@sedad65 Çeşme suyu
Bardaklar pet zaten zehir 👎
Cam bardaklarda ufak legende yıkanıyor hep aynı su ile 👎
Yasaklanmalı kaldırım terörü wanda devam ediyor sedad hoca kimse işini hakkıyla yapmıyor. Yakında hindistan cigercileri de çıkacak piyasaya şimdiden önlem alınmalı
🔴 Kabaiş ailesi adalet arayışını sürdürürken tehdit edilmeye devam ediyor. 18 aydır “dosya gizliliği” gerekçesiyle uzatılan süreç, faillerin korunmasına ve cesaret bulmasına yol açmaktan başka bir sonuç doğurmuyor.
Rojin’in hayatını elinden alanlar, şimdi de geride kalan ailesini yıldırmaya ve susturmaya çalışıyor. Adalet arayan bir ailenin tehdit edilmesi asla kabul edilemez.
Hepimizin sorması gereken sorular var: Bu kişiler kimden güç alıyor?
Bu cesareti nereden buluyorlar?
Bu durum karşısında sorumluluk yalnızca bir kuruma değil, tüm yetkili kurumlara ve ilgili kişilere aittir. Kabaiş ailesinin güvenliğinin sağlanması, tehditlerin derhal araştırılması ve adaletin gecikmeden yerine getirilmesi için gerekli tüm önlemler alınmalıdır.
Bu vakalar son bulmadıkca hiç birimiz güvende değiliz.
@adalet_bakanlik@AsuKaya80TBMM@GokceGokcen_
@nupelonline Özellikle yerel marketler bunun başını Roka AVM çekiyor ve ne hikmetse bu sözde Hacı dedikleri şahıslar her yıl bir kaç şube açıyor! Neden denetim yok @valiozanbalci75 sırf bu sahslar akpli diyemi?
Çok doğru tespit. Oktay Candemir yazmış ama mesele bundan da büyük, bundan da ağır.
Bu iş üç beş şikâyetle geçiştirilecek bir mesele değil.
Özellikle çoklu şubesi olan zincir marketler mutlaka mercek altına alınmalı, hem de ciddi şekilde.
Kâğıt üstünde asgari ücret var, sahaya gelince başka bir düzen kurulmuş.
Banka kartına el koyma iddiaları doğruysa bu düpedüz hukuksuzluk, açıkça emek sömürüsü.
Gençler mecbur, iş yok; patron rahat, denetim yok.
Olan kime oluyor? Yine çalışana, yine garibana.
Bu şehirde her sokağa market açmak kolay da,
çalışanın hakkını vermek niye bu kadar zor?
Kanun kime var, kime yok?
Acil ve gerçek bir denetim şart.
Hem Çalışma Bakanlığı hem de yerel kurumlar bu işi ciddiye almak zorunda.
Araştırılsın, didiklensin,
üstü örtülmesin.@csgbakanligi@memetsimsek@ticaret@HMBakanligi@tcvanvaliligi@TOBBiletisim@RHisarciklioglu
⚖️ ROJİN KABAİŞ İÇİN ADALET
TÜM BAROLARA VE HUKUK CAMİASINA BİRLEŞME ÇAĞRISI
Rojin Kabaiş’in yaşamı elinden alındı.
Ancak üzerinden geçen 16 ay boyunca, yalnızca bir genç kadının hayatı değil; hukukun, adaletin ve kamu vicdanının da ağır biçimde zedelendiğine tanıklık ettik.
Bu dosyada yaşananlar artık tekil bir ceza soruşturmasının sınırlarını aşmıştır.
Rojin Kabaiş dosyası;
yaşam hakkının korunup korunmadığının,
devletin etkin soruşturma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin,
hukukun idare karşısında gerçekten bağımsız olup olmadığının test edildiği bir dosya haline gelmiştir.
Bugün gelinen noktada:
İhmaller açıklığa kavuşturulmamıştır,
Deliller zamanla etkisizleştirilmiştir,
Şeffaflık sağlanmamıştır,
Sorumluluk zinciri açığa çıkarılmamıştır,
Kamuoyunun adalet talebi bastırılmaya çalışılmıştır.
Bu durum yalnızca Kabaiş ailesini değil, hukuk devletine inanan herkesi ilgilendirmektedir.
