İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu#MakamAracıDavası'nda beyanda bulundu.
Diplomamı tartışıyorlar, belediyeciliğimi tartışıyorlar, çalışma arkadaşlarım soruşturmalara dahil ediliyor, casusluk gibi davalar icat ediliyor; şimdi ise en az bu örnekler kadar absürt olan, yıllar önce kendi arabamı makamımda kullandığım için o otomobili ve o otomobile konan mazotu tartışıyoruz.
Nedir bu makam arabası konusu?
Yine ifade ettim ya, kamuya ait kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının, rakamını yüksek bulduğum için, o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi.
Dedim ya o dönem 7 bin 200 lira, 3 bin doların üzerindeydi aylık kirası; onu reddetmemden dolayı.
Bakın, dedim ki: "Sorun bakalım bugün bu araba kaç lira?" diye.
Güncel bir fatura arkadaşlarım temin ettiler ve bana getirdiler.
Yani benim aracımın bugünkü faturası kesilmiş; hatta banka kiralaması yapmış şirketten, diye buradan anlayabileceğim kadarıyla öyle anladığımı ifade edeyim, aylık kirası 258 bin lira.
O arabanın aylık kirası 258 bin lira, bugünün güncel rakamı.
Esasen 11 yılda ben, 30 milyon liranın üzerinde bir kamu zararı değil, kamu faydası üretmişim.
30 milyon liranın üzerinde.
Ve kaldı ki, madem böyle bir tespit yapılmış, müfettişler devreye girmiş, çok azgın müfettişler var, çok azgın bilirkişiler var, devreye girmiş ve bu tespit edilmiş, rapor yazılmış.
Benim ortağı olduğum şu an TMSF'nin yönettiği firmam da faizi ile beraber o mazotun ve diğer sair masrafların da giderini belediyeye yatırmışlar.
Toplam faizi ile beraber 215 bin lira civarında rakamı da yaklaşık 1 yıl önce belediyeye faizi ile de yatırmış.
Ona rağmen bu dava açılmış.
Evet, şunu da ifade edeyim, bunu da söylemek isterim, çünkü önemli olduğunu düşünüyorum.
Efendim neymiş, makam aracı kiralaması ilçe belediyeleri yapılmazmış.
Çok tesadüf Tuzla Belediyesi, mesela 29 Mayıs 2014 yılında ismi de makam aracı kiralanması diye, çok tesadüf o günün rakamıyla da bugün 7200 lira bile pahalı buldum, çok pahalı ki pahalı, yani bugün 350 bin lira büyük para, o günün parasıyla Tuzla Belediyesi aylığı 9500 liraya araç kiralaması yapmış.
Mesela Arnavutköy Belediyesi de 3250 lira bir makam aracı kiralaması yapmış.
Avukatlarım detayları sizlere sunacaklar.
Dolayısıyla yani olmayan bir şeyi yapmış gibi, bu işimiz üzerine azgınca saldırmanın alt yapısını ben biliyorum.
Bunun müfettişliğini yapan müfettiş, İsmail Yıldırım,
AK Parti'de geçmişte belediye, pardon, milletvekili adaylığı yaşamış, dönemin İçişleri Bakanı “terörist işe aldılar, 700 küsur tane terörist var” dediğinde koşa koşa Büyükşehir Belediyesi'ne yollayıp, burada çalışıp, “700 tane terörist tespit ettik” diye çalışma yapmış müfettişin ta kendisidir.
Aynı müfettiş, yine Büyükşehir Belediyesi'ne koşa koşa Beylikdüzü'ne gitmiş, bu araştırmayı yapmış ve bu dosyayı çıkartmıştır.
Aynı kişi Beylikdüzü Belediyesi'ne gittiğinde dönmüş Ekrem İmamoğlu'nun 30 yıl önce yaptığı inşaatların bile ruhsatlarını çıkarttırmış.
Didik didik edildi Ekrem İmamoğlu.
Onun için 30 yıllık diploması bile iptal edildi.
O bakımdan bu azgın saldırının ne olduğunu ben çok iyi biliyorum.
Bu müfettişe eşlik eden iddia makamını da kendi duygularımla, kendi hukuk veya adalet bilincimle kınıyorum.
