Dünya tersine döndü!
Müslüman Körfez ülkeleri İsrail'i desteklerken;
Katoliklerin Papası XIV. Leo, ABD ve İsrail'e karşı Müslüman İran ve Lübnan halkını savunuyor ve onları soykırımla suçluyor.
Ardından da şu cümleyi kuruyor:
"Sizden korkmuyorum!"
Trump İran'ın gemilerini durduracağını söyledi. Ama o gemilerin %90'ı Çin'e gidiyor.
Trump bugün açıklama yaptı:
"İran'a haraç ödeyen her gemiyi uluslararası sularda durduracağız."
Herkes bunu İran'a karşı bir hamle olarak gördü.
Ben bir soru sordum.
O gemiler kime gidiyor?
İran petrolünün %80-90'ını Çin'e satıyor.
Durduracağı gemilerin neredeyse tamamı Çin'e giden gemiler.
Trump İran diyor. Ama aslında Çin'in petrol hattını kesiyor.
Kimse bunu konuşmuyor.
Önce Islamabad'da ne olduğuna bakalım.
Pakistan'ın arabuluculuğuyla ABD ve İran masaya oturdu. Vance ABD heyetine başkanlık etti. Saatlerce görüşüldü.
Anlaşma olmadı.
JD Vance "Son ve en iyi teklifimizi verdik" deyip masadan kalktı.
Saatler sonra Trump iki açıklama yaptı. İkisi de çok ağır.
Birincisi:
"ABD Donanması Hürmüz Boğazı'na giren veya çıkan tüm gemileri abluka altına alacak. Tam bir abluka devreye sokuyoruz. İran'ın sevdiği insanlara petrol satıp sevmediklerine satmamasına izin vermeyeceğiz. Ya hep ya hiç olacak."
İkincisi:
"Çin gemilerini bize yollasın. Venezuela'ya yollasın. Bizde fazla petrol var. Daha ucuza bile satarız."
Bu iki açıklamayı yan yana koyduğunuzda resim netleşiyor.
Birincisiyle Çin'in petrol hattını kesiyor. İkincisiyle Çin'e "benden al" diyor.
Peki Çin neden ABD'den alsın?
Şu an Çin, İran'dan kendi parasıyla petrol alıyor. Yuan ile. Dolar yok, SWIFT yok, ABD'nin kontrolündeki hiçbir sisteme bağımlı değil.
ABD'den alırsa ne olur?
Dolar kullanmak zorunda kalır. ABD bankacılık sistemine girer, SWIFT üzerinden işlem yapar.
ABD istediği zaman musluğu kapatabilir. Yaptırım koyabilir. Hesapları dondurabilir.
Tıpkı İran'a yaptığı gibi. Tıpkı Rusya'ya yaptığı gibi.
Trump petrol satmak istemiyor. Çin'i kendine bağımlı yapmak istiyor.
Çin bunu biliyor.
Mesele petrol değil. Mesele kontrol.
Şimdi İran'ın Hürmüz'de ne kurduğuna bakalım.
İran boğazda bir gişe sistemi kurdu.
Her ülkeye 1'den 5'e kadar öncelik puanı veriyor.
Birinci öncelik: Dost ülkeler. Geçiş kolaylaştırılıyor.
Diğer ülkeler güvenlik taramasından geçiyor. İsrail veya ABD bağlantısı olmadığı doğrulanıyor. Sonra ücret ödeniyor.
Ücret: Varil başına 1 dolar. Yuan veya kripto ile.
Ödeme yapılınca İran Devrim Muhafızları geçiş kodu veriyor. Gemi boğaza yaklaştığında kodu radyodan iletiyor. Devriye botu karşılıyor. Boğazdan geçene kadar eşlik ediyor.
Bu sistem Mart 2026'da İran Meclisi tarafından yasalaştırıldı.
Ve Japonya bile bu sistemi kullandı. ABD'nin en yakın müttefiklerinden biri. İran'a yuan ile ödeme yaparak gemilerinin geçmesini sağladı.
Şimdi kritik soruya gelelim.
ABD gerçekten Çin gemisini durdurabilir mi?
Bir Çin ticaret gemisini uluslararası sularda durdurmak ve aramak ne anlama gelir?
Çin bunu ticaret ablukası olarak görür. Egemenlik ihlali olarak görür.
Sessiz kalmaz.
