Aujourd’hui, une fois de plus, quelqu’un m’a dit :
— Ton travail ? Nettoyer des culs.
Et croyez-moi… ce n’est pas la première fois que je l’entends.
Mais ce soir, je veux répondre clairement.
Oui, je suis aide-soignante.
Et oui, je nettoie des culs.
Mais je fais aussi bien, bien plus que cela.
Je lave des corps fragiles.
J’habille des mains tremblantes.
Je nourris des bouches fatiguées.
J’offre des mots doux là où il n’y a plus que le silence.
Je rends leur dignité à ceux qui ne peuvent plus la préserver eux-mêmes.
Je prends soin d’hommes et de femmes qui ont tout donné à ce monde.
Et qui, aujourd’hui, ne méritent qu’une chose : être soignés avec humanité.
Réduire ce métier à « nettoyer des derrières », ce n’est pas seulement faux.
C’est insultant.
Parce que derrière chaque geste, il y a du respect.
Derrière chaque contact, il y a de la délicatesse.
Derrière chaque garde épuisante, il y a un cœur qui a choisi de servir.
Et vous savez quoi ?
Ceux qui se moquent de ce métier sont souvent ceux qui n’ont jamais eu besoin d’aide.
Qui n’ont jamais vu un parent perdre son autonomie.
Qui n’ont jamais eu à accepter leur propre fragilité.
Mais ce jour viendra.
Et ce jour-là… ils seront reconnaissants de nous trouver.
Reconnaissants de trouver quelqu’un qui ne juge pas.
Qui tend la main.
Qui soigne avec dignité, patience et amour silencieux.
Notre métier est fait de personnes.
Il est fait de courage.
Il est fait de présence, quand tout le reste s’efface.
Ce n’est pas un travail comme les autres.
C’est un travail vital.
La prochaine fois que cela vous fera rire… réfléchissez-y.
Car un jour, peut-être, ce sera votre tour.
Et vous serez heureux qu’à vos côtés, il y ait quelqu’un comme nous.
Ne demişti İlber Ortaylı; "Doğu'dan kürt bir genç batıya mutlu bir şekilde geliyorsa, batıdan Türk bir genç doğuya Allah'a emanet gidiyorsa. Faşist olan biz değiliz." Ayrıca nerden geldiği belli olmayan paralarla bir Kürt Batıda her türlü işyeri açacaksın ama bir Türk ya da Boşnak ya da Çerkez, yada Gürcü Diyarbakır'da simit bile satamayacak. Ahırına koyduğun klimada bile kullandığın kaçak elektriğinin parasını bana ödeteceksin.. sonrada eşitlik isteyeceksin.. Biz Türkler safız da (!)
(#Çok_Güzel_Bir_Davranış_Biçimi)
(#Çocuklar_çok_önemli_Eğitelim)
👇
Manavgat'ta 3-4 yaşlarındaki turist kız zabıta memuru Himmet Tan'ı görünce gitti parmağına yapıştı…
Sorunca ismini söyledi, annesinin-babasının ismini söyledi, kaldıkları otelin adını bilmiyordu…
Hiç beklenmeyen bir davranışla memurun telefonunu istedi…
Memur “Numarayı ver ben arayayım” dedi, minik kız başını iki yana sallayarak kabul etmedi…
Tabii ki Türkçe bilmiyordu, memurdan telefonun dilini İngilizce'ye çevirmelerini istedi, İngilizce'ye çevirip eline verdiler…
Küçük kız memurdan Facebook'u kapatmasını istedi, kapattılar…
Küçük parmaklarıyla telefonla biraz oynayıp kendi Facebook sayfasını basit bir şifreyle açtı…
Memurlar hayretle izliyorlardı…
Şöyle bir mesaj yazdı:
“Ailem, ben kayboldum… Şu anda polis karakolundayım… Gelip beni almanızı bekliyorum…”
Bir de konum attı…
*
Küçük kız telefonu iade edip teşekkür etti…
Bir sandalyeye ilişti, beklemeye başladı…
Mesajında “polis” demişti, zabıtalar “Biz zabıtayız” dediler… “Hayır polissiniz” diye itiraz etti, memurlar İngilizce sözlüğü açıp baktılar; hakikaten zabıta polis demekti…
On dakika sonra ailesi geldi, annesi-babası tatile çıkmadan önce çocuklarına kaybolması halinde yapması gerekenleri öğrettiklerini söylediler…
Teşekkür edip kızlarını alarak gittiler…
*
Bu mesajı yazan, örnek kamu görevlisi, Manavgat Belediyesi zabıta memuru Himmet Tan, notunun sonunda şöyle diyor:
“Anneler, babalar… Çocuklarınızı eğitin, emin olun sizden daha çabuk öğreneceklerdir… Daha çok canımız yanmasın…”
*
Yıllardır durmadan “Çok çocuk değil, iyi yetiştirilmiş çocuklar istikbaldir” diyoruz…
Anlamıyorlar…
BEKİR ÇOŞKUN
Yorum Sizin ..!!!!!
