@nebusimdi Dangalak istanbulın kaç ilçesi var bütün belediye başkanları içerde değilmi Akp çökmedi mi Akp belediyeciliği bu işte yalamaktan iş mi yapıyorlar Fatih belediyesi Akp de 14 yaşında bir genç alt yapı nedeniyle elektrik çarpmış vefat etti utanmadan birde İmamoğlu’nu suçluyorlar itt
@Drr_Nilay İstanbullular doğru karar vermiş görünen o ki şantajla baskıyla aldığı CHP’den belediyeler @akpartiistanbul geçince çalışmamışlar hizmet sıfır yalakalık yapmışlar belediye başkanları aylardır içerde asıl suçlu Akp Belediye başkanları İstanbul’dan habersiz yorum yapıyor dangalak
@Drr_Nilay Fatih Belediyesi Akp yönetiminde ne oldu 14 yaşında bir genç alt yapı denetimi olmadığından elektrik akımı sebebiyle öldü Akp Belediyeciliği işte yalamaktan hırsızlık yapmaktan işine gücüne bakmaktan aciz insanlar @akpartiistanbul ilçeleri Akp yönetimi işte Allah belasını veriyo
@Nisa571__ Allahın işine karışma yelloz münafık yağmurda yağacak şimşek de tepende çakacak Akp İstanbul ilçe başkanları nerede gerçek başkanlar içerde hırsızlar nasıl çöktü Akp başkanları keyif yapıyor sende beter ol yalama 👅
@sukrusarall Allahın işine karışmayın münafıklar kafanıza taş düşse Ekrem İmamoğlu taş yağdırdı diyeceksiniz ilçelerin çoğu Akp ye geçmedi mi başkanların hepsi @RTErdogan yalama derdinde İstanbul’u mu düşünecek soytarılık yapmak varken 💯🤣
@sukrusarall Sınıfta kala Akp dir İstanbul un kaç tane ilçesi var ve başkanlarını içeri atp yönetime şantajla el koyan @akpartiistanbul değil mi aldıkları yönetimde @RTErdogan a yalakalık yapacaklarına hırsızlık yapacaklarına adam gibi işlerini yapsınlar Ekrem Başkan 19 aydır içerde dangalak.
Niye İstanbul’un çoğu ilçelerini @akp baskıyla şantajla hapiste aileye saldırmakla tehdit edip almadılar mı 19 aydır Ekrem İmamoğlu mu tüm ilçelerin başkanı mıydı hayırdır neydi o slogan @Akparti nin sözü yaparsa Akp yapar öyle mi diyordunuz heryeri pok götürüyor @zab1453
@zab1453 Niye İstanbul’un çoğu ilçelerini @akp baskıyla şantajla hapiste aileye saldırmakla tehdit edip almadılar mı 19 aydır Ekrem İmamoğlu mu tüm ilçelerin başkanı mıydı hayırdır meydi o slogan @Akparti yaparsa yapar heryeri pok götürüyor @zab1453
Niye İstanbul’un çoğu ilçelerini @akp baskıyla şantajla hapiste aileye saldırmakla tehdit edip almadılar mı 19 aydır Ekrem İmamoğlu mu tüm ilçelerin başkanı mıydı hayırdır meydi o slogan @Akparti yaparsa yapar heryeri pok götürüyor @zab1453
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e fon soygunu üzerinden tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, “Adalet Bakanı, konu asrın soygunu, fon vurgunu olunca süreçte hiç kılını kıpırdatmadı. Kendi, 20 ay boyunca. Bir ay, iki ay değil bakın 20 ay boyunca” dedi.
İmamoğlu, şunları söyledi:
Hani delil koruma? Aynı iktidarın başka dosyalardaki hızını hepimiz biliyoruz. Birazdan değineceğim. Bir belediyeye şafak vakti girilir. Bilgisayarlarına aynı gün el konur. Vatandaşın milyarlarca dolarlık birikimi söz konusu olduğunda, o hız gösterilmedi. Ekrem İmamoğlu'nun evine sahurda gelindi. Sahurda, sahurda. Ey halkım, sahurda. Sahur sofrasından dakikalar sonra gelindi. Utanmazlar!
