@erdallkose@ServetAtmaca250@ayhanbilgen Siyasetini beğenmeyenlerin kılıçdaroğlu'nu alevilikten aforoz ettikten sonra başkalarını inancı kullanmakla itham edip şekvacı olmak da şahaneymiş. Sizin alevikte dinle devlet işleri ayrılmıyor sanırım.
@erbakanfatih Senin pusulan hepten şaştı. Allah'a , dinine, peygamberine savaş açmışlarla kol kola girdin gireli sel suyunda sürüklenen çalı parçasına döndün. Şu olayda bile kime geçmiş olsun dileyeceğini şaşırmışsın. Allah şaşırtmasın , senin durumuna düşürmesin. Yazıklar olsun sana
Sabah akşam Hakkari, Şırnak, Bitlis, Diyarbakır konuşurlar ama hepsi Muğla’da, Bodrum’da, Ege’de, Akdeniz’de yaşar. Öve öve bitiremedikleri köylerinden getirdikleri akrabalarıyla buralara doluşurlar, işgal ederler ve köylerine bir daha adım atmazlar…
Bazı insanlar Alemlerin Rabbi'nin avangers karakteri ya da süperman gibi bir varlık zannediyor. Pelerinini savura sahura gelecek ve kötüleri kotülükleri durduracak.
Bir gün bir yakınımın akşam yemeği davetine icabet ettim ve yemek esnasında Filistinli çocukları, kadınları öldüren İsrail'in Allah neden belasını vermiyor diye serzenişte bulunuyordu. Belli ki Filistinliler için üzülüyor.
Ancak masum insanların ölümünden sanki Allah'ı sorumlu tutar gibi bir duyguya kapıldığını hissettim.
Hani ateistlerin madem Allah'ınız var neden Müslümanlara yardıma gelmiyor demesi gibi...
Bende kendisine kâinatta canlı cansız ne varsa Allah'ın koyduğu fizik kurallarına tâbi olduğunu hatırlattım.
Mesela bir taşın yerini değiştirmek istediğimizde oturup 7/24-365 gün Allah'ım bu taşı al şu benim istediğim yere koy diye dua ettiğimizde o taşın bir milim bile yerinden oynamayacağını nasıl biliyorsak, İsrail'in de belasını bulması için, "(Ey iman edenler) Size savaş açanlarla, Allah yolunda savaşın!..." Ayetinin (Bakara/190) gereğini yerine getirmediğimizden dolayı bir gün Allah'a hesap vereceğimizi niye bilmiyoruz dedim.
Hatta cihad etmeye gel şu sofradaki Coca-Cola'yı kaldırmakla başlayalım dediğimde cihadın, Coca-Cola ile ne alakası var diyecek kadar İslâmî şuurdan uzak bir hayat yaşıyor olmasına da ayrıca üzüldüm.
Biz Müslümanlar Allah'tan çok şeyler istiyoruz ama hiçbir zaman elimizi maalesef taşın altına sokmak istemiyoruz.
Yani demem o ki, İsrail'in yok olması için gayret eder ve gücümüz nispetinde yapılması gerekeni yaparsak; güç yetiremediğimiz kısmını da Allah'ın tamamlayacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin dediği gibi;
"Hak kulundan intikamın yine abdiyle alır / Bilmeyen ilm-i ledünni onu kul yaptı sanır."
Selam ve dua ile...
@onurakinresmi Solcu kimliğin sana süleymancıların tedrisatından geçmiş, fetö ile dirsek temaslı, anap kökenli, ak partiye yanlamaya çalışmış siktir edilmiş, şark kurnazı mafyatik karadenizli bir müteahhiti desteklemeyi mi vaaz ediyor. Sefaletin hangi safhasındasın Onur ?
@ilkerbasbugcom Kapı önlerine bıraktıkları boş içki şiselerine, tedbiren karılarına giydirdikleri mini eteklerden bacaklarına bakmaktan gözünüzün önündeki fetöcüleri görememişsiniz. Cumhurbaşkanının yanına verdiğiniz emir subayları fetöcü çıktı. Özgür'ün sizi aldatmadığına sizi ne ikna etti ?
