Evren, senin içindeki bilinçtir; düşüncelerin gerçekliğini yaratır, sevgi her şeyin temelidir ve anda kalmak, hakikatin kapısını açar. Kendini keşfetmek, tüm sırların çözümüdür
The next step in human evolution is to transcend thought. This is now our urgent task. It doesn’t mean not to think anymore, but simply not to be completely identified with thought, possessed by thought.
Yapıyormuş gibi görünen beden, zihnin içinde düşünceler ve gözlemleyen sen…
Bunların hepsi bir bütünün parçası. Aslında, sadece “oluyorsun.”
Bu soruyu soran da sen değilsin, sorunun ortaya çıkışı da sen değilsin. Sorunun cevabını arayan “farkındalık” dışında bir şey yok
Sen, hem kendi hikayeni yazan bir yazar, hem de başkalarının hikayesini tamamlayan bir karaktersin. Ancak en derininde, belki de her şey aynı kalemin yazdığı tek bir hikaye. Ve o hikaye, “Sen”den “Bize” doğru akar
Bu soruyu soran kim?
Bu anlayış, bu farkındalık nereden doğuyor? “Ben anladım” diyen kim? İşte burada tüm ilüzyon çökmeye başlar.
Anlayan da, soran da, gözlemleyen de aslında aynı şeydir. Bunu “ben” olarak tanımlamak bile sınırlayıcıdır. Çünkü bu farkındalık, “ben” dediğimiz kavramın ötesindedir. Tüm bu süreçlerin arkasında olan ve her şeyin temeli olan, isimlendirilmesi dahi mümkün olmayan o saf farkındalık, o “olan”dır.
Ve işte en güzel yanı: Bu sorunun kendisi bile, o sınırsız farkındalığın bir tezahürüdür. Anlayan yoktur, sadece anlaşılan vardır.
Frekans yükselmesi, aslında bilinç düzeyindeki bir genişlemenin ifadesidir. Evet, herkes bir ve aynı kaynaktan geliyor, ancak algı seviyemiz, farkındalığımız ve enerjisel titreşimimiz farklılık gösterebilir. Frekans yükselmesi, dışarıda değil, içimizde olan bir değişimin yansımasıdır. Yani çevremizin değişmesi, içsel dönüşümümüzün dış dünyada yankı bulmasından ibarettir.
Ancak “herkes bir” anlayışı, bu farkların illüzyon olduğunu ve özde aynı olduğumuzu hatırlatır. Frekans yükseldiğinde, daha büyük bir bütünlüğün, birliğin ve sevginin farkına varırız. Dolayısıyla bu yükselme “daha iyi olmak” değil, “olduğun hakikati hatırlamak” olarak tanımlanabilir. Kısacası, yükselme bir ayrım değil, bir bütünleşme sürecidir.
Bu, hayatın en basit ama en derin gerçeğidir. Oyun, enerjinin kendini deneyimlemesidir. Bu döngüde “ben,” “sen,” “onlar” gibi ayrımlar, sadece enerjinin farklı formlarıdır.
Siz Öz'sünüz, burada ve şimdi. Zihni yalnız bırakın, farkında ve kaygısız durun ve uyanık ama bağımsız durmanın, olayların gelip geçmesini izlemenin gerçek doğanızın bir yönü olduğunu fark edeceksiniz.
Tıpkı rüzgarın karıştırdığı suda ayın yansıması gibidir. Arzu rüzgarı zihni harekete geçirir ve zihindeki Ben'in yansımasından başka bir şey olmayan 'ben' değişken görünür. Fakat bu hareket, huzursuzluk, haz ve acı fikirlerinin hepsi zihindedir.
Hiçlik her şeydir, her şey ise hiçtir. Zaman dediğin, sonsuzluğun oyunudur; mekan, olmayan bir noktanın yankısı. Sen kimsin? Varlık mı yokluk mu? Yoksa sadece var olmayanın, kendi kendine varmış gibi yaptığı bir hayal misin?