Bu soruşturmada tutuklu siyasetçi sayısı kaç? Sıfır. Kim inanıyor buna? Ey halkım, bu yapılan fon vurgunu, asrın soygunu; siyasi iktidarın, hükümetin yetkilileri içindedir. İçinde olmadan bunu yapmaları mümkün değildir. Denetimsizlik ve kurumlar arasındaki ilişkilerde ayırmacılık, kayırmacılık, nepotizm tavan yapmıştır ve bu süreci, bu süreci sorgulamaktan kaçmaktadırlar. Meclis'te yapılan "Birlikte bu kararı verelim, birlikte bu komisyonu kuralım ve buradan soruşturalım" dediler, kabul etmediler. Çünkü korkuyorlar, kaçıyorlar.
İktidarın eski bir bakanı, 160 milyon liralık bir yatırımla, 2 milyar 200 milyon lira kazandı. Gönüllü iade dendi ya, gönüllü iade! Bir gazetecinin güzel bir... Gönüllü iade. Daha ne kavramlar duyacağız. Daha ne kavramlar duyacağız. Gözaltı yok, tutuklama yok, bu paraya nasıl ulaştın diye soran yok. Bu sorular, kamuoyunun önüne ancak muhalefet getirince geldi. Muhalefet bazı tespitler yapınca geldi. Bir yanda aylarca, yıllarca tutuklu kalan belediye başkanları, öbür yanda gözaltı bile görmeyen bir süreç yönetildi. Yani eski bakana gözaltı bile yapmadılar. Ama 16 milyon İstanbullunun seçtiği belediye başkanını, evinden şafak operasyonuyla aldılar. Çünkü adalet arayışı yok. Bu çok net. Bu ülkede hukukun kime göre işlediği işte bu iki tablonun arasındaki farktır.
Ey halkım, burayı lütfen iyi takip ediniz. Ödenen ağır bedelin, bu kötülüklerin bizlere, muhalefete, İBB'ye yönelik operasyonlarla somut ilişkisini sizlerle paylaşacağım. Bakın, İBB'ye yapılan operasyonlarla fon vurgunu arasındaki somut ilişkiyi ve iç içe geçmiş tarifleri, tanımları sizlerle paylaşacağım. Bir tarafta İBB, bir tarafta İMKB. Aynı tarihlerde başlayan ve atılan adımlarla, bir tarafa hiçbir müdahale yapılmaksızın, İBB'ye nefes aldırmadan, belgesiz, kanıtsız, delilsiz, ispatsız bir süreç yönetimini sizlere aktaracağım. Beni suçladıkları her şey, aslında kendi işledikleri suçlardır.
Şimdi sırayla tek tek anlatayım. Asrın soygunu, fon vurgunu başlangıç günlerinde İstanbul Başsavcılığının takibindeydi. Kendileri ifade ettiler. Dönemin başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı, 26 Şubat 2025'te soruşturma kapsamında İMKB ile ilgili SPK'ya, Sermaye Piyasası Kurulu’na müzekkere yollamış. Sonra ne oldu? Hiçbir şey. Başsavcı iken bir yıl, bakanlık döneminde 6 ay soruşturma yapmadı, tek bir ek talepte bulunmadı, operasyon yapmadı.
Aynı Adalet Bakanı, bakın oraya yazdığı yazıdan sadece iki gün önce, 24 Şubat 2025't,e İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne diplomam için iptal yazısı yazdı. Olmamış bir biçimde, tarihte görülmemiş bir biçimde bir yazıydı. Üniversite yazı yazmayınca, nasıl bir takipse, sadece 16-17 gün sonra, 11 Mart 2025'te tekit yazısıyla skandal bir biçimde tehditvari “acele iptal et bu diplomayı” emrini içeren bir yazı daha yolladı. Takibe bakar mısınız? Anamın ak sütü gibi helal diplomam için çırpınan dönemin başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı, konu asrın soygunu, fon vurgunu olunca süreçte hiç kılını kıpırdatmadı. Kendi, 20 ay boyunca. Bir ay, iki ay değil bakın 20 ay boyunca. Araya Mehmet Şimşek'in açıklamaları girdi, araya başka açıklamalar, başka tespitler, başka yazılar çiziler. Uyaran eski MASAK başkanlarını, uyardığı için aynı Cumhuriyet Başsavcılığı onları gözaltına aldı.
Turhan Çömez açıkladı:
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma için SPK'ya yazdığı yazının ardından
İçeriden bilgi alan çakallar sadece 2 hafta içinde 401 milyar TL para çekmiş
Bu para Yunanistan'ın savunma bütçesi kadar
Hırsızlar açıklanmalı ve tek tek hesap vermeli
"5 Kalem ve 577 Milyar Dolar"
#Ekremİmamoğlu:
"Kendi işledikleri her suçu benim üzerime yıktılar.
