4018 Gündür Soruyoruz: Failler Nerede?
4 Nisan 2015 tarihinde, Futbol A Takımımızı taşıyan otobüse yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırının üzerinden 11 yıl geçti.
Aradan geçen 4018 günde faillerin hâlâ bulunamamış olması; yalnızca kulübümüzü değil, Türk sporunu ve kamu vicdanını derinden yaralamaya devam etmektedir.
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu alçak saldırıyı hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız.
O gün hedef alınan sadece takımımız değil; sporun ruhu, rekabetin onuru ve insan hayatıydı.
🔗 https://t.co/rveko7Qm2s
#Azizyıldırım çocukların üşüyor baba çok sevdiğin Fenerbahçe’n elden gidiyor dön gel artık kurtar bizi bu durumlardan gözünü seveyim
#Fenerbahçe#Azizyıldırım
Aldığınız paranın hakkını verin hakkını sana da ruh yok yazıklar olsun size Fenerbahçe’mi ne hale getirdiniz bırakın gidin lan yeter artık.
#FenerinMaçıVar#Fenerbahçe#Azizyıldırım
SADECE OKUYUN LÜTFEN ‼️
Ben 50 yıllık duvar ustasıyım. Askerden geldikten sonra Gülfidan ile evlendim. 3 tane çocuğumuz oldu. Onları büyütüp adam ettik. Hepsi de üniversite okuduğu için bize çok para lazımdı.
Akşam işten gelince sokak başında kavun satmaya başladım. Çok şükür satıştan iyi para kazandım ama yoruluyordum. Gece yatınca ayağım su topladığı için Gülfidan pansuman yapıyordu. Geçen yıl onu da kaybettik.
Tam 15 yıldır yalnızım. Büyük oğlan Almanya'da mühendis oldu. Küçüğü de Ankarada Kulak Burun Boğaz uzmanı oldu.
Geçen gün küçük oğlanı ziyaret için Ankara'ya gittim. Hafta sonu 2 gün kalıp torunları görmek istedim. Akşam oğlan beni otogardan aldı, eve geldik. İki gün boyunca torunları bol bol sevdim.
Pazar akşamı köye dönmek için hazırlandığım sırada koluma bir ağrı girdi. Bir anda ellerim uyuştu. Oğlan beni acile götürdü. Tetkikler yapıldıktan sonra doktor kalpten şüphelendi. Hafta sonu olduğu için bizim iş Pazartesiye kaldı.
Oğlanın işleri yoğun, kendi çalıştığı hastanede nöbete kaldığı için beni eve bıraktı, kendisi nöbetine döndü.
Ben Işığı söndürüp erkenden yattım ama kolumun ağrısından uyku tutmadı.
Tam o sırada içeriden sesler duydum. Gelin telefonla konuşuyordu. Kimle konustuğunu bilmiyorum ama şunları işittim:
"Babasını bizim başımıza bıraktı gitti. Kolu ağrıyormuş, yarın sabah hastaneye gidecekmiş. Benim bir sürü işim var, bu adam yüzünden hepsi yarım kaldı. Koluna kramp girmiştir, herşeyi abartıyor. Yarın kim götürecek bunu hastaneye? Almanya'daki oğlu gelsin baksın. Hem orada iyi hastaneler var."
Bu lafları işitince yataktan kalktım, odanın karanlığında perdeyi kenara çekip sokağı izledim sabaha kadar. Hiç uyumadan sabah ezanı okundu. Sabah namazını kılar kılmaz ceketimi alıp evden çıktım. İlk taksiye binip otogara, oradan da köye geldim.
Sabah oğlan aradı, "baba sen nereye gittin, hani hastaneye gidecektik" dedi.
"Oğlum kolumum ağrısı geçti, iyileştim. çocuklar uyanmasın diye erkenden çıktım. Sen işine dön, beni boşver" dedim.
Şimdi şu lafı çok iyi anladım:
Tarlada buğdayım var deme, ambara girmeyince.
Hayırlı evladım var deme, el koynuna girmeyince.
Hayırlı kardeşim var deme, miras bölünmeyince.
Vefalı dostum var deme, zor günü görmeyince.
Zonguldak’ta oynanan amatör lig maçında ilginç anlar!
Rakiplerini teker teker geçen oyuncu, formaları karıştırarak takım arkadaşı yerine topu rakip kaleciye teslim etti.