım isimler, Deniz Göktaş isimli sosyal teröriste duydukları ilginin onda birini futbol kültürüne duymuş olsalardı, 3 günden bu yana onlarca içerik üretir, paylaşım yapabilirdi
- Gönüllü Beşiktaşlıyım diyecek kadar, Beşiktaş kültürünü severim ama Serdal Adalı'nın, "Salah'ı almayan, istemeyen biziz, bu böyle bilinsin" açıklaması, komik bile değil ya hu sayın başkan, ayıptır, kendize ve taraftarınıza bu saygısızlığı yapmayın !
-Levent Tüzemen isimli, (GS) futbol yorumcusu var, maalesef, Arap - İslam nefreti ve tahkiri ile yetişip - zehirlenip bu yaşına gelebilmiş bir futbol dinazoru
Bakın ne diyor ;
"Salah, Trabzon’da çok prim yapar çünkü Trabzon’da çok fazla Arap kökenli insanlar yaşıyor, çok fazla turist geliyor. Salah, hem aile hem de dil olarak Trabzon'da sorun yaşamaz."
Tüzemen, kusura bakmasın. Hem kel, hem fodul, hem saldırgan, hem ucuz, hem pespaye.
Salah'ın ismi Muhammed'den nasipsizliği, ona hem dert olsun, hem de ders olsun.
- Hoş geldin safa geldin Muhammed Salah.
Biz Muhammedîyiz, bize her yer Trabzon 🙌
Beyaz Saray'in Covid-19 açıklaması:
- Virüs, doğada bulunmayan biyolojik bir özelliğe sahiptir.
-Veriler, tüm COVID-19 vakalarının insanlara tek bir bulaşmadan kaynaklandığını gösteriyor . Bu durum, birden fazla bulaşma olayının yaşandığı önceki pandemilerin aksine bir durumdur.
-Köken: Halk sağlığı yetkilileri ve medya tarafından laboratuvar sızıntısı teorisini itibarsızlaştırmak için defalarca kullanılan "SARS-CoV-2'nin Yakın Kökeni" başlıklı yayın, COVID-19'un doğal yollarla ortaya çıktığı yönündeki tercih edilen anlatıyı desteklemek amacıyla Dr. Fauci tarafından başlatılmıştı.
Müslüman Olan Amerikalı Genç: “Seküler Türkler Beni İslam’dan Vazgeçirmeye Çalıştı!”
▪️ Müslüman bir Amerikalı genç, Türkiye’deki seküler kesimin İslam’a yaklaşımını eleştirdi.
▪️ Türkiye’deki seküler çevrenin kendisini İslam’dan soğutmaya çalıştığını savunan genç, “İslam’ı öğrenmek istediğimi söylediğimde ‘Müslümanlar eşlerini döver’ gibi çılgınca fikirleri kafama soktular. Türkiye’nin seküler tarafı gerçekten çok üzücü” dedi.
▪️ Sekülerlerin Batı hayranlığına tepki gösteren Amerikalı genç, “Amerika’da doğup büyümenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorlar” dedi.
Biraz da new age futbol yorumcusu tadında yazı yazalım.
Dünya kupasının ardından turnuvadaki Amerikan kültürü tartışmalarını Anadolu Ajansı Analiz (@AAGorus) için kaleme aldım.
“Futbol neticede iki taşı kale yapıp bir kola kutusuyla bile oynanan spor olma romantizminin ötesine çoktan geçti. “Endüstriyel futbol” tartışması bağlamında reklamlar, sponsorluklar, kampanyalar, ürün satışları, büyük ticari ortaklıkların merkezde olduğu kitle tüketimiyle sportif rekabetin iç içe geçtiği dev bir endüstriden bahsediyoruz. Fakat futbolda rekabetler bir şekilde “organik” olmayı sürdürüyor ve dünya kupaları da bunun en yoğun hissedildiği yerlerden. Neticede bugün geçmişinde sömürge-sömürgeci ilişkisi bulunan iki takımın karşı karşıya gelmesi milyonlarca kişide benzer referanslarla aynı hisleri uyandırıyor.”