Hep söyledim, yine tekrar ediyorum.
Bu hukuksuzlukları planlayanlar, bunlara aracılık edenler, hukuku siyasi amaçlarının hizmetine sokanlar bir gün bağımsız, tarafsız yargı önünde yaptıklarının hesabını hukuk çerçevesinde vereceklerdir.
Ve şunu çok net ve açık söylüyorum: Bu davanın açılması hukuki bir hata diye adlandırılacak kadar basit değildir.
Bu dava adeta hukuk yolsuzluğudur.
Kendi siyasi vurgunlarının üstünü kapatma çabasıdır.
Çünkü şunu söyleyeyim: Bu sürecin eninde sonunda aydınlığa çıkacağını ve adil süreçlerde hesap vereceklerini ben net biliyorum.
Bakın söyleyeyim, dünya öküzün boynuzlarında dönmüyor, dünya eninde sonunda adaletle dönüyor ve dönecek.
Bugün burada kendi aracımı ...
Adalete güvenin yerlerde olduğunu söyleyen Ekrem İmamoğlu, bu durumun gelecek ve ülke için büyük bir tehlike olduğunu ifade etti. “Ben bu ülkenin bu halkın bu devletin evladıyım. Bu milletin teveccühünü kazanmış, 15 buçuk milyon insanın cumhurbaşkanı adayı olarak görmek istediği kişiyim” diyen İmamoğlu, sözlerinin öfkeden değil sorumluluktan olduğunu söyledi.
Yurttaşlara seslendiğini ve ülkenin dört bir yanından da duyulduğunu anlatan İmamoğlu, “Sorgulanmayan devlet adaletini yitirir. Gücün sınanmadığı yerde hukuk zayıflar. Zalimlere fırsat doğar. Bu güzel vatanda zalimlerin mini minnacık azınlık olduğunu düşünüyorum” dedi.
Yüzyılın vurgunu!
Tam 850 milyar lira...
Saray'a yanaşan uyanık tipler; AKP'lilerin işbilir çocukları; onlarla iş tutan vurguncu işadamları, AKP'li geçinen bazı ekonomistler bir araya gelmiş; borsadaki denetimsizliği fırsat bilip yüz binlerce insanın parasını iç etmişler.
"Yerli ve Milli Türkiye" diyerek.
"Türkiye Yüzyılı!" diyerek.
Çürüme, bütün ahlaki değerlerimizi perişan etmiş.
Ne dinsel duygu kalmış ne ulusal duygu...
Vahşi bir yağmalama arzusu ve parti gücünü kullanan yağmacılar...
Bence Saray iktidarını bu olay götürecek...
Erdoğan, ABD'de dünyayı kurtarmayı bırakıp bir an önce yağmalanan insanların parasını kurtarmalı...
Elbette hazineden değil yağmacı hırsızların malına mülküne el konularak...
Kimse, "Bu bizden!"; "Bu muhterem Cumhurbaşkanı'mızın tanıdığı!" diye korunmadan...
Yapabilirler mi?
Zor ama buna mecburlar...
Yoksa ileride bunun hesabını çok sert sorar gelecek iktidar...
AYM’ye başvuru süresi
60 gündür ve 18 Ağustos’tan bu yana yarısı geçti.
Mv çoğunluğunuzun ‘hayır’ dediği bu yasayı -tümüyle iptali için değil- hukuka uygun ve eşitlikçi hale gelmesi için AYM’ye götürmeyecek misiniz?
@yenipartiyiz@eczozgurozel
Her okula bir imam atamayı düşüneceğinize;
Güvenlik görevlisi atamayı düşünün...
Ayrıca 1 öğün de olsa yemek verin
Aç olan suç işler
#saldırı#manisa#yusuftekinistifa
@halktvcomtr Milyonlarca insan resmen bir kişinin refahı uğruna yanıyor. Artık bu düzenin değiştirilerek ülkenin yeniden akıl, mantık, liyakat ve adalet temelinde yönetilmesi gerekiyor. Bir ülkenin kaderi tek bir kişinin iradesine bırakılamaz.
