'Yeryüzündeki bütün düşünceler,ideoloji ve izm'ler,yönetim ve devletler birer kardan adamdır. Bunlar er geç İslam güneşi karşısında kendiliğindn eriyecektir
Üzülmeyin,gevşemeyin,korkmayın ve asla ümitsizliğe kapılmayın. İstikbal İslam'ındır
- Ammar B. Yasir (رضي الله عنه)
Öyle zulmettiler ki; vefat ettiğinde 36 kiloya düşmüştü. Ona verilen zehirler, vücudunda elma büyüklüğünde bir urda birikmişti. Dünyada en çok zulme uğramış İslam âlimlerinden biridir: çilekeş, mazlum, vatanperver, kahraman Bediüzzaman.
Üstad, vefat etmeden önce vasiyet olarak cenazesini Molla Hamit abinin yıkamasını ister. Ancak Ramazan ayıdır ve 25. gündür; Kadir Gecesi’dir. Molla Hamit abi itikafa çekilmiş, dünya kelamı etmemekte, yalnızca ibadet ve zikirle meşguldür.
Molla Hamit abiye üstadın vasiyeti söylenir. Hiç şaşırmaz, “Haberim var” der. Haberi getirenler bu kez şaşırır: Peygamber Efendimizin ruhaniyeti yakazaten gelmiş ve haber vermiştir; öleceğini biliyorum, cenazeyi de ben yıkayacağım demiştir.
Cenazeyi yıkayan Molla Hamit abi, 36 kiloya düşmüş bu asrın çilekeş insanının sol kolunda, koltuk altında, elma büyüklüğünde siyah bir ur görür. 21 defa zehirlenerek öldürülmek istenen üstadı Allah korumuş ve verilen zehirler bu yumruda toplanmıştır.
Ecel birdir, değişmez. Öldürmeyen Allah, öldürtmeyecek; elbette vazifeli şahsı vakti gelene kadar koruyacaktır. Üstad ölümden korkmamış ve kaçmamıştır.
Afyon Hapishanesi’nde, dışarıda öldürücü kuru soğuğun olduğu bir gün, hücresinin tüm camlarını kırarlar ve donarak ölmesini isterler. Sabaha kadar donmamak için hareket eder; Esmaül Hüsna, evradu ezkâr ve zikir çeker. Aynı zamanda şiddetli ağrılar çeker.
Başka bir sefer, Emirdağ’da ev hapsinde olduğu sırada, bir fili öldürecek kadar zehri, çaktırmadan yiyeceği yoğurdun içine karıştırırlar. Fark eder ve hemen kendini kusturur, ama geç kalmıştır. Tam beş gün ölü gibi yatar; insanın dayanamayacağı acılar çeker. Garip, kimsesiz ve mazlum bu insana, kafir Rus’un çektirmediğini çektirirler. Sonra, tam öldü sanıldığı sırada, sevgili Rabbimizin izniyle ayağa kalkar.
Üstadın, ölmeden önce Konya’da ziyaret edip arabadan inmeden görüştüğü kardeşi Abdülmecid abi ile helalleşmesinde ilginç bir keramet daha yaşanır. Ölmeye gittiğini bilmektedir. Üstad, kardeşine son sözleri şöyle olur:
“Benim yüzümden sana eziyet edecekler, hapsedecekler. Sakın üzülme; orada sana eşinden daha iyi bakarlar.”
Üstad, kardeşinin üzülmemesi için onu teselli eder, hem de ölüme giderken.
Abdülmecid abi, ceberut zalimler tarafından 111 gün sonra gözaltına alınır ve hapsedilir.
Cumhuriyet dönemi İslam âlimlerine işte böyle eziyetler ve çileler çektirilmiştir. Astılar, kestiler veya zehirlediler. Asrımızın müceddidi Bediüzzaman Hazretleri’ne bile bunları çektirenler, sizce bu millete neler çektirmemiştir?
“Yirmi yıl boyunca akaidi öğrendim, ardından yirmi yıl da insanlara öğrettim.
Müezzin cihad için ezan okuyup biz de düşmanla karşılaşmaya gittiğimizde, kendimi sırtımı dönmüş, mermi ve top sesleri arasında kaçarken buldum.
