Mülakat mağduru öğretmenlere polis saldırısı sürüyor
Sendika üyeleri ve öğretmenlere desteğe gelenler gözaltına alınıyor
Gözaltına alınanlar arasında Halkevleri İç Anadolu Bölge Temsilcisi Serdar Kibar da bulunuyor
https://t.co/Qo4oA794qN
Tüm duyarlı kamuoyuna, demokratik kitle örgütlerine sesleniyoruz!
Yürütme Kurulu üyelerimizden, temsilcilerimizden ve üyelerimizden çok sayıda gözaltı var.
Ankara’daki herkesi Güvenpark’a çağırıyoruz.
#ÖğretmenlerGözaltında
Eylem için Güvenpark’ta toplanan Sendikamıza müdahale edildi. Kitle barikatlarla engelleniyor. Polis dağılma çağrısı yapıyor. Gözaltılar var!
#ÖğretmenlerGözaltında
Hakları için Ankara'ya gelen @ogretmensendika üyesi meslektaşlarımıza polis tarafından şiddet uygulanıyor, gözaltı yapılıyor... Bu saldırılara rağmen öğretmenler mücadele dersi vermeye devam ediyor...
#ÖğretmenlerGözaltında
Baskı ve Mobbing Eğitim Emekçilerinin Yaşamını Tehdit Eden Bir Hak İhlalidir!
Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan eğitim emekçisi Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümü hepimizi derinden üzmüştür. Irmak öğretmenin maruz kaldığı iddia edilen sistematik mobbing ve baskı süreci, eğitim kurumlarında yaşanan psikolojik şiddet, yıldırma ve denetimsizlik sorunlarının ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha göstermiştir.
Benzer biçimde, Şırnak Cizre Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda görev yapan bir kadın eğitim emekçisinin okul idaresinin sistematik baskı, ötekileştirme ve mobbing uygulamalarına maruz kaldığı; can güvenliğinin tehlikede olduğu gerekçesiyle başvurusu ilgili kurum tarafından haklı görülerek kendisine polis koruması tahsis edildiği ve kendi talebiyle başka bir kuruma görevlendirildiği bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Bir eğitim emekçisinin görevini yaparken can güvenliği kaygısı yaşaması ve devlet korumasına ihtiyaç duyması kabul edilemez.
Eğitim Sen olarak, Cizre Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda yaşanan sürece ilişkin idari ve adli soruşturmaların etkin, şeffaf ve hızlı biçimde yürütülmesini; varsa ihmali ya da sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların açığa çıkarılmasını talep ediyoruz. Aynı şekilde Irmak Ayşe Koparan’ın yaşamını yitirmesine ilişkin tüm iddialar da bağımsız, etkin ve şeffaf biçimde araştırılmalıdır.
Eğitim kurumları baskının, tehdidin, mobbingin ve ayrımcılığın değil; güvenli, demokratik ve sağlıklı çalışma koşullarının hâkim olduğu alanlar olmalıdır. Mobbing bir yönetim biçimi değil, açık bir insan hakkı ihlalidir.
Eğitim emekçilerinin onurunu, mesleki saygınlığını, çalışma hakkını ve yaşam hakkını tehdit eden her türlü uygulamanın karşısında durmaya devam edeceğiz.
Eğitim emekçileri yalnız değildir!
🟣Çıplak Arama İşkencedir; Kadınların Bedeni, İradesi ve Onuru Hedef Alınamaz!
Kadınlara yönelik saldırılar sadece gözaltı sırasında değil; evde, iş yerinde, sokakta, okulda, kampüste, yargı süreçlerinde ve kamusal yaşamın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Erkek egemen zihniyet, kadınların bedenini, emeğini, sözünü ve iradesini baskı altına almaya çalışmaktadır. Çıplak arama işkencesi de bu zihniyetin en ağır, en onur kırıcı ve en insanlık dışı biçimlerinden biridir.
Hiçbir güvenlik gerekçesi, hiçbir idari uygulama, hiçbir yargı süreci kadınların beden bütünlüğünün ihlal edilmesini meşrulaştıramaz. Kadınları aşağılayan, travmatize eden, iradesini kırmayı hedefleyen ve hak ihlallerini sıradanlaştırmaya çalışan bu insanlık dışı uygulamayı reddediyoruz.
Eğitim Sen olarak; kadınların bedenine, kimliğine, emeğine, söz hakkına ve örgütlü mücadelesine yönelen her türlü saldırının karşısındayız. Çıplak aramaya, kötü muameleye ve işkenceye maruz bırakılan tüm kadınların yanındayız.