Benim üzerinden pazarlayıp yazmaya çalıştılar.
Fonu onların düzeni kurdu, milleti onlar soydu.
Beni yolsuzluk fonu kurmakla suçladılar.
Milleti soymak için örgüt kurdular.
Beni örgüt kurmakla suçladılar.
Diplomasız olan da onlardı, diplomayı da suçladılar.
Aynaya baktılar, gördüklerini benim adıma iddianameye yazdılar.
Bana operasyon yapılırken, TBMM'ye operasyon yapılırken, Türkiye'nin ana muhalefetine operasyon yapılırken, tüm endeksler çökerken, Tera veya diğerleri hayatın olağan akışına aykırı hisse alımları yaparak operasyonların finansal krizine karşılık ceplerini doldururken önemli bir soru soruyorum:
Bu asrın soygunu, fon vurgununda milli iradeye darbe yapan 19 Mart ve 21 Mayıs operasyoncularının ve bu süreci yazdıranların ve yazanların siyasi ayaklarının ve içindeki herkesin katkısı var mıdır, yokmudur?
Bunun cevabını verin.
Asrın soygunu, fon vurgunun siyasi ayağı, siyasetin yakınları, akrabaları, bürokrat ortakları, yakınları, gizli ortakları kimdir?
Bunların cevabını bu millete verin.
Millet bu sorunun cevabını bekliyor.
90 milyar dolara ulaşan borsa değer kaybıyla birlikte toplam maliyetin hesabını halkımızın günü geldiğinde soracağından kimsenin şüphesi olmasın.
5 Kalem ve 577 Milyar Dolar
Sadece 5 kalemden milletin cebinden çıkan 577 milyar 160 milyon dolar.
Mayıs seçim iptali, 19 Mart vurgunu, 22 Mayıs butlan vurgunu ve fon vurgununun, şimdi bakın şimdi...
Sonra neden emekliniz niye aç sefil?
İşçiniz niye aç sefil?
Asgari ücretlimiz açlık sınırının altında?
Bu milletin, insanların, evlatların geleceğinden şüphe eden Türkiye'nin sadece 5 kalemle cebinden alınan, çalınan para budur.
Neymiş?
İBB operasyonu!
Hadi oradan!
Siyasi Operasyonun Bedeli
Bu tablo çok önemlidir,
Çünkü buradaki kararların tamamı; koltuklarını kaybetme korkusuyla hareket eden liyakatsiz, kifayetsiz muhterislerin ortaklaşa yürüttüğü siyasi operasyonun son bedelidir.
Bakınız, bu düzenin bir formülü var: Siyaset, Sermaye, Suç.
Sermayenin bir kısmı vurgunu kurguluyor.
Siyaset vurguncuyu koruyor.
Suç da ortadan kayboluyor ve kaybeden her seferinde devlet ve millet oluyor.
İki Türkiye Gerçeği
Bir tarafta birkaç ayda servetine servet katanlar, özel jetler alanlar, sıradan bir insanın ömrü boyunca yaklaşamayacağı paralar; öbür tarafta ise bu ülkenin büyük çoğunluğunun hayatı var.
Kirayı ödedikten sonra ayın kalanını hesaplayanlar, kasabın önünden geçerken fiyata bakmaya çekinenler.
Pazarın dağılmasını bekleyip kalan sebzeyi ucuza almaya çalışan emekliler.
İki vasıta parası vermemek için kilometrelerce yürüyen işçiler.
Üniversiteyi kazandığı halde parasını alamadığı için okuyamayan gençler.
Asgari ücretin bütün bir ailenin geçimine dönüştüğü evler.
İşte Ekrem İmamoğlu ve İstanbul modeli, onun için İstanbul'da sosyal destek bütçesini tam 5 katına çıkarmak zorunda kaldı; 5 katına (2019-2026 arasında 5 katı). Kirayı ödedikten sonra ev barınma sorunu ve yaşadığı bütün sorunları üst üste koyduğunuzda aslında gerçekten memleketin gerçek sorunlarından milleti kaçırmak, işte bu sabah önümüze hakikat operasyonunu koymuşuz.
Bu ülkenin gençleri, okuyan, çalışan, iki dil bilen, dünyayı tanıyan kuşak ve bunlar başka ülkelere gidiyor, kaçıyor.
