İnsanlar Suriye'ye gidip, Türkiye'de üretilen lastikleri Türkiye'de satılan fiyatın üçte biri fiyatına değiştirmeye başlamış!
Şaşırdık mı?
Tabiki hayır!
Yıllardır öyle değil mi?
Türkiye'de üretilen her şey, Türkiye dışındaki ülkelerin vatandaşlarına daha ucuza satılıyor!
Sebebi nedir peki?
Adaletsiz, orantısız ve vicdansız vergi sistemi elbette!
Bir araba kendine, bir araba iktidara!
Bir çamaşır makinesi kendine, bir çamaşır makinesi iktidara!
Bir lastik kendine, 2 lastik iktidara!..
Ai-Thinker Ra-03D mmWave radar sensörüne Claude'a tek prompt ile arayüz yazdırıp test ettim. Gerçekten çok başarılı. 6m ye kadar 90 dereceden fazla bir alanda 3 kişinin hareketini takip edebiliyor.
5$ için müthiş bir şey.
Prompt:Ai-Thinker Ra-03D radar modülü seri porta bağlı, iletişim kurup gelen veriyi görselleştiren bir Python programı yaz.
1976 da Yakacık'da doğup büyüdüm.
Mahallede ekseri Ermeni komşular vardı. Ayazma'dan Kartal sahile kadar portakal bahçesi ve ormandı.
Gümüşhane den Istanbul'a gelirken geldiğimizi Pendikte ayçiçeği tarlalarının başlamasından anlardık.
Sonra özal ile bizim zar zor kirada yaşadığımız evin etrafındaki oyun oynadığımız arazilere (Aydos dağı) gecekondu yaptı insanlar, ilk seçimde de arazilerine tapu verildi.
Onlar zengin olurken annem,termosifonu yakacak gazyağı parası yok diye bizi ıslak bezle siliyordu.
Şimdi de o insanların çocukları/torunları pahalıya kahve içmekten ve yiyecek/hizmet fiyatlarından yakınıyor.
Çünkü köy bitti, köylü bitti. Köyden her gelenin eve temizlikçi alındığı, piyasada 3 kuruşa çalıştığı, önce gelenin bundan istifade ettiği düzen bir gün bitecekti.
Artık herkes şehirli. Size hizmet eden garson da çocuğu sizinki gibi iyi yaşasın istiyor. Parasını da siz vereceksiniz, veya evde yiyeceksiniz.
College is largely a scam for 80% of majors now. Unless you are becoming a doctor, a lawyer, or an engineer, you're just paying $100k to buy a piece of paper that qualifies you to enter an unstable job market at entry level.
Levent ülke bitti ya kuran kitap çarpsın....12 sene dile kolay. En uzun icinde bulunduğum sektör hemen hemen bu kadardı. Kemik iliğime kadar da işledi. Onca sene sadece memur olmak için ugrasmak nedir abi. Acilen memurluğun özel sektör gibi vahşi kapitalizme emanet edilmesi lzm
"Books are the closest thing you’ll ever come to finding cheat codes for real life. You can access the entire learnings of someone else's career in a few hours." —@tobi
i'm obsessed with AI DIY projects.
my favorite one right now is this broccoli farmer in hokkaido, japan using Codex to run his 100-hectare farm
this guy never studied agriculture, never inherited land, started out as a civil servant.
but he wanted his farm to run better, and instead of paying an engineering firm he couldn't afford, he just built the tools himself.
here's what he's built on his own:
> remote control of his greenhouse vents from a chat app, wired up with an esp32 board, a motor driver, and cloudflare workers
> a bot that checks each greenhouse's temperature and opens the vents when it gets too hot
> satellite crop-health data laid over a map of his own fields
> an airtable base linking his plots, tasks, materials, and sensors
> wiring diagrams of his electrical panels, generated from a photo
stuff like this used to be locked behind machinery and engineers only the big agribusinesses could pay for.
but this legend just breezed past all of it with a laptop and Codex lol
@cosard@CTasdemir Yani bu projeleri urune donusturup sattiniz mi? Yoksa hobi projesi olarak mi kaldilar. “Ekmek yedim” dediginizde birincil anlam ciktigi icin merak etmistim.
Sanırım bugün Saray/Cumhur çevrelerinin en azından bir kısmında belirginleşen hava şu:
Bir rejim değişimi yaşanıyor. Bu, onların gözünde jeopolitik bir zorunluluk. Ortaya çıkmakta olan yapı Erdoğan’ın etrafında örülüyor; fakat mesele yalnızca Erdoğan’ın kişisel iktidarı değil. Onun ötesine uzanan, daha kalıcı, daha kapsamlı bir siyasal düzen ve güvenlik mimarisi tasarlanıyor.