BAROLARA ÇAĞRIMIZDIR
Barolar;
sadece meslek örgütleri değil,
hukukun kamusal vicdanıdır.
Bu nedenle tüm barolara sesleniyoruz:
Rojin Kabaiş cinayetinin etkin, bağımsız ve şeffaf biçimde aydınlatılması için ortak tutum alın,
Dosyayı izlemek üzere barolar arası bağımsız bir hukukçu heyeti oluşturun,
İhlalleri tespit eden hukukî raporlar hazırlayın,
Gerekirse müdahil olun,
Gerekirse uluslararası hukuk mekanizmalarını harekete geçirin.
Bu çağrı herhangi bir siyasî pozisyon çağrısı değildir.
Bu çağrı, hukukun kendi varlığını savunma çağrısıdır.
NEDEN BİRLİK?
Çünkü biliyoruz ki:
Adalet tek başına arandığında kolayca ertelenir,
Ama örgütlü hukuk susmaz,
Barolar birlikte hareket ettiğinde, cezasızlık duvarı çatlar.
Bugün sessiz kalınan her dosya, yarın daha ağır ihlallerin önünü açar.
Rojin Kabaiş dosyası, “bir dosya daha” değildir.
Bu dosya kapanırsa, hukuk biraz daha kapanacaktır.
ROJİN İÇİN, KADINLAR İÇİN, HUKUK İÇİN
Rojin Kabaiş’in adı, artık yalnızca bir kaybın değil;
adalet talebinin adıdır.
Bu çağrı:
Rojin için,
öldürülen tüm kadınlar için,
mesleğini onurla yapan hukukçular için,
çocuklarımızın güvende yaşayacağı ülke için yapılmaktadır.
@barolar@erincsagkan@av_nahiteren@DenizliBaroKHK@ankarabarosuihm
Değerli dostlar Lütfen paylaşalım görevi ihmal eden yurt ve üniversite gürevlileri hakkında başvurduğumuz soruşturma izni reddedildi Valilik tarafından #RojinİçinAdalet
📌 Van İpekyolu Halk Eğitim Merkezinde İdare Değil, Tehdit Mekanizması
Halk Eğitim Merkezleri, toplumun en kırılgan kesimlerine umut olmak için vardır.
İşsizine, emekçisine, kadınına, gencine bir kapı aralamak için…
Ama bugün görüyoruz ki bazı Halk Eğitim Merkezleri, hukukun askıya alındığı, tehdit ve baskının yönetim tarzı haline geldiği yapılara dönüştürülmüş durumda.
Aralık ayında, mali yıl sonu bahanesiyle idarenin kendi kararıyla erken yatırdığı ücretler, Valilik tarafından ilan edilen kar tatilleri gerekçe gösterilerek müdür Arif Yılmaz tarafından, usta öğreticilerden geri isteniyor.
Üstelik bu talep, resmî tebligatla değil, WhatsApp mesajlarıyla…
Üstelik “ödeyin” denilerek değil, “ödemeseniz faiziyle alırım” tehdidiyle…
Yetmiyor.
Daha da ileri gidiliyor.
“Parayı vermezseniz bir daha size kurs açmayız.”
Bu cümle bir yönetici sözü değildir.
Bu cümle hukuksuzluğun itirafıdır.
Bu cümle kamu gücünün şantaj aracı olarak kullanılmasıdır.
📍Soruyorum: Siz Kimsiniz?
Valilik kararıyla tatil edilen günlerin bedelini, kusuru olmayan emekçiden hangi hukukla istiyorsunuz?
İdarenin muhasebe planlamasındaki hatayı, hangi yüzle usta öğreticiye fatura ediyorsunuz?
Devlet, hatasını vatandaşa ödetmez.
Devlet, tehditle para toplamaz.
Devlet, “vermezsen aç bırakırım” demez.
Bunlar görev değildir, görevin kötüye kullanılmasıdır.
Bu nüdür görevde kalmamalıdır.
Bir halk eğitim merkezi;
— Çalışanını korkutan,
— “Kurs açmam” diyerek geçimle tehdit eden,
— WhatsApp mesajlarıyla faiz tehdidi savuran,
— Hukuku değil gücü referans alan
bir anlayışa teslim edilemez.