İzmir'de yaşayan 17 yaşındaki lise öğrencisi Defne Eser, dedesinin femur kemiğini kırması ve kırığın geç fark edilmesi nedeniyle yaşadığı zorlu süreçten etkilenerek harekete geçti. Yaşanan bu olay, genç öğrencinin bir proje geliştirmesine ilham verdi. TÜBİTAK boşver o işleri makarna köprü ile ışıklı ekmeklik varmı dedi 😁 hepsinden vazgeçtim yağmur duası edersen 3 milyon veririm deyip gönderdi 🙄
Defne Eser, arkadaşlarıyla ile birlikte yapay zeka destekli bir kırık teşhis sistemi geliştirdi. Sistem, özellikle mikro kırıkları erken tespit ederek doktorların daha hızlı ve doğru karar vermesine yardımcı olmayı hedefliyor.
Gençlerin geliştirdiği proje, Çin'de düzenlenen uluslararası bilim yarışmasında büyük ilgi gördü ve dünya ikinciliği kazandı.
Elde ettikleri başarıyla hem Türkiye'yi gururlandırdılar hem de sağlık teknolojileri alanında önemli bir örnek oldular.
@kofteciyusuftr bugün oksiyen 228 de yemek yemek istedik.genel merkezinizin aldığı bir kararla bahçeye dahi köpek alınmaması için talimat vermişsiniz Yaradan’nın yarattığını can verdiğini kabul etmeyen bir zihniyeti artık bende kabul etmiyorum.
Milyonların cumhurbaşkanı adayının özgürlüğü elinden alınması yetmiyormuş gibi fotoğrafı yasaklandı, sesi yasaklandı, resmi hesapları yasaklandı.
Savunma hakkı elinden alınan Ekrem İmamoğlu'nun sosyal medya hesaplarına bir kez daha erişim engeli getirildi. Düşüncelerini paylaşması engellendi, onu destekleyen ve ona inanan milyonlarla arasına duvar örülmek istendi. Bu bir hukuk kararı değil, açık bir susturma girişimidir.
Adalet, sesleri kısarak değil; hukuku ve temel hakları herkes için eksiksiz güvence altına alarak sağlanır.
AKP’nin atadığı kayyum Kemal Kılıçdaroğlu’nu takipten çıkmayan dostlarımız var!
Hadi Türkiye’nin en büyük kampanyasını başlatalım.
Takipten çıkan herkes bu tweetin altına “çıktım” yazıp, 1 arkadaşını etiketlesin.
Zincirleme şekilde devam edelim! Haydi dostlar!
Bu duruş, Türkiye'de kurumsal kültürün, ilkeli olmanın ve "hukukun üstünlüğü" söyleminin sadece dilde kalmayıp eyleme döküldüğünü gösteren çok kıymetli bir emsal. “Hayır, bizim ilkelerimiz ve demokrasiye olan inancımız satılık değil” demişler. Sesi duyuyor musun @kilicdarogluk ?
Partimize mahkeme tarafından atanan yönetimin bugün ortaya koyduğu tavır, en az Genel Merkezimize polis sokmak kadar ağır bir zarara neden olmuştur. Yalanlarla bezenmiş bir seviyesizlik ne yazık ki bayram gününde sergilenmiştir.
O zaman artık, sustuğumuz gerçekleri anlatmanın zamanıdır.
İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki;
1-Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
2-Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
3- Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
4-O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur. Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım. Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, İstanbul’dan, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır. Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.
Bir daha böyle seviyesiz görüntüler görmemek umuduyla söylüyorum:
Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
@kilicdarogluk Yorumları okuyup nasıl hiç bir şey olmamış gibi davranabiliyorsunuz inanılır gibi değil .. Onurlu bir insan olsanız bu kadar lafa söze ülkeyi terk etmeniz gerekir di ama nerde siz de o yürek