✅Milletvekilleri, en az 2 yıl milletvekilliği yaptıktan sonra, genel emeklilik şartlarını (yaş + prim günü + hizmet süresi) yerine getirirlerse emekli aylığı almaya hak kazanıyor. Emekli maaşı, Cumhurbaşkanı maaşının %45 oranında hesaplanıyor.
✅ Emekli olan vekil yeniden milletvekili seçilirse, genellikle emekli maaşını da almaya devam ediyor (çifte maaş uygulaması).
✅ Emekli milletvekili ölünce emekli maaşı dul ve yetimlerine intikal eder.
💥Milletvekilleri bu işe ne diyorlar?
Bence dikkatle okunması (dinlenmesi) gereken bir paylaşım. Aslında Dr. Fauci’ye verdiği mesaj da çok önemli. Keşke Türkçe altyazısı yapılabilse. 👇🏻👇🏻👇🏻
Şu anda COVID-19 için geliştirilen Pfizer COVID-19 aşısı nedeniyle oluştuğunu belirttiğim ağır hasarlar için hayat kurtarıcı bir tedavi görüyorum. Japonya’da, Edogawa Hastenesindeyim.
Bu tedavi; çift filtreli plazmaferez yöntemi kullanarak kandan spike proteinleri, amiloid kan pıhtılarını, otoantikorları ve yanlış katlanmış proteinleri temizlemeyi ve ayrıca vücudumun kendini onarmasına yardımcı olmak için öncül (pre-growth) kök hücreler kullanmayı amaçlıyor. Bu tedaviyi sunan dünyadaki tek yer burası.
Burada 14 numaralı hastayım ve adeta mucizelere tanıklık ediyorum. Beni buraya yönlendiren parlak bilim insanı Kevin McCairn ve Dr. Mary Talley Bowden’a teşekkür ederim. Bu hastaların adeta yeniden hayata dönmesini izlemek gerçek bir mucize. Bu olağanüstü hayatta kalan insanlarla kurduğum bağ, hayatımdaki en etkileyici deneyim.
Ayrıca kalp hasarı, ciddi kan pıhtılaşması, çoklu organ hasarı, merkezi sinir sistemi hasarı, beyin hasarı, mikrovasküler küçük damar hastalığı, mide, yemek borusu, akciğerler ve sinüslerden kanama, tiroidimin yok edilip alınması, sinüs boşluklarımın tahribi, Graves hastalığı, gastrit, deri altında açılıp yaralara dönüşen kanamalar ve en önemlisi küçük lifli nöropati için Pfizer’a özel bir “teşekkür” etmek istiyorum.
Aşıya bağlı hasar konusunda şüphe duyanlar için, laboratuvar sonuçlarım hikâyenin tamamını %100 anlatıyor. Bilimi takip edin.
Bahçelievler'de evsiz kalan 78 yaşındaki Fatma teyze, oğluyla birlikte sokakta kaldı.
🗣️Tek emekli maaşıyla geçinemeyen ve kalacak yeri olmayan acılı anneden yürek yakan sözler
Bütçem kalmadı, başka çarem de yok
Ben bir Cumhuriyet kadınıyım, asla vazgeçmeyeceğim
📌Haber: Hava Demir / Yeniçağ TV
Ayrıntılar için...
👇
https://t.co/20OxKxNnko
#Sondakika #GeçimSıkıntısı #KentselDönüşüm #Haber
Powder! En sevdiğim filimler içerisinde ilk 3tedir…
Biraz farkliysan saldıran çok olur! Bilmezler aslında kim ve ne olduğunu! Kalbinin boyutlarini tahmin bile edemezler.
Hayır Nisan 1 şakası değil! İnsanlık (hiç gitmemiştik ki diyenlere rağmen) Ay’a geri dönme çalışmalarında! NASA’nın #Artemis programı sadece bir ziyaret değil, Ay'da kalıcı bir yaşam kurma ve Mars’a uzanan yolun ilk adımı.
- Artemis II (Bugün!): Programın ilk insanlı görevi 1 Nisan 2026 itibarıyla başlıyor. 4 astronot (Wiseman, Glover, Koch ve Hansen), Orion kapsülüyle Ay’ın etrafından dolanacakları 10 günlük tarihi bir yolculuğa çıkıyor.
- Tarihi İlkler: Bu görevle birlikte ilk kez bir kadın (Christina Koch) ve siyahi bir astronot (Victor Glover) derin uzaya yolculuk ediyor. Ay yörüngesine ulaşacak bu ekip, yeni teknolojileri bizzat test edecek.
- Hedef Güney Kutbu: Ay'ın karanlık ve buz dolu Güney Kutbu’na iniş için hazırlıklar sürüyor. Amaç oradaki buzu keşfetmek
-Gateway İstasyonu: Dünya ile Ay arasında bir "mola istasyonu" kurulmak isteniyor. Bu istasyon, astronotların Ay yüzeyine inmeden önce konaklayacağı bir üs olacak.