Bu ülkenin çocukları, gençleri, kursiyerleri;
hukuku tanımayan yöneticilerin insafına bırakılamaz.
Buradan açıkça söylüyorum:
Bu tutumu sergileyen bir Halk Eğitim Müdürü o görevde bir gün bile kalmamalıdır.
Çünkü Halk Eğitim, tehdit merkezi değil, kamu hizmeti kurumudur.
Malum partinin riyakar vekillerine açık soruyorum:
Her gün çıkıp sosyal medyada, kürsülerde:
“Biz çok çalışıyoruz, sorun çözüyoruz”
diyen vekillere soruyorum:
Bu mu sizin çalışmak dediğiniz?
Bu mu emekçiyi korumak?
Bu mu kamu yönetimi?
Halk eğitim merkezi müdürü Arif Yılmaz hangi gerekçe ile 265 çalışandan kişi başı 3.800 TL olmak üzere toplam 1 milyon TL’yi geri istemektedir?
İnsanları “bir daha kurs açmam” diye susturmak mı reform?
Eğer çalışıyorsanız,
eğer sorun çözüyorsanız,
işte sorun burada.
Bu ülkede insanlar emeğinin parasını iade etmek zorunda bırakılıyorsa,
üstelik bunun için tehdit ediliyorsa,
orada devlet değil, keyfiyet vardır.
Usta öğreticiler dilenmedi.
Haklarını aldı.
İdarenin hatasını da üstlenmek zorunda değil.
Hukuk işleyecekse, tebligat gönderilir.
Yargı karar verir.
Ama korku salarak, kursla tehdit ederek, faizle sindirerek hiç kimseye borç çıkaramazsınız.
Bu ülke bir hukuk devletiyse —
bunu en çok da makam odalarında oturanlar hatırlamak zorundadır.
______
Van halkı, gençleri, işçileri ve emekçileri bu şehirde hukuksuzluğa yabancı değildir.
Yıllardır alın terine uzanan ellere, kamu gücünü kişisel iktidar alanına çeviren anlayışlara karşı mücadele ediyorlar.
Van’da insanlar sadece işsizlikle, yoksullukla değil; haksızlıkla, keyfiyetle, “ben yaptım oldu” diyen idare anlayışıyla da boğuşuyor. Gençler geleceksizlikle sınanırken, emekçiler kazandığı üç kuruşun hesabını vermek zorunda bırakılıyor. Üstelik bu hesap, mahkeme salonlarında değil; WhatsApp mesajlarıyla, tehdit cümleleriyle soruluyor.
Van halkı şunu çok iyi biliyor:
Bu yaşananlar münferit değil.
Bu, yıllardır süren bir düzenin parçası.
Halk Eğitim Merkezlerinde görev yapan usta öğreticilerden, idarenin kendi hatasının bedelini talep etmek; Valilik kararıyla tatil edilen günlerin parasını “geri verin” diyerek istemek; yetmezmiş gibi “vermezseniz kurs açmayız” diye tehdit etmek…
Bunların hiçbiri tesadüf değil. Bunlar, emeği kolay lokma gören zihniyetin ürünüdür.
Toprağına, insanına, emeğine sahip çıkacak hukukçuları ve yetkilileri göreve davet ediyorum.Bu haksızlığa dur diyelim.
@HSKKurumsal@tcbestepe@herkesicinCHP@adalet_bakanlik
Van Valisi Ozan Balcı, Rojin Kabaiş’in kaldığı yurda ilişkin açılacak soruşturmaya engel olmuş ve soruşturma izni talebini reddetmiştir. Bu durum, bizim bir kez daha yanılmadığımızı; Vali Ozan Balcı’nın bu cinayette paralel bir işbirliği içinde olduğunu ve gerçeklerin ortaya çıkmasını engellediğini göstermektedir.
Buradan kendisine soruyorum:
Sayın Vali, neden bu kadar korkuyorsunuz?
Ayrıca şunu da ekliyorum:
Rojin’in kaybolduğu sırada yapılan telefon görüşmesinde geçen “Biz de gelelim mi?” sözleri kime aittir?
@av_nahiteren@HSKKurumsal@eczozgurozel@GokceGokcen_
📌 VAN İPEKYOLU ADEM'LERDE SKANDALLAR BİTMİYOR
Yolsuzluk, tehdit ve hırsızlık ihbarları gündeme bomba gibi düştü!