@beehaber 53 yaşındayım doğma büyüme İstanbulluyum. Çocukluk yıllarımdan hatırlıyorum anadolu yakası E5'te pendik, kartal, maltepe de İstanbul'a kaç km kaldığını gösteren trafik levhaları olurdu. İstanbul eski yarımada ve beyoğluydu.
@istanbul_EGM Peki araca ne yaptınız ? Bağladınız mı, çalışma ruhsatını iptal ettirdiniz mi? Yapmadıysanız nafile. At sahibine göre kişner. O aracın sahibi bu herif gibi birisini coktan bulmuş direksiyona oturtmuştur bağlamadıysanız.
@TanyeriMustafa Ya da o direksiyonda kim oturuyorsa ona sadece kendisi çalışması kaydıyla ruhsat verilecek. Uygulamalar üzerinden puanları kontrol edilecek belli puanın altında kalanın ruhsatı iptal edilecek.
@TanyeriMustafa Bir plakadan , sahibi+ plakasını işletmesi için verdiği bir çoğu tefeci olan galerici + galeriden plakayı kiralayan+ 2 sabit şoför + yedek şoför olmak uzere 6 kişi para kazanmaya çalışırsa o düzenden hayır gelir mi ? Yapılacak şey belli , plaka kiminse direksiyonda o olacak.
@SeydiAhmet1@yutrua@TanyeriMustafa Ibb vermiyor şoförler odası veriyor. Oradan aldığınız çalışma belgesi ile belediyeye kaydınız oluşturuluyor. Faaliyet denetimleri ibb'nin, trafik şubenin sorumluluğunda
@yutrua@TanyeriMustafa Ehliyetin varsa şoförler odasına, tek seferliğe mahsus narkotik test, psikotenik belgesi, saglık raporu ile başvurup şoför kartı alabiliyorsunuz. Aldıktan sonra bir mas sahibi ile anlaşıp o araca rusüm kaydınız olusturuluyor ve çalışmaya başlıyorsunuz. O kadar.
@iteo34 Anlatın anlatın heyecanlı oluyor. Mal sahibine ne oldu ? Birşey olmadı. Hemen bir başkasını direksiyonun tepesine oturtup hasılatını haram helal ayırmaksızın kendisine getirmesini istemiştir.
@bekir_kaplan Bekir bey bir taksici olarak söylüyorum o araç uzun süreli bağlamadıktan ya da çalışma ruhsatı tamamen iptal edilmedikten sonra değişen bir sey olmayacak. Mal sahibi başka bir şoför bulmuş direksiyonun başına oturtmuş " bana hasılatı getir nasıl getirirsen getir " demiştir.
İngiltere, Galler ve İskoçya'nın bulunduğu Büyük Britanya adasının toplam yüzölçümü yaklaşık 209.331 km²'dir.
Türkiye'nin toplam yüzölçümü 783.562 km²'dir.
Türkiye'nin yüzölçümü Büyük Britanya adasını yüzölçümünden 3,74 kat büyüktür.
Britanya Adası'nda konutların %80'i müstakil veya bitişik nizam müstakildir.
Türkiye'de bu oran %24 ve bunların yaklaşık %80'i de derme çatma köy evi.
Koca ülkemiz boş.
Tamam eskiden yol yok iz yoktu.
Ama artık bu konuyu öne çekme zamanı geldi.
Bu pejmürde şehirlerimizi düzeltmek gerek. Uzun yıllar süreceği belli. Bir yerden başlamak lazım.
Belirli ölçülerdeki Müstakil evini yapmak isteyenlere büyük kolaylıklar sağlanmalı.
Neden?
Çünkü işin aslını hepimiz biliyoruz.