Failler hakkında derhal etkin, bağımsız ve tarafsız soruşturma yürütülmeli; sorumlular yargı önüne çıkarılmalı ve cezasızlık politikalarına son verilmelidir.
https://t.co/h5MJi9YlmE
✏️ A. Kayhan - E. Ertin - S. Gül - S. Maçoğlu - Y. Kaya yazdı | Eğitim Sen 7 No’lu Şube yürütme kurulundan niçin ayrıldık?* #SendikaOrgYazıları
https://t.co/deDzJwMYCp
Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan kadın öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümü, yalnızca bir ölüm haberi olarak geçiştirilemez; kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkını, güvenli çalışma koşullarını ve kamusal koruma yükümlülüğünü doğrudan ilgilendiren ağır bir sorumluluk alanıdır. Bu ölümün ardındaki tüm iddialar açığa çıkarılmadan; olası ihmal, baskı, mobbing, şiddet ve idari sorumluluklar etkin, şeffaf ve bağımsız biçimde soruşturulmadan bu dosyanın kapatılmasına, gerçeğin karartılmasına ve sorumluların korunmasına izin verilemez.
Kadın eğitim emekçilerinin görev yaptıkları yerlerde karşı karşıya kaldığı yalnızlaştırma, baskı, mobbing, güvencesizlik, elverişsiz barınma ve çalışma koşulları, idari keyfiyet ve şiddet riski; iktidarın kadınların yaşamını, emeğini ve güvenliğini korumayan politikalarından bağımsız değildir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla, toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı uygulamalarla, cezasızlık politikalarıyla ve kamu kurumlarında yaygınlaşan erkek egemen yönetim pratikleriyle kadınların yaşam hakkı sistematik biçimde ihlal edilmektedir.
Kadınların yaşam hakkını savunmak şiddete, baskıya, mobbinge, cezasızlığa ve erkek egemen idari anlayışa karşı kamusal sorumluluğu büyütmeyi, eşit ve özgür bir yaşam için kararlı biçimde mücadele etmeyi gerektirir. Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü tüm yönleriyle aydınlatılmalı, varsa idari baskı, mobbing, şiddet, ihmal, görevi kötüye kullanma, başvuruların dikkate alınmaması ve koruma mekanizmalarının işletilmemesi gibi tüm iddialar etkin, şeffaf ve bağımsız biçimde soruşturulmalıdır.
Eğitim Sen olarak, Irmak Ayşe Koparan’ın ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim emekçilerine baş sağlığı diliyor, ölümünün üzerinin örtülmesine, sorumluların korunmasına ve kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkının görmezden gelinmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz.
Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevde bulunduğu 3 sene boyunca eğitimi değersizleştiren ve eğitim emekçilerini itibarsızlaştıran politikalarına karşı MEB önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, MEB'in tarikat ve cemaatlerle 672 protokol imzaladığını belirterek, “Laik eğitim ilkesine meydan okunmuştur.” dedi.
MEB önünde yaptığı açıklamada Yusuf Tekin’in istifasını isteyen Eğitim Sen, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollerin sürdürüldüğünü, yeni müfredatla bilimsel ve eleştirel eğitimin geriletildiğini belirterek, laik ve demokratik eğitim mücadelesinin süreceğini vurguladı.
https://t.co/p0GIN4KBVw
🔴Sınav Güvenliği Önlemleri Hukuka Uygun, Ölçülü ve Şeffaf Olmalı; Eğitim Emekçilerinin Hak ve Özgürlükleri Korunmalıdır!
Eğitim Sen olarak, sınav güvenliğinin sağlanması ile eğitim emekçilerinin özel hayatının gizliliği, kişisel verilerinin korunması ve çalışma alanlarının mahremiyeti arasında kurulması gereken dengenin önemine dikkat çekiyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı’nı, uygulamanın kapsamı, süresi, teknik niteliği ve yasal dayanağı konusunda kamuoyunu açık biçimde bilgilendirmeye; öğretmenler odalarını kapsayan, ses ve görüntü kaydı aldığı belirtilen ya da sınav dönemi sonrasında da devam edeceği anlaşılan uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.
https://t.co/u6i3bWn9Jg
🔴GEZİ DİRENİŞİ’NİN 13. YILDÖNÜMÜ: “YILGINLIK YOK, MÜCADELEYE DEVAM!