Çin'in muhtemel tepkileri:
İran'a desteğini artırır. Hürmüz'deki yuan sistemini güçlendirir. Donanmasını bölgeye yaklaştırabilir, ABD tahvili satışını hızlandırabilir.
Yani Çin gemisini durdurursanız sorunu çözmezsiniz. Büyütürsünüz.
Peki durduramazsa?
O zaman daha büyük bir sorun var.
Trump "tüm gemileri durduracağız" dedi. Dünya izliyor.
Körfez ülkeleri izliyor.
Avrupa izliyor.
Taiwan izliyor.
Rusya izliyor.
Hepsinin aklında tek bir soru var: Amerika dediğini yapabilir mi?
Eğer Çin gemileri geçmeye devam ederse ve ABD durduramıyorsa cevap herkes için netleşir.
"Yapamıyor."
Ray Dalio'nun formülünü hatırlayın.
"Süper güçler kritik ticaret yollarında kontrolü kaybettiğinde güven çöker. Müttefikler uzaklaşır. Para kaçar."
Portekiz böyle bitti. Hollanda böyle bitti. İngiltere 1956'da Süveyş'te böyle bitti.
İki senaryo var. İkisi de riskli.
Birincisi: ABD Çin gemilerini durdurur. Abluka gerçek olur. Bu İran savaşından çok daha tehlikeli bir krize dönüşebilir. Çünkü karşınızda İran değil Çin var.
İkincisi: ABD Çin gemilerine dokunamaz. Abluka kağıt üzerinde kalır. "Bu ülke dediğini yapamıyor" algısı oluşur. Müttefikler mesafe koyabilir. Dolar zayıflayabilir.
İlk test çok yakında.
Bir Çin petrol tankeri Hürmüz'e doğru yola çıktığında ABD Donanması ne yapacak?
O an her şeyi belirleyecek.
Bu benim kişisel analizim.
Önümüzdeki birkaç gün çok yoğun geçecek, sizi her şeyden haberdar edeceğim.
Çin’de özel jette hosteslik yapan bir kadın, kendisine kocaman bir buketle çıkma teklif eden adamı reddediyor. Ancak adamın şoförü ve Bentley arabası uçağa doğru yanaşınca kadının fikri değişiyor…
Durumu fark eden adam, kadının neye değer verdiğini anlayarak arkasına bakmadan uzaklaşıyor…
Tarihte her imparatorluk çökmeden önce aynı şeyi yaptı.
ABD askeri bütçesini artırmayı planlıyor.
Herkes bunu "güçlü Amerika" olarak okuyor.
Ben tarih kitaplarını açtım.
Roma'ya baktım. İspanya'ya baktım. İngiltere'ye baktım.
Üçü de aynı şeyi yaptı. Ve üçü de aynı şekilde bitti.
Önce rakamları görün.
ABD'nin borcu 39 trilyon dolar.
Toplanan her 4 dolar vergiden 1'i sadece faize gidiyor. Sağlığa değil. Eğitime değil. Altyapıya değil. Faize.
Şimdi askeri bütçe artırılıyor.
Tarih bize bu hikayeyi daha önce anlattı.
Bir kez değil. Defalarca.
Roma İmparatorluğu.
Roma dünyanın en güçlü devletiydi. Akdeniz'in tamamını kontrol ediyordu. Ordusu rakipsizdi.
Ama sınırları genişledikçe askeri harcamalar arttı. Daha fazla asker. Daha fazla sınır. Daha fazla para.
Ne yaptılar?
Vergileri artırdılar. Yetmedi. Paranın içindeki gümüş oranını düşürdüler. Bugünün diliyle para bastılar.
Bu sırada ne oldu? İç altyapı çürüdü. Yollar bozuldu. Ticaret yavaşladı. Halk fakirleşti. Ama askeri harcamalar artmaya devam etti.
Sonuç: Ekonomi çöktü. Ordu artık savunma yapamaz hale geldi.
Dünyanın en güçlü imparatorluğu iç refahını feda ederek askeri gücünü korumaya çalıştı. Ve tam da bu yüzden çöktü.
İspanya İmparatorluğu.
16. yüzyılda İspanya dünyanın en zengini. Amerika kıtasından altın ve gümüş akıyor. Donanması rakipsiz. Kimse İspanya'yla boy ölçüşemiyordu.