Kendime çok üzüldüm; ben, büyük bir âlim olarak, ilk çatışmada nasıl olur da kaçarım? İnandığım ve insanlara öğrettiğim iman ve Allah’a bağlılık sarsılmış gibiydi.
Bunun üzerine bütün gece namaz kıldım, Allah’tan ihlas ve sebat diledim, yaptıklarımdan ötürü O’na tevbe ettim. Sonra yüzümü düşmana çevirdim ve bir süre tek başıma onlarla savaştım; nihayet önümden kaçtılar.
O an anladım ki, benimle Allah arasındaki bağı belirleyen şey kitaplarım, derslerim ya da ilmim değil; imanım ve takvamdır.”
-Şeyh İzzeddin el-Kassam (rahmetullahi aleyh)
Ülkece unutma işini ne yazık ki çok iyi beceriyoruz…
Ateş sadece düştüğ�� yeri yakıyor. “Biz de yanalım” demiyorum ama en azından gözümüzden söndürmek için iki damla yaş aksın. Yanmayı göze almıyorsak, yakmayalım; yaktırmayalım Nizamettin amca gibi babaların, güzel annelerimizin kalbini…
Unutmayalım ki birileri hatırlasın, adalete ışık tutsun. Uyuyanlar uyansın.
“Ben bir şey değiştiremem” demeyin, çünkü biz olursak çok şey değişir.
Uzun zamandır edit yaparken ağladığım tek video olabilir… Belki de Nizamettin amcayı gerçekten tanıdığım için, onun kalbinin acısı kalbime sıçradığı için.
Normalde böyle bir ricada bulunmam ama lütfen bu videoyu olabildiğince çok insana ulaştırın. Sessiz kalmayın, kalmayalım…
Ki babalarımızdan, annelerimizden önce bu dünyadan göçüp gitmeyelim.
#RojinİcinAdelet #rojinicinadalet
🔴 Kassam mücahitlerinden şehid Muhammed Zeki Hamad anlatıyor:
"Gecemizi ve gündüzümüzü tünellerde geçirirdik; güneşi ve dış dünyayı neredeyse hiç görmezdik. Daha önce de söylediğim gibi, tüneller otel değildir, hatta ev bile değildir — mezar gibidirler. Ancak bu, dinin, görev bilincinin ve Allah’ın rızasının bir gereğidir; O’nun uğruna her şey kolaylaşır. Zira cennet, dünyadaki rahatlıkla elde edilmez; hedefe ulaşmak için konforu terk edip yorgunluğun dikenlerine binmek gerekir.
Kardeşlerden biri kazı ve onarım sırasında tünelde yaralandı. Gece geç bir saatte durumu hakkında bilgi almak için yanına gittim. Onu ziyaret edip teselli ettikten sonra, savaş mevzisine dönerken tünel koridorunda mücahitlerden bir komutanın gece namazı kıldığını gördüm. Ben de onunla birlikte namaza durdum. Sessiz bir huşu içinde Fâtiha’yı okudu, ardından bazı Kur’an ayetlerini tilavet etti. Sonra dua etmeye başladı, ben de duasına “Âmin” dedim. Bu adam, en sert ve en disiplinli kişilerden biriydi; fakat teheccüd makamı, Allah’ın huzurunda tevazu ve boyun eğme makamıdır. Onu dua ederken duydum ve duasını ezberledim. Şöyle diyordu:
“Ey Rabbim, taşlar, kuşlar ve ağaçlar hatırına;
Ey Rabbim, hâfızlar, kurrâlar ve âlimler hatırına;
Ey Rabbim, mihraplar, minareler ve mescitler hatırına;
Ey Rabbim, bu silah cephaneliğinin sahibi yalnız Sensin, umudumuzu boşa çıkarma.
Ey Rabbim, bize hazırlık yapmamızı emrettin, biz de hazırlık yaptık;
Bize sabırla sebat etmemizi emrettin, biz de sebat ettik.
Ey Rabbim, atışlarımızı isabetli kıl, kalan askerlerimizi koru.
Ey Rabbim, bana çok yük yükledin, hafiflet yükümü.”
Vallahi, bu sözler aklımdan bir an bile çıkmıyor!
Allah’ın huzurunda teheccüdle ve kırıklıkla duran kimseler, Allah’ın fethiyle müjdelenenlerdir. Onlar, övülmüş en yüce makamların sahipleridir.