Gezi Direnişi’nin üzerinden tam 13 yıl geçti. Milyonlarca insanı eşitlik, özgürlük, adalet, barış, demokrasi ve laiklik talebiyle alanlarda buluşturan Gezi; Türkiye tarihinin en kitlesel, en yaygın ve en görkemli halk hareketlerinden biri olarak hafızalarımızdaki canlılığını ve toplumsal mücadele açısından taşıdığı umudu korumaktadır.
Gezi’de yaşamını yitiren gençlerimizi bir kez daha saygıyla anıyor; katillerinin ve bu cinayetlerin arkasındaki siyasi iradenin peşini bırakmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Gezi’nin bize bıraktığı en büyük miras dayanışmadır. Çünkü biliyoruz: Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
Bugün Gezi’yi hatırlamak, sadece geçmişte yaşanmış bir halk hareketini anmak değildir. Aynı zamanda Gezi’nin yarattığı toplumsal umuttan intikam almak amacıyla yürütülen hukuksuzluklara karşı ses yükseltmektir. Siyasi iktidar, Gezi’yi yıllardır demokratik muhalefeti cezalandırmanın bahanesi haline getirmiştir. Uydurma delillerle ve siyasi intikam hırsıyla Gezi Parkı davasında verilen ağır cezalar ile sürdürülen tutukluluklar, Türkiye’de yargının bağımsızlığını büyük ölçüde yitirdiğinin en somut göstergelerinden biridir.
Daha da vahimi, bu süreçte Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararları ve tahliye hükmü içeren bağlayıcı kararlar yerel mahkemelerce açıkça tanınmamıştır. Bu durum, ülkede hukuk devletinin, anayasal düzenin ve temel hak güvencelerinin siyasi iktidarın keyfi uygulamaları karşısında nasıl aşındırıldığını bütün açıklığıyla göstermektedir.
Gezi Direnişi’ni bugün de canlı kılan temel neden, iktidarın baskıcı ve otoriter uygulamalarından rahatsız olan milyonların korku duvarını aşarak alanlara çıkmasıdır. Gezi; yaşam alanlarına, doğaya, emeğe, laikliğe, özgürlüklere ve kamusal haklara sahip çıkma iradesinin ortak bir mücadele zemininde buluşabileceğini göstermiştir.
Gezi sürecinde siyasi iktidar tarafından üretilen ayrımcı, kutuplaştırıcı ve nefret yüklü dil, aradan geçen yıllar içinde daha da sistematik hale getirilmiştir. İktidar karşısında diz çökmeyen, biat etmeyen kişi, kurum, sendika, demokratik kitle örgütü ve siyasi partiler hedef haline getirilmekte; baskı, ceza, yargı sopası ve sindirme politikalarıyla toplumsal muhalefet teslim alınmak istenmektedir.
Ancak Gezi, bu ülkenin halklarına korku duvarlarının aşılabileceğini, dayanışmanın büyütülebileceğini ve milyonların yan yana geldiğinde iktidarların bütün baskı mekanizmalarına rağmen geri adım atmak zorunda kalabileceğini göstermiştir. Meydanlarda dayanışma içinde direnmenin gücünü gören Türkiye halklarının emek, demokrasi, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük taleplerindeki ısrarı bugün de sürmektedir.
Başta işçiler ve kamu emekçileri olmak üzere toplumun sömürülen, ezilen, ötekileştirilen ve haksız yere zindanlarda tutulan tüm kesimleri Gezi’nin açtığı yolda yürüdüğü sürece, mücadelenin olduğu her yerde Gezi’den bir iz mutlaka olacaktır.
Gezi Direnişi, geçmişte örülen korku duvarlarını yıkmış; “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” sözüyle bizlere yürünmesi gereken yolu göstermiştir. Ülkede yaşanan tüm hukuk dışı uygulamalara, hak ihlallerine, anayasayı dahi tanımayan siyasi keyfiyete ve sindirme politikalarına karşı tek çıkar yol; emekçilerin örgütlü, kararlı ve kitlesel mücadelesidir.
Eğitim Sen olarak Gezi Direnişi’nin 13. yılında meydanları dolduran milyonları, Gezi’de yaşamını yitiren gençlerimizi, Gezi davası bahanesiyle zindanlarda tutsak edilen ve iradesi gasp edilen dostlarımızı selamlıyoruz.
Gezi umuttur. Gezi direniştir. Gezi, halkların özgürlük, eşitlik ve adalet iradesidir.
YILGINLIK YOK, MÜCADELEYE DEVAM!
#Gezi13Yaşında
#KaranlıkGiderGeziKalır
Mülakat mağduru öğretmenlerin ve özel sektör öğretmenlerinin mücadelesi büyüyor!
