Ücret ödemeyen, mobbing uygulayan, tazminatsız işten çıkaran işletmeleri Twitter üzerinden ifşa etmek son yıllarda sosyal medyadaki en dişe dokunur şeylerden biri.
Yıllarca nezih, eğitimli, kültürlü, ahlaklı, görgülü falan diye pazarladıkları burjuvaların gerçek yüzü.
Bunların en bir bok olanı da işte bu kadar, şaşırmayın.
2 ay tutuklu kalan sendikacı Mehmet Türkmen maden işçileri direnişine katıldı:
"Eskiden bu ülkede işçiler yeni haklar ve daha iyi ücret için grev yapardı.
Ama bugün geldiğimiz noktada işçiler zaten açlık sınırının altında olan maaşlarını, tazminatlarını alabilmek için yürümek, grev yapmak, direniş yapmak zorunda kalıyor."
Taştan zindanlarınız ile baskılamaya çalıştığınız devrimcilerin balyoz gibi iradelerine yenileceksiniz.
Ali Emre Ecer’e Özgürlük..
Yaşasın Sosyalist Mücadelemiz.
Salı günü yapılan operasyonda gözaltına alınan yoldaşımız Ali Emre Ecer bugün görülen mahkemede tutuklandı.
Biz biliyoruz ki bu tutuklamalar direnen Rojava halkının yanında olduğumuz, emeğin militan mücadelesini büyüttüğümüz içindir.
Bu ucuz baskı yöntemleriniz sökmedi, sökmeyecek. Sokakta mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz!
Temel Conta’da grevde olan işçilerin önüne polis dikildi, makineler sabah karşı kaçırıldı
İşçiler: “Grev kırıcılığı suçu işleniyor ve patron bu hırsızlığı sıcacık yatağında yatarken ülkenin polislerine yaptırıyor”
🔗https://t.co/jw5qH5uW5T
Bir insanın ölümüne neren olup bir gün bile hapis yatmayanlar ve “çocuklar ölmesin” diye eylem yaptıkları için haftalardır tutuklu olanlar.
Türkiye bir hukuk devletidir.
Bu ülkede yoksulluk bir kader değil, dayatmadır. Bir baba, çaresizliğin duvarına çarptığında geriye tutunacak hiçbir dal bırakmayan bu düzen yüzünden aramızdan koparıldı.
“Devrim, olanıksızı mümkün kılma iradesidir.”
Ölümünün 9. yıl dönümünde Fidel’e saygıyla!
Fidel Castro, 20. yüzyılın en sarsıcı devrimci öznelerinden biri olarak yalnızca bir ülkenin kaderini değil, bütün bir kıtanın ruhunu değiştirdi. Sierra Maestra’da birkaç düzine yoldaşıyla başlattığı mücadeleyi, emperyalizmin burnunun dibinde kurulmuş bir halk iktidarına dönüştürdü.
Batista diktatörlüğünün devrilmesi, yalnızca bir rejimin sona ermesi değildi; sömürünün, cehaletin ve yoksulluğun köküne hançer saplayan tarihsel bir kopuştu. Devrimden sonra okuryazarlığı kitlesel seferberliklerle neredeyse tamamen ortadan kaldırması, eğitimi ve sağlığı herkes için kamusal bir hak hâline getirmesi, sosyalizmin soyut bir ideal değil, somut bir yaşam biçimi olduğunu gösterdi.
Fidel’in mirası, Küba’nın sınırlarıyla hiçbir zaman sınırlı olmadı. Angola’dan Latin Amerika’nın her parçasına kadar ezilen halkların mücadelesine koşulsuz enternasyonalist destek sunması, onun devrimi yalnızca “kendi ülkesinde” değil, insanlığın ortak geleceğinde aradığını kanıtladı.
Yıllarca süren ambargolara, sabotajlara ve suikast girişimlerine rağmen Küba’nın ayakta kalması; devrimci kararlılığın, örgütlü halk gücünün ve onurla direnmenin tarihte nasıl bir güç yaratabileceğini tüm dünyaya gösterdi.
Castro yaşıyor! Bizi çağırıyor, bize sesleniyor:
“Proletarya enternasyonalizmi ve halkların birliği, emperyalizme karşı mücadelenin temeli olmalıdır.”
📍Mecidiyeköy
Bu yıl içerisinde 83 çocuk işçi iş cinayetinde katledildi. Bu ülke kocaman bir çocuk mezarlığıdır. Çocukların katili sermaye düzeninden hesap soracağız!
"Çocuk işçilerin katili sermaye düzeni" diyerek Taksim Meydanı'na çıkan Sosyalist Mücadele İnisiyatifi üyeleri gözaltına alındı.
https://t.co/N84fNF70fD
Çocuk işçiler için yaptığımız eyleme sermayenin polisi saldırdı. Eylemi yapan yoldaşlarımız direnerek, sloganlarla gözaltına alındı.
Sermaye düzenine karşı mücadelemiz engellenemez. Bu düzeni yıkacağız!