Yüksek faiz, düşük üretim, kapanan fabrikalar…
1953’ten bu yana Kayseri’mizde üretim yapan Orta Anadolu Mensucat’ın; artan maliyetler, ağırlaşan finansman yükü ve daralan talep nedeniyle üretimini sonlandırması, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının acı bir sonucudur.
Fabrikalar kapanıyor, tezgâhlar duruyor, üretim ve istihdam Türkiye’den uzaklaşıyor.
Bir ülke fabrikalarını ve üreticisini kaybediyorsa, iflas eden yalnızca şirketler değil; uygulanan ekonomi politikasıdır!
İktidar ise bu acı ve müflis tablo karşısında dahi istatistik oyunlarıyla “ekonomiyi düzeltiyoruz” diyerek milletimizi rakamlara inandırmaya çalışıyor.
Rakamları makyajlayarak kapanan fabrikaların bacasını tüttüremez, duran tezgâhı çalıştıramaz, kaybedilen istihdamı geri getiremezsiniz.
Ekonominin gerçeği tablolarınızda değil; kapanan fabrikalarda, duran tezgâhlarda ve işini kaybeden insanlarımızdadır!
Bizler üreten Türkiye'yi, Saadet Partimizin iktidarında Türkiye Kalkınma Planı ile yeniden inşa edeceğiz.
İktidar tüccarın değil, çiftçinin çıkarını korumak zorundadır.
Manisa'da üzüm üreticilerimizi önce yüksek girdi maliyetlerinin ardından Toprak Mahsulleri Ofisi'nin kotalı ve düşük alım fiyatları ile karşı karşıya bırakan iktidar; toprağa emek veren çiftçimizi değil, imtiyaz sahiplerini korumaktadır.
Çaydan fındığa, bademden fıstığa, mercimekten buğdaya kadar ülkemizde yetişen her üründe gördüğümüz bu müflis politikaya artık son verilmeli ve çiftçimizin alınteri korunmalıdır.
Toprak Mahsulleri Ofisi, bir azınlığın değil; toprağa emek verenlerin güvencesi olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki çiftçisine zarar ettiren her ülke, geleceği ateşe atar.
Bizler Saadet Partisi olarak toprağa emek veren, üreten, değer katan her çiftçimizin, her üreticimizin yanında durmaya ve onların sesi olmaya devam edeceğiz.
Filistin halkının haklı mücadelesine omuz verirken siyonist İsrail askerleri tarafından katledilen Ayşenur Ezgi Eygi’yi, şehadetinin yıl dönümünde rahmetle anıyorum.
Ayşenur kardeşimiz, zulmün karşısında susmayan vicdanın; sınırları aşan Filistin dayanışmasının sembollerinden biri oldu.
Aradan geçen zamana rağmen ne onu katledenler hesap verdi ne de siyonist İsrail’in işlediği insanlık suçları son buldu.
Bizler Ayşenur’u da Filistin uğruna bedel ödeyenleri de unutmayacağız; katilleri ve onlara cesaret verenleri asla unutturmayacağız.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
“Lansmanlarla” yönetilen Türkiye’den
“Operasyonlarla” yönetilen Türkiye’ye dönüştük.
Devletin görevi sürekli olağanüstülük üretmek değil, olağan hayatı güvence altına almaktır.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın, Türkiye ve bölge ülkelerinin ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına perde arkasından destek verdiği iddiası son derece vahimdir.
Öncelikle bu iddia ile ilgili yetkili makamlardan bir an önce açıklama bekliyoruz.
Türkiye, komşularına yönelik saldırıların parçası olamaz; bölgemizi ateşe sürükleyen hiçbir senaryoya açık ya da örtülü destek veremez.
Emperyalizm ve siyonizmin bölgemiz üzerindeki savaş, zulüm ve işgal planlarının açıkça ortaya çıktığı bir dönemde ABD’ye destek vermek; ne reel politikayla, ne devlet aklıyla ne de aziz milletimizin şanlı tarihiyle bağdaşır.
İktidara açıkça soruyoruz:
JD Vance’ın açıklamalarına karşı yalanlama yapacak mısınız?
Eğer sükût ile ikrar edecekseniz;
Türkiye adına ABD’ye hangi taahhütler verilmiştir?
Milletimizden gizlenen bir iş birliği söz konusu mudur?
Türkiye’nin dış politikası Washington’un çıkarlarına göre mi şekillenmektedir?
