SABRETMEK, “yavaşça unutmak” üzerinden yürümüyor; unutmak gerekmeyenin “gönülde yeniden anlamlandırılması” üzerinden yürüyor.
Sabır, sabredilenin zihnin dilden azade bölümünde -gönülde- yeniden anlamlandırılması sürecidir.
Bu nedenle sabır, zeka gerektiren (geliştiren) bilişsel bir süreçtir.
#Penceremdenİstanbul
Harvard Business Review Türkiye, Değerli Dostum Emre Baskan ile sohbetimizi yayınlamış👇
Kıymetli Emre’ye daveti ve emekleri için çok teşekkür ederim.
İş Dünyasında Bağlantısallık Bilimi ve Yaşamdaş Olabilmek | Prof. Dr.Türker Kılıç
https://t.co/UQHxhYadFY @YouTube aracılığıyla
Geleceğin dünyasında başarıyı belirleyen şey artık sadece bilgi değil, o bilginin yarattığı anlam ve kurduğu bağlantılar.
Çizginin Üstü serisinin yeni bölümünde; Prof. Dr. Türker Kılıç’ın ufuk açıcı anlatımı ve Emre Başkan’ın moderatörlüğünde, beynimizin çalışma prensiplerinden yola çıkarak iş dünyasına ve liderliğe bakışımızı kökten değiştirecek bir yolculuğa çıkıyoruz.
Kılıç’ın kitabında da vurguladığı bağlantısallık kavramı, hiyerarşik yapıların yerini ağ tipi yapılara bıraktığı günümüzde, bir liderin en büyük yetkinliğinin bağ kurma becerisi olduğunu hatırlatıyor. Yaşamdaşlık ise bu bağlantıların etik ve sürdürülebilir bir zeminde nasıl yeşerebileceğinin formülünü sunuyor.
İş dünyasında sadece yönetmek değil, yaşamdaş olmak isteyen herkesi bu bölümü izlemeye davet ediyoruz!
🎬 https://t.co/cpqrQLRrok
"Ben çalmadan çalışılacağını ispat peşindeyim ve ispat edeceğim. Hayatım boyunca çocuklarıma haram lokma yedirmedim ama hayatı boyunca çocuklarına helal lokma yedirmemiş kişilerin de laflarını boğazlarına tıkmak zorundayım."
Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne adayım. Resmi başvurumu yaptım. Üniversite yönetimi bana (herhalde bunu düşünerek:) hukuksuzca "rektör atanamama" cezası vermişti ama o işlemin iptali için dava açtım.
Atanırsam meslektaşlarımdan güvenoyu isteyeceğim; alamazsam istifa edeceğim.
"Bilginiz arttıkça kendinizi daha yalnız hissedersiniz.
Görgünüz arttıkça daha fazla acı çekersiniz.
Güzelden zevk almanın bedeli çirkinden tiksinmek ve ona tahammül yeteneğinin azalmasıdır."
Hoşça kal Volkan Konak... Işıklarda uyu Kuzeyin Oğlu...
Bize yalnızca yürek titreten eserlerini değil, örnek bir duruş ve karakter de miras bıraktın.
Senin bizde bıraktığın izi, Karadeniz’in en asi dalgaları bile silemez. Mekânın cennet olsun.
“Bir insan, öldüğünde değil; unutulduğunda gerçekten ölür.”
Bu sözü duymuşsunuzdur. Çok gerçek bulduğum bu söz bana her zaman sanatçıların süper bir gücü olduğunu düşündürür.
Bizler, yaşamlarımız boyunca yaptıklarımızla bir kumsala adımızı yazmaya çalışırız.Zamanla dalgalar gelir, o isimleri siler, süpürür.Ama halka mal olmuş bir sanatçı için durum böyle değildir.Onların ismi, denizden özenle seçilmiş taşlarla yazılır o kumsala.Dalgalar etkisiz kalır.
İz bırakanlar kimlerdir? Gerçek bir iz, nasıl ve neden bırakılır? Vazgeçişlerin ve eyleme dönüşen değerlerin hayatımızdaki rolü nedir?
Tüm bu soruların cevaplarını Emre Başkan moderatörlüğünde konuğumuzdan dinledik.
İzlemek için tıklayın 👉 https://t.co/GRlkhMfIfN