Bir dönüşümün ortasındayız ve artık herkesin anlamaya başlaması gereken yeni gerçekler var. 10 Kasım'da yakasına Mustafa Kemal resmi takmayı reddettiği için ihraç edilen teğmenler hakkındaki karar iptal edilmiş. Teğmenler ayrıca;
- "1923 sonrası Atatürk'e saygı duymuyorum"
- "Dini yozlaştırdı"
- "Ezanı Türkçe okutturdu" da demişler.
Tek kelimesi bile yanlış değil söylediklerinin. Türkiye'de halkın büyük çoğunluğu da bu şekilde düşünüyor. Zaten demokratik bir ülkede bu fikirlerin yasaklanması da düşünülemez. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kime saygı duyup duymayacaklarına kendileri karar verirler ve bu özgürlükleri yasalar tarafından korunur.
Maalesef Türkiye'de Kemalistlerin 1930'ların diktatörlük döneminden günümüze taşıdıkları yazılı olmayan bir kanunun kalıntıları varlığını devam ettiriyor. Bu kanuna göre herkes, Mustafa Kemal'e biat etmek zorunda. Mustafa Kemal'in çoktan ölmüş olması, bu zorunluluğu ortadan kaldırmıyor ve bugün de onu temsil edenlere, yani Kemalistlere biat edilmesi gerektiğini söylüyorlar. Kemalistler, kendilerine biat edilmemesinin vatana ihanet olduğunu da iddia ediyor. Binlerce yıldır Türk milletinin kutsal değerleri olan din, vatan, millet, bayrak kavramlarının yanına bir de Mustafa Kemal'i ekliyorlar.
Dört bin yıllık tarihi olan bir milletin ATA'sı, 100 sene önce ölen CHP Genel Başkanıdır. Mustafa Kemal olmasaydı 500 sene tek valiyle yönettiğimiz Yunan, ülkemizi elimizden alır, bütün kadınlarımıza tecavüz eder, adımızı Yorgo koyar ama biz Türkler hiçbir karşılık veremezdik. Bizi sadece Mustafa Kemal kurtarabilirdi ve de zaten o kurtardı. O yüzden ülkenin her parkına, her stadyumuna, barajına, köprüsüne, okuluna, caddesine onun adını vermeli, ülkenin her yerine 100 metre arayla heykellerini dikmeli ve onları da namusumuz gibi korumalıyız. Bunun dışında bir fikri olan herkes vatan hainidir. Kemalistlerin bize sunduğu fikir özgürlüğü bu. Tabi Mustafa Kemal'in ülkeye demokrasi getirdiğini söyleme zorunluluğu da var. Ya da daha doğrusu, eskiden vardı ama artık yok.
1930'larda bu yukarıdaki fikirler kamusal alana girebilmenin şartıydı. Bunun dışında fikirleri olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, okullarda barındırılmadılar, asker, polis, savcı, hakim, öğretmen vs olamadılar, kamusal alanın dışına itildiler. Eğitim sistemi, bu fikirler üzerine kuruldu ve halk, altı yaşından itibaren bu elekten geçirildi. Geçemeyenler hem cahil hem de fakir bırakıldı. Bu sistem, diktatörlük rejiminin çevresini saran bir ordu, yargı ve bürokrasi zırhının da oluşmasını sağladı. Yani Kemalizm devletle eşitlenerek, Mustafa Kemal öldükten sonra da ona yakın ailelerin iktidarının devamı garanti altına alındı.
Bu yapı, 2000'li yılların başına kadar katliamlarla, darbelerle, korkuyla ve tehditlerle varlığını sürdürdü. İktidarını koruyabilmek adına her türlü dış kaynaklı güçle de ittifak yaptı. Bu ittifaklar bazı dönemlerde öyle güçlendi ki darbeleri büyükelçilik talimatıyla yaptıkları bile oldu. Devlet yönetme becerileri olmadığı yada bunu külfet olarak gördükleri için yapının siyasi kanadına hiçbir zaman önem vermediler. Seçimi kim kazanırsa kazansın devlet mekanizmaları ve rantı zaten onların elindeydi. Bütçenin neredeyse üçte birini savunma harcamaları adı altında ve devlet sırrı korumasıyla kendi kullanımlarına alıyorlardı. Kendi seçtikleri heybetli soyadları olan, general torunu generaller, hakim oğlu hakimler, bakan kere bakanlar cumhuriyeti...
