Henüz 16 yaşında. Çocukluktan çıkmak üzere. Genç bir kız olacak, hayalleri,umutları olacaktı. Önce uyuşturucu verdiler. Sonra tecavüz ettiler. Sonra mı ? Duymaya alıştırıldığımız gibi öldürdüler. Yetmedi cansız bedenini götürüp moloz yığınları arasına gömdüler üzerinde ateş
Özgür Özel öyle bir cümle kurdu ki;
Erdoğan dedi, hani biz rakibiz ya oldu ya ben seni yendim gücü elime geçirdim, Suçu günahı yokken oğlunu Bilal bey'i kapısından aldırsam sırf beni yeniyor diye, onu içeriye tıksam ne yaparsın gibi bir cümle kullandı açın izleyin.
Aslında gün gelir devran döner mesajı verdi..
-Ferit Atay-
Belki de açıklama yapmak istediği konular bu anlatılanlardı. İfadeye yazılmaması sebebiyle susma hakkını kullanmış olabilir. Ama elbette dinleyecek ve tutanağa yazacak bir yetkili bulduğunda anlatacaktır. Kısacası Onun da işi zorlaşmış. Adaleti bulmak için o da çabalayacakmış.
Zamanında “hasret bitsin, gurbette olanları aramızda görmek istiyoruz” diye arkasından göz yaşı dökenler, bu sözleri alkışlayan stadyum dolusu insanlar şimdi 15 Temmuz tiyatrosuna destan diyorlar!
Hadi farz edelim gerçekten bir kalkışma oldu, o kalkışmayı yapanları o mevkilere kimler getirdi, atamalarının altında kimin imzası var?
#15TemmuzDestanı (!)
Yarın 15 Temmuz, anma mı,kutlama mı ne olacağına karar verilmemiş bir gün yaşanacak,başta Erdoğan,tüm AKP'liler Fethullah Gülen'e ağızlar dolusu küfür edecek,hain,soysuz,şerefsiz diyecekler,Meclis kürsüsünden yapılmış bu konuşmayı unutturacaklar
Onlar unutur,biz unutmayız
Haluk Levent üzerinden kendini aklamaya çalışan bir iktidarın yatacak yeri yoktur.
En son 1.47 milyar dolarlık kaçak petrol cezası hakkında (faiziyle birlikte katlanacak) şuana kadar açıklama yapan bir Devlet Aklı görünmüyor.
Her yerden irin akıyor.
Hiçbir aklama işe yaramaz.
Akşamdan beri şaşkınlığımı üzerimden atamıyorum.
"Masraflarımı bir iş insanı karşılıyor, ismini açıklayamam" ne demek abi?
Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir ayıp.
Normal bir ülkede bunu söyleyen bir siyasetçinin siyasi hayatı o dakikada biter.
Paris İstinaf Mahkemesi, ham petrol hattında usulsüz petrol taşıdığı iddiasıyla Türkiye'yi Irak'a 1 milyar 471 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum eden tahkim kararını onadı.
Bu haberin şokundayım.
Soru:
Kaçak petrol ticaretinden parayı kim kazandı, cezasını millet mi ödeyecek?
Oğuzhan’cım adaleti bugün geldiği noktaya taşıyanların başında tümü değil elbette ama bu ülkenin yargıç ve savcıları birinci derecede sorumlu. Yapılanlara sessiz kalanlar da dahil. Ne yazık kı ülkede adaletin tesisi zorlu bir mücadele gerektirir hale düştü. Umutsuz değiliz…
Bir yüksek yargıç, Danıştay 9. Daire Başkanı, adliyeden ümidini kesmiş, adalet için yollara düşmüş… Başka hiçbir ülkede göremeyeceğiniz cinsten, yüreğimizi acıtan bir olay bu.
Padişahım çok yaşa (!)