Yazının tamamı: https://t.co/CgU3AHKdCI
Arkadaşlar
Bu yaz gıda sabotajlarına dikkat!
Suriye üzerinden büyük tuzak!
Neler oluyor?
Detaylar Youtube kanalımda video sohbetinde
https://t.co/1tPsKtZsWW
Trump-Xi zirvesini @cnnturk ekranlarında değerlendirdik.
📌İran konuşulacaktır ama ABD ve Çin arasında İran'dan daha öncelikli meseleler var.
📌Tayvan gibi konular dururken Çin, ABD'yle İran konusunda sert bir karşılaşma istemeyecektir.
📌ABD'nin tekrar Orta Doğu ve Ukrayna gibi sahalara yöneldiği bir senaryo Çin'in işine gelir.
🎬 Gelin size Hollywood filmlerinde kamera ne zaman Meksika’ya, 'Ortadoğu’ya', Güney Asya’ya ya da Afrika’ya dönse ekranın neden aniden tozlu bir sarı tona büründüğünü anlatayım:
Sinema literatüründe "Yellow Filter" (Sarı Filtre) olarak bilinen bu uygulama, aslında sadece sanatsal bir tercih değil, modern bir oryantalizm ve sömürgeci bakış açısıdır. Breaking Bad ve Traffic’te Meksika’yı, Extraction ve Slumdog Millionaire’de Hindistan’ı, Black Hawk Down’da Afrika’yı ya da pek çok ajan filminde İstanbul’u ve “Ortadoğu’yu” sanki üzerine sarı bir sis çökmüş gibi görmemiz tesadüf değildir.
Bu görsel manipülasyon, Edward Said’in bahsettiği "Öteki"ni inşa etme sürecinin en kestirme yoludur: Batı dünyası parlak ve "soğuk mavi" tonlarla rasyonelliğin, ilerlemenin ve medeniyetin merkezi olarak sunulurken; "Küresel Güney" olarak adlandırılan ve tarih boyunca sömürgeciliğe maruz kalmış coğrafyalar sarı filtreyle boğularak "kaotik, tehlikeli ve durağan" birer suç mahalline indirgenir.
Bu durum, kolonyalizmin kurduğu o üstenci görsel hiyerarşiyi her karede yeniden üretir. Sarı ton; kuraklığı, fakirliği ve "eskiyi" sembolize ederek izleyiciye bu bölgelerin modern zamana ait olmadığı ve "ıslah edilmesi gereken, kirli bir geçmişte takılı kaldığı" mesajını bilinçaltından fısıldar.
Hikaye anlatma biçimi olarak bu filtreyi seçmek, o coğrafyanın gerçek renklerini ve modern dokusunu yok edip Batılı izleyicinin zihnindeki stereotipleri beslemektir. Sonuçta sinematografi, burada bir sanat dalı olmaktan çıkıp dünyayı "medeni merkez" ve "egzotik/vahşi çevre" olarak ikiye bölen politik bir araca, yani sömürgeci zihniyetin görsel bir mührüne dönüşür.
Sayın Bakan @MahinurOzdemir, ben müsaadenizle size sorunları da çözümlerini de yazayım...
1) 1+1 80 m2 evde çocuk değil ancak kedi besleyebilirsiniz...
Bunun için BARINMA sorununu insana yakışır şekilde çözmeniz lazım önce, insanlar sizin gibi binlerce metrekare bakanlık binalarında yaşamıyorlar...
2) Şu anda EKONOMİ BERBAT...
2 genç aldığı maaş ile 20'li yaşlarda bırakın hayata atılmayı aile evinden çıkamıyor ne evlenmesi...
3) Kadın da erkek de aynı anda çalışmadan MÜMKÜN DEĞİL bırakın insan gibi geçinmeyi hayatta kalamazsınız...