- Van'ın İpekyolu ilçesindeki Aile Destek Merkezleri (ADEM), son günlerde ağır yolsuzluk, mobbing, hırsızlık ve ahlaksızlık iddialarıyla sarsılıyor.
Yeni bilgiler gün yüzüne çıktı. Kaynaklar, merkezlerin kamu kaynaklarını talan eden bir çete tarafından yönetildiğini, eğitmenlerin tehdit edildiğini ve belediye bütçelerinin kişisel ceplere aktarıldığını öne sürüyor. Bu skandallar, Van Valisi Ozan Balcı'nın ADEM'leri övdüğü günlerde patlak vererek, yetkililerin sessizliğini sorgulatıyor. İşte detaylar...
📍Talan, Mobbing ve Ahlaksızlık Yuvası:İpekyolu ADEM'leri koordinatörlerin kişisel çıkarlarına hizmet eden bir yapıya dönüşmüş durumda. Koordinatörler, eğitmenleri WhatsApp gruplarında aşağılayarak ve işten çıkarma tehdidiyle sindiriyor. "Yalakalık çeteleri" hediyeler, saç boyası hizmetleri veya özel işler karşılığında ayrıcalıklar elde ederken, dürüst çalışanlar iftira ve baskıyla istifaya zorlanıyor.
📍Kurs malzemeleri büyük bir vurgun aracı: Dönem bütçeleriyle alınan eşyalar eve taşınıyor, üretilen ürünler sergilerden sonra satılıyor veya hediye ediliyor. Kuaförlük kurslarında pahalı ürünler koordinatörler tarafından kullanılırken, kursiyerlere ucuz kalanlar veriliyor. Okuma-yazma kurslarında aynı kadınlar yıllarca kandırılarak tekrar kaydediliyor, kreşler ise sadece isimden ibaret – çocuklar koridorlarda mağdur ediliyor. Gayrimeşru ilişkiler normalleşmiş, rahatsız olanlar dışlanıyor.
Özellikle bu iddialarda Selma Biçek'in adı öne çıkıyor: Deprem yardımlarını ailesine, akrabalarına ve yakın koordinatörlere dağıttığı, malzemeleri ADEM'lerde sakladığı iddia ediliyor.
Bu merkezlerin "talana, mobbinge, rüşvete ve ahlaksızlığa döndüğünü" belirterek, dar gelirli kadınların kandırıldığını ve devletin parasının boşa harcandığını gösteriyor.
📍Vali Balcı'nın "35 bin kadın faydalanıyor" övgüsü, bu iddialar karşısında ironik bir hal alıyor.
Eğitmenlerden gelen mesajlara göre, koordinatör Deniz Aygen, ADEM toplantılarında eğitmenleri tehdit etmiş: "Bana itaat edeceksiniz, buradaki konuşmalar dışarı çıkarsa veya herhangi bir olay (hırsızlıklar) sızarsa, sadece Van'da değil Türkiye'de iş bulamazsınız!" Ayrıca, mitinglerde tüm kursiyerleri eksiksiz getirmeyen eğitmenlerin kovulacağı belirtilmiş.
📍İhale yolsuzlukları da gündemde: Yerel yönetimlere bağlı 30 ADEM'e alınan malzemeler, belediye bütçesinden karşılanıyor.
Ancak Selma Biçek ve Deniz Aygen, her yıl "Motif Hobi Sanat Kırtasiye" adlı dükkana (ikisinin yakın çevresinden kişiler) ihale veriyor. Örneğin, 10 bin TL'lik eşya için 100 bin TL'lik fiş kesiliyor, fark cebe indiriliyor. Bu "Van'a hizmet" adı altında yapılıyor!
📍Selma Biçek'in kişisel vurgunları da şok edici: ADEM'lerden çaldığı iddia edilen ürünleri satmak için iki katlı bir dükkan açmış. Üzerindeki takım elbiseler ve kumaşlar belediyenin malı, bunları ücretsiz olarak kursta çalışan kadınlara diktirmiş. Asgari ücretle çalışan eğitmenleri sömürürken, kendisi yüksek maaş alıyor.