Son günlerde binlerce muhalif X kullanıcısı “milli güvenliğe tehdit” bahanesiyle hukuksuzca erişime engellendi.
100. hesap kapansa, 101. yi açacağız. Hem iptal hem tazminat davası açacağız. Ama susmayacağız.
Hashtag çalışmasına katılın:
#ErişimEngeliniDurdur#StopAccessBan
Tüm vatandaşların ücretini ödeyerek konaklayabildiği polisevlerinde, KHK ile kamu görevinden çıkarılan bazı vatandaşların konaklamasına izin verilmediğini; daha da vahimi, önceden ödedikleri konaklama ücretlerinin dahi iade edilmediğini öğrendim.
Gecenin bir yarısı otele geldiklerinde kapıdan çevrilen insanların olduğunu duyunca gerçekten üzüldüm. İçişleri Bakanlığı saygın bir devlet kurumudur. İnsanları mağdur eden bu tür uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
İşin hukuki boyutunu merak edip https://t.co/upxYTpRvmK'de dayanak gösterilen yönetmeliği aradım, bulamadım. Araştırınca “Emniyet Genel Müdürlüğü Sosyal Tesisleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği” adlı düzenlemeye ulaştım.
6 Mart 2023 tarihinde dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun oluru ile yürürlüğe konulan bu Yönetmeliğin 14. maddesinde, “Meslekten, kamu görevinden, memuriyetten ihraç olanlar ile bunların yakınları faydalanamaz.” hükmü bulunuyor.
Ancak bu Yönetmeliğin Resmî Gazete'de yayımlanmadığı görülüyor.
Oysa 3011 sayılı Resmî Gazete'de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun, bakanlıkların kamuyu ilgilendiren yönetmeliklerinin Resmî Gazete'de yayımlanmasını öngörüyor. Bu düzenleme ise yalnızca kurumun iç işleyişini belirlemiyor; vatandaşların ve hatta hiçbir idari işleme muhatap olmayan eş ve çocuklarının sosyal tesislerden yararlanmasını doğrudan yasaklıyor.
Bu durumda sorulması gereken soru açıktır:
Resmî Gazete'de yayımlanmamış bir düzenleyici işlemle vatandaşların ve ailelerinin hak alanını sınırlayan böyle bir yasak uygulanabilir mi?
Ayrıca kişinin kamu görevinden çıkarılmasının sonuçlarının hiçbir kusuru bulunmayan eşine ve çocuklarına kadar genişletilmesinin hukuk devleti, eşitlik ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı da ayrıca tartışılmalıdır.
Hele ki idare “sizi burada konaklatmıyorum” dedikten sonra, sunmadığı hizmetin parasını da iade etmiyorsa, bunun hukukiliği ayrıca açıklanmaya muhtaçtır.
İçişleri Bakanlığının bu düzenlemeyi ve uygulamayı yeniden değerlendirmesinin yerinde olacağını düşünüyorum. @TC_icisleri@mustafaciftcitr@turanbulent@ValiFidan
Ülkeden sürgün edilen bir gazetecinin bir videosunun yasaklanmasının ülkeye maliyeti 20 Milyar Dolar. Akp millet uyanmasın diye videoyu yasaklatıp milleti bir daha soydu.
Orada olacağız!
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na; Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde "milletin parasını harcamamak adına şahsi arabasını makam arabası olarak kullandığı" için açılan davayı takip etmek, milletimizin hakkını, dürüstlüğü ve Türkiye’yi savunmak için buluşuyoruz.
📆22 Eylül Salı
🕙13.30
📍Silivri Zindanı
Suçsuz insanlar 2 yıldir içeride yatiyor somut bir tane delil yok
Sadece itirafçı yada etkin pişmanım diyenlerin beyanları var .
Adamin evinden kilolarca altın çıkmış onlarca gayrimenkulü var ne hikmetse hapisten çıkarılıyor .
Bu görüntülerde darp edilen müvekkilimizin belinde kırık var!
İnsanların bellerini kırana kadar sokak ortasında işkence ettiler. Üstüne gözaltına alıp, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk ettiler. Her ne kadar mahkemeden adli kontrol kararı çıksa da böylesi bir olayın yaşanması bile yargı için utançtır.