- Neden Ay? Çünkü Ay, Mars’a gidişin provası. Orada yaşayabilirsek, kızıl gezegene gitmek hayal olmaktan çıkacak (Bu konuda ben biraz muhalifim. İsterseniz saatlerce neden bunu şu and amümkün görmediğimi anlatırım. Robotik misyonlar hariç tabiki).
BU ARADA 'AYA HİÇ G��DİLMEDİ Kİ' DİYENLERİN AYDAKİ REFLEKTÖRÜ KİMİN ORAYA YERLEŞTİRDİĞİNİ AÇIKLAMASINI RİCA EDİYORUM.
Ha bir de unutmadan...Amerikayı 'havana koyup un ufak etme' isteğindeki rakip Çin, Rus ve Hindistan uzay araştırmacıları Ay yüzeyindeki 'misyona bağlı kalıntıları' döküman olarak paylaştılar. O dökümanlar neyin nesi? Neden saklamadılar ve Ay'a hiç gidilmemiştir tartışmasını iyice kızıştırmadılar?
Hadi buyrun tartışmaya... Ben severim farklı fikirlerin çatışmasını (efendi efendi)... 😉
İRAN SAVAŞININ KAYBEDENLERİ:
ABD
İTrail
BAE
KATAR
KUVEYT
BAHREYN
ÜRDÜN
NATO
AB
AKP
MHP
DEM
APO
PKK
PJAK
FETÖ
PYD
KDP
KYB
RUM LOBİSİ
ERMENİ LOBİSİ
VATİKAN
BAHAİLER
CİZVİTLER
MORMONLAR
SEBATAYİSTLER
IŞIKÇILAR
ARAMCO
BLACKROCK
ELUN MUSK
İNGİLTERE
YAHUDİ LOBİSİ
GRAHAM FULLER
SAMUEL HUNTİNGTON
CÜBBELİ AHMET
HALİL KONAKÇI
MENZİL
SÜLEYMANCILAR
NURCULAR
PARAZİT İLACI DİYE KÜÇÜMSENEN
Fenbendazol - Menbendazol -İvermectin
(Hayvan Parazit İlaçlarını Alanlarda)
Birçokdeğişik Kanserlerinin KAYBOLDUĞU ortaya çıktı
En büyük Parazit-kanser çalışmasının sonuçları yakında açıklanacak
"sadece bir at parazit ilacı" anlatısı tamamen çökecek
Prof Dr Ahmet Küçükusta: Tüm sağlık reçeteleri yalan dedi sosyal medya sallandı...
Prof. Küçükusta: Tüm sağlık reçeteleri yalan..‼️‼️
Profesör Ahmet Rasim Küçükusta ezberleri bozdu.
Dünya sağlık kartellerini eleştirdi. "Hastaneye giderseniz sizi zorla hasta ederler" dedi.
- Mr'ların yüzde 90'ı gereksiz yere çekiliyor.
- Kanser taramalarının çoğu kandırmaca. Insanlar kendilerini kullandırmasın.
- İlaçların çoğu boşa veriliyor. Yüzde 37'si çöpe gidiyor.
- Antibiyotik yazan değil, yazmayan doktor makbuldür. Ama bizde tam tersi geçerli maalesef.
- Grip aşılarının etkinliği sıfır.. Ben hayatta vurdurmam.
- Her yıl gereksiz yere binlerce biyopsi yapılıyor, röntgen çekiliyor.
- Leblebi çekirdek yer gibi anjiyo yapılıyor. Stent takılıyor. Bunlar vücuda zarar veriyor. – Check-up kampanyaları gerçek bir tuzak. Akciğer filmi vücudunuza zarar veriyor.
– Insanlar kendiliğinden geçecek hastalıklar ıcın kesinlikle hastanelere gitmesinler. Tahliller vücuda radyoaktif ışın veriyor. Gereksiz ilacın faydası yok zararı var.
– “Başlangıç” diye birşey uyduruldu. Hastalara, alzheimer, reflü, astım başlangıcı teşhisi konuyor. Amaç hastayı boş çevirmemek. Başlangıç diye birşey yok. Ya hastasın ya değilsin.
– Kolestrol ilaçlarının tedavi yüzdesi çok düşük. Zararı daha fazla. Hayat tarzınızı değiştirmek ilaçtan çok daha etkili. Doğal beslen, hareket et bu beladan kurtul.
– Nodül çok abartılıyor. Nodülün kansere dönüşme ihtimali çok düşük. Bunun için gereksiz tahlil ve teşhisler yapılıyor.
– Vitamin haplarının sağlam insanlara hiçbir faydası yok. “Ben yorgunum” diye vitamin hapı alınmaz.
– Köpek balığı kıkırdağı ile kanser tedavi edildiği iddiası tamamen uydurma. Köpek balıklarının kansere yakalanmadığı düşüncesi de safsata. Bu hayvanlarda kırk çeşit kanser tespit edildi.