Bu tasarımda demokrasi bütünüyle ortadan kalkmıyor; ancak giderek daha fazla tiyatral bir niteliğe bürünüyor. Seçimler, partiler ve muhalefet varlığını sürdürüyor; fakat bunların işlevi iktidarın gerçekten el değiştirmesini sağlamak değil, rejimin meşruiyetini ve sürekliliğini üretmek haline geliyor. En azından geçiş dönemi için öngörülen model bu.
Devlet siyasetin, “devlet aklı” siyasetçinin önüne geçiriliyor. Siyasal aktörler kendilerine uygun görülen yerlere yerleştiriliyor.
Erdoğan’ın liderliğini yaptığı, Saray’ın merkeze oturduğu, AKP’nin becerebildiği ölçüde siyasal meşruiyet sağladığı bu kompozisyonda MHP ve Bahçeli, yeni mimarinin fikrî kurucuları olarak görülüyor. Öcalan’a ve Kürt siyasetine ayrı bir rol biçiliyor; “bin yıllık kardeşlik”, “önderlik” ve yeni bir mutabakat dili etrafında konumlandırılıyorlar.
CHP içindeki Kılıçdaroğlu ve Butlan girişimine de bir işlev yükleniyor. Kurucu CHP tasfiye edilmiyor; aksine rejimin butik ortaklarından birine dönüştürülmek isteniyor. Bir tür müze, anıt ya da tarihî referans noktası gibi. Kılıçdaroğlu’na da kaybettiği itibarın bu yeni tasarım içinde iade edileceği ima ediliyor.
Herkes için bir yer var; yeter ki oyunun kurallarını kabul etsin ve kendisine verilen rolü oynasın.
Fakat bu tasarımın ciddi çelişkileri ve kırılganlıkları var. Rejim içindeki herkes aynı pozisyonda değil. İktidar alanının kendi içinde farklı beklentiler, fanteziler ve tahayyüller mevcut.
Ama en önemlisi, siyasal aktörlüğünü ve iradesini terk etmesi beklenen toplumun büyük çoğunluğunun buna gönüllü olmaması. Ekonomik çöküntünün yükünü taşıyan geniş toplumsal kesimler değişim istiyor. Geleceksizlik duygusuyla kuşatılmış genç kuşakların önemli bir bölümü ise bu siyasal düzene karşı derin bir hoşnutsuzluk duyuyor.
Bu nedenle asıl mesele, halkın siyasal iradesinin nasıl yönetileceği, denetleneceği ve gerektiğinde nasıl etkisizleştirileceği.
Bu çevrelerde hâkim görünen düşünce şu sanki: Seçimlere kadar olağanüstü yöntemlere ihtiyaç duyulacak. Yargı müdahaleleri, siyasi operasyonlar ve yoğunlaşmış istisna hâlleri bu dönemin araçları olacak. Çünkü bu bir inşa süreci. Acılar yaşanacak, bedeller ödenecek, tatsızlıklar olacak; fakat bunlar daha büyük bir dönüşümün kaçınılmaz maliyetleri olarak sunulacak.
Amaç, seçimlerde bir “kaza” ihtimalini ortadan kaldırmak.
Bu perspektiften bakıldığında bugünkü sert müdahaleler kalıcı değil; yeni düzenin kuruluş sürecinin zorunlu araçları olarak görülüyor. Tasarım, seçimlerden sonra siyasetin yeni bir normale kavuşacağı, toplumun zamanla bu yeni durumu kanıksayacağı ve bugünün çalkantılarının unutulacağı varsayımına dayanıyor.
Ama asıl mesele burada başlıyor: Halkın iradesini askıya alarak kurulan bir düzen, zorla istikrar kurabilir mi? Yoksa “geçici” diye sunulan olağanüstü yöntemler, yeni rejimin kaçınılmaz olarak ve kalıcı (hatta artarak devam eden) işleyiş biçimine mi dönüşür? Ya da çok daha kötü ihtimallere mi gebe bu yorgun ülke.
Özgür Özel’in demokrasi ve güvenlik ilişkisinin altını çizdiği Newsweek’teki yazısındaki ifade bence önemli bir uyarı niteliğinde. Öyle bitirelim:
“Demokrasi, vatandaşların iktidarı barışçıl yollarla değiştirebileceği güvenilir kanalları korumak demektir. Bu kanallar ortadan kalktığında, siyasal hoşnutsuzluk da ortadan kalkmaz. Yüzeyin altında birikir ve sonunda infilak eder.”