Eşinizi aldatmadan önce bir daha düşünün. Ömrü boyu kendinize bir travma yaşatabilirsiniz. Filmi mutlaka izleyin, pişman olmazsınız.
🎬 Hayallerin Peşinde
Birkaç yıldır okuduğum felsefe, sosyoloji, psikoloji kitaplarını özetliyorum. Fark etmeden 100’den fazla özet olmuş; resmen mini bir özet kütüphanesi oldu. Kolay keşif için hepsini kronolojik bir dizinde toparladım. İyi okumalar.👇
Kitap okumanın, özellikle de roman okumanın entelektüel gereklilikleri var sanırım.
Çünkü roman okumak, avamın ya da anadolu ağzıyla köylü kaygılarından arınmış olmayı gerektiriyor gibi. Safa Gürkan’ın örneğindeki gibi, “tohumu at, hasadı al” mantığıyla düşünen biri, meyvesini geç veren bir şeyin değerini anlamakta zorlanıyor. Hızlı sonuç alamadığı her şeyi küçümseme, hatta itibarsızlaştırma eğiliminde.
Bu eğilimle entelektüel bir hedef belirleyen insan genelde tsundokuya düşüyor sonra da okumadığı hâlde okumuş gibi yapıyor. Çünkü avam bilinci ya da başka kaygılar düşünsel etkinliklerini de etkiliyor. Her şeyin hemen karşılığını alma isteği, sabrı ve olgunlaşmayı engelliyor.
Bu yüzden de bilgiyle ilişki, derinlikten çok yüzeysellik üzerinden kuruluyor. Estetik kaygıları oluşmadan, bilgiyi anlama ve ilişkilendirme yetenekleri gelişmeden ve grileri görmeden bilgiyle muhattap olmaya başlıyor. Ve bu hâlin pragmatik bir tarafı var. 25 yaşına kadar hiç kitap okumadan, kendini pişirme, olgunlaştırma pratiklerini atlayarak pişmiş olgunlaşmış gibi görünebilmek. Ama bu da zaten bir avam kaygısıdır.
biri size soğuk veya ters davrandığında acaba şu hareketime bozuldu veya beni yanlış anladı mı diye düşünüyorsunuz yoksa dümdüz olabilir benimle yakınlık kurmak istemiyor diye mi.. başka kalplerin fikirlerini duymaya ihtiyacım var
Beynimizin evrimsel temposu, hayatımızın modernleşme hızına yetişemiyor. Bir mağara insanı en fazla 50-60 kişiyi tanırdı. Bugünse binlerce yüze ve kesintisiz uyarana maruzuz. Beynimizdeki sosyal bağlara dair nöral ağlar hâlâ o 50 kişilik ölçeğe göre çalışıyor. Yorgunluk normal.
“Yanından geçerken sana hiç ilişmedi diye aslanı övme. Onun böyle yapması bir başkasını yediği için tok olmasındandır. Kötü insanları da sana zarar vermediler diye övmen gerekmez; çünkü belli ki senden başkalarıyla uğraştıkları için kötülüklerinden kurtuldun.”
Lokman hekim
“Ben en çok Şeytan'ı oynarken Azîz görünürüm...” En, en sevdiğim repliklerden biridir yıllardır.
Bazı insanlar budur. Onlarda tıpkı bir maymun çevikliğiyle bir azizi oynama hüneri vardır. Kendilerini bu role öyle kaptırırlar ki kendilerini bile inandıracak hâle düşerler. Hele küçük bir de tribünleri varsa ve birkaç nefsi okşayan taltif de duymuşlarsa artık tamamen kaptırırlar kendilerini. Hatta bazen bunlar da yetmez kendi kendilerini öven, mastürbatif hesaplar ve numaralarla devam ederler. Ama içlerindeki karanlık taraf boş durmaz, parçalanır ve gizli saklı tertipli kötülükler yapmaya devam ederler gözlerini hasetle diktikleri insanlara.
Bütün uyanık zekâlarına, çevik maymun becerilerine ve çeşitli hünerlerine rağmen oyunun son perdesinde gerçek yüzleri ifşa olur. Hiç şaşmaz... Sadece bazen zaman alır.
Son perdeye dek "Aziz görünenler"e de "Şeytan gösterilenler"e de çarçabuk inanmayın. Sabırla, sessizce ve bilgece... Oyunu son perdesine dek dikkatle seyredin sadece. Çok iyi bakın. Yüzlerindeki o sahte ve şeytanî aziz hilesini göreceksiniz.
100 yıl önce ABD New York..
Osmanlı'dan böyle bir miras kalmadı çünkü, dini hayatın merkezine yerleştirip bilimi dışladılar. Batılılar ise 300 yıl önce din ile devlet işini ayırdı, bilime öncelik verdiler.
Volkan Konak’a ilk müdahaleyi yapan Prof. Dr. Celalettin Kocatürk’ten net açıklama:
“‘Pisi pisine öldü’ algısı doğru değil.
Toplam 4 hekim müdahale etti, ilk yardım eksiksiz yapıldı.
İlk andan itibaren yaşam belirtisi yoktu.
Asılsız yorumlarla ailesini incitmeyin.”
#VolkanKonak