Önceki dönem Van valisinin eşine hizmetli - yardımcı olan Selma Biçek 'in son yıllarda her yerde boy göstermesi ve yükselişi herkeste sorular oluşturuyor.
📍Mesajlarda görülen acil toplantı çağrıları da dikkat çekici: Eğitmenler, hava durumuna rağmen kurumlara çağrılıyor, öğrenci sayıları acilen bildiriliyor ve lansman etkinlikleri için zorla katılım sağlanıyor. "Hemen geri dönüş yapın, araç ayarlayacağım" gibi talimatlar, Vali'nin ADEM'leri hangi amaçla desteklediğini sorgulatıyor.
Başka ne talepleriniz var, Vali Bey?
@HSKKurumsal@tcbestepe
@AkayZewe Savcılar ve Valilik derhal bu ahlaksız hırsızlar için inceleme başlamalıdır. Halkın mali nereye kime gidiyor @valiozanbalci75 bu bir ihbardir @HSKKurumsal bu ismi geçenlerin mal varlıkları derhal araştırılmalıdır telefonları ve WhatsApp grupları incelenmelidir
📌 VAN İPEKYOLU ADEM'LERDE SKANDALLAR BİTMİYOR
Yolsuzluk, tehdit ve hırsızlık ihbarları gündeme bomba gibi düştü!
- Van'ın İpekyolu ilçesindeki Aile Destek Merkezleri (ADEM), son günlerde ağır yolsuzluk, mobbing, hırsızlık ve ahlaksızlık iddialarıyla sarsılıyor.
Yeni bilgiler gün yüzüne çıktı. Kaynaklar, merkezlerin kamu kaynaklarını talan eden bir çete tarafından yönetildiğini, eğitmenlerin tehdit edildiğini ve belediye bütçelerinin kişisel ceplere aktarıldığını öne sürüyor. Bu skandallar, Van Valisi Ozan Balcı'nın ADEM'leri övdüğü günlerde patlak vererek, yetkililerin sessizliğini sorgulatıyor. İşte detaylar...
📍Talan, Mobbing ve Ahlaksızlık Yuvası:İpekyolu ADEM'leri koordinatörlerin kişisel çıkarlarına hizmet eden bir yapıya dönüşmüş durumda. Koordinatörler, eğitmenleri WhatsApp gruplarında aşağılayarak ve işten çıkarma tehdidiyle sindiriyor. "Yalakalık çeteleri" hediyeler, saç boyası hizmetleri veya özel işler karşılığında ayrıcalıklar elde ederken, dürüst çalışanlar iftira ve baskıyla istifaya zorlanıyor.
📍Kurs malzemeleri büyük bir vurgun aracı: Dönem bütçeleriyle alınan eşyalar eve taşınıyor, üretilen ürünler sergilerden sonra satılıyor veya hediye ediliyor. Kuaförlük kurslarında pahalı ürünler koordinatörler tarafından kullanılırken, kursiyerlere ucuz kalanlar veriliyor. Okuma-yazma kurslarında aynı kadınlar yıllarca kandırılarak tekrar kaydediliyor, kreşler ise sadece isimden ibaret – çocuklar koridorlarda mağdur ediliyor. Gayrimeşru ilişkiler normalleşmiş, rahatsız olanlar dışlanıyor.
Özellikle bu iddialarda Selma Biçek'in adı öne çıkıyor: Deprem yardımlarını ailesine, akrabalarına ve yakın koordinatörlere dağıttığı, malzemeleri ADEM'lerde sakladığı iddia ediliyor.
Bu merkezlerin "talana, mobbinge, rüşvete ve ahlaksızlığa döndüğünü" belirterek, dar gelirli kadınların kandırıldığını ve devletin parasının boşa harcandığını gösteriyor.
📍Vali Balcı'nın "35 bin kadın faydalanıyor" övgüsü, bu iddialar karşısında ironik bir hal alıyor.
Eğitmenlerden gelen mesajlara göre, koordinatör Deniz Aygen, ADEM toplantılarında eğitmenleri tehdit etmiş: "Bana itaat edeceksiniz, buradaki konuşmalar dışarı çıkarsa veya herhangi bir olay (hırsızlıklar) sızarsa, sadece Van'da değil Türkiye'de iş bulamazsınız!" Ayrıca, mitinglerde tüm kursiyerleri eksiksiz getirmeyen eğitmenlerin kovulacağı belirtilmiş.
