Prof. Ekrem Akurgal: "Atatürk döneminde arkeoloji bir ideolojiydi."
Peki, "Cumhuriyet düşmanı" ne diyor?
"Atatürk ve Cumhuriyet bizi geçmişimizden kopardı!" diyor. Koca bir yalan!
Tam tersine, Cumhuriyet bizi hem kopuk olduğumuz geçmişimizle buluşturdu hem de üzerinde yaşamış olmamıza rağmen bağ kuramadığımız Anadolu'nun tüm geçmiş birikimiyle (tarihiyle, kültürüyle) bağ kurmamızı sağladı.
Atatürk bu amaçla Türk Tarih Kurumunu, Türk Dil Kurumunu, Ankara Dil ve Tarih-Cografya Fakültesini ve çeşitli müzeler kurdu. Yeni tarih kitapları yazdırdı. Türk Tarih Tezi ve Türk Dil Tezi'nin geliştirilmesine önayak oldu.Tarih kurultayları düzenletti. Arkeoloji kazılarına önem verdi ve kazılar yaptırdı. Türkleri aşağılayan Batı'nın ırkçı antropoljisine karşı çıktı. Türk Antropoloji Merkezinin kurulması ve Antropoloji Mecmuasının çıkarılması da bu kapsamda gerçekleştirilmişti. Her şeyden önce Atatürk ve Cumhuriyet ideolojisi, Türk ve Türkiye tarihine sahip çıktı. Hitit'ten Osmanlıya Anadolu'nun binlerce yıllık geçmiş birikimine sahip çıktı.
Osmanli tarihi de dâhil Türk ve Türkiye tarihini büyük oranda Cumhuriyet'in yetiştirdiği tarihçiler yazdı ve yazmaya devam ediyor.
"Cumhuriyet bizi geçmişimizden kopardı!" öyle mi?
Gerçekleri yazan gazetecilere “dezenformasyoncu” demek, yalanı gerçeğe ,’’yandaşı’’ gazeteciye dönüştürmez.
Kızılay’ın çadır sattığı haberi benim haberim ve bu gerçek inkâr edilemedi. Hatta Kızılay Genel Müdürü dahil doğruladı.
Tüm Kurumlar kabul etti, hatta hatta Cumhurbaşkanı katıldığı bir oturumda "Kızılay'ın çadır satması beni de ciddi manada üzdü. Kızılay böyle bir çadır satma fiiline, işine giremez. Süratle bu yanlışı düzeltmesi gerekir çünkü biz Kızılay'ın özellikle çadır üretiminde çok daha aktif olması için sürekli teşvik ettik. Kızılay'ın çadır dendiğinde en ufak bir probleminin olmaması gerekir." dedi.
O zaman Sayın Cumhurbaşkanı da mı "Ahbap'a akan paranın boru döşeyicisi" oluyor.
Buna rağmen hâlâ “dezenformasyon” diyorsanız, sorun benim haberimde değil...
Gazetecilik iktidara ya da kişilere sadakat değil, gerçeğe sadakattir. Bunu unutanların attığı iftiralar, belgelerin karşısında hükmünü yitirir.
Milyonların cumhurbaşkanı adayının özgürlüğü elinden alınması yetmiyormuş gibi fotoğrafı yasaklandı, sesi yasaklandı, resmi hesapları yasaklandı.
Savunma hakkı elinden alınan Ekrem İmamoğlu'nun sosyal medya hesaplarına bir kez daha erişim engeli getirildi. Düşüncelerini paylaşması engellendi, onu destekleyen ve ona inanan milyonlarla arasına duvar örülmek istendi. Bu bir hukuk kararı değil, açık bir susturma girişimidir.
Adalet, sesleri kısarak değil; hukuku ve temel hakları herkes için eksiksiz güvence altına alarak sağlanır.