Çankırı'da sağanak yağmur altında ailesinin rızkı için plastik taşıma aracıyla sanayiye kadar gitmeye çalışan vatandaşı gören sürücü, aracını durdurup hem onu hem de eşyalarını alarak gideceği yere kadar bırakmasıyla herkesin takdirini kazandı.
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayıyım.
Bunu zihinlerine kazıyacaklar.
NATO toplanıyor yarın Ankara’da.
Ne anlatacak bu ülkenin başındaki misafirlerine? “Bak, rakibimi hapse attım, 20 tane de dava açtım mı” diyecek?
178 sayfalık iddianameyi didik didik ettim.
Kendime, çocuklarıma ya da yakınlarıma sağlanmış tek bir menfaat bulamadım.
Kamunun hangi kaynağı zarar görmüş?
Hangi ihalede usulsüzlük yapılmış?
5 liralık bir işin 20 liraya yaptırıldığına dair hangi iddia var?
Bulamadım.
Öğrenciye burs sağlamak, engelliye destek olmak, huzurevi için dayanışma göstermek suçsa; bunu da milletimizin vicdanına bırakıyorum.
Şimdi herkes kendine şu soruyu sorsun:
Adalet önünde gerçekten herkes eşit mi?
Ben farklı bir siyasi kimliğe sahip olsaydım bugün yine aynı soruşturma açılır mıydı?
Kararı mahkemeler verecek.
Ama vicdan sahibi insanların da vereceği bir karar vardır.
Elinizi vicdanınıza koyun.
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’na karşı açılan davaları müthiş analiz etmiş
*Diploma davası, Erdoğan'ın rakibinin diplomasını iptal ettirme davasıdır
*Casusluk davası, Erdoğan'ın 'her lekeyi sürdüm tutmadı bir de casus diyelim' deme davasıdır
*İBB davası ise, bu İmamoğlu, benim gösterdiğim adayları üst üste üç kez yenip İstanbul’a başkan seçildi
*Büyük konuştum İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır dedim
*İstanbul'u kazanan kişinin karşımda aday olamaması için ona ceza vermem gerekir davasıdır
*Kanıt diye yazılan itirafçılar özür dileyip helallik istiyor
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Selam.
Nasreddin Hoca Şenliği’ndeki konuşmama bir sayın vekil tepki gösterdi.
Sonrasında sosyal medyada tepki göstermeye devam etmiş.
Bugün de olayın ulusal basına yansıdığını gördüm.
Nasreddin Hoca Şenlikleri devam ediyor.
Şahsi polemiklerle şenliğe gölge düşürmemek için yanıt hakkımı saklıyorum.
Şenliklere katılan değerli Akşehirlilerin “neşelerinin kaçırılmasına” bahane olmak istemiyorum.
Gerçekten dolu dolu ve güzel bir şenlik programı var. Hele sevgili Akşehirliler şenliğin tadını çıkartsın.
10 Temmuz’dan sonra bir video çekerek, ben de iki çift laf edeceğim.
Bu konuda görüş ve röportaj talep eden basın mensubu arkadaşların anlayış göstereceklerine inanıyorum.
Herkese şenlikli bol neşeli günler dilerim.
#NasreddinHocaŞenliği
@asayisberkemal0 Ulan Allahsızlar gramaja kadar mı düştünüz lan. Ana avrat bacı erkek kız ne varsa sövdüm yemin ediyorum. Sövmenin adı isyan oldu bende çok özür dilerim. Artık midem bu ülke insanını kaldırmıyor. Her tarafımız orospu çocuğu olmuş. Çıldıracağım 😡😡😡😡😡
Selam. İnstagram hesabım askıya alınmış; tarafıma sebep bildirilmedi ama itiraz ettim. Neyi beklediğimi bilmeden bekliyorum.
Aynı zamanda Tweeter’da (x’de) sıkıntılar başladı; sözgelimi gönderiler geç yükleniyor ; gönderilerin altındaki, mesajlar, yorumlar yüklenmiyor.
Sanırım bazı mihraklar benimle uğraşıyor; Konuyla ilgili ve bilgili arkadaşların desteğini bekliyorum. Selam, sevgi ve dostlukla🤗
Hayatını kaybeden usta tiyatro sanatçısı Zihni Göktay'ın yıllar önce sahnede söylediği sözler yeniden gündem oldu.
"Bu memlekette olacaksan, büyük hırsız ol. Bir koyun çalarsan tam 30 yıl yersin. Sürüyü götüreceksin ki seninle ticaret yapsınlar."
Göktay'ın bu repliği, vefatının ardından sosyal medyada yeniden paylaşılmaya başlandı.
🔴 Ekonomist İnan Mutlu:
“İlk 6 ayın enflasyonu % 17,76 geldi.
Buna göre, memur ve memur emeklisi % 13,6 maaş artışı alacak.
SSK ve BAĞ-KUR emekli maaş zammı ise % 17,76 oldu.
En düşük emekli aylığı da muhtemelen yasal düzenleme ile 6 aylık enflasyon kadar artırılarak 23 bin 560 bin lira civarına yükseltilecek.
Yoksullaştırarak enflasyonu düşürme programı, enflasyonu düşüremiyor ama yoksullaştırıyor...”
@KucukkayaIsmail Filmin sonunda düşkün Kemal helallik alamayacak ölecek. Özgür özel başbakan @imamoglu_int cumhurbaşkanı olacak. İnsanların yüzü gülecek. Diğer tarafı sorarsan filmin sonuna bile giremeyecek.