“Gecenin bir kısmında da uyanıp sana mahsus bir nafile olarak namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.”
(İsrâ Suresi, 79)
21. Yüzyıla, seküler dünyaya, uluslararası hukuka meydan okudular ve gittiler. Zaten Şehadet bu dünyanın kurallarını alt üst etmek değil midir. Ölümleri bile ölüm değil, hep diriler.
16 Ekim, Yahya Sinvar’ın şehadetinin üzerinden 1 yıl geçti.
Şehid Salih Amir El Caferavi'nin ailesine ve bizlere son mesajı..
"Bu video izliyorsanız bu benim şehid olduğum anlamına gelir. Rabbim bana merhamet etsin. Dualarınızda beni unutmayın. Benim adıma hayır işleri yapın ki mezarımda huzur içinde yatabileyim.
Beni her zaman destekleyen ve yanımda duran babama,
Şehid olduğum için üzülme.
Aksine, başımı dik tuttum ve bana öğrettiğin yolda yürüdüm.
Sevgili annem,
Rabbim seni iyileştirsin ve kutsasın.
Beni çok sevdiğini biliyorum.
Aynı zamanda sana çok baş ağrısı verdiğimi de biliyorum. Ama seni bu dünyadaki herkesten daha çok seviyorum başımın tacı.
Benim için üzülme, aksine benim için başını dik tut, oğlun şehid oldu.
Kızkardeşlerim,
Sizleri çok seviyorum. Rabbim hayatlarınızda sizi mutlu etsin.
Ağabeyim Naci,
Ne söyleyeceğimi bilmiyorum.
Keşke hapisten çıktığında seni görebilseydim
İnşallah hapishaneden çıkacak, Allah ve vatanı için şehid olan kardeşinle gurur duyacaksın.
Kardeşim Ali,
Aileni koruman gerektiğini söylememe gerek yok.
Sana güveniyorum.
Kuzenlerim ve yeğenlerim,
Keşke amcanız olarak kalabilseydim.
Ama üzgünüm, ben yolumu izledim.
Umarım büyüdüğünüzde amcanızla her zaman gurur duyarsınız.
Bu mesajım herkese,
Gazze'yi unutmayın.
Filistini unutmayın.
Filistin'in herbirinize ihtiyacı var.
Milyonlarca takipçi, şöhret veya bağlantılar umurumda değil, her şeyi bıraktım ve esenliğe giden yolu seçtim.
Her zaman hatırlayın ve inanın ki Allah'ın elinde en iyisi ve sonsuz olan vardır.
İşgale karşı direniş bizim hakkımız.
Ve bu ölmeyen bir fikir.
İşgalciyi en çok da bu korkutuyor.
Ben Salih Amir El Caferavi
Sizleri çok seviyorum.
İnanın bana, bunu size beni yalnız bırakmamanız için söylüyorum.
Selamun Aleyküm"
Bir arkadaş sürekli Hz. Yunus'un duasını okurken bir gece Hz. Yunus'u rüyasında görüyor. Ona 'Biz de senin gibi dua ediyoruz ama buradan niye çıkamadık?' diye sorunca,
Hz. Yunus 'Ben duayı ilk ettiğmde Allah beni balığın karnından çıkarsaydı dalgalı bir denizin ortasında ve karadan çok uzakta olacaktım.
Oysa Rabbim beni en uygun yerde balığın karnından çıkardı, karaya ulaştığımda faydalanmam için bir ağaç ve keçi vardı' diyor.
Bize, bazı çabalarımız başarısız gibi geliyor olabilir. Ama inşallah bu geçen sürede rahat etmemiz için, şartlar bize daha güzel ve kolay olsun diye hazırlanıyordur.
Allah hepimizin yardımcısı olsun.
israil’in ajanlarının kurşunlarıyla şehit düşen kahraman gazeteci Salih el-Cafrawi’nin bedenine hainlik ve kin dolu yedi mermi isabet etti.
Mekanın cennet olsun Gazze’nin sesi.
1 kişiye İmam Gazali Seti hediye!
Katılım şartları:
- @SufiKitap ‘ı takip etmek,
- Bu tweeti yeniden paylaşmak,
- Yoruma bir arkadaşını etiketlemek.
Son katılım tarihi: 24 Ekim 2025