Ahmet Telli, Belki Yine Gelirim:
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
'Tükürsem cinayet sayılır' diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün
Ferit Bey iyi akşamlar. Aynı olayın tıpatıp benzeri bir dosyam var. Takipsizlik verilen olay bizde de intihar olarak yürütülmüş. Sonra biz öldürülen kadının eşi hakkında kasten öldğrme suçundan şikayetçi olduk. Soruşturma etkin bir şekilde yürüyor. Yurdagül hanıma söylermisiniz
2021 yılında Ankara'da evinde şüpheli şekilde ölü bulunan Ceren Ünal'ın ölümü kayıtlara intihar olarak geçmiş ancak intihar ettiğine dair kanıtlar dosyada net görünmüyor. Dosyada birçok şüpheli durum aydınlatılmamış. parmağında erkek DNA'sı var ama savcı bu DNA kime ait bunu bile araştırmamış. Anne Yurdagül Doğan kızı ile ilgili gerçekleri canlı yayında anlatıyor.
https://t.co/vJm13bC2on
CEREN ÜNAL’IN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜNDE YANIT BEKLEYEN SORULAR
2021 yılında Ankara’daki evinde ölü bulunan 25 yaşındaki Ceren Ünal’ın dosyasını konuşacağız.
Evinin banyosunda asılı halde bulunan Ceren Ünal’ın ayaklarının yere değdiği ve boynunda kırık tespit edilmediği iddialarına rağmen olay neden “intihar” olarak değerlendirildi?
Evde neden kapsamlı parmak izi ve DNA incelemesi yapılmadı?
Binayı ve çevresini gören güvenlik kameralarının kayıtları neden incelenmedi?
Olayın ardından Ceren Ünal’ın erkek arkadaşı olduğu belirtilen kişi neden evin önüne geldi ve polislerle birlikte eve girdi?
Adli Tıp tarafından Ceren Ünal’ın tırnağında erkek DNA’sı tespit edildiği halde bu bulgunun kaynağı neden araştırılmadı?
Dosyada çok sayıda ihmal iddiası ve yanıtlanmamış sorular bulunmasına rağmen savcılık neden takipsizlik kararı verdi?
Ceren Ünal’ın annesi Yurdagül Doğan, bu akşam saat 22.00’de YouTube kanalımda canlı yayına katılarak kızının şüpheli ölümüyle ilgili bildiklerini, yaşanan süreci ve yanıt bekleyen soruları anlatacak.
Bu canlı yayını kaçırmayın.
https://t.co/s6Fgk8XGJW
Mizah suç değildir, ifade özgürlüğü engellenemez!
“Kendilerine uymayan” her düşünceyi ve mizahı cezalandıran bir yargı işleyişini kabul etmiyoruz. Deniz Göktaş’ın maruz kaldığı hukuksuzluk, sıradan bir gündem gibi tüketilip geçilemez.
Biz, İzmir Avukat Hareketi olarak ifade özgürlüğünü ve sanatı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Baskılara karşı net tavrımızı göstermek için açık havada bir araya geldik.
#İzmirAvukatHareketi #İfadeÖzgürlüğü #DenizGöktaş #MizahSuçDeğildir
Mahkemeler fail bulamayabilir. Ama faili bulamadı diye fail yaratmaya da çalışamaz. Ortada suç yok iken suç varmış gibi fail yaratamaz. Savunma hakkınn kısıtlanması mahkemenin fail yaratma çabası gibi geliyor bana
143 suç isnadı yönelttiler
4.000 sayfa iddianamede 2.500 yıl hapis cezası talep ediliyor
Bu evrakı okumak 1 ay sürer.
Savunma hazırlamak 1 yıl sürer
Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapma ve kendini aklama özgürlüğünü kısıtlayamazsınız
Mahkeme Başkanı Anayasal suç işliyor
Deniz Zeyrek, varoluş savaşımızın adının neden “Kurtuluş Savaşı” olduğunu gerizekalıya anlatır gibi anlatmış…
“Fransızlardan, Yunanlılardan, İngilizlerden yani düşmanlardan kurtuluşumuzdur Kurtuluş Savaşı.
Osmanlı zaten dükkanı kapatmış, anahtarı İngilizlere vermişti”