2000'li yılların başında dünyadaki iletişim devrimi sonrası Türkiye'de de toplumun özgürlük anlayışı ve beklentileri değişti. Bu yapının, artık çağın gereklerini kaldıramadığını düşünen müttefikleri uzun zamandır onun yerine hazırladıkları bir başka yapıyı devreye soktu. Daha demokratik, daha uyumlu ve özgürlükçü gözüken bu yapı da esasen aynı misyonu farklı yöntemlerle yerine getirmesi için tasarlanmıştı. Fetullahçılar, her şekle hızla girebilen örgütsel yapıları sayesinde Kemalistlerin eleğinden rahat��a geçtiler ve yüz yıl önce rejimin etrafına örülen zırhı delerek içeriye sızabildiler. Gerektiğinde gerçek bir Kemalistten daha Kemalist görünebilen Fetullahçılar, rejimin yumuşak ve dirençsiz bölgesine ulaşmışlardı ki, hiç beklemedikleri bir sürprizle karşılaştılar.; "Recep Tayyip Erdoğan."
Bu yapılar birbiriyle savaşırken Erdoğan da çok önceden planlarını yapmış ve doğru zamanda harekete geçerek her ikisini de etkisiz hale getirmişti. Bugün yaşadığımız da diktatörlük rejiminden ve Fetullahçılardan kurtarılan devletin, yeniden yapılandırılma sürecidir. Devlet, olması gerektiği gibi binlerce yıllık Türk ve İslam gelenekleri doğrultusunda yeniden programlanıyor. Yaşadığımız çoğu sıkıntının sebebi de aslında bu dönüşüm. Gerçek ATAlarımızın ülküsü olan, gerçek bir Türk İslam devletine dönüşmenin kas ağrılarını yaşıyoruz.
İşte şimdi bütün bunları anlamamakta ısrar eden bir grup Kemalist, neden hala diktatörlük döneminden kalma kamusal alan şartlarına uyulmadığını, neden Kemalizme hala biat edilmediğini soruyor. Anlaşılan o ki, Kemalist eğitim sistemi marifetiyle zihinsel engelli vatandaşlar haline getirilmiş bu azınlık, değişen dünyaya ve yeni Türkiye'ye uyum sağlayamadan, diktatörlükten kalan harabelerde yakalarına Mustafa Kemal'in resimlerini takarak ve artık hiçbir anlamı kalmayan heykellerine saygı göstermeye devam ederek bu hayattan göçüp gidecekler.
Muhammed Emin Yıldırım, Mustafa İslamoğlu’nun adamıdır. Sahabe menkıbeleri anlatıp Sünniler’in arasına sızma görevi verilmiştir. İkisi de İran’a çalışırlar. İslamoğlu’nu Suriye’den ilk gelişimde 2011’de deşifre/ifşa etmiştim, M.E. Yıldırım’ı şimdi ediyorum. Paylaşın, bilinsin.
@nedimsener2010@eczozgurozel Nedim bey, biz bu h@in güruhu çekmek, tahammül etmek zorundamıyız.
Köprüye, tünele, otabana, uçağa, füzeye, pkk yı yoketmeye, faiz indirmeye, faiz yükseltmeye, abd, AB, Rusya, Çin ile düşman olmaya, dost olmaya her şeye karşılar.
Bu h@inler için yapabilecek bir şey yok mu...?
Gazze filosuna;
Sivil gemilerin yanında artık üç farklı
ülkeden dört savaş gemisi eşlik ediyor.
Türk donanması iki savaş gemisi
ve SİHA'larla koruma sağlıyor.
Ayrıca; Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı Deniz
Karakol uçakları da filoyu izlemeye başladı.
Tabi denizin altında başka nelerle
koruma sağlıyor henüz bilmiyoruz.
@BelovacSerap Eee Chp nin kurultay rezillikleri, yerel seçimde YSK ile otel odasında toplantılar, il kongrelerindeki rezillikler taa abd lere gitmiş. Gerçekten pes... Chp nin bu memlekete bırak bir hayrını, hep zararı oldu.
@maviasi08_ Hahaha...
Kocası asrın hırsızı,
Diploma sahtekarı,
Pkk işbirlikçisi,
Valeybolcu ile aşk yaşayan,
Tam bir oç....
Ne savaşması...
Silivriye bile gitmiyor...
@alimahir Ukrayna savaşı, suriyenin durumu, itrailin Türkiyeyi tehdit etmesi, Kıbrısıb karıştırılmaya çalışılması vs vs...
Türkiyede ve dünyada olan gelişmelerle ilgili olarak, tek bir görüş, alınacak tedbirler le ilgili tek bir öneriniz var mı.
Halk neden size oy versin.
@ns_71@mehmetcakir_61 Ne saçmalıyorsun sen.
Bu olay neye bağlanmalı sence. Nadir görülen sıradışı bir olay mı.
Lise de bakire kız yok. Ortalık çocuk kadın kaynıyor. Neye bağlayacaz bunu Ha neye bağlayacaz.