I. Dünya Savaşı’nın enkazı üzerinde yükselen yeni dünyada ahlak borsayla yarışıyor, vicdanlar paranın değeriyle ölçülüyor. Joseph Roth, “Sağ ve Sol”da yıkılan imparatorlukların gölgesinde savrulan üç farklı kaderi; Paul, Theodor ve Nikolai’yi anlatıyor.
Kültürlü ama kırılgan bir geçmiş, tekniğin sahte tanrılarına tapan bir şimdi ve acımasız bir gelecek... Bu roman sadece iki kardeşin hikâyesi değil; modern insanın güç, inanç ve büyük bir boşluk arasındaki iç hesaplaşması.
Bu kitap çok iyiye benziyor.
"Kültürlü ama kırılgan bir geçmiş, tekniğin sahte tanrılarına tapan bir şimdi ve acımasız bir gelecek... Bu roman sadece iki kardeşin hikâyesi değil; modern insanın güç, inanç ve büyük bir boşluk arasındaki iç hesaplaşması."
Rainer Maria Rilke, 1926’da aramızdan ayrıldığında geriye sadece eşsiz şiirlerini değil, en az onlar kadar kıymetli 14 binden fazla mektup bıraktı. Bu devasa külliyat, şairin yalnızca edebiyatla değil; hayatla, dostlarıyla ve hiç tanışmasa bile ruhsal bir bağ hissettiği o uzaktaki kişilerle kurduğu derin diyaloğun bir kanıtıydı.
"Her Gün Yeniden Başlar Hayat", işte bu okyanustan özenle seçilmiş, yaklaşık iki düzine mektubu bir araya getiriyor.
“Yazmak, şiir, çeviri… tüm bu işler gönüllü kürek mahkumluğudur.”
Libre Kültür’ün 15 Aralık sayısında, Cem Yavuz’la şiir ve çeviri üzerine kapsamlı bir söyleşi ve dosya yer alıyor.
Söyleşi: Murat Tokay
Bertolt Brecht, Bütün Oyunları 6'da, yirminci yüzyıl tiyatrosunu dönüştüren diyalektik bakışın hem kuramsal hem dramatik örüntüsünü bir araya getiriyor. Epik tiyatronun temelini oluşturan yabancılaştırma efekti, oyuncunun role dışarıdan yaklaşması ve seyircinin katarsise sürüklenmeden eleştirel mesafesini koruması fikri, bu ciltteki metinlerin omurgasını da belirliyor.
Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Günter Grass, Dişi Fare’de insan türünü kendi eylemlerinin mantıksal sonucuyla yüzleştiriyor. Noel gecesi anlatıcıyla konuşan bir farenin açtığı diyaloglar; ekolojik yıkım, nükleer tehdit ve “ilerleme” mitinin kör noktalarını soğukkanlı bir akıl yürütmeyle sorguluyor.
Golem düşle gerçek arasında var oluş sorgulamalarına davet ediyor okuru. Normalde halusinasyonlu öyküler canımı sıkabiliyor ama beklediğimden daha çok etkilendim. Fantastik öğeleri mistisizmle ve metaforlarla ilgili daha çok.Prag sokaklarının tekinsiz atmosferine kapılıp gittim.
1985 Sovyetler’inde, bir apartman dairesinde dört kuşaktan kadının birbirine eklemlenen hayatlarını ve önlerindeki belirsiz geleceğe dair suskunluklarını anlatan Gelecekten Nağmeler, tarihin kişisel bir hikâyeye dönüşümünü duyumsal bir zemine taşıyor.
2019 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Peter Handke’nin bu romanı, yeni bir benliğin inşa edildiği bir yer üzerine. Paris yakınlarında, dış dünyadan uzak bir evde yaşayan bir anlatıcının gözünden aktarılan bu metin; dünyanın dört bir yanına dağılmış arkadaşlarının yolculukları aracılığıyla yalnızlık, dönüşüm ve aidiyet üzerine derin bir içsel sorgulamaya dönüşüyor.
Handke, gündelik olanın içindeki olağanüstülüğü görünür kılarken, anlatının kendisini de bir eyleme dönüştürüyor. Roman, bir iç sesin ritmiyle akıyor: Parçalı, durgun ama içten içe çalkantılı.
Hiçbir yere gitmeden dönüşen bu anlatıcı, dış dünyayı sessizce izlerken içindeki kapıları bir bir aralıyor. Her satırıyla zamanın akışını yavaşlatan, düşünceyi yankılayan bir anlatı…
Türk tiyatrosunun ve çeviri dünyasının unutulmaz ismi Ayşe Selen’in Almanca aslından yaptığı çevirisiyle…
Peter Handke’den “Hiçkimse Koyu’nda Bir Yıl” kitap satılan her yerde!
#everestyayınları #peterhandke
https://t.co/NeRJRFcoTk
2019 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Peter Handke’den zamana, mekâna ve benliğe dair benzersiz bir anlatı…
“Hiçkimse Koyu’nda Bir Yıl” şimdi ön satışta!
Handke, bu romanında içe kapanmış bir anlatıcının gözünden, sessizliğin ve yalnızlığın içinden filizlenen bir dönüşümü anlatıyor. Paris yakınlarında, doğayla iç içe bir koyda geçen bir yıl, aslında bir ömrün edebi izdüşümüne dönüşüyor. Bu derin iç konuşma, yazıyla yaşam arasındaki sınırları ustalıkla silikleştiriyor.
Hiçkimse Koyu’nda Bir Yıl, gündeliğin içindeki olağanüstülüğü arayanlara…
Ayşe Selen’in Almanca aslından özenli çevirisiyle okurla buluşuyor.