Hayatta zor kalan insan da "AAA hükumet böyle istiyor" diye sizin hatırınıza çocuk yapmaz...
4) Evlilik kurumunu özendirmeniz lazım evlenen erkeğe haklı da olsa haksız da olsa MÜEBBET HAPİS cezası vermeniz değil...
5) Milli Eğitim diye bir kurum yok onun adı GÜNDÜZ BAKIM EVİ...
Eğitim sistemi rezalet, işsizliği gizlemek için gençler 25 yaşına kadar okullarda kalsın diye çabalıyorsunuz ama gemi karaya oturdu hatta su bile çekildi...
Şu an GERÇEK işsizlik rezaletinin farkında değilsiniz sanırım ( Şişirme TÜİK rakamlarından bahsetmiyorum)...
Bu şartlar altında insanlar çocuk yapmaz yapamaz...
6) Sokaklar, parklar, oyun alanları hiçbir yer güvenli değil...
İti kopuğu her anlamda cirit atıyor gelin akşam bir parkta oturalım bakalım tacize uğramanız kaç dakika sürecek...
Bu şart altında siz olsanız çocuk yapar mısınız...
7) Köyden kente değil kırsala göçü özendirmeniz lazım ki nüfus artsın, dünyanın hiçbir yerinde metropollerde nüfus artmaz bu bilimdir...
8) Çocuklara daha okulda toprağı, hayvancılığı, ziraati, meslek erbabı olmayı öğretmeniz ve sevdirmeniz lazım yoksa PLAZA KIZLARI ve OĞLANLARI ile anca TİKTOK çekersiniz...
Sonuç itibari ile bu sistem sizin eseriniz uzaylılar sebep olmadı bunlara...
Bu güne kadar ne yaptıysanız TAM TERSİNİ yapın ya da HİÇ ELLEMEYİN düzelir...
Ama lütfen YALVARIRIM TEDBİR ALMAYIN anamız ağladı...
Değerli arkadaşlar...
Biliyorsunuz Yaklaşık 2 senedir Gazze'de Filistin Kızılay'ı ile birlikte yürüttüğümüz yetim sponsorluk çalışmamız var...
Maalesef bazı arkadaşlarımız, bir hevesle bir çocukla da ben ilgilenirim diyerek 12 aylık projenin bir kısmına katılıp sonrasında haber vermeden bırakmış...
Cuma günü yetimlere dağıtım yapılacak, onu sormak için arıyorum ve bugün öğreniyorum ki 982.000 TL eksik var...
Olabilir insanlık halidir 3-5 kişi durumu bozulur sıkıntıya girer anlarım ama arkadaşlar yetim bunlar...
Bir hevesle çocuğunuza alıp da sıkılınca sokağa attığınız köpek yavrusu değil...
Bir sıkıntı varsa bile lütfen bana haber verin en azından...
Şimdi biz mutfakları mı devam ettirelim bu açığı mı kapatalım bir de kendinizi benim yerime koyun lütfen...
Ya da yetimlere Ne diyeyim kusura bakmayın sizin sponsorlar sıkılmış bu ay size para yok mu diyeyim...
Mevcutta projede olup da herhangi bir sebeple çıkmak isteyen arkadaş varsa lütfen arayıp bildirsin yarın biz de ona göre tedbirimizi alalım...
İran’ın füze programı hikayesinden çıkarılacak çok ders var: Strateji, mukayeseli üstünlük, erişebilirlik ilkesi, teknolojik difüzyon… hepsi içinde. Üstelik İran’a özgü değil bu pattern. Ama öğretici bir örnek oluşturuyor. Sırayla anlatmaya çalışayım:
📌İran’ın stratejik davranıp tek bir alanda (füze) mukayeseli üstünlük kovalaması: Ben kaynakları kısıtlı bir ülkeyim. Aynı anda tüm kalemlerde üstün olamam. Vazgeçebileceklerimi iyi belirlemem gerek (Bu örnekte hava kuvvetleri için savaş uçağı veya hava savunma yerine füze teknolojisine yatırım yapmak).
