CHP’li belediye başkanı, tecavüzcü oğlunu hapisten çıkarmak için AKP’ye geçmiş…
Afyon Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu’nun oğlu katil ve tecavüzcü çıktı.
— Bir kadına acımasızca saatlerce tecavüz etmiş, bir astsubayın karısını da arabayla çarparak öldürmüş.
— Bir askerin eşini öldürdükten sonra belediyedeki zabıtalara “Suçu siz üstlenin, biz size içeride bakarız” mesajları atmış.
— Başlatılan soruşturma kapsamında “cinsel istismar” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İlber Ortaylı'yı Eleştirmek mi İstiyorsunuz? Önce Şu Eşiği Geçin 👇👇
Gazeteci Erdem Cırık olarak bunu net söylemek istiyorum.
İlber Ortaylı bir konferansta şöyle demişti:
"Osmanlı'yı anlamak istiyorsanız önce Osmanlıca okuyun. Sonra Arapça, Farsça, Almanca — çünkü Almanya arşivleri Osmanlı'yı bizden iyi tutmuş. Bir de Rusça. Belki İtalyanca."
Salondaki bir gazeteci sordu: "Hocam peki siz kaç dil biliyorsunuz?"
Başını kaldırmadan yanıtladı: "Yetmez kadar."
Yıllarca Viyana'da, Moskova'da, İstanbul arşivlerinin tozlu rafları arasında çalışmış biri.
Belgeyi yorumdan ayırt etmeyi öğrenmiş biri.
Mukayeseli tarih bakışını — yani bir olayı birden fazla medeniyetin gözünden okumayı — onlarca yılın emeğiyle inşa etmiş biri.
Ve kırkından sonra yeni bir dil daha öğrenmiş biri. Çünkü "eksik kalıyordu."
O artık aramızda yok.
Ama onu hiç arşiv kapısına girmeden, hiç Osmanlıca belge okumadan, tarih metodolojisinin ne demek olduğunu bilmeden eleştirenler hâlâ konuşuyor.
Şimdi düşününce... İşte bu beni en çok duraksatan şey.
Bir cerraha ameliyat masasında "yanlış yaptı" demek için en azından tıp bilmek gerekir. Bir pilota "kötü iniş" demek için en azından kokpiti görmek gerekir.
Tarih farklı zannediyoruz.
Değil.
İlber Ortaylı'yı eleştirmek isteyen önce şu eşiği geçmeli:
Arşivlerde yıllarını geçirmeli. Belgeyi yorumdan ayırt etmeyi öğrenmeli. Ve en zoru — bildikçe "hâlâ az biliyorum" diyebilmeyi içselleştirmeli.
Bu eşiği geçmeden yapılan eleştiri boşluğa düşer.
Hep düşmüştür.
Allah rahmet eylesin. 🤲
Büyük insandı. İlmini taşıdığı kadar tevazuunu da taşıdı — bu ülkede ikisini birden taşımak, ikisinden de zordur.
Her zaman saygı ve rahmetle anacağım.
İstanbul, Bayrampaşa sebze ve meyve halinde dün gece saatlerinde iki grup arasında park meselesi üzerine çıkan kavgaya polislerimiz müdahale ettiğinde taraflar kavgayı bırakarak polise saldırıyor.
Olayda 13 polis aşağıdaki şekilde yaralanıyor.
1-Bir komiser kolunda kırık
2-Bir komiser kafasında kanama, 10 dikiş ve vücudunun birçok yerinde yara bere.
3-Bir polisin kafasında yara.
4-Bir polisin kafasında morluk, sol gözünde şişlik.
5-Bir polisin vücudunun birçok yerinde yara.
6-Bir polisin kafasında yara vücudunda morluklar.
7-Bir polisin sol gözünde şişlik mevcut yerlerinde morluk.
8-Bir polis memurunun dizinde darbe, muhtelif yerlerinde morluk.
9-Bir polis memurunun yüzüne karnına darbe ve fenalaşma.
10-Bir polis memurunun bilekte ağrı, kaburgalarında darbe.
11-Bir polis memurunun sol el orta ve baş parmaklarda kırık, sağ dizinde darbe.
12-Bir polis memurunun yüzük parmağında çatlak.
13-Bir polis memurunun sağ ayak bileğinde darbe, şişlik.
İki resmi polis aracında zarar meydana geliyor.
Yıllardır yazıyorum. Mevcut kanunlar bırakın vatandaşı korumayı, polisin kendisini dahi korumaktan uzaktır. ABD ve AB’de bu şekilde bir olay göremezsiniz. Çünkü bu ülkelerde polise mukavemet edecek olanlar başına ne geleceğini iyi bilirler. Bizde üst düzey siyasilere dokunmadığın sürece her şeyi yapabilirsin, başına da bir şey gelmez. Tam bir tavşana kaç, tazıya tut oyunu oynatırlar.
#Polis
📍“Devlet ‘kendi enerjini üret’ dedi. Sanayici fabrikasının çatısını güneş panelleriyle doldurdu, milyonlarca dolar kredi borcunun altına girdi.
📍Sanayici kendi enerjisini üretirken şimdi kural değişti:
Aylık mahsuplaşma gitti, saatlik mahsuplaşma geldi.
📍Enerji yatırımının geri dönüş maliyeti 4 yıldı, 8 yıla çıktı.
📍Gündüz ürettiğin elektriği yok pahasına alıyorlar, gece aynı elektriği sana tam tarifeden satıyorlar.
📍Bu enerji politikası değil;
sanayiciyi cezalandırma politikasıdır.
Türk çiftçisine 'Ananı da al git' diyenler; samanı ithalata, eti lobiye, tohumu İsrail’e, buğdayı Rusya’ya mahkum ettiler.
Kendi üreticisine 'yük' muamelesi yapıp, elin çiftçisini zengin eden bu zihniyet, milli güvenliğimizi sofrada teslim etmiştir.
Biz gitmiyoruz ama bizi kovmaya çalışanların ektiği sandıkta hasat edecek..‼️
#DünyaÇiftçilerGünü kutlu olsun
Mahallemizde Belediyenin yaptığı spor tesislerinin aydınlatması saat 22.00'de otomatik kapanacak şekilde belediye ekiplerince ayarlanmıştı.
- Mahallenin gençleri ! mevcut trafonunun kapağını kırarak , sarter üstüne taş koyup gece geç saatlere kadar yanmasını saglayıp herhangi bir elektrik çarpmasına karşı tehlike yaratmışlardır...
-Duruma acilen müdahale edilerek trafonun kilit altına alınması gerekmektedir.
Bu bir ihbardır...Olası bir felakette belediye sorumlu olacaktır.
@izmirbld@urlabelediyesi@izmirhim