“İnsanlar dayanıklı, dirençli ve kahraman bir türdür. Çok şey yaşadık ve daha çok şey yaşayacağız. Dostoyevski, bir keresinde her birimizin ‘her şeye alışabilen bir yaratık’ olduğumuzu yazmış. Sen de, ataların gibi, aynı sert ve sağlam maddeden yaratılmışsın. Bugüne ulaşmayı başardın. Hayatın her karanlık günü ve uzun gecesini, her depresif, öfkeli, sefil ve hasta anını aştın ve ayaktasın. Sibirya sürgününden dönen Rus bir romancı olmayabilirsin ama dayanacaksın. Her şeye alışabilirsin.”
Jonny Thomson
@dissimilarityys@latibuelali C Yaman gibi kas kütlesine dönmeye gerek yok da o heybet için üst kollar göğüs biraz cılız kalıyor,onu da halletsen tamam Ulaşcım, bu tarihi dizi öncesi haz fotosuydu galiba, orada ağır kılıç yakın dövüş sahnesi derken yapmış kasları da sonra gene eritmiş anlaşılan ponçik kalmış
@duygularcaa@baskomsernevzat@ApoOguz@borakozge@enistesigelmis Özge Hanım da iyi oyuncu hakkını verir ama okurken kafamda hep Zuhal Olcay’ın daha genç hali, Zerrin Tekindor’un Matmazeli havasını taşıyacak Başak Köklükaya, Yeşim Büber, Ebru Özkan gibi isimler canlanırdı, sabırsızlıkla bekliyoruz🙏
@glossyblackk@inwayseas Eyüphana asla ısınamadım Isfadı da sevmem ama inş dizide kalır artık yan kadroya düzgün bir süre,hik yazılır,Batuhan tıpkı Ulaş gibi öyle kibar, safe, mütevazı bir enerji veriyor ki iyi anlaşmalarına şaşmamalı,ha keza Deniz de çok seviyor vakit geçirmeyi her türlü win win olur👍
"Temmuz" Sezar'a ithaf edildiği için "Julius" yani "July" adını almış. Kırsalın koruyucusu olan Babil tanrısı Tammuz'a da adanan Temmuz, yılın en sıcak ayı kabul edilir. Bu yüzden "Çayır ayı, ot ayı, orak ayı" diye bilinir. Yani Temmuz, yazı ve doğa yaşamını temsil eder.
The New York Times Çoksatanı!
Tom Standage “Altı Bardakta Dünya Tarihi”adlı kitabında dünya tarihini içkiler üzerinden inceliyor: bira çağı, şarap çağı, kahve çağı, kola çağı.
“Avcılar, avlarıyla karşılaşmadan önce bu hayvanları sık sık rüyalarında görürler. Hakeza ressamlar, mimarlar, besteciler ve yazarlar da daima uzaklara atılmaya meyilli bir hayal gücünün içgörülerini yakalamaya, bunları maddi ilişkilenme sahasına döndürmeye çalışırlar. Avcılar gibi onlar da rüyaları yakalarlar.
Öyle görünüyor ki insan uğraşları daima rüyaları yakalamak ile malzemelerden yararlanmak arasında denge kurar. Tasarım ile yapma arasındaki ilişki, bilişsel uslamlama ile mekanik icra arasındaki herhangi bir karşıtlıktan ziyade umut ve hayallerin çekme kuvveti ile maddi kısıtlamaların direnme kuvveti arasında yaşanan bu gerilimde yatar. İnsan yaşamı işte tam burada yaşanır: hayal gücünün kapsamının malzemelerin sürtünme kuvvetiyle karşı karşıya geldiği ya da azmin güçlerinin dünyanın pürüzlü kenarlarına tosladığı noktada.”
Sosyal antropoloji profesörü Tim Ingold’un yazdığı “Yapmak – Antropoloji, Arkeoloji, Sanat, Mimarlık”, Mehmet Doğan’ın çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nda.
https://t.co/5Aec2VIRjr
Türkiye’nin kültür, eğitim, bilim tarihinde iz bırakmış bir dönemin keyifle okunacak bir panoraması…
Türkiye’de modern arkeolojinin kurucu isimlerinden biri olan Ekrem Akurgal’ın anıları, bu kitapta.
Çok değerli bir tanıklık!
@KronikKitap
https://t.co/5IX2zy1a50
Bir bardak suda fırtına değil, isyanlar, ayaklanmalar, savaşlar kopuyor bu kitapta…
Elinizdeki bardağın içindeki sıvı hangisi olursa olsun bu kitabı okuduktan sonra ona bir daha eskisi gibi bakamayacaksınız!