İnsan ilişkilerinden çıkardığım en net ders şu; kendi halinde sessiz sakin bir insan olmanız daha çok sikileceğiniz ve aynı zamanda daha çok siklenmeyeceğiniz gibi bir durumu ortaya çıkartıyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Sultan Vahdettin için Nutuk'ta söyledikleri:
''Ancak aciz, adi, his ve idrakten mahrum bir mahluk, herhangi bir ecnebinin himayesine girebilir.
Devlet Başkanlığı makamını kirletmekte olan hain Vahdettin!"
Boşardık malsf gavat deiliz. Herhangi bir şeyde aklına ilk gelen kişi değilsem günlerimi hak eden biri değildir. Hediye ettiği parfümü de koklasın bayanın üstünde rahat rahat zaten ne parfümler koklamıştır çoktan tazı gibi oçe
Vahdettin'in, Sakarya Meydan Savaşı olurken 61 yaşında olup 18 yaşındaki kızla sarayında 5. evliliği için çalgılı çengili düğün yaptığını da çıkarmışlar mı?
tek bir olaya bakar tek bir ana tek bir söze tek bir bakışa bakar dipsiz kuyuların içine savrulman, yaşamayan pembiş pembiş götlüler bilmez bu ölü dönemleri
iki yabancı görünce hemen edit yapılıyor… mustafa kemal ve arkadaşlarının manda ve himayecilere karşı bağımsızlık savaşına girmeye karar vermesi inanılmaz büyük bir olay, bugün bile.
Çankaya zaten saraya benzemediği için kıymetlidir. Çankaya, saltanatın ve kulluk düzeninin kuvvetli reddi; Cumhuriyet’in kurucu makamıdır. Asıl küf de Çankaya’da değil, yoksul halkın sırtına yüklenen debdebe ile kendi cılızlığını örtmeye çalışan avam zihniyetindedir.
"Sürmeneli" Mehmet, iyi oku.
Sultan Abdülaziz'in bizzat kendi bestelediği "Valse d'Invitation" (Davet Valsi) adında çok zarif bir vals eseri vardır.
Sultan V. Murad'ın yüzlerce bestesi vardır ve bu bestelerin neredeyse tümü vals, polka, mazurka ve galop gibi Batı formlarındadır.
II. Abdülhamid'in bir vals bestesi yoktur ama kendisi "A La Turca (Klasik Türk) müziğinin insana hüzün verdiğini, bu yüzden Batı müziğini (özellikle opera ve operetleri) tercih ettiğini bizzat hatıratlarında belirtmiştir. Yıldız Sarayı'nda özel bir tiyatro kurdurmuş, çocuklarına ve saray efradına piyano ve Batı müziği eğitimi aldırmış, sarayda sık sık valsler, polkalar ve operetler çaldırmıştır.
Bugün gurur duyduğun o Mehter teşkilatı ve Yeniçeri Ocağı, Sultan II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
Bugün dinlediğin ve bildiğin tüm Mehter Marşları, Enver Paşa öncülüğünde İttihatçılar tarafından sonradan bestelenmiştir.
İyi oku şu sözleri;
Hep kahraman TÜRK milleti.
Orduların, pek çok zaman,
TÜRK milleti, TÜRK milleti,
Aşk ile sev MİLLİYETİ.
Kahret vatan düşmanını,
Çeksin o mel'un zilleti.
"TÜRKİYE MİLLETİ", "TÜRKİYELİLİK" GİBİ ŞEYLER YOK.
İyi oku ve sindir "Sürmeneli" Mehmet, Pontuslardan da bahsetmiyor Mehter marşları.
TÜRK Cumhuriyeti'ne yönelik imalarınızın nedenini çok iyi biliyoruz. "100 yıl önce" edebiyatınız işlemiyor. Dinlediğiniz Mehter Marşları yasaktı, zaten 109 yıl önce İttihatçılar tarafından yazıldı. Yeniçeri ocağı kaldırılmıştı ama Atatürk bizzat Sofya'da "Yeniçeri" kıyafeti giydi. Bu sizin değil bizim gururumuz. Siz gidin "Türkiyelilik" oynayın.
Erzurum'da 90'lı yıllarda pek çok köyde toplu mezar alanı bulundu.
Ermeniler "işte Ermeni soykırımının ispatı, Türklerin topluca katlettiği Ermenilere ait toplu mezarlar" diye "sevinçle" yaygara kopardı.
Bilimsel kazı çalışmaları başlatıldı.
İstisnasız TÜM toplu mezarların, Ermenilere değil, Ermeniler tarafından katledilen Müslüman Türklere ait olduğu ortaya çıktı.
İncelemeye gelen Ermeni heyeti olayın üzerini örtüp gitmişti.
Ermeni soykırımı koca bir yalandır.
Türkiye, tüm kazıları ve Ermenilere ait olduğu iddia edilen toplu mezar alanlarını tamamen şeffaf bir şekilde yabancı bilim insanlarına, uluslararası gözlemcilere, Amerikalı, Avrupalı tarihçilere ve dünya basınına (BBC, Reuters vb.) sonuna kadar açtı.
Ermeni soykırımı diye bir şey yok. Hepsi propaganda. Asıl soykırım ve ihanet Türklere yapıldı. Tanrı bu yalanın ortağı olanları affetmeyecek.
Kürtler yüzünden. Başka açıklaması var mı? Gittikleri her yeri kurutuyorlar. Turizm kürtlerin eline geçtiğinden beri durum bu. Z kuşağı Kürtler yüzünden gençliğini bile yaşayamıyor. Herkes ülke değiştirme derdinde. Yerliler bile kazıkçı Kürt esnaf yüzünden Yunanistan'a gidiyor.
Biten 18 yıllık bir evliliğin ardından tutulan yasın eşe değil de oyun odasına olması, ilişkinin neden bittiğinin tam bir özeti. Duygusal olarak ergenlikte takılı kalmış, sorumluluk almak yerine evliliği bir oyun odasına hapsetmiş birinin mağduriyet ajitasyonu... Burada yuvası dağılmış bir adam değil, oyuncakları elinden alınmış bir çocuk var maalesef
Allah yengemizi kurtarmış