Ama sürekli savaş yapıyordu. Hollanda'yla. İngiltere'yle. Fransa'yla. Her cephede aynı anda.
Altın ve gümüş geliri doğrudan askeri harcamalara gidiyordu. İç ekonomiye yatırım yapılmadı. Üretim gelişmedi. Tarım geriledi.
Altın bittiğinde geriye ne kaldı? Borç.
Yıkılmış bir ekonomi. Ve artık finanse edilemeyen bir ordu.
İngiltere İmparatorluğu.
200 yıl boyunca dünyanın süper gücü. Sterlin dünya parası. Donanması okyanusları kontrol ediyordu.
Savaşlarda ekonomisi tükendi. Borçları birikti. İç altyapı çürüdü. Savaşları finanse etmek için sömürgelerden çekilmek zorunda kaldı.
1956'da Süveyş Kanalı'nı geri alamadı.
Dünya gördü: "Bu ülke artık güçlü değil."
20 yıl içinde sterlin dünya parası olmaktan çıktı. Müttefikler uzaklaştı. Sermaye kaçtı.
Kalıbı görüyor musunuz?
- Roma.
- İspanya.
- İngiltere.
Hepsi aynı yoldan geçti. Hepsi aynı hatayı yaptı.
Ekonomik temel zayıflarken askeri harcamayı artırdılar. İç refahı feda ederek dış gücü korumaya çalıştılar. Ve hepsi çöktü.
Tarihçi Paul Kennedy buna "imperial overstretch" diyor. Aşırı askeri yayılma.
İmparatorluklar askeri kapasitelerini ekonomik kapasitelerinin ötesine taşıdığında çökerler.
Ray Dalio: "Düşüşe geçen imparatorluklar mali güçleri zayıflarken askeri güçlerini korumaya çalışır. Bu çöküşü yavaşlatmak yerine hızlandırır."
Şimdi ABD'ye bakın.
39 trilyon dolar borç. Her 4 dolardan 1'i faize gidiyor. Askeri bütçe artırılıyor.
Mevcut gerilimde bazı müttefikler arasında sorular artıyor.
Roma da rakipsizdi. Çöktü.
İspanya da en zengindi. Çöktü.
İngiltere de güçlüydü. Çöktü.
Hepsinin ortak noktası: Ekonomik temellerini güçlendirmek yerine askeri harcamayı artırdılar.
Bu sırada Çin ne yapıyor?
Sessizce büyüyor.
- Kuşak ve Yol'a 1.4 trilyon dolar yatırım yaptı.
- 49 Afrika ülkesinde altyapı kurdu.
- CIPS ödeme sistemi 180 ülkede aktif.
- Yuan ile ticaret yaygınlaşıyor.
- Eğitime ve teknolojiye yatırım yapıyor.
Tek kurşun atmadan. Tek ülkeyi bombalamadan. Tek savaşa girmeden.
ABD askeri harcamalarını artırıyor. Çin ise altyapı ve ticaret ağı kuruyor.
ABD borçlanarak silah alıyor. Çin geleceğe yatırım yapıyor.
The Economist bu hafta kapağında tam da bunu söylüyor.
"Düşmanın hata yaparken asla araya girme…"
Tarih her zaman aynı soruyu soruyor.
Ekonomik temelini güçlendirmeden askeri gücünü artıran imparatorluk ne olur?
Roma cevapladı. İspanya cevapladı. İngiltere cevapladı.
Sıra ABD'de mi?
@JimFergusonUK Herkes bu konuyu dillendirdiğine göre bu savaş olacak gibi gözüküyor. Biz de bir atasözü vardır. "Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın" 8000 yıllık bir tarihi olan millete savaş açmak tam bir aptallık olur. Ama buyursun gelsinler. Bizim millet olarak sevgimizde nefretimizde yücedir
İran-ABD savaşının sonucunu füzeler değil, tek bir algı belirleyecek: “Bu ülke artık güçlü değil.”
ABD Ortadoğu'ya 50 binden fazla asker getirdi. Kara harekatı olacak diye konuşuluyor.
Herkes kara harekatını tartışıyor.
Ben başka bir şeye bakıyorum.
Çünkü bana göre kara harekatı düzenlenirse Amerika hegemonyasının sonunu getirebilir.
Ray Dalio geçen günlerde bir makale yayınladı. İçindeki tek bir cümle her şeyi açıklıyor.
"Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü kaybetmek Amerika için 1956'da İngiltere'nin başına gelen şey olabilir."
Bu cümleyi anlamadan önce size 1956'yı anlatmam lazım.
İngiltere 200 yıl boyunca dünyanın süper gücüydü. Sterlin dünya parasıydı. Donanması okyanusları kontrol ediyordu.
Gücünün en kritik noktası: Süveyş Kanalı.
Dünya ticaretinin büyük bölümü bu kanaldan geçiyordu. Kim kanalı kontrol ederse dünya ticaretini kontrol ederdi.
1956'da Mısır "Kanal artık bizim" dedi.
İngiltere tehdit etti. "Açın yoksa geliriz" dedi.
Mısır açmadı.
İngiltere, Fransa ve İsrail ile birlikte saldırdı.
Ama uluslararası baskı oluştu. İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı.
O gün dünya bir şeyi gördü.
İngiltere artık dünyanın süper gücü değil.
Ne oldu sonra?
Sterline güven çöktü. Müttefikler uzaklaştı. Sömürge devletler bağımsızlık ilan etmeye başladı. Sermaye İngiltere'den kaçtı.
200 yıllık imparatorluk tek bir algı yüzünden bitti.
"Bu ülke artık güçlü değil."
Bu algı oluştuğu an para kaçmaya başlar. Sistem çöker.
Dalio diyor ki: Şimdi aynı şey Amerika'nın başına gelebilir.
Dalio 500 yıllık tarihi incelemiş. Her büyük imparatorluğun yükselişini ve çöküşünü araştırmış. Ve bir düzen bulmuş.
Bir süper güç var. Dünyanın parasını kontrol ediyor. Deniz yollarını kontrol ediyor. Herkes ona güveniyor.
Sonra daha küçük bir güç kritik bir ticaret yolunda meydan okuyor.
Süper güç tehdit ediyor. "Aç yoksa gelirim" diyor.
Tüm dünya izliyor.
Eğer süper güç o yolu açarsa güç teyit edilir. Herkes güvenmeye devam eder. Para akmaya devam eder. Sistem sürer.
Eğer süper güç o yolu açamazsa her şey tersine döner.
Güven çöker. Müttefikler kaçar. Borç krizi başlar. İmparatorluk biter.
Şimdi Amerika'ya bakın.
Borç 39 trilyon dolar. Toplanan her 4 dolar vergiden 1'i faize gidiyor.
Şimdi İran ile savaşıyor.
Trump ne diyor?
"Anlaşma olmazsa ve Hürmüz açılmazsa şimdiye kadar kasten dokunmadığımız tüm elektrik üretim santrallerini, petrol kuyularını, Kharg Adası'nı ve muhtemelen tüm tuzdan arındırma tesislerini havaya uçurup tamamen yerle bir ederek bitireceğiz."
Peki bunu yaparsa Hürmüz açılacak mı?
Hayır.
Vurabilirsin. Yıkabilirsin. Ama boğazı açamazsın. Çünkü boğaz İran'ın kapısının önünde. İran kapattıkça kapalı kalır.
Husiler açıkça uyardı. Kara harekatı durumunda Kızıldeniz'i kapatabileceklerini söylediler.
Hürmüz ve Kızıldeniz. İki boğaz birden kapanabilir.
Peki Trump neden ateşkese yanaşmıyor?
Çünkü İran'ın ateşkes şartlarından biri şu: "Hürmüz Boğazı için İran'ın çıkarlarını gözeten yeni bir protokol yazılacak. Geçiş koşulsuz olmayacak."
Araghchi açıkça söyledi: "Geçiş koşulsuz olmayacak. İran ve bölgesel çıkarlara uygun şartlar altında yapılacak."
Şu an Hürmüz'de bazı geçişler için yuan şartı gündeme geliyor.
Bunun ne demek olduğunu anlıyor musunuz?
Körfez ülkeleri yarın "petrolümü dolar karşılığında satmak istiyorum" dese bile İran itiraz edebilir. Çünkü boğazın kontrolü İran'da.
1974'ten beri petrol dolarla satılıyor. Petrodolar sistemi. Amerika'nın gücünün temeli.
Şimdi o sistem İran'ın eline geçmek üzere.
Amerika buna izin verebilir mi?
Veremez.
Çünkü petrodolar biterse Amerika istediği gibi borçlanamaz.