📍İhale yolsuzlukları da gündemde: Yerel yönetimlere bağlı 30 ADEM'e alınan malzemeler, belediye bütçesinden karşılanıyor.
Ancak Selma Biçek ve Deniz Aygen, her yıl "Motif Hobi Sanat Kırtasiye" adlı dükkana (ikisinin yakın çevresinden kişiler) ihale veriyor. Örneğin, 10 bin TL'lik eşya için 100 bin TL'lik fiş kesiliyor, fark cebe indiriliyor. Bu "Van'a hizmet" adı altında yapılıyor!
📍Selma Biçek'in kişisel vurgunları da şok edici: ADEM'lerden çaldığı iddia edilen ürünleri satmak için iki katlı bir dükkan açmış. Üzerindeki takım elbiseler ve kumaşlar belediyenin malı, bunları ücretsiz olarak kursta çalışan kadınlara diktirmiş. Asgari ücretle çalışan eğitmenleri sömürürken, kendisi yüksek maaş alıyor.
Önceki dönem Van valisinin eşine hizmetli - yardımcı olan Selma Biçek 'in son yıllarda her yerde boy göstermesi ve yükselişi herkeste sorular oluşturuyor.
📍Mesajlarda görülen acil toplantı çağrıları da dikkat çekici: Eğitmenler, hava durumuna rağmen kurumlara çağrılıyor, öğrenci sayıları acilen bildiriliyor ve lansman etkinlikleri için zorla katılım sağlanıyor. "Hemen geri dönüş yapın, araç ayarlayacağım" gibi talimatlar, Vali'nin ADEM'leri hangi amaçla desteklediğini sorgulatıyor.
Başka ne talepleriniz var, Vali Bey?
@HSKKurumsal@tcbestepe
📌Van'daki ADEM Skandalı: Hırsızlık, Ahlaksızlık ve Haksızlık İddiaları
Kulislerde konuşulanlar ve sorular şöyle...
Selma Biçek'e:Şubat 2023'teki Kahramanmaraş-Gaziantep depreminde bölgeye gidip, depremzedeler için toplanan yardımları neden Van'dan gelen ekip ve koordinatörlere dağıttın? Bu yardımları doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak yerine, çuvallara doldurup Van'a götürüp ADEM'lerde neden sakladın? O giysilerin –elbise, ayakkabı, bot, mont– akıbeti ne oldu?
Esma Uludağ'a:ADEM'e kaç erkek soktun? Kimle tatile gittin? Evli Mustafa ile aynı odada kalıp onu kendine bağladın, vakıfta ve ADEM'de geceleri gizlice buluşuyordunuz. Ta ki Mustafa'nın karısı sizi basıp ertesi gün kurumda herkesi rezil edene kadar... Yuvası yıkılmasın diye Mustafa, proje koordinatörlüğünü bırakıp istifa ederek MEB'e öğretmen olarak geçti. Deprem bölgesinde Selma Biçek'le birlikte o yardımları ne yaptınız? Sergi ürünlerini kime sattın, paraları kime verdin? Kadınlığını kullanarak yıllardır haram yiyorsun, yemeye de devam ediyorsun. Onurun varsa cevap ver!
Mehmet Ali Şalem'e:Karın Dilek Şalem, hiç kursa katılmadan nasıl sertifikaları toplayıp eğitmenlik belgesi aldı? Kimlerin hakkını gasp edip onların yerine işe başladı? Sonra da birçok hocayı işinden neden etti? Bu haksızlıklara koordinatör Gül Arslan neden göz yumdu? Seninle Gül arasında ne vardı, ne üzerine anlaştınız?
Mustafa Ateş'e:Hâlâ Esma Uludağ'ı arıyor musun? Gizli saklı görüşmeleriniz devam ediyor mu? Gece yine ADEM'e gidip onunla buluşuyor musun?Ferhat Alkan'a:Esma Uludağ'ın yeni sevgilisi ve suç ortağısın.
Deniz Aygen'e:Koordinatörlerin bu kadar pislik, hırsızlık, haksızlık ve ahlaksızlık yapmasına rağmen, bunları bile bile neden sessiz kaldın? Çünkü sen de bu kirli çarkın bir parçasısın