– “Bitkisel ilaçların hepsi masumdur. Yan etkisi yok” düşüncesi doğru değil. Unutmayın, haşhaş, tütün, zehirli mantar da birer bitki…
ayçiçek yağı, Mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.Evde basitçe kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her Sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun.
Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin. Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da “doğal beslenme” dedin. Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin. Fast food’un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, üç katlı hamburgerleri yuvarlıyordun.Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.Sobayı attın ve evine klimayı ve bilimum elektrikli ısıtıcıyı soktun.Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın…
Hadi seni geçtik de kardeşim, peki ya çocuğunun suçu ne?”
Değerli dostlar bu yazımız diğer yazılarımızdan çok farklı.
Lütfen bunu herkese ulaştıralım.
Lütfen yardım ediniz.
İnsan düşmanı bilhassa Türk düşmanı
Ezoterik ve endüstriyel örgütlere bağlı insancıklar tarafından hesabım
SANSÜRLENDİRİLMEKTEDİR.
🔴Les femmes iraniennes🇮🇷 font un don impatient de leur or pour aider le sort financier de leur nation.
Quel geste ? J' admire ce merveilleux peuple iranien🇮🇷.
La Lutte Continue....
İran mühendisleriyle GURUR duyuyor!
İran savunma teknolojisi yüzde yüz yerlidir ne Çin ne Rusya’nın bu teknoloji de katkısı yoktur. 47 yıldır İran bilime ve teknolojiye yatırım yaptı. Bugün Füze ve Drone teknolojilerinde bir numaradır. Kıskanmayın çalışın sizin de olur!
Adam mısın .........?
(Profesör ,arkadaşı ve hastane mikrobu)
Ben öldüm.
Öyle gürültülü patırtılı değil; usul usul, titreye titreye, insanı en çok kahreden cinsten öldüm.
Tam olarak nasıl öldüğümü ben de bilmiyorum. Zaten benden sonra öğrenmek isteyen de pek çıkmayacaktır. Çünkü memlekette ölümden daha yaygın tek şey, ölümü hızla normalleştirme kabiliyetidir.
Belki cahillik öldürdü beni.
Belki ihmal.
Belki “bir şey olmaz” rahatlığı.
Belki de herkesin işini yaptığı ama kimsenin sorumluluk almadığı o meşhur düzen.
Hani şu kusurun buharlaşıp vicdanın nöbet çizelgesine yazılmadığı sistem.
Artık halimi hatrımı soramazsınız.
Sorulsa da cevap veremem zaten.
Ama asıl mesele şu: Ben sustuktan sonra konuşması gerekenler de susacak mı?
Bir gazeteci arkadaşım var mesela.
Adı gazeteci.
Sorması gerekir: neden, niçin, nasıl, nerede, kim tarafından, hangi gecikmeyle, hangi ihmal zinciriyle?
Ama bazen insan, soru sormak yerine dostluk ceketini giyiyor.
Hakikatin peşine düşmek yerine hatırın gölgesine oturuyor.
Böyle olunca ölüm, hadise olmaktan çıkıp sis oluyor.
Sır oluyor.
Unutulmaya hazır bir memleket masalına dönüşüyor.
Ne de olsa bazı ölümler soruşturulmaz; sadece taziyeye dönüştürülür.
Bazı dostluklar da gerçeği aydınlatmaz; üstüne zarif bir örtü serer.
İnsanı toprağa değil, tembelliğe gömerler önce.
Sonra mezarın başında vakar konuşulur.
Bana bakanlara teşekkür ederim.
Beni gömenlere de.
Beni tarihe aceleyle emanet edenlere de ayrıca teşekkür ederim.
Zira bu memlekette teşekkür, bazen hesabın sorulamadığı yerde edilen en acı cümledir.
Celallenmeyin lütfen.
Sakın celallenmeyin.
Öfke, hakikati sevenlerin değil; hakikatten ürkenlerin en sevdiği savunmadır.
Siz sadece biraz adam olun.
Çok değil. Az adam olun, yeter.
Bir ölünün ardından suskunluğun konforuna değil, hakikatin zahmetine talip olun.
Bir kere olsun dostluğu değil, doğruyu kayırın.
Bir kere olsun “ayıp olur” yerine “bu nasıl oldu?” deyin.
Çünkü bir ülkede meşhur bir insan bile ihmaller arasında kaybolabiliyorsa, meşhur olmayanların ölümü zaten istatistik bile sayılmıyordur.
Bir ülkede hastane duvarları sorudan korunuyor, insanlar hakikatten mahrum bırakılıyorsa; orada ölüm sadece biyolojik bir son değildir.
Aynı zamanda kamusal ahlakın da nabzının atmadığı yerdir.
Ben öldüm.
Şimdi isterseniz beni usulca anın.
Ama daha iyisi şu olur:
Benim nasıl öldüğümü sormaya cesaret edin.
Çünkü bir memlekette asıl çürüme, insanların ölmesiyle değil, yaşayanların soru sormayı bırakmasıyla başlar.
Dr. Ferhat Arslan