O yüzden Trump güçle almaya çalışıyor. Ama güçle almak da çözüm değil.
Trump'ın çıkmazı
Birincisi: Ateşkes yap. Ama İran'ın şartlarıyla. Hürmüz'de yuan geçişi başlar. Petrodolar sarsılır. Hegemonya zayıflar.
İkincisi: Kara harekatı düzenle. Yüzlerce metre derinlikteki füze tesisleri imha edilemiyor. Ve Husiler Kızıldeniz'i kapatmakla tehdit ediyor. İki boğaz birden kapanabilir.
Üçüncüsü: Vur ve yık. Elektrik santrallerini, petrol kuyularını, Kharg Adası'nı vur. Ama vurdukça İran karşılık veriyor. Körfez'in altyapısı zarar görüyor. Müttefikler yanıyor. Hürmüz hâlâ kapalı.
Üç yol hiçbirinde Hürmüz açılmıyor.
Hürmüz açılmazsa Dalio'nun kalıbı devreye giriyor. "Bu ülke artık güçlü değil" algısı oluşuyor. Müttefikler uzaklaşıyor. Sermaye kaçıyor.
Dalio'nun en önemli tespiti
Savaşta acıya dayanma kapasiten acı verme kapasitenden daha önemlidir.
İranlılar ne yapıyor?
Savaşı uzatmaya çalışıyor. Çünkü herkes biliyor ki Amerikan halkının ve Amerikan liderlerinin uzayan savaşlara dayanma kapasitesi çok düşük.
İranlılar için bu savaş varoluşsal. İntikam meselesi. Hayattan daha önemli bir şey için savaşıyorlar.
Amerikalılar ne için endişeleniyor? Benzin fiyatları. Ara seçimler. Borsa fiyatları.
Bu asimetri Dalio'yu korkutuyor.
Anlaşma mümkün mü?
Dalio'nun cevabı net: Hayır.
"Herkes biliyor ki hiçbir anlaşma bu savaşı çözmeyecek."
Ne olursa olsun, ister Hürmüz İran'ın elinde kalsın ister ABD'nin elinde kalsın, önümüzdeki dönem çatışmanın en kötü aşaması olacak.
İran'ın kendi sözleri: "Kendi üslerindeki askerlerini bile koruyamayan ABD, bizim topraklarımızda onları nasıl koruyacak?"
Bu savaşın sonucu tarihi yeniden şekillendirecek. Bu savaşın etkileri sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacak.
Ticaret akışları değişecek. Sermaye akışları değişecek. Çin, Rusya, Kuzey Kore, Avrupa, Hindistan, Japonya. Hepsi etkilenecek.
Eğer Amerika kazanırsa:
Dolara güven artar. Tahvillere talep artar. Müttefikler yakınlaşır. Amerika'nın gücü teyit edilir. Amerikan hegemonyası devam eder.
Eğer Amerika kaybederse:
Dolar zayıflar. Tahviller satılır. Müttefikler uzaklaşır. BRICS güçlenir. Çin'in yükselişi hızlanır.
Dalio'nun 500 yıllık tarihten çıkardığı ders:
Para ve güç her zaman kazanana akar. Kaybedenden kaçar.
Savaşla ilgili tüm gelişmeleri ve analizleri buradan paylaşıyorum.
Önümüzdeki birkaç gün çok yoğun geçecek, sizi her şeyden haberdar edeceğim.
Turkey’s central bank sold and swapped about 60 tons of gold, worth more than $8 billion, in two weeks after the start of the war in Iran, adding to downward pressure on bullion prices https://t.co/Rmc6SvfQ1b
Kripto dostu Paul Atkins, Çarş günü yemin ederek SEC'in başına geçti.
Ve şu an Kripto Görev Gücü'nün Yuvarlak Masa toplantısında SEC Başkanı olarak ilk konuşmasını yapıyor.
Kriptopara piyasasının merakla beklediği bir konuşma.
🧐
#Bitcoin önce düşen trendi kırdı. Ardından 85.000 direncini aştı.
88.500 ara direncinin aşılması ile 91.200 hedef olur.
91.200 öncesinde çok kuvvetli destekti. Şimdi kuvvetli direnç.
91.200'ün aşılması ile kripto piyasası güç kazanacak. Yükseliş trendi yeniden başlayacak.
#BTC $BTC #Quantfury