Geleceğin kaygısı, geçmişin sıkıntılarından daha çok insanı buhrana iter. Belirsizlik hali, beyni tümüyle ele geçirir ve en olumsuz senaryoları yazmaya başlar. Çünkü beyin olumsuz da olsa bir senaryonun varlığını bilinmezliğe tercih eder. İnsanı bu girdaptan çekip çıkaran en önemli şey ise beyni meşgul eden anlamlı bir uğraş edinmek ve Allah’a karşı hüsnü-zan beslemektir.
Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’den gençlere 14 tavsiye!
1.Çalışmak için müsait vakit ve saat bekleme. Bil ki her gün, her saat çalışmanın en uygun zamanıdır.
2.Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer, her köşe çalışmanın en uygun yeridir.
3.Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil; bütün ruhi, bedeni kuvvetinle kendini işine ver.
4.Devamlı ritmik çalış. Her gün aynı saatlerde mutlaka çalışmaya otur.
5.Düşünen insan, maden kuyusunda kazma sallayan işçiden daha çok çalışır. Fikri çalışmalar için günde, devamlı olarak aynı vakitte, 2-3 saat yeter. İbn-i Sina ‘Katb-u Şifa’ adlı eserini günde iki saat çalışarak yazmıştır.
6.Çalışmayı uzun ara vererek terk etme. Her günün derdi ve işi ayrıdır.
7.Bir eseri ne kadar tamamlarsan (bitirirsen), ondan istifade o kadar fazla olur. Bir günde ve bir zamanda yapman gereken işi ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi de, işi de kendine yeter.
8.Her gün bir eserden yüksek sesle beş-on sayfa oku. Bu sayede konuşma ve söz söyleme kabiliyetin artar. Bir hitabı, dersi iyice öğrendikten sonra, kitabı kapayıp neler öğrendiğini gözden geçir. Daha sonra bunları not et. Dikkat et: Sözlerin ve yazıların kısa, açık ve manalı olsun.
9.Rastladığın edebi, güzel yazıları ezberle. Bu sayede hem kelime ve ifade hazinen zenginleşir, hem de hafızan kuvvetlenir. Bir konu ve mesele hakkında bir yazı veya eser yazmaya karar verdiğinde, önce bu konu üzerinde yazılmış diğer bir eser oku.
10.Sıradan bir kimse zamanı nasıl harcayacağını düşünür. Akıllı insan ise zamanı nasıl değerlendireceğini düşünür. Zira kaybedilen bir saniyeyi dünyanın bütün hazineleri getiremez.
11.Gece yatağına uzandığın zaman, o gün ne yaptığını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma.
12.Gene bil ki, çalışma sevgisi güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir.
Güçlüğü yenmekten hâsıl olan manevi zevk eşsizdir. Emin ol ki, harpte zafer yılmayanındır. Sebat önünde güçlükler erir ve imkânsız görünen mümkün olur.
13.İşinde rastladığın güçlüğü evvela parçalara ayır. Her parçayı birer birer sırayla yen. Mesela bir dersi en basit elemanlarına; kısım, fasıl ve bahislere ayır. Sırayla her bahsi iyice noksansız öğrenip anlamadan, diğer fasıla geçme. Yani attığın adımı iyice basmadan, diğerini atma.
14.Hasta ve yorgun değilsen tatil aylarında bile yavaş ve az da olsa çalış. Ta ki çalışma ihtiyacın körlenmesin ve tekrar çalışmaya koyulmak için zahmet çekmeyesin. Dinlenme bahanesiyle asla boş durma. Boş oturmanın içi, işlemeyen demir gibi, pas tutar.
15.Bir işi yapmaya koyulduğunda telaşlanıp sabırsızlanma. Sakin ve metin ol. Yol al, fakat acele etme. Sindirerek çalış ve öğren. İşinde ve dersinde herhangi bir fikir ve noktayı ihmal edip geçme. Küçük ihmalden bazen büyük zararlar doğduğunu unutma.
16.En yeni fikirler, eski fikirlerin elbise giymiş halleridir. Dilbilgisi bir gaye değil araçtır. Asıl amaç olan fikir zenginliğidir. Kişinin kıymeti dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir. Onu öz ve yazı açığa vurur.
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Allah'ın sözünün diğer sözlere üstünlüğü, Allah'ın, yarattıklarına olan üstünlüğü gibidir.” (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân 25)
@keskinrasit Kenarda bekletilip oynatılmayan bir çocuğun elinde renkli, farklı bir top görüldüğünde hemence oyuna dahil edilirdi. Kenarda izleyen biri çalım atan çocuğa aynı Maradona gibisin deyip gaza getirirdi.
@keskinrasit Çocukluğumuzla yetişkinliğimiz arasında sanki asırlar geçmiş gibi. Bir topun sesine sokağa çıkıp arkadaşlarına koşan; bir anne - baba sesine evlerine doluşan bir zamanların çocuklarıydık. Gol atanın kaleye geçtiği tek kale maç favorimizdi.
"Allah’ım! Peygamberin Hz. Muhammed (s.a.s.)’in senden istediği hayırlı şeyleri istiyoruz. Yine Peygamberin Hz. Muhammed (s.a.s.)’in sana sığındığı şeylerden biz de sana sığınıyoruz...” (Tirmizî, Deavât, 94)
Ulan çocuk psikiyatrisi profesörüyüm. Gece gündüz durmadan çalışıyorum; hasta çocuklarla görüşmeler, akademik makaleler, konferanslar, supervizyonlar, bir de ailelere ve meslektaşlara yönelik eğitimler veriyorum. Uyku mu? Günde ortalama 5-6 saat ancak. Yıllardır profesörüm, ama hayatımda bir kez busines uçmadım.
Ancak bunun gibi resmen orospuluk yapan tipler gizlide kuytuda bırakılmayıp, gençlerimizin adeta akıllarına girsin diye birileri tarafından parlatılarak, bu şatafatlı hayatı sürdükleri çocuklarla gençlerin gözlerine sokulması sağlanıp, gençlerimiz eğitim-öğretimin ulvi yolundan saptırılıp bu çirkin bataklığa sürüklenmeye çalışılıyor.
Bunun spontan gelişen bir şey olduğunu düşünüyorsanız çok safsınız demektir.
Aile kurumu çatırdıyor nüfus hızla düşüyorsa bunların etkşsi yok mu sanıyorsunuz?
Maalesef çocuklarımıza karşı bilinçli bir savaş yürütülerek kızlarımız doktor, öğretmen, hakim savcı olmaktan nefret ettirilip resmen oruspuluğa yönlendirilirken biz de mal mal izliyoruz.
Gençlerimiz adına çok üzgünüm