İlk gençlik yıllarımızı, 1990'larda bu tür akıl dışı değerlendirmeleri dinlemek ve bunlara katlanmak zorunda kalarak geçirdik.
O dönemin yasakçı zihniyeti, özellikle kadınların hafızasında derin travmalar bıraktı. Bugün aynı söylemleri yeniden duymak bile rahatsızlık veriyor.
Sovyet despotizmini andıran bu köhne, baskıcı ve yasakçı anlayışın yeniden hortlamasını istemiyoruz.
Artık insanların ne giyeceğine, nasıl yaşayacağına devletin karar verdiği dönemler geride kalmalıdır.
21. yüzyılda yasakları değil, insan haklarını ve özgürlükleri konuşmalıyız.
Başörtüsü takmak da takmamak da bireyin özgürlüğüdür. Devletin görevi bu tercihlere müdahale etmek değil, özgürlükleri güvence altına almaktır.
Bu seferki krizi öncekilerle karıştırmamak lazım.
Geçmişte güçlü bir muhalefet ve medya vardı. Muhalefetin eleştirileri karşısında iktidar safları sıklaşır, krizler çoğu zaman siyasi kenetlenmeye dönüşürdü.
Bugün ise durum farklı.
Muhalefet büyük ölçüde etkisizleştirilmiş olmasına rağmen, fon skandalı üzerinden yürüyen tartışmalar AK Parti'nin kendi içerisinde ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor.
Parti tabanında hayal kırıklığı, teşkilatlarda moral bozukluğu ve aldatılmışlık duygusu yaşandığına ilişkin güçlü işaretler var.
Üstelik bu defa eleştiriler yalnızca muhalefetten gelmiyor. AK Parti'nin eski milletvekilleri ve kendi içinden isimler de yaşananlara sert tepki gösteriyor.
Asıl önemli olan da budur.
Çünkü bir siyasi parti için en büyük tehlike, muhalefetin eleştirileri değil, kendi tabanının güvenini kaybetmesidir.
Partiye ve devlete yerleşerek kamu gücünü kişisel zenginleşme aracı hâline getirdiği iddia edilen yapılarla gerçek anlamda hesaplaşılmadığı sürece bu güven kaybının giderilmesi kolay olmayacaktır.
Bugüne kadar atılan adımlar ise kamuoyundaki soru işaretlerini gidermekten oldukça uzak görünüyor.
Bu kriz yalnızca bir fon krizi değil, aynı zamanda bir ahlak, güven ve yönetim krizidir.
Ve görünen o ki bu defa krizin asıl merkezi muhalefet değil, iktidarın kendi içidir.
@Akparti@MHP_Bilgi
"Devletin tarafı bir inanç, mezhep, ideoloji veya zümre değil; insan onuru, eşit vatandaşlık ve hukukun üstünlüğü olmalıdır." Erdal Demir Bey'in bu yazısı mutlaka okunmalıdır @Liberalparti_TR
Hüdayi Vakfı'nı bu açıklaması için tebrik ediyorum. Ancak bu iktidarın eleştiren sivil toplum kuruluşlarına düşman muamelesi yaptığını bilerek hazır olsunlar. Çürümenin başı iktidar.
"Savcılıktan onay çıktı:
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi fon parasını TMSF’ye aktardı"
1997 Yılındaki Gaziantep'te baklava çaldıkları için yıllarca hapis yatan çoçuklar da keşke baklavaları iade etmeyi akıl etselerdi...
İntihar notu var mı? Hemen nasıl karar verilmiş "intihar" olduğuna? Hiç kimse inanmıyor intihar olduğuna. İnsanlar Hayati Yazıcı isimli şahsın oğlunun ortağının bu şekilde susturulduğunu düşünüyor.
İnsan Hakları Endeksi’nde 179 ülke arasında 140. sıraya kadar gerilemişiz.
Ekonomi, hukuk ve insan hakları birbirinden bağımsız değildir. Hukuk gerilerse güven azalır; güven azalırsa yatırım kaçar, üretim ve refah düşer.
Bir ülkenin ekonomisini yalnızca faizle, kurla, vergilerle düzeltemezsiniz. Önce insanların adalete, kurumlara ve yarına güvenmesini sağlamak zorundasınız.
Hukuk yoksa güven olmaz.
Güven yoksa yatırım olmaz.
Yatırım yoksa refah olmaz.
Ekonomik kalkınmanın yolu, hukukun üstünlüğünden ve insan haklarından geçer.
04 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen "Herkes için Adalet, Herkes için Hürriyet" konulu X Space oda yayınını aşağıdaki bağlantıdan dinleyebilirsiniz.
#khk#ohal#adalet#çözüm#hürriyet#özgürlük
https://t.co/SHPTJKnkGM
04 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen "Herkes için Adalet, Herkes için Hürriyet" konulu X Space oda yayınımızda Sn. Lütfi Özcan (@lozcaner) açılış konuşmasını yaptı.
Sn. Sevinç Çakır'ın (@SevincCakir6) 04 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen "Herkes için Adalet, Herkes için Hürriyet" konulu X Space oda yayınında yaptığı konuşma.
27 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz “HERKES İÇİN ADALET, HERKES İÇİN HÜRRİYET” konulu konferansımızda, Askeri Öğrenci Annesi Sevinç Çakır (@SevincCakir6) konuşma yaptı.
Avukat Hatice Yıldız (@avhaticeyldz), Liberal Parti olarak 27 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz “HERKES İÇİN ADALET, HERKES İÇİN HÜRRİYET” konulu konferansımızda konuşma yaptı.