İlk itiraz hep şudur;
"Yatay yerleşim altyapıyı pahalılaştırır. İnsanları geniş alana yayarsan yolu, suyu, elektriği, kanalizasyonu daha uzun mesafelere döşemek gerekir; dikey yapı ise altyapıyı tek noktada toplar, ucuza getirir." İlk bakışta mühendislik gibi duran bu argüman, kazındığında altından mühendislik değil rant çıkıyor.
Önce teknik yanılgıyı görelim. Dikey yapının altyapıyı ucuzlattığı doğru değildir, sadece görünmez kılar. Bir parsele sekiz kat dikildiğinde o noktanın su, kanalizasyon, elektrik talebi tek bir eve göre kat kat artar; mevcut şebeke bu yığılmayı çoğu zaman taşıyamaz, basınç düşer, kanalizasyon yetmez, trafo kapasitesi aşılır. Görünürdeki "kısa boru" tasarrufu, sonradan yapılan pahalı takviyeler, tıkanma, sel baskını ve kesintilerle fazlasıyla geri alınır. Maliyet ortadan kalkmaz, ileriye ve topluma ötelenir. Üstüne, yatay yerleşim "dağınık" olmak zorunda değildir: İngiltere örneği, sıkı örülmüş sıra evlerde altyapının tek bir hattan onlarca haneye dağıldığını, bunun bir bloktan daha pahalı olmadığını gösteriyor. Demek ki altyapı maliyeti dikeyleşmenin sebebi değil, sonradan bulunmuş bir kılıftır.
Kılıfı kaldırınca gerçek sebep ortaya çıkıyor: biz dikey yaşamı altyapı ucuzlasın diye değil, arsa rantı öyle dayattığı için seçtik.
Bir arsanın değeri, üzerine kaç metrekare satılabilir alan kurulabileceğiyle ölçülür. İmar hakkı ne kadar yüksekse, yani parsele ne kadar çok kat çıkılabiliyorsa, getiri de o kadar büyür. Müteahhit için tek katlı bir ev ile sekiz katlı bir blok arasında uçurum vardır; aynı zemine sekiz kat dikmek, sekiz kat satış demektir. Arsa sahibinin hesabı da aynıdır, kat karşılığı verdiği arsadan alacağı daire sayısı doğrudan kat sayısına bağlıdır. Böyle bir denklemde yataya yayılmak kimsenin işine gelmez. Dikeyleşme, coğrafyanın dayattığı bir zorunluluk değil, imar rejiminin kârlı kıldığı bir tercihtir.
İşin asıl çarpıcı yanı, bu tercihin bedelini topluma ödetmesidir. Parselde yükselen kuleye su, kanalizasyon, elektrik, yol, okul, hastane bağlanırken oluşan yük; trafiği kilitler, altyapıyı taşınamaz hale getirir, yeşil alanı yok eder. Kazanç birkaç parsel sahibinde ve müteahhitte toplanırken, sıkışmanın faturası şehirde yaşayan herkese yayılır. Az önceki "altyapı pahalılaşır" itirazının ironisi de burada: dikeyleşmenin asıl pahalıya patlattığı altyapı maliyetini zaten toplum ödüyor, kârı ise birkaç kişi cebine indiriyor. Kâr özelleşir, maliyet kamulaşır. Mesele bu yüzden "müstakil ev mi, apartman mı" ikilemi değildir; düşük yoğunluklu ama planlı doku ile yüksek yoğunluklu plansız blok arasındaki tercihtir ve bu tercihi belirleyen mühendislik hesabı değil, parselden çıkarılacak ranttır.
Coğrafya bahanesi tam da burada işe yarıyor, çünkü ekonomik bir tercihi doğal bir kadere benzetmek sorumluluğu ortadan kaldırıyor. "Ülke dağlık, başka çaremiz yok" cümlesi, aslında "parselden azami rantı çıkarmak istiyoruz" cümlesinin kibar kılığıdır.
Yani aslında "ülke boş ve kullanmıyoruz".
Onun yerine hep birlikte rant peşinde koşmaya devam.
Hem de en kirlisinden.