📌Yine burada ideal olana/arzu edilene değil ‘erişilebilir’ olana/mümkün olana yatırım yapılması: Batılı sistemlere ulaşamıyorum. Açıktan veya gizli şekilde ulaşabildiğim teknoloji nerede? Suriye’de. Hangi teknoloji var orada? Balistik füze (Evet, belki de balistik yatırımı en başta hür bir tercih değil bir zorunluluktu)
📌Path-dependency: En başta girdiğin yolun sonraki seçeneklerini bağlayıp seni o yolda tutması. Füzeyle başlayıp sonra savaş uçağı teknolojisine geçeyim diyemiyorsun kolay kolay. Çünkü füze işine ciddi fiziki ve beşeri sermaye basmışsın ve vazgeçme maliyetin yükselmiş. O yüzden vazgeçeceklerini iyi belirlemen lazım (Strateji 101)
📌Bir teknolojinin önce makalesinin yazılması. Evet, kimsenin okumadığı (ve herkesin okumak zorunda da olmadığı) makaleler. Arada çıkar burada makaleler tezler okunmuyor yea tayfası.
📌Rusların balistik ilminde gelişim göstermesinin sonuçları: Bir alandaki bilimsel bilgi üretimi soraki süreçte uygulamayı (teknolojiyi ve doktrini) ve çok şeyi etkiliyor. Rusların sonrasındaki tüm nükleer stratejilerinin de tam bu yukarıdaki ‘path-dependency’ mantığına göre füze üzerine olması (Not: Soğuk Savaş’ın başında Rusların füze, Amerikalıların ise ağır bombardıman uçağı merkezli nükleer stratejisi vardı. Çünkü Amerikalılar da aviasyon işinde öndeydi. Herkes mukayeseli üstünlüğüne göre oynuyor)
📌Bir teknolojinin sistemde yaygınlık gösterip göstermemesinin (difüzyon) askeri dengeleri değiştirmesi. Burada ‘demokratizasyon’ kavramı yaygınlaşmayı ifade eder. Günümüzde de bir silah sisteminin askeri etkisi tek başına niteliksel üstünlüğünden ziyade sistem çapında kaç aktörün elinde olmasıyla ölçülür. Bir sistem isterse ‘ilkel’ olsun sadece bende varsa avantajlıyım. Ne kadar ‘ileri’ olursa olsun herkeste varsa eşitlenmişiz (işte demokratikleşme budur zaten) ve avantaj törpülenmiştir demektir.
Özetle bu işler böyle gelişiyor. Sadece İran değil Kuzey Kore, Pakistan örnekleri de benzer özellikler ve izlekler gösterecektir. Erişilebilir olana yatırım yapıp mukayeseli üstünlük kurmak lazım. Bunları yazdık👉 https://t.co/fLnPR2KdBW
Buradaki en önemli cümle: "İran acil tehdit değildi." Neden önemli? Çünkü ABD başkanı Kongre onayı olmadan bir yere "acil tehdit" gerekçesiyle askeri operasyon yapabilir (Kongreyi sonradan bilgilendirmek şartıyla). Hem İran hem Venezuela örneğinde Trump yönetimi tehdidin aciliyeti konusunda yeterince ikna edici olamadı. Venezuela operasyonu başarılı olduğu için bu mesele fazla gürültü koparmadı. Demokratlar 2026 ara seçimlerinde Kongrede üstünlüğü ele geçirirse 'saldırı kararları Kongre onayı almadı, Trump yetkilerini geniş yorumladı" bahsi üzerinden Trump'a yönelik azil süreci (impeachment) başlatabilirler.
Bu arada istifa eden kişinin pozisyonu itibarıyla çok icracı bir pozisyonda olmadığını da belirtelim. Ama tabii Trump yönetimindeki ilk İran istifası olması hasebiyle önemli bir olay. Zaten medya ve Demokratlar da böyle bir hikaye arıyordu meselenin üzerine atlamak için.