Ne güzeldin ya
O zamanlar tek doyma organımız midemizdi
Bir tas çorbayla susar
bir parça ekmekle tamamlanırdık
Gözümüzün açlığını daha öğrenmemiştik
O zamanlar gözlerimiz
vitrinlerde
başkalarının
hayatlarında
doymayı hesaplamıyordu
Komşunun evine bakıp
Bizde niye yok demiyorduk
Ne güzeldin be eski
Mutluluğun ekmeğe sürülen bir salçaydı
çayın yanında iki şekerle çoğalırdın
Kurduğum hayaller bizim köyün sınırları kadardı
En büyük lüksüm
iki bisküvi arasına konan lokumdu
Bir lokumu ikiye bölüp
kardeşimle paylaşınca
daha da zengin sanırdık kendimizi
Viyana da öyle yağmur yağıyor ki
Sen benim en güzel tesadüfümsün
Gülüşün öyle güzeldi ki kalbim bana burada kal dedi
Sanki seni bulmak için değil sana denk gelmek için çıkmıştım bu yola
Ve o an anladım bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girmez
İyiliğin bir kimliği olmalı
O yüzden herkese yapılmamalı
Çünkü iyilik kime yapıldığıyla anlam kazanır
Her önüne gelene yapılan iyilik iyilik değildir
Kötülüğün bir kimliği yoktur kimliksizdir
O yüzden herkese yapılır
Ama iyiliğin bir vicdanı bir ölçüsü bir adresi olmalı
İnsan biraz da yaşayamadığı hayatların toplamıdır
Belki olgunlaşmak bütün özlemlerimizin peşinden gitmektir
Belki özlediğimiz çoğu zaman bir başkası değil onunla mümkün olabilecek kendimizdir
Çünkü özlemek kalbin hâlâ bir ihtimale inanabildiğini gösterir
İnsan hep olmayan şeylerin özlemini çeker
Elinde olanın kıymetini çoğu zaman ona sahipken değil onu kaybettiğinde anlar
Ulaşamadığı yolları yaşanmamış ihtimalleri söylenmemiş sözleri
Belki özlem dediğimiz kaybettiğimize duyduğumuz hasrettir
yaşayamadıklarımıza duyduğumuz sızıdır
Genetik yapımız
çocukluğumuz
travmalarımız
arzularımız
korkularımız
çevremiz
inançlarımız
Bunların hiçbirini başlangıçta biz seçmedik
Ama bütün bunların oluşturduğu ben sonunda bir seçim yaptı
Seçimi yapan beni ben seçmediysem verdiğim karar ne ölçüde benim seçimimdir
Tanrı bize bir yol dayatmıyor
Sadece bizim hangi yolu seçeceğimizi bizden önce biliyor
Bilinen seçim hâlâ özgür bir seçim midir
Kendini özgür hisseder
Karar verir
Pişman olur
Başka türlü yapabileceğini düşünür
belki başka türlü yapabilirdim dediği ihtimal hiçbir zaman var olma
Gerçekten seçim yapıyor muyuz
seçtiğimizi sandığımız şeyi mi yaşıyoruz
Nerede doğacağımızı
kimlerden etkileneceğimizi
hangi korkularla büyüyeceğimizi
hangi arzulara sahip olacağımızı
O halde bütün bunların şekillendirdiği bir ben
verdiği kararların ne kadarından sorumluyum
Artık samimiyet bile pazarlıkla yaşanıyor
Birbirimize en şatafatlı cümleleri kuruyoruz
İyi ki varsın
Sen benim için çok özelsin
Her zaman yanındayım
Ne olursa olsun seni bırakmam
Ne çok şey söylüyoruz birbirimize
Ama ne garip
Cümleler büyüdükçe anlamları küçülüyor
Artık ilişkilerde bile haklı çıkmak
birbirini anlamaktan daha önemli
Bir yanlış anlaşılmada engelliyoruz
Bir hayal kırıklığında siliyoruz
Bir insanın yıllarca gösterdiği sevgiyi bir hatanın karşısına koyup tartıyoruz
Sonra da birbirimize
Neden kimse gerçek değil diye soruyoruz
Bir gün Kalp çıkar meydana
Ulan Akıl Yine ne karışıyorsun benim işime
Akıl kaşını kaldırır
Senin iş dediğin ne
Her gördüğüne gönül verip sonra enkazını benim toplamam mı
Kalp bir adım yaklaşır
Sen önce hesap kitap işini bırak
İnsan dediğin makine değil
Ben severim sen susar
Çünkü Kalp biraz delikanlıdır
hesap sormadan sever
sonunu düşünmeden bağlanır
bazen bile bile yanlış sokağa girer
Akıl ise mahallenin temkinlisidir
Önce köşeyi kontrol eder
sonra adım atar
Ama ne olursa olsun
aynı mahallede iki kabadayı varsa
birinin sözü ötekine dokunur
Gece seni sevmiyorum lan
Günahı mı severim ama seni sevmem karanlık
İçinde ne kadar pislik ne kadar bela varsa
hepsinden ayrı ayrı tiksiniyorum.
Aynı kötü insanlara benziyorsun