#EverestYayınları #PeterHandke
https://t.co/NeRJRFcoTk
Alejandra Pizarnik ilk kez Türkçede!
İki önemli eseri Delilik Taşını Çıkarmak ve Müzikli Cehennem’deki şiirlerini bir araya getiren bu kitap, sesiyle değil, sesleriyle yazan bir kadının içinden konuşan şiirlerinden oluşuyor.
“İçeri girmek isteyip de buyur edilenin sevincinden gayrı bir şey kalmasın benden geriye,” diyordu Pizarnik. Onu hayatımıza buyur etmeye hazır mıyız?
Alejandra Pizarnik’ten “Delilik Taşı“ kitap satılan her yerde!
#EverestYayınları #AlejandraPizarnik
https://t.co/tUejmN2kz2
Kathrin Schmidt’in 2009 yılında Alman Kitap Ödülü’ne layık görülen romanı Ölmüyorsun, bir kadının sıfır noktasından hayata yeniden tutunma çabasını anlatıyor. Felç geçirdikten sonra hafızasını kısmen yitiren Helene, geçmişin parçalarını birer birer toplamaya çalışırken, bugünü de yeniden kuruyor. Hafıza ile kimlik arasındaki ince çizgide yürüyen bu roman, hem içsel hem de zamansal bir yolculuk.
Yazarın kendi deneyiminden de izler taşıyan bu anlatı, hafif bir mizah duygusunu elden bırakmadan hafızanın karanlık labirentlerine cesurca adım atıyor. Schmidt, dilin gücüne ve anıların değiştirici etkisine yaslanarak kahramanını olduğu kadar okurunu da dönüştürüyor.
Biz Everest Yayınları olarak, daha önce aynı ödüle layık görülen Başkent ve Güvercinler Havalanırken kitaplarını yayımlamaktan büyük gurur duyduk. Şimdi Ölmüyorsun ile bu gururu daha da büyütmenin heyecanını yaşıyoruz.
Kathrin Schmidt’ten “Ölmüyorsun” kitap satılan her yerde!
Çeviren: Dilek Turan
https://t.co/eCBeqWWjw6
#everestyayınları #yenikitap
Lawrence Venuti, “Çevirinin Skandalları”nda çevirinin yalnızca diller arasında değil, aynı zamanda kültürel ve ideolojik tercihler arasında işleyen bir eylem olduğunu hatırlatıyor. Tarafsız bir araç gibi görülen çevirinin, aslında metnin anlamını dönüştüren yaratıcı ve müdahaleci bir süreç olduğunu vurguluyor.. Venuti, çevirmenlerin görünmezliğine karşı durarak, “sadakatsizlik” sayılan tercihlerin azınlık edebiyatlarını görünür kılmak için nasıl bir direnç alanına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Kültürlerarası diyalogda çevirinin etkisini ve sorumluluğunu tartışmaya açan bu metin, çeviriyle ilgilenen herkes için sarsıcı bir okuma.
Lawrence Venuti’den “Çevirinin Skandalları” kitap satılan her yerde!
Çeviren: Erdem Hürer
#everestyayınları #çeviri #yenikitap #çeviriodası
https://t.co/3nEGlSu123
Modern tiyatronun ezber bozan eserlerinden biri…
Üç Kuruşluk Opera, yalnızca Bertolt Brecht’in değil, sahne sanatlarının da dönüm noktalarından biri. Londra’nın sisli arka sokaklarında geçen bu kara mizah dolu hikâye, erdemle suçun, iyilikle kötülüğün iç içe geçtiği bir dünyada geçiyor. Hiç kimse tam anlamıyla masum değil; herkesin bir bedeli var; kimi zaman üç kuruş kimi zaman daha fazlası.
Brecht’in sahneyle seyirci arasındaki görünmez duvarı yıkan etkileyici anlatımı, sizi yalnızca bir gösteriye değil, sorgulamaya, yüzleşmeye ve belki de rahatsız olmaya çağırıyor.
Adaletin pazarlık konusu olduğu, ahlakın ucuzladığı, müziğin ve ironinin direnişe dönüştüğü bu sahnede yerinizi almaya hazır mısınız?
Bertolt Brecht’ten “Üç Kuruşluk Opera” kitap satılan her yerde!
Çeviren: İclal Cankorel
#everestyayınları #yenikitap #bertoltbrecht
https://t.co/q5pt4GSLws
Hans Fallada’nın en kişisel ve çarpıcı yapıtlarından biri olan Ayyaş, yazarın hem ruhsal çalkantılarını hem de edebi iradesini açığa çıkarmıştır.
Fallada bu romanı, 1944’te eski eşine yönelik bir saldırı girişimi sonrası kapatıldığı akıl hastanesinde, üç buçuk aylık bir süreçte, şifreli bir yöntemle ve gizlice hazırlar. 1947’de, yazarın ölümünden sonra yayımlanan eser; yalnızca bir alkoliğin yaşamını değil, aynı zamanda toplum baskısının gölgesinde kalan bireyin kırılganlığını, insani sınırlarını ve derin yalnızlığını da gözler önüne serer.
Elyazmasının kendisi bile, içerdiği ruhsal yük kadar biçimsel olarak da bir başkaldırı niteliğindedir. Fallada, Sommer karakteri aracılığıyla kendi iç çatışmalarını edebiyatın alanına taşırken; karanlıkla örülü kişisel bir hikâyeyi, evrensel bir iç yolculuğa dönüştürür.
Hans Fallada’dan “Ayyaş” kitap satılan her yerde!
Çeviren: Güzide Şen
https://t.co/1XUeEfEBTU
#everestyayınları #yenikitap #hansfallada