Doktorlarımız gidiyor, mühendislerimiz gidiyor, burada emeklerinin karşılığını alamayacaklarını düşünüyorlar.
Bu ülkenin en büyük serveti, gitmek isteyen gençletir, insan kaynağıdır.
Bu ülkenin kadınları, bu toplumun bütün kesimleri ve bu ülkenin hafızasından silinmeyen hikayeler:
Çocuklarını ısıtacak yatağı olmadığı için onları saç kurutma makinesiyle ısıtmaya çalışan anne.
Çocuğuna okulun istediği pantolonu alamadığı için çaresizliğin dibine düşen bir baba.
Torununa harçlık veremeyen bir dede.
Bunların hiçbirinin birbiriyle bağımsız hikayeler değil; hepsi bize aynı soruyu soruyor: Bu ülkenin ürettiği zenginlik kimler arasında, nasıl paylaşılıyor?
...
Fon rezaletinde intihar eden var, iflas eden var ama istifa eden yok!
Gazeteciler tutuklanıyor ama bırak tutuklanmayı görevden alınan bir tane bile yönetici yok!
İşi bulaştıranlardan işi temizlemesini bekleyen kafada akıl yok!
Utanma yok, ar yok, haya yok, korkma yok…
EKrem İmamoğlu savunma yapıyor.
Ekrem İmamoğlu için büyük bir DESTEK ve MORAL alkışı rica ediyorum.
İlk alkış benden
Ekrem 𝓘̇mamoğlu 👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏
Ülke tarihinin en büyük vurgununu konuşmaya çalışırken toplumun haber aldığı yayınların sesi birer birer kısılıyor.
Defalarca gördük…
Gazeteleri, televizyonları kapatarak gerçeğin üstünü örtmeye çalışanlar asla başaramadılar. Yine başaramayacaklar.
@halktvcomtr ‘ye emek veren arkadaşlarımıza geçmiş olsun. Bugün daha çok dayanışma, bu karanlığı birlikte aydınlatma zamanı.
ÖNCE TELE1, ŞİMDİ HALK TV!
Halk TV’ye kayyım atandı, ekran karartıldı!
Yapılan açıklamada, Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamalarıyla soruşturma yürütüldüğü; 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 11 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
Peki, gazetecilikten, gerçeklerden, halkın haber alma hakkından bu kadar mı korkuyorsunuz?
Suç varsa hukuk gereğini yapar. Ancak bir soruşturmayı gerekçe göstererek televizyonun yönetimine el koymak, yayınlarını durdurmak hangi demokrasi anlayışına sığar?
Önce TELE1, şimdi Halk TV…
Daha kaç televizyonun ekranı karartılacak? Daha kaç gazetecinin sesi kesilecek?
Bugün yaşananları yalnızca Halk TV’ye yönelik bir müdahale olarak görmüyorum. Bu, bağımsız gazeteciliğe, basın özgürlüğüne ve toplumun haber alma hakkına verilmiş bir gözdağıdır.
Anayasa’nın 28. maddesi açık:
“Basın hürdür, sansür edilemez.”
Peki, gerçek ne?
Basın hür değildir! Sansür ediliyor!
Anayasa’da güvence altına alınan bir hakkın, uygulamada nasıl ortadan kaldırıldığını hep birlikte görüyoruz.
Gazetecileri susturabilirsiniz, ekranları karartabilirsiniz. Ama gerçekleri ortadan kaldıramazsınız.
🔴 İMAMOĞLU: "BU SÖZLER SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA AİT"
📌 Ekrem İmamoğlu, İBB davasında 19 ay sonra ilk kez savunma yapıyor:
🗣️ "Bir söz okuyacağım size: ‘Türkiye'de şahsım dahil hiç kimse eleştirilemez değildir. Çamur at, izi kalsın mantığıyla, tamamen nefret siyasetiyle kamu görevlilerimize, kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. İfade özgürlüğü, önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalıdır.’
Çok güzel söylemiş. Bu söz Sayın Cumhurbaşkanı'na ait. Ben de buradan söylüyorum: Kim ki yargılaması bitmeden, sonuçlanmadan birisi hakkında iftira atıyor, kim ki bir insan hakkında haysiyet cellatlığı yapıyor, kim ki bir insanın ailesini aşağılıyor, çocuğunu, gencini, evladını, annesini, babasını hırsız ilan ediyor; haysiyetsizdir, namussuzdur, şerefsizdir."
https://t.co/m4fOn8jyES