BEN SENİN SEVABINIM!
Nur yüzlü ihtiyar bir adam şeyh edasıyla kuyumcuya girdi. Kuyumcu saygıyla karşıladı.
İhtiyar dedi ki:
- Ben senin sevabınım..!
Kuyumcu güldü ve alaycı bir şekilde:
- "Pırıl pırıl bir yüzün olduğu doğru, ama bir sevabın böyle görüneceğini hiç düşünmemiştim!"
Bu sırada genç bir çift dükkana girerek altın siparişi verdi.
Kuyumcu siparişi hazırlarken oturmalarını söyledi.
Genç hanım gidip yaşlı şeyhin kucağına oturdu..kuyumcu şaşırdı ve kadına sordu:
- Neden şeyhin kucağına oturdunuz?
Genç hanım şaşkınlıkla:
- "Hangi şeyh?" İyi misiniz siz? Neden bahsediyorsunuz? Burada kimse yok ki.
Bize bu siparişimizi verecek misiniz, vermeyecek misiniz?
Şaşıran ve utanan kuyumcu genç çiftin altınını vererek parayı aldı ve genç çift dükkandan ayrıldı.
Şeyh kuyumcuya dönerek şöyle dedi:
- Beni senden başka kimse göremez ve bu ancak salih ve iyiler için mümkündür.
O arada başka bir erkek ve kadın girdi ve aynı hikaye tekrarlandı.
Şeyh kuyumcuya:
- Ben senden bir şey istemiyorum! Rızkınızı artırmak için bu mendili yüzünüze sürün..
Kuyumcu mendili kutsal ve ruhani bir tavırla aldı, kokladı ve yere yığıldı.
Şeyh ve arkadaşları bütün para ve altınları alarak kaçtılar.
4 yıl sonra Şeyh kılıklı bu adam, 2 hırsız sözde çift hırsız ve 2 polis dükkâna girdiler..
Polis memuru, Şeyh ve kuyumcuya hikâyeyi sordu ve sırayla hikâyeyi anlattılar.
Polis memuru:
- "Tabii ki sahneyi aynen tekrarlamalısınız" dedi ve şeyh mendili kuyumcuya verdi ve kuyumcu koklayıp ovuşturdu ve anında yere düştü ve bu kez şeyh, polis ve arkadaşları dükkânı tekrar soydular...
Sonuç;
Her 4 yılda bir seçimler tekrarlanıyor ve biz millet olarak şeyh kılıklı soyguncular tarafından aynı hikayelerle kandırılarak soyuluyoruz.
Ve hiç te akıllanmıyoruz..
Seçimler yaklaşırken altınlarınıza dikkat edin lütfen.
Sağlıcakla ve uyanık kalın.....
#alıntı
Türkiye, Siirtli bu kadını konuşuyor!..
Nuh Nebi gibi 950 yıl mı yaşayacaksınız?
Tırlarla dolu o kadar parayı nasıl yiyeceksiniz...
Biraz da asgari ücretleri düşünseydiniz...
Kayseri de Mustafa Elitaş’a büyük tepki‼️
45, 28 yaşındaki Akpli dünkü çocuklar asrın soygununu yaparken halkın sessiz kalacağını mı zannediyorsunuz?
Her yerde böyle AKPliler linç edilecek göreceksiniz!
Bakmayın birbirlerini suçladıklarına: Halkın cebinden parası çalınırken o makamlarda oturan herkes sorumlu.
Artık yapmanız gereken önlem almak değil, derhal istifa etmek!
3. Bölüm Fragmanı|
Şeyi Duydunuz mu,
İlk bölüm 10.000 izlenmişti; 2. Bölüm, 5 katına çıkıp, (şu ana kadar) 52.000 izlendi.
İlginize teşekkür ederim Türkiye’nin 52.000 güzel kişisi🤗
Pazar günü, görüşelim, gülüşelim.
Sera Kadıgil, Akp’li sıralara döndü ve onları kepaze eden şu tarihi sözlerle meydan okudu
🔥Siz fon vurgunun mağduru değil, failisiniz
🔥Aklımızla dalga geçmeyi bırakın, YETER!
Ekrem başkandan bir rica. Paylaşım desteği istiyor.
*EKREM BAŞKANIMIZIN TALEBİDİR, AŞAĞIDAKİ METNİ FACEBOOK VE WHATSAPPTAN PAYLAŞMANIZI İSTİYOR.*
Ekrem İmamoğlu:
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
* Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
* Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
* İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler.
* Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
* Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok.
* Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
* Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
* Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz.
* Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
* Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden.
* Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
*Lütfen paylaşabildiğiniz kadar paylaşın!*
Murat Ağırel:
* Ayağıma kelepçe takabilirsiniz, sokağa çıkmamı engelleyebilir, cezaevine de atabilirsiniz
* Ama bu soruları ortadan kaldıramazsınız
* Bu fotoğrafa iyi bakın. Ayağımda elektronik kelepçe var. Ama en sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim:
* Meslektaşlarım Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı cezaevindeyken ayağımdaki kelepçenin benim için hiçbir önemi yok
* Ben evimdeyim, onlar dört duvar arasında. Mesele ben değilim
* Mesele, gazeteciliğe yönelen baskı
* 9 Ekim Cuma günü, Ticaret Bakanlığı ve Bakan Ömer Bolat’ın şikâyeti üzerine savcılıkta ifade verdim.
* Mahkeme yurtdışına çıkış yasağı ve haftada üç gün imza kararı verdi. Savcılık itiraz etti. İmza yükümlülüğü ev hapsine çevrildi.
* Ne yaptım? Sahte belge mi ürettim? Özel hayat ile ilgili bilgi mi verdim?
* Bilmediğim rakamları gerçek diye mi açıkladım? Hayır.
* Meclis kürsüsünde dile getirilen, tutanaklara giren iddiaları araştırdım. Soru sordum.
* İddialarda adı geçen isimlerden birinin Ticaret Bakanı Ömer Bolat olduğunu söyledim.
* Ömer Bolat’ın Hedef Portföy bünyesinde yatırımının bulunduğu iddiasını aktardım.
* Ayrıca Hedef Portföy çevresindeki şirketler, ticaret sicili kayıtları, ortaklık ve adres bağlantıları hakkında edindiğim bilgileri anlattım.
* Program canlıydı.
* İsmail Saymaz ve diğer yayın arkadaşlarım doğal olarak sorular yöneltti.
* İsmail Saymaz, 400 milyon lira yatırılıp 800 milyon lira alan bakanın Ömer Bolat olup olmadığını sordu.
* Verdiğim yanıt çok açık: “400 koyup 800 aldığını bilmiyorum. Bu konuda bilgim yok.”
* Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı cezaevinde.
* Gazetecilik yalnızca kendin için özgürlük istemek değildir; görüşüne katılmadığın meslektaşının da özgürlüğünü savunabilmektir.
* Asıl sorular hâlâ ortada:
* Fon krizinde kim kazandı, kim kaybetti? Kimler krizden önce çıktı? Hangi hisselerin değeri olağandışı işlemlerle yükseltildi? Denetim kurumları ne yaptı? Siyasi veya bürokratik nüfuz kullanıldı mı?
* Yatırım hesabı sahibi olmak suç değildir; hakkında iddia bulunan herkes de suçlu değildir.
*Ama hiçbir kamu görevlisi sorulardan muaf değildir.
* Ayağıma kelepçe takabilirsiniz. Sokağa çıkmamı engelleyebilirsiniz. Cezaevine de atabilirsiniz.
* Ama bu soruları ortadan kaldıramazsınız.
* Çünkü mesele benim ayağımdaki kelepçe değil. Mesele, halkın gerçeği öğrenme hakkı.
Gündemimizdeki sorunlarla alakası olmayan 'aman bana ne' diyen ve böylece etkilenmeyeceğini sanan bir grup tatlı su amipleri var. Sebep sorduğunızda "İPİLİTİĞİM" diyorlar. Arkadaşlar bu ülkedeki her çocuk, kadın, erkek, trans, kedi, köpek, ağaç *lümü politiktir. Ayı geçtim günü geçirecek para bulamamanız politiktir. Çocuklarını kolejlerde okutanların çocuklarınızın eğitimlerini çorbaya dönüştürmesi; MESEM sisteminde patronundan müşterisine ustasından kalfasına t*cize ve i*kenceye uğraması politiktir. Sizin oylarınızla seçilip cebinizi fonla, tonla, zorbalıkla hortumlayanlara adaletin işlememesi politiktir. Kendi kapınızı dışarıya kapatınca o kapının bir gün zorla açılmayacağına kırılmayacağına inanmanız ise "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" politikasında yürüyen DİLSİZ ŞEYTANLIKTIR. Keşke bir sarsılıp kendinize gelseniz de uyansanız artık.
Yeni Parti'den AKP Sözcüsü Ömer Çelik’e:
⭕️ "Daha önce AKP'de iki dönem milletvekilliği yapmış Osman Arıkan Nacar'ın 20 milyar TL çekip yurt dışına kaçtığının haberi çıktı. Ortağı tutuklu.”
⭕️ "Ömer Çelik'e soruyorum. Siz bu kişiyle birlikte çok kısa bir süre önce tatil yaptınız mı? Ankara'ya birlikte döndünüz mü?"