Yıllardır verilen sözlerin tutulmasını bekleyen, hakları için mücadele eden öğretmenlere bugün aileleri de ses veriyor. Çünkü güvencesizlik büyüdüğünde, hak gaspları yaşandığında bunun yükünü yalnızca öğretmenler değil, aileleri de taşıyor. Aileler çocuklarının emeğinin karşılığını almasını, verilen sözlerin tutulmasını ve öğretmenlerin hak ettikleri koşullarda çalışabilmesini istiyorlar.
Verilen sözleri hatırlatmak için hep birlikte 1 Haziran'da Ankara'da, Milli Eğitim Bakanlığı önünde olacağız.
📍 MEB Önü 🕧 12.30
#1HazirandaÖğretmenlerAnkarada
@isamesihsahin@PrfDrFilizKilic@ProfDrAGurcan@NazimMavis@prof_mahmutozer@kemalsamlioglu@Yusuf__Tekin@tcmeb@csgbakanligi@tcookgm
Kemal Kılıçdaoğlu'nun avukatları polis eşliğinde Genel Merkez'e girdi. İcra memurları da binaya girerek mahkeme kararını tebliğ etti.
Özgür Özel, kendisine ulaştırılan tebligatı yırttı: “Bunun için yıktılar baba ocağını"
https://t.co/a0fTnTC9U6
Bugün halkın seçme ve seçilme hakkına karşı ağır bir saldırı daha yaşandı.
Bu ülkenin ana muhalefet partisine, Cumhuriyet’in kurucu partisine zor kullanarak girenler, partinin delegelerinin iradesini çiğnemeye çalışmaktadır.
Yaşananlar herhangi bir parti içi mesele değil; halk iradesine ve demokratik siyasetin kendisine yönelik açık bir müdahaledir.
Yerel seçimlerde ortaya çıkan halk iradesini hazmedemeyenler; önce seçilmiş belediye başkanlarını, siyasetçileri ve muhalif toplumsal kesimleri siyasallaştırılmış yargı operasyonlarıyla hedef almış, kendileri dışındaki siyasi partileri fiilen etkisiz hale getirmeye yönelmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük “mutlak butlan” davası ve bugün parti binasına emniyet güçleri eliyle zorla girilmesi, Türkiye’de demokratik siyaset alanını bütünüyle tasfiye etmeye dönük daha büyük bir kuşatmanın parçasıdır.
Türkiye demokrasisine yönelik bu ağır müdahalenin planlayıcılarını, uygulayıcılarını ve işbirlikçilerini bu halk unutmayacaktır. Parti binalarını ele geçirerek halkın iktidara karşı büyüyen itirazını bastırmaya çalışanlar bilmelidir ki; rüzgâr ekenler fırtına biçecektir.
Bu halkı yoksullaştıranlar, işçiden ve emekçiden alıp sermayeyi büyütenler, halktan değil emperyalist merkezlerden aldığı destekle ayakta kalmaya çalışanlar şunu bilmelidir: Örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur.
Bizler emek ve meslek örgütleri olarak; bedeli ne olursa olsun demokrasi, halk iradesi ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.
Başta emek örgütleri olmak üzere tüm demokrasi güçlerini ve bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi; halklar ve emekçiler üzerinde her geçen gün daha da ağırlaşan bu kuşatmaya karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Demokrasi, Adalet ve Barış ancak yan yana durarak, birlikte mücadele ederek kazanılacaktır.
📣Bilgi Üniversitesi kazandı!
Üniversitenin kapatılmasına dair karar bu gece geri çekildi. Direniş boyunca söyledikleri “Bu hukuksuzlukla ancak fiili ve meşru mücadele ile başa çıkabiliriz” sözü tüm ülkeye yol gösteriyor.
Yolumuzu aydınlatan, umudumuzu diri tutan Bilgi Üniversitesi öğrencilerine, eğitim emekçilerine, dayanışmayı büyütenlere selam olsun!
#BilgiKazandı
#BilgiYalnızDeğildir
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, MYK üyeleri Sema Pınar, Döne Gevher, Erdal Karakuş, Bahadır Berdicioğlu ve KESK’e bağlı sendikaların MYK üyeleri, siyasallaşmış yargının halk iradesini hiçe sayan "mutlak butlan" kararına karşı CHP’ye dayanışma ziyaretinde bulunarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşme gerçekleştirdi.
Yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabalarına, irade gasplarına ve antidemokratik müdahalelere karşı demokrasiyi, adaleti ve halkın iradesini savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
@herkesicinCHP@eczozgurozel@ulasskarasu