İktidar, bu vahim iddia karşısında sessiz kalmamalı; milletimize derhâl ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklama yapmalıdır.
Artan mazot fiyatları, küçülen sofralar!
Bir gecede mazota 7 TL 79 kuruş zam yapmak; üretime darbedir, çiftçiye yüktür, nakliyeciye cezadır, esnafın kepengine, milletin sofrasına ateş düşürmektir!
Bugün 90 TL'nin üzerine çıkan akaryakıtın bedeli istasyon tabelalarında değil; tarlada artan maliyetle, pazarda yükselen fiyatla, sofradan eksilen lokmayla ödeniyor.
86 milyon insanımız artık bırakın kemer sıkmayı; nefes almakta zorlanıyor.
Bütçe açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalışan iktidar, “operasyon” gücünü milletimizin cebine değil; enflasyona, faize ve yüksek enerji fiyatlarına karşı göstermelidir.
NATO ile Mekke yanyana gelemez!
Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın, “Mekke Antlaşması, NATO’nun tamamlayıcısıdır.” açıklamasını son derece tehlikeli ve endişe verici buluyoruz.
NATO’yu tamamlayan bir antlaşma, bu bölgede barışı değil; İsrail’in güvenliğini tahkim eder.
İsrail’in saldırganlığına karşı sessiz kalan, Gazze’de yaşananlara karşı caydırıcı hiçbir irade ortaya koymayan NATO’yu merkeze alan bir güvenlik mimarisi, bölgemize huzur getiremez.
Bölgesel ittifakları Atlantik paktının uzantısı olarak gören bir anlayışla ne Gazze korunabilir ne de adil bir dünya kurulabilir.
Şahsiyetli bir dış politika, NATO'nun gölgesine sığınarak değil, kendi medeniyet değerlerimize dayanarak yapılır!
Diyanet’in sözlü sınavını başarıyla tamamlayan binlerce aday, kontenjan yetersizliği nedeniyle bekletiliyor.
Bir tarafta görev bekleyen ehil adaylar, diğer tarafta Diyanet teşkilatının personel ihtiyacı; öte yanda ise emek sömürüsüne dönüşen ücretli imamlık uygulaması…
Boş kadrolar doldurulmalı, ek kontenjan tahsis edilerek yedek adayların mağduriyeti giderilmelidir.
#SıraDiyanetYedeklerinde
"İSTİFA EDİYORUM" DİYE TEPKİ VEREN KARDEŞLERİME BİR OLAYI ANLATALIM:
Hasan Aksay anlatıyor:
“CHP ile bir koalisyon kurulması gündeme geldiğinde gurup ikiye
bölündü. Ben de koalisyona karşı görüşte idim. Erbakan Hoca’nın 19
sayısına özel önem verdiğini biliyordum. Çünkü
Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan, kapıda kendisini bekleyen ve tekerlekli sandalyede oturan genç kardeşimizi sarılarak dinledi. Gösterilen bu samimiyet ve sevgi dolu anlar, hepimize gerçek siyasetin ne anlama geldiğini bir kez daha hatırlattı. İyi ki varsınız Başkanım.
💬Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan :
*AK Parti iktidarında 2002'den 2025'e kadar tam 2 milyon 600 bin hektar tarım alanı yok oldu
*AK Parti iktidarında, Türkiye sadece tarım arazilerini değil geleceğini kaybetti
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde İran'a yönelik tehditkâr açıklamalarının ardından bu gece saldırı emri veren ABD Başkanı Trump, emperyalizm ve siyonizmin sözlerine güvenilemeyeceğini bir kez daha göstermiştir.
Türkiye, bölgemizi ateş çemberine çevirecek bu saldırganlığa karşı net bir duruş sergilemeli; bölge ülkeleriyle birlikte barışın, adaletin ve diplomasinin yanında yer almalıdır.
Dün hedef yalnızca Gazze değildi. Bugün de hedef yalnızca İran değildir. Sessiz kalınan her saldırı, yarının daha büyük felaketlerine zemin hazırlar.
📌Ankara'da 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde başkentte güvenlik önlemleri artırılırken, Saadet Partisi Genel Merkezi'ne "NATO'ya Hayır" yazılı pankart asıldı.
🟥Parti, zirve öncesinde NATO'ya yönelik tepkisini genel merkez binasına astığı pankartla ortaya koydu.
https://t.co/sXDEeYCYng